Fussilet Suresi 38-44. Ayet — Kırık Meal (Arapça) Meali
Metni düzenleyebilir, kopyalayabilir veya paylaşabilirsiniz. Ayet ekleyip çıkarmak için alttaki düğmeleri kullanın.
38. |
فَإِنِ:
fakat eğer 
|
اسْتَكْبَرُوا:
büyüklük taslarlarsa 
|
فَالَّذِينَ:

|
عِنْدَ:
yanında bulunanlar 
|
رَبِّكَ:
Rabbinin 
|
يُسَبِّحُونَ:
tesbih ederler 
|
لَهُ:
O'nu 
|
بِاللَّيْلِ:
gece 
|
وَالنَّهَارِ:
ve gündüz 
|
وَهُمْ:
ve onlar 
|
لَا:
hiç 
|
يَسْأَمُونَ:
usanmazlar 
|
39. |
وَمِنْ:
biri de (şudur) 
|
ايَاتِهِ:
O'nun ayetlerinden 
|
أَنَّكَ:
sen 
|
تَرَى:
görürsün 
|
الْأَرْضَ:
toprağı 
|
خَاشِعَةً:
boynu bükük 
|
فَإِذَا:
zaman 
|
أَنْزَلْنَا:
döktüğümüz 
|
عَلَيْهَا:
onun üzerine 
|
الْمَاءَ:
suyu 
|
اهْتَزَّتْ:
titreşir 
|
وَرَبَتْ:
ve kabarır 
|
إِنَّ:
elbette 
|
الَّذِي:

|
أَحْيَاهَا:
onu dirilten 
|
لَمُحْيِي:
diriltir 
|
الْمَوْتَىٰ:
ölüleri de 
|
إِنَّهُ:
elbette O 
|
عَلَىٰ:
üzerine 
|
كُلِّ:
her 
|
شَيْءٍ:
şey 
|
قَدِيرٌ:
kadirdir 
|
40. |
إِنَّ:
şüphesiz 
|
الَّذِينَ:

|
يُلْحِدُونَ:
doğruluktan sapanlar 
|
فِي:
hususunda 
|
ايَاتِنَا:
ayetlerimiz 
|
لَا:

|
يَخْفَوْنَ:
gizli kalmazlar 
|
عَلَيْنَا:
bize 
|
أَفَمَنْ:
kimse mi? 
|
يُلْقَىٰ:
atılan 
|
فِي:
içine 
|
النَّارِ:
ateşin 
|
خَيْرٌ:
daha iyidir 
|
أَمْ:
yoksa 
|
مَنْ:
kimse (mi?) 
|
يَأْتِي:
gelen 
|
امِنًا:
güvenle 
|
يَوْمَ:
günü 
|
الْقِيَامَةِ:
kıyamet 
|
اعْمَلُوا:
yapın 
|
مَا:
ne 
|
شِئْتُمْ:
diliyorsanız 
|
إِنَّهُ:
elbette O 
|
بِمَا:
şeyleri 
|
تَعْمَلُونَ:
yaptıklarınızı 
|
بَصِيرٌ:
görmektedir 
|
41. |
إِنَّ:
şüphesiz 
|
الَّذِينَ:
onlar 
|
كَفَرُوا:
inkar ettiler 
|
بِالذِّكْرِ:
Zikr'i (Kur'an'ı) 
|
لَمَّا:

|
جَاءَهُمْ:
kendilerine gelen 
|
وَإِنَّهُ:
halbuki o 
|
لَكِتَابٌ:
bir Kitaptır 
|
عَزِيزٌ:
aziz 
|
42. |
لَا:

|
يَأْتِيهِ:
ona gelmez 
|
الْبَاطِلُ:
boşa çıkaracak bir söz 
|
مِنْ:
-nden 
|
بَيْنِ:

|
يَدَيْهِ:
önü- 
|
وَلَا:
ne de 
|
مِنْ:
-ndan 
|
خَلْفِهِ:
arkası- 
|
تَنْزِيلٌ:
indirilmiştir 
|
مِنْ:
-nden 
|
حَكِيمٍ:
hüküm ve hikmet sahibi- 
|
حَمِيدٍ:
çok övülenden 
|
43. |
مَا:
değildir 
|
يُقَالُ:
söylenen 
|
لَكَ:
sana 
|
إِلَّا:
başka bir şey 
|
مَا:
olandan 
|
قَدْ:

|
قِيلَ:
söylenmiş 
|
لِلرُّسُلِ:
elçilere 
|
مِنْ:

|
قَبْلِكَ:
senden önceki 
|
إِنَّ:
kuşkusuz 
|
رَبَّكَ:
Rabbin 
|
لَذُو:
sahibi 
|
مَغْفِرَةٍ:
bağışlama 
|
وَذُو:
ve sahibidir 
|
عِقَابٍ:
azab 
|
أَلِيمٍ:
acı 
|
44. |
وَلَوْ:
ve eğer 
|
جَعَلْنَاهُ:
biz onu yapsaydık 
|
قُرْانًا:
bir Kur'an 
|
أَعْجَمِيًّا:
yabancı (dilde) 
|
لَقَالُوا:
derlerdi ki 
|
لَوْلَا:
değil miydi? 
|
فُصِّلَتْ:
açıklanmalı 
|
ايَاتُهُ:
onun ayetleri 
|
أَأَعْجَمِيٌّ:
yabancı söz mü? 
|
وَعَرَبِيٌّ:
arab olana 
|
قُلْ:
de ki 
|
هُوَ:
o 
|
لِلَّذِينَ:
için 
|
امَنُوا:
inananlar 
|
هُدًى:
bir yol göstericidir 
|
وَشِفَاءٌ:
ve (gönüllere) şifadır 
|
وَالَّذِينَ:
gelince 
|
لَا:

|
يُؤْمِنُونَ:
inanmayanlara 
|
فِي:
vardır 
|
اذَانِهِمْ:
onların kulaklarında 
|
وَقْرٌ:
bir ağırlık 
|
وَهُوَ:
ve o 
|
عَلَيْهِمْ:
onlara 
|
عَمًى:
bir körlüktür 
|
أُولَٰئِكَ:
onlar 
|
يُنَادَوْنَ:
çağırılıyorlar 
|
مِنْ:
-den 
|
مَكَانٍ:
bir yer- 
|
بَعِيدٍ:
uzak 
|
( Kırık Meal (Arapça) Meali; Fussilet Suresi 38-44. Ayetler) — kuranmeali.eu/41/38
Not: Her mealin tüm ayetleri sistemde bulunmayabilir; ayet eklendiği halde görünmüyorsa bu nedenledir.