| uḳsimu: and içerim
| bin-nefsi: nefse
| l-levvāmeti: daima kendini kınayan
| (75:2)
| l-insānu: insan
| ellen:
| necmeǎ: bir araya toplamayacağımızı-
| ǐZāmehu: kendisinin kemiklerini
| (75:3)
| ḳādirīne: gücümüz yeter
| ǎlā:
| en:
| nusevviye: düzenlemeğe
| benānehu: onun parmak uçlarnı
| (75:4)
| yurīdu: ister
| l-insānu: insan
| liyefcura: yalanlamak
| emāmehu: ilerisini (kıyameti)
| (75:5)
| l-insānu: insan
| yevmeiƶin: o gün
| eyne: neresidir?
| l-meferru: kaçacak yer
| (75:10)
| l-insānu: insanın
| yevmeiƶin: o gün
| bimā: şeyler
| ḳaddeme: yapıp öne sürdüğü
| ve eḣḣara: ve geri bıraktığı
| (75:13)
| tuHarrik: depretme
| bihi: onu
| lisāneke: diline
| liteǎ'cele: okumak için
| bihi: onu
| (75:16)
| en:
| yuf'ǎle: yapılacağını
| bihā: kendisine
| fāḳiratun: belini kıran(bela)nın
| (75:25)
| iƶā: ne zaman ki
| beleğati: (can) dayanır
| t-terāḳiye: köprücük kemiklerine
| (75:26)
| l-insānu: insan
| en:
| yutrake: bırakılacağını
| suden: başı boş
| (75:36)
| yeku: kendisi
| nuTfeten: bir nutfe (sperm)
| min: -den
| meniyyin: meni-
| yumnā: dökülen
| (75:37)
| kāne: oldu
| ǎleḳaten: alaka (embriyo)
| feḣaleḳa: ve yarattı
| fe sevvā: ve düzenledi
| (75:38)
| minhu: ondan
| z-zevceyni: iki çifti
| ƶ-ƶekera: erkeği
| vel'unṧā: ve dişiyi
| (75:39)
| ƶālike: buna
| biḳādirin: gücü yetecek
| ǎlā:
| en:
| yuHyiye: diriltmeğe
| l-mevtā: ölüleri
| (75:40)