Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) Meali
(2-3) Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,(52:2)

Kaynatılmış denize, (andolsun ki)(52:6)

Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.(52:7)

Ona engel olacak (hiçbir şey de) yoktur.(52:8)

O gün gök, bir çalkanış çalkalanır(52:9)

Dağlar da bir yürüyüş yürür.(52:10)

Vay haline o gün yalanlayanların!(52:11)

Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.(52:12)

O gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar.(52:13)

(Onlara): «İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur» (denilecek).(52:14)

«Bu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?(52:15)

Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız» (denilecek).(52:16)

Şüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler.(52:17)

Rablerinin kendilerine verdiği ile zevk ü sefâ sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.(52:18)

(Onlara): «Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için» (denilir.)(52:19)

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.(52:20)

İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.(52:21)

Onlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik.(52:22)

Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.(52:23)

Kendilerine ait bir takım hizmetçiler de onların etrafında dönerler. Bu gençler sanki sedefleri içine gizlenmiş inci gibidirler.(52:24)

Birbirlerine yönelip soruyorlar.(52:25)

Ve diyorlar ki: «Gerçekte biz daha önce (dünya hayatında) âilemiz içinde (âkibetimizden) korkardık».(52:26)

«Allah bize lutfetti de bizi (vücûdun) içine işleyen (kavurucu) azabdan korudu.»(52:27)

«Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur.»(52:28)

(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.(52:29)

Yoksa onlar (senin için): «Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz.» mu diyorlar?(52:30)

De ki: «Bekleyin, çünkü ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.»(52:31)

Onların akılları mı bunu emreder yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?(52:32)

Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? Hayır onlar inanmıyorlar.(52:33)

Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz meydana getirsinler.(52:34)

Yoksa onlar, hiçbir şey olmadan (yani yaratıcısız) mı yaratıldılar? Yoksa kendileri yaratıcı mıdırlar?(52:35)

Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar.(52:36)

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yahut hâkim (her şeyin yöneticisi) kendileri midir?(52:37)

Yoksa kendilerine mahsus (üzerine çıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsin.(52:38)

Demek kızlar O'na, oğullar size öyle mi?(52:39)

Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?(52:40)

Yoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar?(52:41)

Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir.(52:42)

Yoksa onların Allah'tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.(52:43)

Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, «Üst üste yığılmış bulutlardır.» derler.(52:44)

Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.(52:45)

O gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde yardım da görmeyeceklerdir.(52:46)

Şüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler.(52:47)

Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.(52:48)

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O'nu tesbih et.(52:49)
