Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Ve taşkın, coşkun, dalgalanıp duran denize.(52:6)

Şüphe yok ki Rabbinin azâbı, yerine gelip olacak.(52:7)

Onu bir defedip gideren bulunmayacak.(52:8)

O gün gök, bir çalkantıya düşüp döner.(52:9)

Ve dağlar, yerlerinden oynayıp yürür.(52:10)

Artık yazıklar olsun o gün yalanlayanlara.(52:11)

Öyle kişilerdir onlar ki daldıkları batakta oynayıp dururlar.(52:12)

O gün itilip kakılarak cehenneme atılırlar.(52:13)

İşte budur yalanladığınız ateş.(52:14)

Bir büyü mü bu, yoksa görmüyor musunuz?(52:15)

Girin ona da artık sabredin, yahut etmeyin, birdir size; ancak yaptığınızın karşılığı olarak cezâlanacaksınız.(52:16)

Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir ve nîmetler içinde.(52:17)

Nîmetlenirler orada Rablerinin verdiği nîmetlerle ve Rableri korur onları koca cehennemin azâbından.(52:18)

Yiyin ve için, âfiyetler olsun, yaptığınız şeylere karşılık.(52:19)

Saf saf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.(52:20)

Ve inananlarla soylarından, inanarak onlara uyanları, soylarından gelenlerle birleştirir, buluştururuz ve yaptıklarının mükâfatından hiçbir şeyi eksiltmeyiz; herkes, kazancına bağlıdır.(52:21)

Ve onlara meyve ve gönüllerinin tam istediği et vereceğiz.(52:22)

Ve birbirlerine öyle bir kadeh sunarlar ki içtikleri şarabın sonucunda ne boş şeylerden bahsediş var, ne günaha giriş.(52:23)

Ve öylesine genç hizmetçiler, etraflarında döner durur ki sanki onlar, hazinelerde saklanmış inciler.(52:24)

Ve birbirlerine dönüp sorarlar, konuşurlar.(52:25)

Derler ki: Gerçekten de daha önce ehlimizin içinde, ilimizde, yurdumuzda, korku içindeydik biz.(52:26)

Derken Allah lûtfetti bize ve korudu bizi tâ iliklere işleyen sam yelinin azâbından.(52:27)

Gerçekten de önceden onu çağırırdık; şüphe yok ki o, şanı yüce bir lütuf sâhibidir, rahîmdir.(52:28)

Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nîmeti sâyesinde sen, ne kâhinsin, ne deli.(52:29)

Yoksa onlar, bir şâir ki ölmesini, zâmanın kötülüklerine uğramasını gözetiyoruz mu diyorlar?(52:30)

De ki: Gözetin bakalım, gerçekten ben de sizinle berâber gözetmedeyim.(52:31)

Yoksa bu sözleri akılları mı emrediyor onlara, yoksa azgın bir topluluk mu onlar?(52:32)

Yoksa onu kendisi uyduruyor mu diyorlar? Hayır, inanmamışlardır onlar.(52:33)

Artık buna benzer bir söz getirin meydana sözünüz doğruysa.(52:34)

Yoksa boşu boşuna mı yaratıldı onlar, yoksa onlar mı yaratıcılar?(52:35)

Yoksa gökleri ve yeryüzünü mü yarattı onlar? Hayır, iyiden iyiye inanmamışlardır onlar.(52:36)

Yoksa onların yanında mı Rabbinin hazineleri, yoksa onlar sorumsuz bir saltanata mı sâhip?(52:37)

Yoksa merdivenleri var da gökten mi duyuyorlar? Öyleyse duyanları, apaçık bir delil göstersin.(52:38)

Yoksa kızlar onların da erkek evlâtları sizin mi?(52:39)

Yoksa onlardan ücret istiyorsun da bu yüzden ağır bir borca mı giriyorlar?(52:40)

Yoksa gizli şey, yanlarında da yazıyorlar mı?(52:41)

Yoksa bir düzen mi kurmak istiyorlar? Asıl düzene uğrayıp cezâlanacaklar, kâfir olanlar.(52:42)

Yoksa Allah'tan başka bir mâbutları mı var? Şanı yücedir, münezzehtir Allah, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.(52:43)

Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, birbiri üstüne yığılmış bulut derler.(52:44)

Artık bırak onları helâk olacakları güne dek.(52:45)

Bir gündür o gün ki düzenleri, onlardan hiçbir şeyi gideremez ve onlara yardım da edilmez.(52:46)

Ve şüphe yok ki zulmedenlere, bundan başka azap da var ve fakat çoğu bilmez.(52:47)

Ve sabret Rabbinin hükmüne, gerçekten de gözümüzün altındasın sen ve Rabbine hamd ederek tenzîh et onu, kalkınca.(52:48)

Ve geceleyin de onu tenzîh et ve yıldızların batacağı sırada da.(52:49)
