(15-16) insanoğluna gelince, Rabbi onu denediğinde: İkramda bulunup nimetlere garkettiğinde, o, «Rabbim bana ikramda bulundu» der. Ama onu yine denemek için rızkını daralttığı zaman, «Rabbim bana haksızlık etti» der.(89:15)
Hayır, hayır; siz yetîme ikramda bulunmuyorsunuz.(89:17)
Yoksulu yedirmek hususunda birbirinizi tahrik ve teşvik etmiyorsunuz.(89:18)
Mîrası ise (hakk hukuk sınırı gözetmeksizin) habire yiyorsunuz, yağma edercesine..(89:19)
Malı da öyie seviyorsunuz ki hep biriktirircesine.(89:20)
Hayır, hayır; (bu tutumunuz çok kötü!) Yer sarsılıp parça parça bölündüğü (sonra da dümdüz duruma geldiği) zaman,(89:21)
Rabbin (emri) gelip melekler saf saf dizildiği zaman,(89:22)
O gün Cehennem getirilip (ortaya konulur), insan düşünüp anlamaya çalışır, ama o düşünüp anlamakdan ona ne (yarar var)?(89:23)
keşke (bu) hayatım için önden (iyi yararlı amelleri) gönderseydim» der.(89:24)
Artık o gün O'nun (Allah'ın) azabı gibi hiç kimse azâb edemez.(89:25)
Ve hiç kimse O'nun (inkarcı sapıklara) vurduğu bağ gibi bağ vuramaz.(89:26)
(27-28) Ey emîn ve tatmin olmuş nefs (ruh)! Sen O'ndan, O da senden razı olduğun halde dön Rabbına.(89:27)
(27-28) Ey emîn ve tatmin olmuş nefs (ruh)! Sen O'ndan, O da senden razı olduğun halde dön Rabbına.(89:28)