Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Bu antta büyük bir şey yok mu aklı başında olana?(89:5)

Görmedin mi Rabbin neler yaptı Âd'a?(89:6)

Öylesine bir şehirdi ki yaratılmamıştı eşi şehirler arasında.(89:8)

Ve vâdileri oyan, kayaları kesen Semûd'a.(89:9)

Ve direk gibi sağlam kumandanları olan Firavun'a?(89:10)

Öylesine ki azdılar şehirlerde.(89:11)

Derken bozgunculuğu çoğalttılar oralarda.(89:12)

Derken Rabbin de onlara bir azap kamçısıdır, yağdırdı.(89:13)

Şüphe yok ki Rabbin kullarının yollarında, pusudadır, onları görüp gözetir.(89:14)

İnsan, öyle bir mahlûktur ki Rabbi, onu sınadı da büyüttü ve nîmetler verdi mi, Rabbim der, lâyıktım da büyüttün beni.(89:15)

Ve fakat sınadı da rızkını daralttı mı, Rabbim der, alçalttı beni.(89:16)

İş öyle değil, hayır; siz, ne yetîmi ağırlıyorsunuz.(89:17)

Ve ne birbirinizi, yoksulu doyurmaya teşvik ediyorsunuz.(89:18)

Ve mîrâsı, habbesine dek yiyorsunuz.(89:19)

Ve malı, alabildiğine seviyorsunuz.(89:20)

İş öyle değil, hayır, yer bir kere paramparça olup dümdüz bir hâle geldi mi.(89:21)

Ve Rabbinin emri gelip çattı da melekler, saf saf oldu mu.(89:22)

Ve o gün cehennem, ortaya çıktı mı, insan, öğüt alır, anlar ama öğütün, anlayışın artık ne faydası var ona?(89:23)

Keşke der, önceden, daha sağken iyilik etseydim.(89:24)

Derken o gün öylesine bir azaplandırır onu ki kimsecikler, o çeşit azâb edemez.(89:25)

Ve öylesine bağlar onu ki kimsecikler, o çeşit bağlayamaz.(89:26)

Ey iyiden iyiye inanmış, şüpheden kurtulmuş can.(89:27)

Dön Rabbine, ondan râzı olarak ve rızâsını kazanmış bulunarak.(89:28)

Artık katıl kullarımın arasına.(89:29)
