Kırık Meal (Arapça) : |فَالْيَوْمَ: o gün | لَا: | يَمْلِكُ: gücü yetmez | بَعْضُكُمْ: birinizin | لِبَعْضٍ: diğerine | نَفْعًا: bir fayda vermeye | وَلَا: ve (yetmez) | ضَرًّا: zarar vermeğe | وَنَقُولُ: biz deriz | لِلَّذِينَ: kimselere | ظَلَمُوا: zulmeden(lere) | ذُوقُوا: tadın | عَذَابَ: azabını | النَّارِ: ateş | الَّتِي: | كُنْتُمْ: olduğunuz | بِهَا: onu | تُكَذِّبُونَ: yalanlamakta |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فاليوم FELYWMo gün | لا LE | يملك YMLKgücü yetmez | بعضكم BAŽKMbirinizin | لبعض LBAŽdiğerine | نفعا NFAEbir fayda vermeye | ولا WLEve (yetmez) | ضرا ŽREzarar vermeğe | ونقول WNGWLbiz deriz | للذين LLZ̃YNkimselere | ظلموا ƵLMWEzulmeden(lere) | ذوقوا Z̃WGWEtadın | عذاب AZ̃EBazabını | النار ELNERateş | التي ELTY | كنتم KNTMolduğunuz | بها BHEonu | تكذبون TKZ̃BWNyalanlamakta |
Kırık Meal (Okunuş) : |felyevme: o gün | lā: | yemliku: gücü yetmez | beǎ'Dukum: birinizin | libeǎ'Din: diğerine | nef'ǎn: bir fayda vermeye | ve lā: ve (yetmez) | Derran: zarar vermeğe | ve neḳūlu: biz deriz | lilleƶīne: kimselere | Zelemū: zulmeden(lere) | ƶūḳū: tadın | ǎƶābe: azabını | n-nāri: ateş | lletī: | kuntum: olduğunuz | bihā: onu | tukeƶƶibūne: yalanlamakta |
Kırık Meal (Transcript) : |FELYVM: o gün | LE: | YMLK: gücü yetmez | BAŽKM: birinizin | LBAŽ: diğerine | NFAE: bir fayda vermeye | VLE: ve (yetmez) | ŽRE: zarar vermeğe | VNGVL: biz deriz | LLZ̃YN: kimselere | ƵLMVE: zulmeden(lere) | Z̃VGVE: tadın | AZ̃EB: azabını | ELNER: ateş | ELTY: | KNTM: olduğunuz | BHE: onu | TKZ̃BVN: yalanlamakta |
Abdulbaki Gölpınarlı : İşte bugün birbirinize ne bir faydanız dokunabilir, ne bir zararınız ve zulmedenlere, tadın yalanladığınız ateşin azâbını deriz.
Adem Uğur : Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.
Ahmed Hulusi : İşte o süreçte, kimse kimseye ne bir fayda ve ne de bir zarar verebilir. . . (Nefsine) zulmedenlere: "Kendisini yalanladığınız o yanışın azabını tadın!" deriz.
Ahmet Tekin : İşte bu gün birbirinize ne fayda sağlamaya, ne zarar vermeye gücünüz yeter. Biz, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ve İslâm aleyhinde propaganda yapan zâlimlere, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahiplerine, hakka riayet etmeyenlere:
'Yalanlamakta olduğunuz ateşte yanma cezasını tadın' diyeceğiz.
Ahmet Varol : Bugün birbirinize fayda veya zarar vermeye gücünüz yetmez. Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.
Ali Bulaç : Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: "Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın."
Ali Fikri Yavuz : İşte o gün (kıyamette) birbirinize ne bir fayda vermeğe, ne de bir zarar etmeğe gücünüz yetmez. O kâfirlere (nefislerine zulmedenlere) diyeceğiz ki:” - (Dünyada) inkâr edip durduğunuz ateşin azabını tadın bakalım.”
Bekir Sadak : Zalimlere: «Yalanladiginiz atesin azibini tadin, bugun birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz» deriz.
Celal Yıldırım : Bugün kiminizin kiminize ne yarar, ne de zarar vermeye gücü yeter; zulmedenlere de deriz ki: Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın !
Diyanet İşleri : İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.
Diyanet İşleri (eski) : Zalimlere: 'Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize ne fayda ve ne de zarar verebilirsiniz' deriz.
Diyanet Vakfi : Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.
Edip Yüksel : O gün biribirinize yarar ve zarar veremezsiniz. Zalimlere, 'Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın,' deriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İşte o gün birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: «Tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!» deriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İşte o gün kiminiz kiminize ne bir yarar, ne de bir zarar verme gücüne sahip olamaz ve o zulmedenlere: «Tadın bakalım, o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!» deriz.
Elmalılı Hamdi Yazır : İşte o gün ba'zınız ba'zınıza ne bir menfeate, ne de bir zarara mâlik olamaz ve o zulmedenlere deriz: tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azâbını
Fizilal-il Kuran : O zaman zalimlere deriz ki; «Bu gün biribirinize ne faydalı olabilirsiniz ve ne de zarar verebilirsiniz. Vaktiyle inkâr ettiğiniz cehennem ateşinin azabını şimdi tadınız bakalım.»
Gültekin Onan : Artık bugün bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: "Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın."
Hakkı Yılmaz : Artık bu gün bazınız bazınıza yarar ve zarara malik olmaz. Ve Biz, ortak koşma inancına batmış o kişilere: “Tadın bakalım o kendisini yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını!” deriz.
Hasan Basri Çantay : İşte bu gün birbirinize ne bir fâide, ne de bir zarar yapmıya gücünüz yetmez. O zaalimlere biz: «Tekzîb edegeldiğiniz ateşin azabını tadın» diyeceğiz.
Hayrat Neşriyat : İşte o gün, bazınız bazınıza ne bir fayda ne de bir zarara mâlik olur! Ve (biz de) o zulmedenlere: 'Tadın, kendisini yalanlamakta olduğunuz ateşin azâbını!' deriz.
İbni Kesir : İşte bugün; bir kısmınız, bir kısmınız için ne bir fayda, ne de bir zarar verebilir. Zulmetmiş olanlara da deriz ki: Yalanladığınız ateşin azabını tadın.
İskender Evrenosoğlu : Artık o gün bir kısmınız diğerlerine fayda ve zarar vermeye malik olamaz (gücü yetmez). Zulmedenlere: "Tekzip etmiş (yalanlamış) olduğunuz ateşin azabını tadın." diyeceğiz.
Muhammed Esed : Ve (o Gün Allah şöyle seslenecektir): "Siz (yaratılmışlar)dan hiç biri bugün bir başkasına fayda veya zarar verecek güce sahip değildir!" Ve (o Gün) haksızlık yapanlara: "Yalanladığınız ateşin azabını (şimdi) tadın bakalım!" diyeceğiz.
Ömer Nasuhi Bilmen : Artık bugün bazınız bazınıza ne bir fâideye ve ne de bir zarara mâlik olamaz ve zulmetmiş olanlara deriz ki: «O ateşin azabını tadınız ki, siz onu inkâr eder olmuştunuz.»
Ömer Öngüt : Bugün birinizin diğerine bir fayda veya zarar vermeye gücü yetmez. Biz zâlimlere: "Yalanlayıp geldiğiniz ateş azabını tadın!" deriz.
Şaban Piriş : O gün, birbirinize fayda da zarar da veremezsiniz. Zalimlere şöyle deriz: -Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!
Suat Yıldırım : İşte bugün kiminiz kiminize ne fayda, ne de zarar vermeye güç yetiremezsiniz. O kâfirlere de diyeceğiz ki: "Yalan saydığınız o ateş azabını tadın da yalan mıymış gerçek miymiş söyleyin bakalım!"
Süleyman Ateş : O gün birinizin, diğerine ne bir fayda, ne de zarar vermeğe gücü yeter. Biz zulmedenlere: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azâbını tadın!" deriz.
Tefhim-ul Kuran : Artık bugün, bir kısmınızın bir kısmınıza yarar ve zarar sağlamaya gücü yetmez. Biz de o zulmetmekte olanlara deriz ki: «Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın.»
Ümit Şimşek : O gün birbirinize ne bir yararınız dokunur, ne bir zararınız. Zulmedenlere ise 'Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın' buyururuz.
Yaşar Nuri Öztürk : Artık o gün, birinizin diğerine yarar sağlamaya da zarar vermeye de gücü yetmez. Zulme sapanlara şöyle deriz: "O kendisini yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadın!"