34:23Sebe’  Suresi 23. Ayet

Kuran Sırası: 34 İniş Sırası: 58
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354

34:23Sebe’  Suresi 23. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَلَا (VLE) = ve lā : ve
2. تَنْفَعُ (TNFA) = tenfeǔ : fayda vermez
3. الشَّفَاعَةُ (ELŞFEAT) = ş-şefāǎtu : şefa'ati
4. عِنْدَهُ (AND̃H) = ǐndehu : O'nun huzurunda
5. إِلَّا (ÎLE) = illā : başkasının
6. لِمَنْ (LMN) = limen : kimselerden
7. أَذِنَ (ÊZ̃N) = eƶine : izin verdiği
8. لَهُ (LH) = lehu : O'nun
9. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : nihayet
10. إِذَا (ÎZ̃E) = iƶā : ne zaman ki
11. فُزِّعَ (FZA) = fuzziǎ : korku giderildi
12. عَنْ (AN) = ǎn : -nden
13. قُلُوبِهِمْ (GLVBHM) = ḳulūbihim : onların yürekleri-
14. قَالُوا (GELVE) = ḳālū : derler ki
15. مَاذَا (MEZ̃E) = māƶā : ne?
16. قَالَ (GEL) = ḳāle : buyurdu
17. رَبُّكُمْ (RBKM) = rabbukum : Rabbiniz
18. قَالُوا (GELVE) = ḳālū : derler
19. الْحَقَّ (ELḪG) = l-Haḳḳa : hakkı
20. وَهُوَ (VHV) = ve huve : ve O
21. الْعَلِيُّ (ELALY) = l-ǎliyyu : yücedir
22. الْكَبِيرُ (ELKBYR) = l-kebīru : büyüktür
ve | fayda vermez | şefa'ati | O'nun huzurunda | başkasının | kimselerden | izin verdiği | O'nun | nihayet | ne zaman ki | korku giderildi | -nden | onların yürekleri- | derler ki | ne? | buyurdu | Rabbiniz | derler | hakkı | ve O | yücedir | büyüktür |

[] [NFA] [ŞFA] [AND̃] [] [] [EZ̃N] [] [] [] [FZA] [] [GLB] [GVL] [] [GVL] [RBB] [GVL] [ḪGG] [] [ALV] [KBR]
VLE TNFA ELŞFEAT AND̃H ÎLE LMN ÊZ̃N LH ḪT ÎZ̃E FZA AN GLVBHM GELVE MEZ̃E GEL RBKM GELVE ELḪG VHV ELALY ELKBYR

ve lā tenfeǔ ş-şefāǎtu ǐndehu illā limen eƶine lehu Hattā iƶā fuzziǎ ǎn ḳulūbihim ḳālū māƶā ḳāle rabbukum ḳālū l-Haḳḳa ve huve l-ǎliyyu l-kebīru
ولا تنفع الشفاعة عنده إلا لمن أذن له حتى إذا فزع عن قلوبهم قالوا ماذا قال ربكم قالوا الحق وهو العلي الكبير

34:23Sebe’  Suresi 23. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ولا | VLE ve lā ve And not
تنفع ن ف ع | NFA TNFA tenfeǔ fayda vermez benefits
الشفاعة ش ف ع | ŞFA ELŞFEAT ş-şefāǎtu şefa'ati the intercession
عنده ع ن د | AND̃ AND̃H ǐndehu O'nun huzurunda with Him
إلا | ÎLE illā başkasının except
لمن | LMN limen kimselerden for (one) whom
أذن ا ذ ن | EZ̃N ÊZ̃N eƶine izin verdiği He permits
له | LH lehu O'nun for him.
حتى | ḪT Hattā nihayet Until
إذا | ÎZ̃E iƶā ne zaman ki when
فزع ف ز ع | FZA FZA fuzziǎ korku giderildi fear is removed
عن | AN ǎn -nden on
قلوبهم ق ل ب | GLB GLVBHM ḳulūbihim onların yürekleri- their hearts,
قالوا ق و ل | GVL GELVE ḳālū derler ki they will say,
ماذا | MEZ̃E māƶā ne? """What is that -"
قال ق و ل | GVL GEL ḳāle buyurdu "your Lord has said?"""
ربكم ر ب ب | RBB RBKM rabbukum Rabbiniz "your Lord has said?"""
قالوا ق و ل | GVL GELVE ḳālū derler They will say,
الحق ح ق ق | ḪGG ELḪG l-Haḳḳa hakkı """The truth."""
وهو | VHV ve huve ve O And He
العلي ع ل و | ALV ELALY l-ǎliyyu yücedir (is) the Most High,
الكبير ك ب ر | KBR ELKBYR l-kebīru büyüktür the Most Great.
34:23 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve | fayda vermez | şefa'ati | O'nun huzurunda | başkasının | kimselerden | izin verdiği | O'nun | nihayet | ne zaman ki | korku giderildi | -nden | onların yürekleri- | derler ki | ne? | buyurdu | Rabbiniz | derler | hakkı | ve O | yücedir | büyüktür |

[] [NFA] [ŞFA] [AND̃] [] [] [EZ̃N] [] [] [] [FZA] [] [GLB] [GVL] [] [GVL] [RBB] [GVL] [ḪGG] [] [ALV] [KBR]
VLE TNFA ELŞFEAT AND̃H ÎLE LMN ÊZ̃N LH ḪT ÎZ̃E FZA AN GLVBHM GELVE MEZ̃E GEL RBKM GELVE ELḪG VHV ELALY ELKBYR

ve lā tenfeǔ ş-şefāǎtu ǐndehu illā limen eƶine lehu Hattā iƶā fuzziǎ ǎn ḳulūbihim ḳālū māƶā ḳāle rabbukum ḳālū l-Haḳḳa ve huve l-ǎliyyu l-kebīru
ولا تنفع الشفاعة عنده إلا لمن أذن له حتى إذا فزع عن قلوبهم قالوا ماذا قال ربكم قالوا الحق وهو العلي الكبير

[] [ن ف ع] [ش ف ع] [ع ن د] [] [] [ا ذ ن] [] [] [] [ف ز ع] [] [ق ل ب] [ق و ل] [] [ق و ل] [ر ب ب] [ق و ل] [ح ق ق] [] [ع ل و] [ك ب ر]

34:23Sebe’  Suresi 23. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ولا | VLE ve lā ve And not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
تنفع ن ف ع | NFA TNFA tenfeǔ fayda vermez benefits
Te,Nun,Fe,Ayn,
400,50,80,70,
V – 3rd person feminine singular imperfect verb
فعل مضارع
الشفاعة ش ف ع | ŞFA ELŞFEAT ş-şefāǎtu şefa'ati the intercession
Elif,Lam,Şın,Fe,Elif,Ayn,Te merbuta,
1,30,300,80,1,70,400,
N – nominative feminine noun
اسم مرفوع
عنده ع ن د | AND̃ AND̃H ǐndehu O'nun huzurunda with Him
Ayn,Nun,Dal,He,
70,50,4,5,
LOC – accusative location adverb
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
ظرف مكان منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إلا | ÎLE illā başkasının except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
لمن | LMN limen kimselerden for (one) whom
Lam,Mim,Nun,
30,40,50,
P – prefixed preposition lām
REL – relative pronoun
جار ومجرور
أذن ا ذ ن | EZ̃N ÊZ̃N eƶine izin verdiği He permits
,Zel,Nun,
,700,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
له | LH lehu O'nun for him.
Lam,He,
30,5,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
حتى | ḪT Hattā nihayet Until
Ha,Te,,
8,400,,
INC – inceptive particle
حرف ابتداء
إذا | ÎZ̃E iƶā ne zaman ki when
,Zel,Elif,
,700,1,
T – time adverb
ظرف زمان
فزع ف ز ع | FZA FZA fuzziǎ korku giderildi fear is removed
Fe,Ze,Ayn,
80,7,70,
V – 3rd person masculine singular (form II) passive perfect verb
فعل ماض مبني للمجهول
عن | AN ǎn -nden on
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
قلوبهم ق ل ب | GLB GLVBHM ḳulūbihim onların yürekleri- their hearts,
Gaf,Lam,Vav,Be,He,Mim,
100,30,6,2,5,40,
"N – genitive feminine plural noun → Heart
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun"
اسم مجرور و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
قالوا ق و ل | GVL GELVE ḳālū derler ki they will say,
Gaf,Elif,Lam,Vav,Elif,
100,1,30,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
ماذا | MEZ̃E māƶā ne? """What is that -"
Mim,Elif,Zel,Elif,
40,1,700,1,
INTG – interrogative noun
اسم استفهام
قال ق و ل | GVL GEL ḳāle buyurdu "your Lord has said?"""
Gaf,Elif,Lam,
100,1,30,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
ربكم ر ب ب | RBB RBKM rabbukum Rabbiniz "your Lord has said?"""
Re,Be,Kef,Mim,
200,2,20,40,
N – nominative masculine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
قالوا ق و ل | GVL GELVE ḳālū derler They will say,
Gaf,Elif,Lam,Vav,Elif,
100,1,30,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
الحق ح ق ق | ḪGG ELḪG l-Haḳḳa hakkı """The truth."""
Elif,Lam,Ha,Gaf,
1,30,8,100,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
وهو | VHV ve huve ve O And He
Vav,He,Vav,
6,5,6,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
الواو عاطفة
ضمير منفصل
العلي ع ل و | ALV ELALY l-ǎliyyu yücedir (is) the Most High,
Elif,Lam,Ayn,Lam,Ye,
1,30,70,30,10,
N – nominative masculine singular noun
اسم مرفوع
الكبير ك ب ر | KBR ELKBYR l-kebīru büyüktür the Most Great.
Elif,Lam,Kef,Be,Ye,Re,
1,30,20,2,10,200,
ADJ – nominative masculine singular adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
ولا
ve lā
|
ve
Kombi Müfredat
تنفع
tenfeǔ
NFA|ن ف ع
fayda vermez
Kombi Müfredat
الشفاعة
ş-şefāǎtu
ŞFA|ش ف ع
şefa'ati
Kombi Müfredat
عنده
ǐndehu
AND̃|ع ن د
O'nun huzurunda
5
إلا
illā
|
başkasının
6
لمن
limen
|
kimselerden
Kombi Müfredat
أذن
eƶine
EZ̃N|ا ذ ن
izin verdiği
8
له
lehu
|
O'nun
9
حتى
Hattā
|
nihayet
10
إذا
iƶā
|
ne zaman ki
11 Kombi Müfredat
فزع
fuzziǎ
FZA|ف ز ع
korku giderildi
12
عن
ǎn
|
-nden
13 Kombi Müfredat
قلوبهم
ḳulūbihim
GLB|ق ل ب
onların yürekleri-
14 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
derler ki
15
ماذا
māƶā
|
ne?
16 Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
buyurdu
17 Kombi Müfredat
ربكم
rabbukum
RBB|ر ب ب
Rabbiniz
18 Kombi Müfredat
قالوا
ḳālū
GVL|ق و ل
derler
19 Kombi Müfredat
الحق
l-Haḳḳa
ḪGG|ح ق ق
hakkı
20
وهو
ve huve
|
ve O
21 Kombi Müfredat
العلي
l-ǎliyyu
ALV|ع ل و
yücedir
22 Kombi Müfredat
الكبير
l-kebīru
KBR|ك ب ر
büyüktür
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَلَا: ve | تَنْفَعُ: fayda vermez | الشَّفَاعَةُ: şefa'ati | عِنْدَهُ: O'nun huzurunda | إِلَّا: başkasının | لِمَنْ: kimselerden | أَذِنَ: izin verdiği | لَهُ: O'nun | حَتَّىٰ: nihayet | إِذَا: ne zaman ki | فُزِّعَ: korku giderildi | عَنْ: -nden | قُلُوبِهِمْ: onların yürekleri- | قَالُوا: derler ki | مَاذَا: ne? | قَالَ: buyurdu | رَبُّكُمْ: Rabbiniz | قَالُوا: derler | الْحَقَّ: hakkı | وَهُوَ: ve O | الْعَلِيُّ: yücedir | الْكَبِيرُ: büyüktür | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولا WLE ve | تنفع TNFA fayda vermez | الشفاعة ELŞFEAT şefa'ati | عنده AND̃H O'nun huzurunda | إلا ÎLE başkasının | لمن LMN kimselerden | أذن ÊZ̃N izin verdiği | له LH O'nun | حتى ḪT nihayet | إذا ÎZ̃E ne zaman ki | فزع FZA korku giderildi | عن AN -nden | قلوبهم GLWBHM onların yürekleri- | قالوا GELWE derler ki | ماذا MEZ̃E ne? | قال GEL buyurdu | ربكم RBKM Rabbiniz | قالوا GELWE derler | الحق ELḪG hakkı | وهو WHW ve O | العلي ELALY yücedir | الكبير ELKBYR büyüktür | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve lā: ve | tenfeǔ: fayda vermez | ş-şefāǎtu: şefa'ati | ǐndehu: O'nun huzurunda | illā: başkasının | limen: kimselerden | eƶine: izin verdiği | lehu: O'nun | Hattā: nihayet | iƶā: ne zaman ki | fuzziǎ: korku giderildi | ǎn: -nden | ḳulūbihim: onların yürekleri- | ḳālū: derler ki | māƶā: ne? | ḳāle: buyurdu | rabbukum: Rabbiniz | ḳālū: derler | l-Haḳḳa: hakkı | ve huve: ve O | l-ǎliyyu: yücedir | l-kebīru: büyüktür | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VLE: ve | TNFA: fayda vermez | ELŞFEAT: şefa'ati | AND̃H: O'nun huzurunda | ÎLE: başkasının | LMN: kimselerden | ÊZ̃N: izin verdiği | LH: O'nun | ḪT: nihayet | ÎZ̃E: ne zaman ki | FZA: korku giderildi | AN: -nden | GLVBHM: onların yürekleri- | GELVE: derler ki | MEZ̃E: ne? | GEL: buyurdu | RBKM: Rabbiniz | GELVE: derler | ELḪG: hakkı | VHV: ve O | ELALY: yücedir | ELKBYR: büyüktür | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Katında, izin vermediğinin şefâati kabûl edilmez; sonunda, yüreklerindeki korku giderilince Rabbiniz ne dedi derler, onlar da derler ki: Gerçek söz dedi ve odur pek yüce ve pek büyük. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür. Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Kendisine izin verilen müstesna, O'nun indînde şefaat fayda vermez! Nihayet bilinçlerini saran dehşet yatıştığında: "Rabbinizin hükmü nedir?" derler. . . "Hak" derler. . . "HÛ"; Alîy'dir, Kebiyr'dir. Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasına şefaat fayda sağlamayacak, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek. Nihayet şefaat edenlerin ve edilenlerin yüreklerinden korku giderilince: 'Rabbiniz ne buyurdu?' diye sorarlar. Onlar da: 'Hakkı, doğruları söyledi' derler. Yüce ve büyük olan O’dur. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : O'nun katında kendisine izin verdiğinin dışında kimsenin şefaati yarar vermez. Sonunda kalplerinden korku giderilince: 'Rabbiniz ne söyledi?' derler. 'Hakkı' derler. O yücedir, büyüktür. Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : O'nun katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) "Rabbiniz ne buyurdu?" derler, "Hak olanı" derler. O, çok yücedir, çok büyüktür. Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Allah katında, (ahirette Allah’ın) kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet (şefaat edenle şefaat olunanların) kalblerinden (şefaata izin verilmekle) korku giderildiği zaman: “- Rabbiniz (şefaat hakkında) ne buyurdu?” derler. Şefaat edecekler de: “- Allah hakkı söyledi, (razı olduğu kimseler için şefaata izin verdi)” derler. O her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Allah'in katinda, kendisine izin verilenden baska kimse sefaat edemez. Sonunda, gonullerindeki korku giderilince birbirlerine «Rabbiniz ne soyledi?» diye sorarlar; «Hak soyledi» derler. O, yucedir, buyuktur. Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Allah'ın huzurunda O'nun İzin verdiğinin dışında (kimselerin) şefaâtı fayda vermez. Sonunda kalblerindeki korku ve dehşet giderilince «Rabbimiz ne buyurdu ?» derler. «Hakkı buyurdu. O, yücedir, uludur.» Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Allah'ın katında, kendisine izin verilenden başka kimse şefaat edemez. Sonunda, gönüllerindeki korku giderilince birbirlerine 'Rabbiniz ne söyledi?' diye sorarlar; 'Hak söyledi' derler. O, yücedir, büyüktür. Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür. Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : O'nun katında şefaat yarar sağlamaz; ancak izin verdiği hariç. Nihayet, yüreklerindeki korkuları giderilince, 'Rabbiniz ne dedi?' derler. 'Gerçeği söyledi' derler. O En Yücedir, En Büyüktür.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah'ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman «Rabbiniz ne buyurdu?» derler. (Şefaat sahipleri de): «Hakkı söyledi» derler. O, her şeyden yüksek ve büyüktür. Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O'nun huzurunda, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda da vermez. Nihayet kalplerinden dehşet giderildiğinde: «Rabbiniz ne buyurdu?» diye sorarlar, (şefaatçılar): «Hakkı» derler. O, öyle yüksek, öyle büyüktür. Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Huzurunda şefaat faide de vermez, ancak izin verdiği kimseninki müstesna, nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman «rabbınız ne buyurdu?» derler. «Hakkı» derler, o öyle yüksek, öyle büyükDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Allah katında O'nun izin verdiği kimseler dışında hiç kimse şefaat, aracılık edemez. Bu konuda izin bekleyenlerin yüreklerini ürperten korku yatıştırılınca biribirlerine «Rabb'iniz ne dedi?» diye sorarlar. Cevap verenler «O gerçeği söyledi, O yüce ve büyüktür» derler. Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : O'nun katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) "Rabbiniz ne buyurdu?" derler, "Hak olanı" derler. O, çok yücedir, çok büyüktür. Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : O'nun nezdinde yardım, destek, iltimas, sadece O'nun izin verdiği kimseye yararı olur. Sonunda kalplerinden dehşet giderildiği zaman: “Rabbiniz ne dedi?” derler. Onlar: “Hakkı” derler. Ve O, çok yücedir, çok büyüktür. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Onun nezdinde, (âhiretde) kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fâide etmez. Nihayet (ona izin çıkıb da) kalblerinden korku giderildiği zaman (birbirine): «Rabbiniz ne buyurdu»? derler, (şefaat edecekler de:) «Hakkı (söyledi)» derler. O, çok yüce, çok büyükdür. Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ve (o gün) O’nun (Allah’ın) huzûrunda kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefâati fayda vermez. Nihâyet (şefâat edenlerin ve edilenlerin) kalblerinden dehşet giderildiği zaman (birbirlerine): 'Rabbiniz ne buyurdu?' derler. (Şefaat edecek olanlar da:) 'Hakkı(buyurdu)!' derler. Ve O, Aliyy (pek yüce olan)dır, Kebîr (çok büyük olan)dır. Kopyala Paylaş
İbni Kesir : O'nun katında, kendisine izin verdiğinden başkası şefaat edemez. Nihayet kalblerindeki korku giderilince: Rabbınız ne dedi? dediler. Hakkı, dediler. Ve O, Aliyy'dir, Kebir'dir. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve O'nun huzurunda, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez. Onların kalplerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" dediler. (Onlar da) "Hakkı buyurdu." dediler. Ve O; Âli'dir (çok yüce), Kebir'dir (çok büyük). Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Allah katında, kendisinin izin verdikleri dışında hiç kimsenin şefaati fayda vermez; kalplerinden (Son Saat'in) korkusu atılınca onlar, (o yeniden dirilenler, birbirlerine dönüp) soracaklar: "Rabbiniz (sizin için) neye karar verdi?" Ötekiler, "Doğru ve hak edilmiş olana; O, yücedir ve büyüktür!" diye cevap verecekler.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Onun huzurunda şefaat fâide vermez, kendisine izin vermiş olduğu kimse müstesna. Nihâyet kalplerinden korku giderilince derler ki: «Rabbiniz ne buyurdu?». «Hakkı buyurdu,» derler. Ve O, çok yüce, çok büyüktür. Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : O'nun katında, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. Nihayet kalplerindeki korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da "Hak olanı buyurdu!" derler. O yücedir, büyüktür. Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince: -Rabbiniz ne dedi? dediler. -Gerçeği, diye cevap verdiler. Yüce ve büyük O’dur. Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Allah’ın huzurunda, O’nun izin verdiğinden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet o kıyamet saati dehşetinden duydukları korku gelince: O dirilenler birbirlerine "Rabbimiz neye hükmetti?" diye sorarlar. Ötekiler: "Hak ve adalet neyi gerektiriyorsa o hükmü verdi." derler. "O, yüceler Yücesi, büyükler Büyüğüdür." Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : O'nun huzûrunda, O'nun izin verdiği kimselerden başkasının şefâ'ati fayda vermez. Nihâyet onların yüreklerinden korku giderilince (birbirlerine): "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. "Hakkı (buyurdu)" derler. O, yücedir, büyüktür.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : O'nun katında, kendisine izin verdiği kimsenin dışında şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) «Rabbiniz ne buyurdu?» derler, «Hak olanı» derler. O, çok yüce olandır, çok büyük olandır. Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Onun katında, Onun izin verdiklerinden başkası şefaat edemez. Nihayet kalplerindeki korku giderilince, şefaat bekleyenler, 'Rabbiniz ne söyledi?' diye sorarlar. Şefaat edecekler ise 'Hakkı söyledi,' derler. 'Çünkü O pek yüce, pek büyüktür.' Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : O'nun katında, bizzat kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaatı/kendisinin izin verdiği kimseden başkası için şefaat yarar sağlamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: "Rabbimiz ne dedi?" derler. "Hakkı söyledi, O'dur Aliyy, O'dur Kebîr."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.