4Nisâ Suresi
Kuran Sırası: 4
İniş Sırası: 92
Kırık Meal (Transcript) Meali
| ÊYHE: SİZ!
| ELNES: insanlar
| ETGVE: korkun
| RBKM: Rabbinizden
| ELZ̃Y: o ki
| ḢLGKM: sizi yarattı
| MN: -ten
| NFS: bir nefis-
| VEḪD̃T: bir tek
| VḢLG: ve yarattı
| MNHE: ondan
| ZVCHE: eşini
| VBS̃: ve üretti
| MNHME: ikisinden
| RCELE: erkekler
| KS̃YRE: birçok
| VNSEÙ: ve kadınlar
| VETGVE: ve sakının
| ELLH: Allah'tan
| ELZ̃Y: o ki
| TSEÙLVN: birbirinizden dilekte bulunduğunuz
| BH: adına
| VELÊRḪEM: ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| KEN:
| ALYKM: sizin üzerinizde
| RGYBE: gözetleyicidir
| (4:1)
| ELYTEM: öksüzlere
| ÊMVELHM: mallarını
| VLE:
| TTBD̃LVE: değiştirmeyin
| ELḢBYS̃: pis olanı
| BELŦYB: temiz olanla
| VLE:
| TÊKLVE: yemeyin
| ÊMVELHM: onların mallarını
| ÎL: katarak
| ÊMVELKM: sizin mallarınıza
| ÎNH: çünkü bu
| KEN:
| ḪVBE: bir günahtır
| KBYRE: büyük
| (4:2)
| ḢFTM: korkarsanız
| ÊLE:
| TGSŦVE: adaleti sağlayamıyacağınızdan
| FY: hakkında
| ELYTEM: öksüz(kızlar)
| FENKḪVE: alın
| ME: olan
| ŦEB: helal
| LKM: size
| MN: -dan
| ELNSEÙ: kadınlar-
| MS̃N: ikişer
| VS̃LES̃: ve üçer
| VRBEA: ve dörder
| FÎN: yine
| ḢFTM: korkarsanız
| ÊLE:
| TAD̃LVE: adalet yapamayacağınızdan
| FVEḪD̃T: bir tane (alın)
| ÊV: yahut
| ME: şeyle (yetinin)
| MLKT: sahip olduğu
| ÊYMENKM: ellerinizin
| Z̃LK: budur
| ÊD̃N: en uygun olan
| ÊLE:
| TAVLVE: haksızlık etmemeniz için
| (4:3)
| ELNSEÙ: kadınlara
| ṦD̃GETHN: mehirlerini
| NḪLT: bir hak olarak
| FÎN: eğer
| ŦBN: bağışlarlarsa
| LKM: size
| AN:
| ŞYÙ: bir kısmını
| MNH: ondan
| NFSE: kendi istekleriyle
| FKLVH: onu yeyin
| HNYÙE: afiyetle
| MRYÙE: iç huzuruyla
| (4:4)
| TÙTVE: vermeyin
| ELSFHEÙ: aklı ermezlere
| ÊMVELKM: mallarınızı
| ELTY: ki
| CAL: yapmıştır
| ELLH: Allah
| LKM: sizin için
| GYEME: bir geçim kaynağı
| VERZGVHM: ve onları besleyin
| FYHE: onunla
| VEKSVHM: ve giydirin
| VGVLVE: ve söyleyin
| LHM: onlara
| GVLE: söz
| MARVFE: güzel
| (4:5)
| ELYTEM: öksüzleri
| ḪT: kadar
| ÎZ̃E:
| BLĞVE: varıncaya
| ELNKEḪ: nikah (çağına)
| FÎN: eğer
| ËNSTM: görürseniz
| MNHM: onlarda
| RŞD̃E: bir olgunluk
| FED̃FAVE: hemen verin
| ÎLYHM: kendilerine
| ÊMVELHM: mallarını
| VLE:
| TÊKLVHE: yemeğe kalkmayın
| ÎSREFE: israf ile
| VBD̃ERE: ve tez elden
| ÊN:
| YKBRVE: büyüyüp (geri alacaklar) diye
| VMN: ve kimse
| KEN: olan
| ĞNYE: zengin
| FLYSTAFF: çekinsin
| VMN: ve kimse de
| KEN: olan
| FGYRE: yoksul
| FLYÊKL: yesin
| BELMARVF: uygun şekilde
| FÎZ̃E: zaman da
| D̃FATM: geri verdiğiniz
| ÎLYHM: onlara
| ÊMVELHM: mallarını
| FÊŞHD̃VE: şahid bulundurun
| ALYHM: yanlarında
| VKF: yeter
| BELLH: Allah
| ḪSYBE: hesapçı olarak
| (4:6)
| NṦYB: bir pay
| MME: şeylerden
| TRK: geriye bıraktıkları
| ELVELD̃EN: ana babanın
| VELÊGRBVN: ve akrabanın
| VLLNSEÙ: ve kadınlara vardır
| NṦYB: bir pay
| MME: şeylerden
| TRK: geriye bıraktıkları
| ELVELD̃EN: ana babanın
| VELÊGRBVN: ve akrabanın
| MME: olandan
| GL: az
| MNH: ondan
| ÊV: veya
| KS̃R: çoğundan
| NṦYBE: bir hisse
| MFRVŽE: ayrılmıştır
| (4:7)
| ḪŽR: hazır bulunursa
| ELGSMT: (miras) taksim(in)de
| ÊVLV:
| ELGRB: akrabalar
| VELYTEM: ve öksüzler
| VELMSEKYN: ve yoksullar
| FERZGVHM: onları rızıklandırın
| MNH: ondan
| VGVLVE: ve söyleyin
| LHM: onlara
| GVLE: söz
| MARVFE: güzel
| (4:8)
| ELZ̃YN:
| LV: şayet
| TRKVE: bırakırlarsa
| MN:
| ḢLFHM: arkalarında
| Z̃RYT: çocuklar
| ŽAEFE: güçsüz
| ḢEFVE: çekinsinler
| ALYHM: onların durumundan
| FLYTGVE: korksunlar
| ELLH: Allah'tan
| VLYGVLVE: ve söylesinler
| GVLE: söz
| SD̃YD̃E: doğru
| (4:9)
| ELZ̃YN: kimseler
| YÊKLVN: yiyen(ler)
| ÊMVEL: mallarını
| ELYTEM: öksüzlerin
| ƵLME: zulüm ile
| ÎNME: doğrusu
| YÊKLVN: yemektedirler
| FY:
| BŦVNHM: karınlarına
| NERE: ateş
| VSYṦLVN: ve gireceklerdir
| SAYRE: çılgın bir ateşe
| (4:10)
| ELLH: Allah
| FY: hakkında
| ÊVLED̃KM: çocuklarınız(ın alacağı miras)
| LLZ̃KR: erkeğe
| MS̃L: kadar
| ḪƵ: payı
| ELÊNS̃YYN: iki kadının
| FÎN: eğer
| KN: iseler
| NSEÙ: kadın
| FVG: fazla
| ES̃NTYN: ikiden
| FLHN: onlarındır
| S̃LS̃E: üçte ikisi
| ME: ne
| TRK: bıraktıysa
| VÎN: ve eğer (çocuk)
| KENT: ise
| VEḪD̃T: yalnız bir kadın
| FLHE: onundur
| ELNṦF: (mirasın) yarısı
| VLÊBVYH: ana babasından
| LKL: her
| VEḪD̃: birinin
| MNHME: vardır
| ELSD̃S: altıda bir hissesi
| MME:
| TRK: bıraktığı mirasta
| ÎN: eğer
| KEN: varsa
| LH: onun (ölenin)
| VLD̃: çocuğu
| FÎN: eğer
| LM:
| YKN: yok da
| LH: onun
| VLD̃: çocuğu
| VVRS̃H: ve ona varis oluyorsa
| ÊBVEH: ana babası
| FLÊMH: anasına düşer
| ELS̃LS̃: üçte bir
| FÎN: eğer
| KEN: varsa
| LH: onun
| ÎḢVT: kardeşleri
| FLÊMH: anasının payı
| ELSD̃S: altıda birdir
| MN:
| BAD̃: (bu hükümler) sonradır
| VṦYT: vasiyyetten
| YVṦY: yapacağı
| BHE:
| ÊV: ya da
| D̃YN: borcundan
| ËBEÙKM: babalarınız
| VÊBNEÙKM: ve oğullarınızdan
| LE:
| TD̃RVN: bilmezsiniz
| ÊYHM: hangisinin
| ÊGRB: daha yakın olduğunu
| LKM: size
| NFAE: fayda bakımından
| FRYŽT: bunlar koyulmuş haklardır
| MN: tarafından
| ELLH: Allah
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| KEN:
| ALYME: bilendir
| ḪKYME: hikmet sahibidir
| (4:11)
| NṦF: yarısı
| ME:
| TRK: bıraktıkları mirasın
| ÊZVECKM: eşlerinizin
| ÎN: eğer
| LM:
| YKN: yoksa
| LHN: onların
| VLD̃: çocukları
| FÎN: eğer
| KEN:
| LHN: onların varsa
| VLD̃: çocukları
| FLKM: sizindir
| ELRBA: dörtte biri
| MME:
| TRKN: bıraktıklarının
| MN:
| BAD̃: sonra
| VṦYT: vasiyyetten
| YVṦYN: yapacakları
| BHE: ondan
| ÊV: veya
| D̃YN: borçtan
| VLHN: onlarındır
| ELRBA: dörtte biri
| MME:
| TRKTM: bıraktığınızın
| ÎN: eğer
| LM:
| YKN: yoksa
| LKM: sizin de
| VLD̃: çocuğunuz
| FÎN: eğer
| KEN: varsa
| LKM: sizin
| VLD̃: çocuğunuz
| FLHN: onlarındır
| ELS̃MN: sekizde biri
| MME:
| TRKTM: bıraktığınızın
| MN:
| BAD̃: sonra
| VṦYT: vasiyyet
| TVṦVN: yapacağınız
| BHE: ondan
| ÊV: veya
| D̃YN: borçtan
| VÎN: eğer
| KEN: ise
| RCL: erkeğin
| YVRS̃: miras bırakan
| KLELT: evladı ve ana babası olmayıp
| ÊV: veya
| EMRÊT: kadının
| VLH: ve onlar
| ÊḢ: bir erkek
| ÊV: veya
| ÊḢT: bir kızkardeşi
| FLKL: her
| VEḪD̃: birine
| MNHME: onlardan
| ELSD̃S: altıda bir düşer
| FÎN: eğer
| KENVE: iseler
| ÊKS̃R: fazla
| MN: -ndan
| Z̃LK: bu-
| FHM: onlar
| ŞRKEÙ: ortaktırlar
| FY:
| ELS̃LS̃: üçte bire
| MN:
| BAD̃: sonradır
| VṦYT: vasiyyetten
| YVṦ: yapılan
| BHE: ondan
| ÊV: veya
| D̃YN: borçtan
| ĞYR: olmayan
| MŽER: zarar verici
| VṦYT: vasiyyettir
| MN: -tan
| ELLH: Allah-
| VELLH: Allah
| ALYM: bilendir
| ḪLYM: halimdir
| (4:12)
| ḪD̃VD̃: sınırlarıdır
| ELLH: Allah'ın
| VMN: kim
| YŦA: ita'at ederse
| ELLH: Allah'a
| VRSVLH: ve Elçisine
| YD̃ḢLH: (Allah onu) sokar
| CNET: cennetlere
| TCRY: akan
| MN:
| TḪTHE: altlarından
| ELÊNHER: ırmaklar
| ḢELD̃YN: sürekli kalacakları
| FYHE: içinde
| VZ̃LK: işte budur
| ELFVZ: başarı
| ELAƵYM: büyük
| (4:13)
| YAṦ: karşı gelir
| ELLH: Allah'a
| VRSVLH: ve Elçisi'ne
| VYTAD̃: ve aşarsa
| ḪD̃VD̃H: O'nun sınırlarını
| YD̃ḢLH: (Allah onu) sokar
| NERE: ateşe
| ḢELD̃E: sürekli kalacağı
| FYHE: içinde
| VLH: ve onlar
| AZ̃EB: bir azab
| MHYN: alçaltıcı
| (4:14)
| YÊTYN: yapanlar
| ELFEḪŞT: fuhuş
| MN: -dan
| NSEÙKM: kadınlarınız-
| FESTŞHD̃VE: şahid getirin
| ALYHN: onlara karşı
| ÊRBAT: dört
| MNKM: içinizden
| FÎN: eğer
| ŞHD̃VE: onlar şahidlik ederlerse
| FÊMSKVHN: tutun (dışarı çıkarmayın)
| FY:
| ELBYVT: evlerde
| ḪT: kadar
| YTVFEHN: o kadınları alıncaya
| ELMVT: ölüm
| ÊV: ya da
| YCAL: gösterinceye
| ELLH: Allah
| LHN: onların yararına
| SBYLE: bir yol
| (4:15)
| YÊTYENHE: fuhuş yaparsa
| MNKM: içinizden
| F ËZ̃VHME: onlara eziyet edin
| FÎN: eğer
| TEBE: tevbe eder
| VÊṦLḪE: ve uslanırlarsa
| FÊARŽVE: artık vazgeçin
| ANHME: onlardan
| ÎN: çünkü
| ELLH: Allah
| KEN:
| TVEBE: tevbeleri çok kabul edendir
| RḪYME: çok esirgeyendir
| (4:16)
| ELTVBT: tevbesi makbuldür
| AL: göre
| ELLH: Allah'a
| LLZ̃YN: şu kimselerin
| YAMLVN: yaparlar
| ELSVÙ: bir kötülük
| BCHELT: cahillikle
| S̃M: sonra
| YTVBVN: dönerler (tevbe ederler)
| MN: -ndan
| GRYB: hemen ardı-
| FÊVLÙK: işte
| YTVB: tevbesini kabul eder
| ELLH: Allah
| ALYHM: onların
| VKEN:
| ELLH: Allah
| ALYME: bilendir
| ḪKYME: hüküm ve hikmet sahibidir
| (4:17)
| ELTVBT: tevbesi
| LLZ̃YN: kimselerin
| YAMLVN: yapan(ların)
| ELSYÙET: kötülükler
| ḪT: nihayet
| ÎZ̃E: zaman
| ḪŽR: gelip çattığı
| ÊḪD̃HM: kendilerine
| ELMVT: ölüm
| GEL: der
| ÎNY: muhakkak ben
| TBT: tevbe ettim
| EL ËN: şimdi
| VLE: ve (değildir)
| ELZ̃YN: kimselerin
| YMVTVN: ölenlere
| VHM: olarak
| KFER: kafir
| ÊVLÙK: işte
| ÊATD̃NE: hazırlamışızdır
| LHM: onlar için
| AZ̃EBE: bir azab
| ÊLYME: acı
| (4:18)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| LE:
| YḪL: helal değildir
| LKM: size
| ÊN:
| TRS̃VE: miras yoluyla almanız
| ELNSEÙ: kadınları
| KRHE: zorla
| VLE:
| TAŽLVHN: onları sıkıştırmayın
| LTZ̃HBVE: alıp götürmek için
| BBAŽ: bir kısmını
| ME: şeylerin
| ËTYTMVHN: onlara verdiğiniz
| ÎLE: dışında
| ÊN:
| YÊTYN: yapmaları
| BFEḪŞT: edepsizlik
| MBYNT: açık bir
| VAEŞRVHN: ve onlarla geçinin
| BELMARVF: iyi
| FÎN: eğer
| KRHTMVHN: onlardan hoşlanmazsanız
| FAS: bilinki
| ÊN:
| TKRHVE: sizin hoşlanmadığınız
| ŞYÙE: bir şeye
| VYCAL: koymuş olabilir
| ELLH: Allah
| FYH: ona
| ḢYRE: hayır
| KS̃YRE: çok
| (4:19)
| ÊRD̃TM: almak isterseniz
| ESTBD̃EL: başka
| ZVC: bir eş
| MKEN: yerine
| ZVC: bir eşin
| V ËTYTM: vermiş olsanız (dahi)
| ÎḪD̃EHN: onlardan birine
| GNŦERE: kantarlarca (mal)
| FLE:
| TÊḢZ̃VE: geri almayın
| MNH: ondan (verdiğinizden)
| ŞYÙE: hiçbir şeyi
| ÊTÊḢZ̃VNH: verdiğinizi alacak mısınız?
| BHTENE: iftira ederek
| VÎS̃ME: ve günaha girerek
| MBYNE: açıkça
| (4:20)
| TÊḢZ̃VNH: onu alırsınız
| VGD̃: andolsun
| ÊFŽ: geçmiş(içli dışlı olmuş)ken
| BAŽKM: bazınız
| ÎL:
| BAŽ: bazınıza
| VÊḢZ̃N: ve onlar almışlardı
| MNKM: sizden
| MYS̃EGE: te'minat
| ĞLYƵE: sağlam
| (4:21)
| TNKḪVE: artık evlenmeyin
| ME:
| NKḪ: evlendiği
| ËBEÙKM: babalarınızın
| MN:
| ELNSEÙ: kadınlarla
| ÎLE: hariç
| ME: olanlar
| GD̃:
| SLF: geçmişte
| ÎNH: çünkü bu
| KEN:
| FEḪŞT: edepsizliktir
| VMGTE: ve (Allah'ın) hışm(ı)dır
| VSEÙ: ve iğrenç
| SBYLE: bir yoldur
| (4:22)
| ALYKM: size
| ÊMHETKM: analarınız
| VBNETKM: ve kızlarınız
| VÊḢVETKM: ve kızkardeşleriniz
| VAMETKM: ve halalarınız
| VḢELETKM: ve teyzeleriniz
| VBNET: ve kızları
| ELÊḢ: kardeş
| VBNET: e kızları
| ELÊḢT: kızkardeş
| VÊMHETKM: ve analarınız
| ELLETY:
| ÊRŽANKM: sizi emziren
| VÊḢVETKM: ve bacılarınız
| MN:
| ELRŽEAT: süt
| VÊMHET: ve anaları
| NSEÙKM: karılarınızın
| VRBEÙBKM: üvey kızlarınız
| ELLETY: olan
| FY:
| ḪCVRKM: birleştiğiniz
| MN:
| NSEÙKM: karılarınızdan
| ELLETY:
| D̃ḢLTM: evlerinizde bulunan
| BHN:
| FÎN: eğer
| LM:
| TKVNVE: olmamışsa
| D̃ḢLTM: birleşmeniz
| BHN: onlarla
| FLE: yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: üzerinize
| VḪLEÙL: ve karıları
| ÊBNEÙKM: oğullarınızın
| ELZ̃YN:
| MN: -den
| ÊṦLEBKM: kendi sulbünüz-
| VÊN:
| TCMAVE: ve almanız
| BYN: bir arada
| ELÊḢTYN: iki kızkardeşi
| ÎLE: ancak hariç
| ME: olanlar
| GD̃:
| SLF: geçmişte
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| KEN:
| ĞFVRE: çok bağışlayan
| RḪYME: çok esirgeyendir
| (4:23)
| MN: -dan
| ELNSEÙ: kadınlar-
| ÎLE: dışında
| ME:
| MLKT: geçen(cariye)ler
| ÊYMENKM: ellerinize
| KTEB: yazdığı(yasaklar)dır
| ELLH: Allah'ın
| ALYKM: size
| VÊḪL: ve helal kılındı
| LKM: size
| ME:
| VREÙ: ötesi
| Z̃LKM: bunlardan
| ÊN:
| TBTĞVE: istemeniz
| BÊMVELKM: mallarınızla
| MḪṦNYN: iffetli yaşamak
| ĞYR:
| MSEFḪYN: zina etmemek
| FME:
| ESTMTATM: yararlanmanıza karşılık
| BH:
| MNHN: onlardan
| F ËTVHN: onlara verin
| ÊCVRHN: kesilen ücretlerini
| FRYŽT: bir hak olarak
| VLE: yoktur
| CNEḪ: bir günah
| ALYKM: üzerinize
| FYME: hakkında
| TREŽYTM: karşılıklı anlaşmanız
| BH:
| MN:
| BAD̃: sonra
| ELFRYŽT: hakkın kesiminden
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| KEN:
| ALYME: bilendir
| ḪKYME: hüküm ve hikmet sahibidir
| (4:24)
| LM:
| YSTŦA: gücü yetmeyen
| MNKM: içinizden
| ŦVLE: mali güce
| ÊN:
| YNKḪ: evlenmek için
| ELMḪṦNET: hür kadınlarla
| ELMÙMNET: inanmış
| FMN:
| ME:
| MLKT: sahip olduğunuz
| ÊYMENKM: ellerinizde
| MN: -dan (alsın)
| FTYETKM: genç kızlarınız-
| ELMÙMNET: inanmış
| VELLH: Allah
| ÊALM: daha iyi bilir
| BÎYMENKM: sizin imanınızı
| BAŽKM: hepiniz
| MN: -densiniz
| BAŽ: birbiriniz-
| FENKḪVHN: öyle ise onlarla evlenin
| BÎZ̃N: izniyle
| ÊHLHN: ailelerinin
| V ËTVHN: ve verin
| ÊCVRHN: ücretlerini (mehirlerini)
| BELMARVF: güzelce
| MḪṦNET: iffetli yaşamaları
| ĞYR:
| MSEFḪET: zina etmemeleri
| VLE:
| MTḢZ̃ET: ve (gizli) edinmemeleri
| ÊḢD̃EN: dost
| FÎZ̃E: iken
| ÊḪṦN: evli
| FÎN: eğer
| ÊTYN: yaparlarsa
| BFEḪŞT: fuhuş
| FALYHN: onlara
| NṦF: yarısı (uygulanır)
| ME:
| AL: üzerine
| ELMḪṦNET: hür kadınlar
| MN:
| ELAZ̃EB: yapılan işkencenin
| Z̃LK: bu (cariye ile evlenme)
| LMN: içindir
| ḢŞY: korkanlar
| ELANT: sıkıntıya düşmekten
| MNKM: içinizden
| VÊN: fakat
| TṦBRVE: sabretmeniz
| ḢYR: daha iyidir
| LKM: sizin için
| VELLH: Allah
| ĞFVR: bağışlayandır
| RḪYM: esirgeyendir
| (4:25)
| ELLH: Allah
| LYBYN: açıklamak
| LKM: size
| VYHD̃YKM: ve sizi iletmek
| SNN: yasalarına
| ELZ̃YN: kimselerin
| MN:
| GBLKM: sizden önceki(lerin)
| VYTVB: ve bağışlamak
| ALYKM: günahlarınızı
| VELLH: Allah
| ALYM: bilendir
| ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir
| (4:26)
| YRYD̃: istiyor
| ÊN:
| YTVB: tevbenizi kabul etmek
| ALYKM: sizin
| VYRYD̃: ve istiyorlar
| ELZ̃YN: kimseler
| YTBAVN: uyan(lar)
| ELŞHVET: şehvetlerine
| ÊN:
| TMYLVE: sizin düşmenizi
| MYLE: bir sapıklığa
| AƵYME: büyük
| (4:27)
| ELLH: Allah
| ÊN:
| YḢFF: hafifletmek
| ANKM: sizden
| VḢLG: ve yaratılmıştır
| ELÎNSEN: insan
| ŽAYFE: zayıf
| (4:28)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| LE:
| TÊKLVE: yemeyin
| ÊMVELKM: mallarınızı
| BYNKM: aranızda
| BELBEŦL: batılla (haksız yere)
| ÎLE: haricinde
| ÊN:
| TKVN: olan
| TCERT: ticaret
| AN:
| TREŽ: rızanızla yaptığınız
| MNKM: kendi
| VLE:
| TGTLVE: öldürmeyin
| ÊNFSKM: canlarınızı
| ÎN: doğrusu
| ELLH: Allah
| KEN:
| BKM: size karşı
| RḪYME: çok merhametlidir
| (4:29)
| YFAL: yaparsa (bilsin ki)
| Z̃LK: bunu
| AD̃VENE: düşmanlık ile
| VƵLME: ve zulüm ile
| FSVF: yakında
| NṦLYH: onu sokacağız
| NERE: cehenneme
| VKEN:
| Z̃LK: ve bu
| AL: karşı
| ELLH: Allah'a
| YSYRE: kolaydır
| (4:30)
| TCTNBVE: kaçınırsanız
| KBEÙR: büyük günahlardan
| ME: ne ki
| TNHVN: size yasaklanan
| ANH: ondan
| NKFR: örteriz
| ANKM: sizin
| SYÙETKM: küçük günahlarınızı
| VND̃ḢLKM: ve sizi sokarız
| MD̃ḢLE: bir yere
| KRYME: güzel
| (4:31)
| TTMNVE: göz dikmeyin
| ME: şeylere
| FŽL: üstün kıldığı
| ELLH: Allah'ın
| BH: onunla
| BAŽKM: bir kısmınızı
| AL: karşı
| BAŽ: diğerine
| LLRCEL: erkeklere vardır
| NṦYB: bir pay
| MME: şeylerden
| EKTSBVE: kazandıkları
| VLLNSEÙ: ve kadınlara vardır
| NṦYB: bir pay
| MME: şeylerden
| EKTSBN: kazandıkları
| VESÊLVE: isteyin
| ELLH: Alla'ın
| MN: -ndan
| FŽLH: lutfu-
| ÎN: kuşkusuz
| ELLH: Allah
| KEN:
| BKL: her
| ŞYÙ: şeyi
| ALYME: bilendir
| (4:32)
| CALNE: kıldık
| MVELY: varisler
| MME: -ndan
| TRK: bıraktıkları-
| ELVELD̃EN: ana babanın
| VELÊGRBVN: ve akrabanın
| VELZ̃YN: ve kimselere
| AGD̃T: bağladığı
| ÊYMENKM: yeminlerinizin
| F ËTVHM: verin
| NṦYBHM: hisselerini
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| KEN:
| AL: üzerine
| KL: her
| ŞYÙ: şeyi
| ŞHYD̃E: şahittir
| (4:33)
| GVEMVN: yöneticidirler
| AL: üzerinde
| ELNSEÙ: kadınlar
| BME: zira
| FŽL: üstün kılmıştır
| ELLH: Allah
| BAŽHM: bir kısmını
| AL: üzerine
| BAŽ: diğerinin
| VBME: ve çünkü
| ÊNFGVE: infak ederler
| MN: -ndan
| ÊMVELHM: malları-
| FELṦELḪET: iyi kadınlar
| GENTET: ita'atkar olup
| ḪEFƵET: korurlar
| LLĞYB: gizliyi
| BME: karşılık
| ḪFƵ: kendilerini korumasına
| ELLH: Allah'ın
| VELLETY: kadınlara
| TḢEFVN: korktuğunuz
| NŞVZHN: hırçınlık etmelerinden
| FAƵVHN: öğüt verin
| VEHCRVHN: onlara sokulmayın
| FY:
| ELMŽECA: yataklarda
| VEŽRBVHN: ve onları dövün
| FÎN: eğer
| ÊŦANKM: size ita'at ederlerse
| FLE:
| TBĞVE: artık aramayın
| ALYHN: onların aleyhine
| SBYLE: başka bir yol
| ÎN: çünkü
| ELLH: Allah
| KEN:
| ALYE: yücedir
| KBYRE: büyüktür
| (4:34)
| ḢFTM: endişe duyarsanız
| ŞGEG: açılmasından
| BYNHME: aralarının
| FEBAS̃VE: gönderin
| ḪKME: bir hakem
| MN: -nden
| ÊHLH: erkeğin ailesi-
| VḪKME: ve bir hakem
| MN: -nden
| ÊHLHE: kadının ailesi-
| ÎN: eğer
| YRYD̃E: isterlerse
| ÎṦLEḪE: uzlaştırmak
| YVFG: bulur
| ELLH: Allah
| BYNHME: onların arasını
| ÎN: çünkü
| ELLH: Allah
| KEN:
| ALYME: (herşeyi) bilendir
| ḢBYRE: haber alandır
| (4:35)
| ELLH: Allah'a
| VLE:
| TŞRKVE: ortak koşmayın
| BH: O'na
| ŞYÙE: hiçbir şeyi
| VBELVELD̃YN: ve ana babaya
| ÎḪSENE: iyilik edin
| VBZ̃Y: ve
| ELGRB: akrabaya
| VELYTEM: ve öksüzlere
| VELMSEKYN: ve yoksullara
| VELCER: ve komşuya
| Z̃Y:
| ELGRB: yakın
| VELCER: ve komşuya
| ELCNB: uzak
| VELṦEḪB: ve arkadaşa
| BELCNB: yan(ınız)daki
| VEBN: ve
| ELSBYL: yolcuya
| VME: ve
| MLKT: altında bulunanlara
| ÊYMENKM: ellerinizin
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| LE:
| YḪB: sevmez
| MN: kimselerin
| KEN:
| MḢTELE: kurumlu
| FḢVRE: böbürlenen
| (4:36)
| YBḢLVN: cimrilik ederler
| VYÊMRVN: ve emrederler
| ELNES: insanlara
| BELBḢL: cimriliği
| VYKTMVN: ve gizlerler
| ME: şeyi
| ËTEHM: kendilerine verdiği
| ELLH: Allah'ın
| MN: -nden
| FŽLH: bol hazinesi-
| VÊATD̃NE: (biz de) hazırlamışızdır
| LLKEFRYN: inkarcılar için
| AZ̃EBE: bir azab
| MHYNE: alçaltıcı
| (4:37)
| YNFGVN: verirler
| ÊMVELHM: mallarını
| RÙEÙ: gösteriş için
| ELNES: insanlara
| VLE:
| YÙMNVN: inanmazlar
| BELLH: Allah'a
| VLE:
| BELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VMN: kimin
| YKN: ise
| ELŞYŦEN: şeytan
| LH: o(nun)
| GRYNE: arkadaşı
| FSEÙ: ne kötü
| GRYNE: bir arkadaş(ı var)dır
| (4:38)
| ALYHM: onlara
| LV: sanki
| ËMNVE: inansalardı
| BELLH: Allah'a
| VELYVM: ve gününe
| EL ËḢR: ahiret
| VÊNFGVE: ve harcasalardı
| MME: -tan
| RZGHM: kendilerine verdiği rızık-
| ELLH: Allah'ın
| VKEN: ve idi
| ELLH: Allah
| BHM: onları
| ALYME: biliyor
| (4:39)
| ELLH: Allah
| LE:
| YƵLM: haksızlık etmez
| MS̃GEL: kadar
| Z̃RT: zerre
| VÎN: eğer
| TK: olsa
| ḪSNT: (zerre miktarı) bir iyilik
| YŽEAFHE: onu kat kat yapar
| VYÙT: ve verir
| MN: -ndan
| LD̃NH: kendi katı-
| ÊCRE: bir mükafat
| AƵYME: büyük
| (4:40)
| ÎZ̃E: zaman
| CÙNE: getirdiğimiz
| MN:
| KL: her
| ÊMT: ümmetten
| BŞHYD̃: bir şahid
| VCÙNE: ve getirdiğimizde
| BK: seni de
| AL: üzerine
| HÙLEÙ: bunlar
| ŞHYD̃E: şahid olarak
| (4:41)
| YVD̃: isterler
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| VAṦVE: ve karşı gelenler
| ELRSVL: Elçi'ye
| LV: (mümkün olsa)
| TSV: bir olmayı
| BHM:
| ELÊRŽ: yer ile
| VLE:
| YKTMVN: ve gizleyemezler
| ELLH: Allah'tan
| ḪD̃YS̃E: (hiçbir) söz
| (4:42)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| LE:
| TGRBVE: yaklaşmayın
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe (Allahın desteği Zikrullah MESAJ)
| VÊNTM: ve siz
| SKER: sarhoşken
| ḪT: ki
| TALMVE: bilesiniz
| ME:
| TGVLVN: ne dediğinizi
| VLE: ve (yaklaşmayın)
| CNBE: cünüp iken
| ÎLE: dışında
| AEBRY: geçici olmanız
| SBYL: yoldan
| ḪT: kadar
| TĞTSLVE: yıkanıncaya
| VÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| MRŽ: hasta
| ÊV: yahut
| AL: üzerinde
| SFR: yolculuk
| ÊV: yahut
| CEÙ: gelmişse
| ÊḪD̃: biriniz
| MNKM: sizden
| MN: -ten
| ELĞEÙŦ: tuvalet-
| ÊV: yahut
| LEMSTM: dokunmuşsanız
| ELNSEÙ: kadınlara
| FLM:
| TCD̃VE: bulamadığınız takdirde
| MEÙ: su
| FTYMMVE: teyemmüm edin
| ṦAYD̃E: toprağa
| ŦYBE: temiz
| FEMSḪVE: sürün
| BVCVHKM: yüzlerinize
| VÊYD̃YKM: ve ellerinize
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| KEN:
| AFVE: çok affedendir
| ĞFVRE: çok bağışlayandır
| (4:43)
| TR: görmedin mi?
| ÎL:
| ELZ̃YN: kimselerin
| ÊVTVE: kendilerine verilen
| NṦYBE: bir pay
| MN: -tan
| ELKTEB: Kitap-
| YŞTRVN: satın alıyorlar
| ELŽLELT: sapıklığı
| VYRYD̃VN: ve istiyorlar
| ÊN:
| TŽLVE: sizin sapıtmanızı
| ELSBYL: yolu
| (4:44)
| ÊALM: daha iyi bilir
| BÊAD̃EÙKM: sizin düşmanlarınızı
| VKF: yeter
| BELLH: Allah
| VLYE: dost olarak
| VKF: yeter
| BELLH: Allah
| NṦYRE: yardımcı olarak
| (4:45)
| ELZ̃YN: öyleleri var ki
| HED̃VE: Yahudilerden
| YḪRFVN: kaydırıyorlar
| ELKLM: kelimeleri
| AN: -nden
| MVEŽAH: yerleri-
| VYGVLVN: ve diyorlar
| SMANE: işittik
| VAṦYNE: ve isyan ettik
| VESMA: ve dinle
| ĞYR:
| MSMA: dinlemez olası
| VREANE: "ve ""ra'ina"""
| LYE: eğip bükerek
| BÊLSNTHM: dillerini
| VŦANE: ve taşlayarak
| FY:
| ELD̃YN: dini
| VLV: keşke (eğer)
| ÊNHM: onlar
| GELVE: deselerdi
| SMANE: işittik
| VÊŦANE: ve ita'at ettik
| VESMA: ve dinle
| VENƵRNE: ve bize bak
| LKEN: elbette olurdu
| ḢYRE: daha iyi
| LHM: kendileri için
| VÊGVM: ve daha sağlam
| VLKN: fakat
| LANHM: onları la'netlemiştir
| ELLH: Allah
| BKFRHM: inkarlarından dolayı
| FLE:
| YÙMNVN: inanmazlar
| ÎLE: hariç
| GLYLE: pek azı
| (4:46)
| ÊYHE: SİZ!
| ELZ̃YN: kimseler
| ÊVTVE: verilen(ler)
| ELKTEB: Kitap
| ËMNVE: inanın
| BME: şeye (Kur'ana)
| NZLNE: indirdiğimiz
| MṦD̃GE: doğrulayıcı olarak
| LME:
| MAKM: yanınızdakini
| MN:
| GBL: önce
| ÊN:
| NŦMS: biz silip
| VCVHE: bazı yüzleri
| FNRD̃HE: döndürmemizden
| AL: üzerine
| ÊD̃BERHE: arkaları
| ÊV: ya da
| NLANHM: onları da la'netlememizden
| KME: gibi
| LANE: la'netlediğimiz
| ÊṦḪEB: adamlarını
| ELSBT: cumartesi
| VKEN:
| ÊMR: buyruğu
| ELLH: Allah'ın
| MFAVLE: yapılır
| (4:47)
| ELLH: Allah
| LE:
| YĞFR: bağışlamaz
| ÊN:
| YŞRK: ortak koşulmasını
| BH: kendisine
| VYĞFR: ve bağışlar
| ME:
| D̃VN: başkasını
| Z̃LK: bundan
| LMN: kimseden
| YŞEÙ: dilediği
| VMN: ve kimse
| YŞRK: ortak koşan
| BELLH: Allah'a
| FGD̃: gerçekten
| EFTR: iftira etmiştir
| ÎS̃ME: bir günah
| AƵYME: büyük
| (4:48)
| TR: görmedin mi?
| ÎL:
| ELZ̃YN: şu
| YZKVN: övüp yüceltenleri
| ÊNFSHM: kendilerini
| BL: Hayır, ancak
| ELLH: Allah
| YZKY: yüceltir
| MN:
| YŞEÙ: dilediğini
| VLE:
| YƵLMVN: onlara zulmedilmez
| FTYLE: kıl kadar
| (4:49)
| KYF: nasıl
| YFTRVN: uyduruyorlar
| AL: karşı
| ELLH: Allah'a
| ELKZ̃B: yalan
| VKF: ve yeter
| BH: bu (onlara)
| ÎS̃ME: bir günah olarak
| MBYNE: apaçık
| (4:50)