| FṦLT: açıklanmış
| ËYETH: ayetleri
| GR ËNE: okunan
| ARBYE: Arapça
| LGVM: bir toplum için
| YALMVN: bilen
| (41:3)
| VNZ̃YRE: ve uyarıcı olarak
| FÊARŽ: fakat yüz çevirmiştir
| ÊKS̃RHM: çokları
| FHM: onlar
| LE:
| YSMAVN: işitmezler
| (41:4)
| GLVBNE: kalblerimiz
| FY: içinde var
| ÊKNT: kılıflar
| MME: şeye karşı
| TD̃AVNE: bizi çağırdığın
| ÎLYH: kendisine
| VFY: ve var
| ËZ̃ENNE: kulaklarımızda
| VGR: bir ağırlık
| VMN: ve
| BYNNE: bizim aramızda var
| VBYNK: ve senin aranda
| ḪCEB: bir perde
| FEAML: sen (istediğini) yap
| ÎNNE: elbette biz de
| AEMLVN: yapıyoruz
| (41:5)
| ÎNME: elbette
| ÊNE: ben
| BŞR: bir insanım
| MS̃LKM: sizin gibi
| YVḪ: vahyediliyor
| ÎLY: bana
| ÊNME: elbette
| ÎLHKM: tanrınızın
| ÎLH: tanrı olduğu
| VEḪD̃: bir tek
| FESTGYMVE: artık doğrulun
| ÎLYH: O'na
| VESTĞFRVH: ve O'ndan mağfiret dileyin
| VVYL: vay haline
| LLMŞRKYN: ortak koşanların
| (41:6)
| LE:
| YÙTVN: vermezler
| ELZKET: zekat
| VHM: ve onlar
| BEL ËḢRT: ahireti
| HM: onlar
| KEFRVN: inkar ederler
| (41:7)
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: iman eden(ler)
| VAMLVE: ve yapanlar
| ELṦELḪET: iyi işler
| LHM: onlar için vardır
| ÊCR: bir mükafat
| ĞYR: olmaksızın
| MMNVN: kesinti
| (41:8)
| ÊÙNKM: siz mi?
| LTKFRVN: inkar ediyorsunuz
| BELZ̃Y:
| ḢLG: yaratanı
| ELÊRŽ: arzı
| FY: içinde
| YVMYN: iki gün
| VTCALVN: ve koşuyorsunuz
| LH: O'na
| ÊND̃ED̃E: eşler
| Z̃LK: O
| RB: Rabbidir
| ELAELMYN: alemlerin
| (41:9)
| FYHE: orada (arzda)
| RVESY: ağır baskılar
| MN:
| FVGHE: üstünden
| VBERK: ve bereketler
| FYHE: orada
| VGD̃R: ve takdir etti
| FYHE: orada
| ÊGVETHE: gıdalarını
| FY: içinde
| ÊRBAT: dört
| ÊYEM: gün
| SVEÙ: eşit olarak
| LLSEÙLYN: arayıp soranlar için
| (41:10)
| ESTV: yöneldi
| ÎL:
| ELSMEÙ: göğe
| VHY: ve o
| D̃ḢEN: duman halinde olan
| FGEL: sonra dedi
| LHE: ona
| VLLÊRŽ: ve arza
| EÙTYE: gelin
| ŦVAE: isteyerek
| ÊV: veya
| KRHE: istemeyerek
| GELTE: dediler ki
| ÊTYNE: geldik
| ŦEÙAYN: isteyerek
| (41:11)
| SBA: yedi
| SMEVET: gök
| FY: içinde
| YVMYN: iki gün
| VÊVḪ: ve vahyetti
| FY:
| KL: her
| SMEÙ: göğe
| ÊMRHE: emrini
| VZYNE: ve biz donattık
| ELSMEÙ: semasını
| ELD̃NYE: dünya
| BMṦEBYḪ: lambalarla
| VḪFƵE: ve koruma ile
| Z̃LK: işte bu
| TGD̃YR: takdiridir
| ELAZYZ: güçlü olanın
| ELALYM: bilenin
| (41:12)
| ÊARŽVE: yüz çevirirlerse
| FGL: de ki
| ÊNZ̃RTKM: ben sizi uyardım
| ṦEAGT: bir yıldırıma karşı
| MS̃L: gibi
| ṦEAGT: başına düşen yıldırım
| AED̃: 'Ad
| VS̃MVD̃: ve Semud'un
| (41:13)
| CEÙTHM: onlara gelmişti
| ELRSL: elçiler
| MN: -nden
| BYN:
| ÊYD̃YHM: önleri-
| VMN: ve
| ḢLFHM: arkalarından
| ÊLE: sakın
| TABD̃VE: kulluk etmeyin
| ÎLE: başkasına
| ELLH: Allah'tan
| GELVE: dediler
| LV: şayet
| ŞEÙ: dileseydi
| RBNE: Rabbimiz
| LÊNZL: elbette indirirdi
| MLEÙKT: melekler
| FÎNE: elbette biz
| BME: şeyi (mesajı)
| ÊRSLTM: gönderildiğiniz
| BH: onunla
| KEFRVN: tanımıyoruz
| (41:14)
| AED̃: Ad (kavmi)
| FESTKBRVE: büyüklük tasladılar
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzünde
| BĞYR: olmaksızın
| ELḪG: hakkı
| VGELVE: ve dediler
| MN: kimdir?
| ÊŞD̃: daha şiddetli
| MNE: bizden
| GVT: kuvveti
| ÊVLM:
| YRVE: görmediler mi?
| ÊN: elbette
| ELLH: Allah
| ELZ̃Y: o ki
| ḢLGHM: onları yaratan
| HV: O
| ÊŞD̃: daha güçlüdür
| MNHM: kendilerinden
| GVT: kuvvetçe
| VKENVE: ve devam ettiler
| B ËYETNE: bizim ayetlerimizi
| YCḪD̃VN: inkara
| (41:15)
| ALYHM: üzerlerine
| RYḪE: bir rüzgar
| ṦRṦRE: dondurucu
| FY:
| ÊYEM: günlerde
| NḪSET: uğursuz
| LNZ̃YGHM: taddırmak için
| AZ̃EB: azabını
| ELḢZY: rezillik
| FY:
| ELḪYET: hayatında
| ELD̃NYE: dünya
| VLAZ̃EB: azabı ise
| EL ËḢRT: ahiret
| ÊḢZ: daha da kepaze edicidir
| VHM: ve onlara
| LE: hiç
| YNṦRVN: yardım edilmeyecektir
| (41:16)
| S̃MVD̃: Semud(kavmin)e
| FHD̃YNEHM: onlara yol gösterdik
| FESTḪBVE: fakat onlar yeğlediler
| ELAM: körlüğü
| AL:
| ELHD̃: doğru yolu bulmağa
| FÊḢZ̃THM: böylece onları yakaladı
| ṦEAGT: yıldırımı
| ELAZ̃EB: azab
| ELHVN: alçaltıcı
| BME: yüzünden
| KENVE: oldukları
| YKSBVN: yapıyor(lar)
| (41:17)
| YḪŞR: toplanır
| ÊAD̃EÙ: düşmanları
| ELLH: Allah'ın
| ÎL:
| ELNER: ateşe
| FHM: onlar
| YVZAVN: bir araya getirilirler
| (41:19)
| ÎZ̃E: zaman
| ME:
| CEÙVHE: oraya vardıkları
| ŞHD̃: şahidlik ettiler
| ALYHM: aleyhlerine
| SMAHM: kulakları
| VÊBṦERHM: ve gözleri
| VCLVD̃HM: ve derileri
| BME: hakkında
| KENVE: oldukları (işler)
| YAMLVN: yapıyor(lar)
| (41:20)
| LCLVD̃HM: derilerine
| LM: niçin?
| ŞHD̃TM: şahidlik ettiniz
| ALYNE: aleyhimize
| GELVE: dediler
| ÊNŦGNE: bizi konuşturdu
| ELLH: Allah
| ELZ̃Y:
| ÊNŦG: konuşturan
| KL: her
| ŞYÙ: şeyi
| VHV: ve O
| ḢLGKM: sizi yaratmıştı
| ÊVL: ilk
| MRT: defa
| VÎLYH: işte O'na
| TRCAVN: döndürülüyorsunuz
| (41:21)
| KNTM: siz
| TSTTRVN: gizleniyor
| ÊN:
| YŞHD̃: şahidlik etmesinden
| ALYKM: aleyhinize
| SMAKM: kulaklarınızın
| VLE: ve değildiniz
| ÊBṦERKM: gözlerinizin
| VLE: ve değildiniz
| CLVD̃KM: derilerinizin
| VLKN: fakat
| ƵNNTM: sanıyordunuz ki
| ÊN: elbette
| ELLH: Allah
| LE:
| YALM: bilmez
| KS̃YRE: çoğunu
| MME:
| TAMLVN: yaptıklarınızın
| (41:22)
| ƵNKM: zannınız
| ELZ̃Y:
| ƵNNTM: zannettiğiniz
| BRBKM: Rabbinize karşı
| ÊRD̃EKM: sizi helak etti
| FÊṦBḪTM: ve oldunuz
| MN: -dan
| ELḢESRYN: ziyana uğrayanlar-
| (41:23)
| YṦBRVE: dayanabilirlerse
| FELNER: ateştir
| MS̃V: yeri
| LHM: onların
| VÎN: ve eğer
| YSTATBVE: affedilmek isterlerse
| FME: değildir
| HM: onlar
| MN: den
| ELMATBYN: affedilenler-
| (41:24)
| LHM: onlara
| GRNEÙ: birtakım arkadaşlar
| FZYNVE: süslü gösterdiler
| LHM: onlara
| ME: bulunanı
| BYN: onların önlerinde
| ÊYD̃YHM: onların önlerinde
| VME: ve bulunanı
| ḢLFHM: arkalarında
| VḪG: ve gerekli oldu
| ALYHM: kendilerine
| ELGVL: söz
| FY:
| ÊMM: topluluklarına
| GD̃:
| ḢLT: gelip geçmiş olan
| MN:
| GBLHM: kendilerinden önce
| MN: -den
| ELCN: cin(ler)-
| VELÎNS: ve insan(lardan)
| ÎNHM: çünkü onlar
| KENVE: idiler
| ḢESRYN: ziyanda
| (41:25)
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| LE:
| TSMAVE: dinlemeyin
| LHZ̃E: bu
| ELGR ËN: Kur'an'ı
| VELĞVE: ve gürültü edin
| FYH: onda (okunduğunda)
| LALKM: belki
| TĞLBVN: ona galib gelirsiniz
| (41:26)
| ELZ̃YN: kimselere
| KFRVE: inkar eden(lere)
| AZ̃EBE: bir azab
| ŞD̃YD̃E: şiddetli
| VLNCZYNHM: ve onları cezalandıracağız
| ÊSVÊ: en kötüsüyle
| ELZ̃Y:
| KENVE: olduklarının
| YAMLVN: yapıyor(lar)
| (41:27)
| CZEÙ: cezası
| ÊAD̃EÙ: düşmanlarının
| ELLH: Allah
| ELNER: ateştir
| LHM: onlara vardır
| FYHE: orada
| D̃ER: yurdu
| ELḢLD̃: sürekli kalma
| CZEÙ: ceza olarak
| BME: sebebiyle
| KENVE:
| B ËYETNE: ayetlerimizi
| YCḪD̃VN: inkar etmeleri
| (41:28)
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| RBNE: Rabbimiz
| ÊRNE: bize göster
| ELLZ̃YN:
| ÊŽLENE: bizi saptıran
| MN:
| ELCN: cin
| VELÎNS: ve insanları
| NCALHME: onları alalım
| TḪT: altına
| ÊGD̃EMNE: ayaklarımızın
| LYKVNE: olsunlar
| MN: -dan
| ELÊSFLYN: alçaklar-
| (41:29)
| ELZ̃YN: kimselere
| GELVE: diyen(lere)
| RBNE: Rabbimiz
| ELLH: Allah'tır
| S̃M: sonra
| ESTGEMVE: doğru olanlara
| TTNZL: iner
| ALYHM: üzerine
| ELMLEÙKT: melekler
| ÊLE:
| TḢEFVE: korkmayın
| VLE: ve
| TḪZNVE: üzülmeyin
| VÊBŞRVE: fakat sevinin
| BELCNT: cennetle
| ELTY: öyle ki
| KNTM:
| TVAD̃VN: size söz verilen
| (41:30)
| ÊVLYEÙKM: sizin dostlarınızız
| FY:
| ELḪYET: hayatında
| ELD̃NYE: dünya
| VFY: ve
| EL ËḢRT: ahirette
| VLKM: ve size vardır
| FYHE: orada
| ME: her şey
| TŞTHY: çektiği
| ÊNFSKM: canlarınızın
| VLKM: ve size vardır
| FYHE: orada
| ME: her şey
| TD̃AVN: istediğiniz
| (41:31)
| ÊḪSN: daha güzel
| GVLE: sözlü
| MMN: kimseden
| D̃AE: çağıran
| ÎL:
| ELLH: Allah'a
| VAML: ve yapandan
| ṦELḪE: iyi iş
| VGEL: ve diyenden
| ÎNNY: şüphesiz ben
| MN:
| ELMSLMYN: müslümanlardanım
| (41:33)
| TSTVY: eşit
| ELḪSNT: iyilik
| VLE: ve ne de
| ELSYÙT: kötülük
| ED̃FA: sav (onu)
| BELTY:
| HY: olanla
| ÊḪSN: en güzel
| FÎZ̃E: bir de bakarsın ki
| ELZ̃Y:
| BYNK: seninle aranda
| VBYNH: onun arasında
| AD̃EVT: düşmanlık olan
| KÊNH: sanki
| VLY: bir dosttur
| ḪMYM: sıcak
| (41:34)
| YLGEHE: buna kavuşturulmaz
| ÎLE: başkası
| ELZ̃YN: kimselerden
| ṦBRVE: sabreden(lerden)
| VME: ve
| YLGEHE: buna kavuşturulmaz
| ÎLE: başkası
| Z̃V: olandan
| ḪƵ: şansı
| AƵYM: büyük
| (41:35)
| YNZĞNK: seni dürtecek olursa
| MN: -dan
| ELŞYŦEN: şeytan-
| NZĞ: kötü bir düşünce
| FESTAZ̃: hemen sığın
| BELLH: Allah'a
| ÎNH: çünkü O
| HV: O
| ELSMYA: işitendir
| ELALYM: bilendir
| (41:36)
| ËYETH: O'nun ayetlerindendir
| ELLYL: gece
| VELNHER: ve gündüz
| VELŞMS: ve güneş
| VELGMR: ve ay
| LE:
| TSCD̃VE: secde etmeyin
| LLŞMS: güneşe
| VLE: ne de
| LLGMR: aya
| VESCD̃VE: fakat secde edin
| LLH: Allah'a
| ELZ̃Y:
| ḢLGHN: onları yaratan
| ÎN: eğer
| KNTM: iseniz
| ÎYEH: O'na
| TABD̃VN: tapıyor(sanız)
| (41:37)
| ESTKBRVE: büyüklük taslarlarsa
| FELZ̃YN:
| AND̃: yanında bulunanlar
| RBK: Rabbinin
| YSBḪVN: tesbih ederler
| LH: O'nu
| BELLYL: gece
| VELNHER: ve gündüz
| VHM: ve onlar
| LE: hiç
| YSÊMVN: usanmazlar
| (41:38)
| ËYETH: O'nun ayetlerinden
| ÊNK: sen
| TR: görürsün
| ELÊRŽ: toprağı
| ḢEŞAT: boynu bükük
| FÎZ̃E: zaman
| ÊNZLNE: döktüğümüz
| ALYHE: onun üzerine
| ELMEÙ: suyu
| EHTZT: titreşir
| VRBT: ve kabarır
| ÎN: elbette
| ELZ̃Y:
| ÊḪYEHE: onu dirilten
| LMḪYY: diriltir
| ELMVT: ölüleri de
| ÎNH: elbette O
| AL: üzerine
| KL: her
| ŞYÙ: şey
| GD̃YR: kadirdir
| (41:39)
| ELZ̃YN:
| YLḪD̃VN: doğruluktan sapanlar
| FY: hususunda
| ËYETNE: ayetlerimiz
| LE:
| YḢFVN: gizli kalmazlar
| ALYNE: bize
| ÊFMN: kimse mi?
| YLG: atılan
| FY: içine
| ELNER: ateşin
| ḢYR: daha iyidir
| ÊM: yoksa
| MN: kimse (mi?)
| YÊTY: gelen
| ËMNE: güvenle
| YVM: günü
| ELGYEMT: kıyamet
| EAMLVE: yapın
| ME: ne
| ŞÙTM: diliyorsanız
| ÎNH: elbette O
| BME: şeyleri
| TAMLVN: yaptıklarınızı
| BṦYR: görmektedir
| (41:40)
| ELZ̃YN: onlar
| KFRVE: inkar ettiler
| BELZ̃KR: Zikr'i (Kur'an'ı)
| LME:
| CEÙHM: kendilerine gelen
| VÎNH: halbuki o
| LKTEB: bir Kitaptır
| AZYZ: aziz
| (41:41)
| YÊTYH: ona gelmez
| ELBEŦL: boşa çıkaracak bir söz
| MN: -nden
| BYN:
| YD̃YH: önü-
| VLE: ne de
| MN: -ndan
| ḢLFH: arkası-
| TNZYL: indirilmiştir
| MN: -nden
| ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibi-
| ḪMYD̃: çok övülenden
| (41:42)
| YGEL: söylenen
| LK: sana
| ÎLE: başka bir şey
| ME: olandan
| GD̃:
| GYL: söylenmiş
| LLRSL: elçilere
| MN:
| GBLK: senden önceki
| ÎN: kuşkusuz
| RBK: Rabbin
| LZ̃V: sahibi
| MĞFRT: bağışlama
| VZ̃V: ve sahibidir
| AGEB: azab
| ÊLYM: acı
| (41:43)
| CALNEH: biz onu yapsaydık
| GR ËNE: bir Kur'an
| ÊACMYE: yabancı (dilde)
| LGELVE: derlerdi ki
| LVLE: değil miydi?
| FṦLT: açıklanmalı
| ËYETH: onun ayetleri
| ÊÊACMY: yabancı söz mü?
| VARBY: arab olana
| GL: de ki
| HV: o
| LLZ̃YN: için
| ËMNVE: inananlar
| HD̃: bir yol göstericidir
| VŞFEÙ: ve (gönüllere) şifadır
| VELZ̃YN: gelince
| LE:
| YÙMNVN: inanmayanlara
| FY: vardır
| ËZ̃ENHM: onların kulaklarında
| VGR: bir ağırlık
| VHV: ve o
| ALYHM: onlara
| AM: bir körlüktür
| ÊVLÙK: onlar
| YNED̃VN: çağırılıyorlar
| MN: -den
| MKEN: bir yer-
| BAYD̃: uzak
| (41:44)
| ËTYNE: biz vermiştik
| MVS: Musa'ya
| ELKTEB: Kitabı
| FEḢTLF: fakat ayrılığa düşülmüştü
| FYH: onda
| VLVLE: ve eğer olmasaydı
| KLMT: bir söz
| SBGT: geçmiş
| MN: -nden
| RBK: Rabbi-
| LGŽY: derhal hüküm verilirdi
| BYNHM: aralarında
| VÎNHM: fakat onlar
| LFY: içindedirler
| ŞK: bir kuşku
| MNH: ondan
| MRYB: işkilli
| (41:45)
| AML: yaparsa
| ṦELḪE: iyi iş
| FLNFSH: yararı kendisinedir
| VMN: ve kim
| ÊSEÙ: kötülük yaparsa
| FALYHE: zararı kendisinedir
| VME: ve değildir
| RBK: Rabbin
| BƵLEM: zulmedici
| LLABYD̃: kullara
| (41:46)
| YRD̃: döndürülür
| ALM: bilgisi
| ELSEAT: sa'at (kıyamet)
| VME: ve
| TḢRC: çıkmaz
| MN:
| S̃MRET: meyvalar
| MN: -ndan
| ÊKMEMHE: kabukları-
| VME:
| TḪML: gebe kalmaz
| MN: hiçbir
| ÊNS̃: dişi
| VLE: ve
| TŽA: doğurmaz
| ÎLE: olmadan
| BALMH: O'nun bilgisi
| VYVM: ve (o) gün
| YNED̃YHM: onlara seslenildiği
| ÊYN: nerede?
| ŞRKEÙY: ortaklarım
| GELVE: demişlerdir
| ËZ̃NEK: sana arz ederiz ki
| ME: yok
| MNE: bizden
| MN: hiçbir
| ŞHYD̃: gören
| (41:47)
| ANHM: onlardan
| ME: şeyler
| KENVE: oldukları
| YD̃AVN: yalvarıp duruyor(lar)
| MN:
| GBL: önceden
| VƵNVE: ve onlar anlamışlardır
| ME: olmadığını
| LHM: kendileri için
| MN: hiçbir
| MḪYṦ: kaçacak yer
| (41:48)
| YSÊM: usanmaz
| ELÎNSEN: insan
| MN: -ten
| D̃AEÙ: istemek-
| ELḢYR: hayır (iyilik)
| VÎN: ama eğer
| MSH: kendisine dokunursa
| ELŞR: bir şer
| FYÙVS: hemen üzülür
| GNVŦ: ümitsiz olur
| (41:49)
| ÊZ̃GNEH: biz ona taddırırsak
| RḪMT: bir rahmet
| MNE: kendimizden
| MN:
| BAD̃: sonra
| ŽREÙ: bir zarardan
| MSTH: ona dokunan
| LYGVLN: elbette der ki
| HZ̃E: bu
| LY: benim hakkımdır
| VME: ve
| ÊƵN: sanmıyorum
| ELSEAT: kıyametin
| GEÙMT: kopacağını
| VLÙN: eğer
| RCAT: götürülmüş olsam bile
| ÎL:
| RBY: Rabbime
| ÎN: muhakkak
| LY: benim için vardır
| AND̃H: O'nun yanında
| LLḪSN: daha güzel şeyler
| FLNNBÙN: biz mutlaka haber vereceğiz
| ELZ̃YN: kimselere
| KFRVE: inkar edenlere
| BME:
| AMLVE: yaptıklarını
| VLNZ̃YGNHM: ve mutlaka taddıracağız
| MN: -dan
| AZ̃EB: azab-
| ĞLYƵ: kaba
| (41:50)
| ÊNAMNE: bir ni'met verdiğimizde
| AL:
| ELÎNSEN: insana
| ÊARŽ: yüz çevirir
| VNÊ: ve yan çizer
| BCENBH: ve yan çizer
| VÎZ̃E: ve ne zaman ki
| MSH: ona dokunduğunda
| ELŞR: bir şer
| FZ̃V: hemen
| D̃AEÙ: yalvarıp durur
| ARYŽ: bol bol
| (41:51)
| ÊRÊYTM: gördünüz mü ki
| ÎN: eğer (Kur'an)
| KEN: ise
| MN: -ndan
| AND̃: tarafı-
| ELLH: Allah
| S̃M: sonra
| KFRTM: siz de inkar etmişseniz
| BH: onu
| MN: kim olabilir?
| ÊŽL: daha sapık
| MMN: kimseden
| HV: o
| FY:
| ŞGEG: bir ayrılığa düşen
| BAYD̃: uzak
| (41:52)
| ËYETNE: ayetlerimizi
| FY:
| EL ËFEG: ufuklarda
| VFY: ve
| ÊNFSHM: kendi canlarında
| ḪT: kadar
| YTBYN: iyice belli olana
| LHM: onlara
| ÊNH: o(Kur'a)n'ın
| ELḪG: gerçek olduğu
| ÊVLM: mi?
| YKF: yetmez
| BRBK: Rabbinin
| ÊNH: O'nun
| AL: üzerine
| KL: her
| ŞYÙ: şey
| ŞHYD̃: şahit olması
| (41:53)
| ÎNHM: onlar
| FY: içindedirler
| MRYT: kuşku
| MN: -tan
| LGEÙ: kavuşmak-
| RBHM: Rablerine
| ÊLE: iyi bil ki
| ÎNH: O
| BKL: her
| ŞYÙ: şeyi
| MḪYŦ: kuşatmıştır
| (41:54)