Ömer Nasuhi Bilmen 🔊 Meali
(1-2) (İbadet için) Saflar bağlayanlar hakkı için. (Fenalıklardan) Nehy ve men edenler hakkı için.(37:1)

(3-4) Kur'an'ı tilâvet edenler hakkı için. Şüphe yok ki, sizin ilahınız birdir.(37:3)

(O) göklerin ve yerin, bunların arasındakilerin Rabbidir ve maşrıkların Rabbidir.(37:5)

(6-7) Muhakkak ki, Biz yakın olan göğü ziynet ile yıldızlar ile bezedik. Ve hem her isyankar şeytandan muhafaza ettik.(37:6)

Onlar en yüksek bir cemaati (sözlerine kulak vererek) dinleyemezler ve her taraftan kovulup atılırlar.(37:8)

Bir uzaklaştırılma ile uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için bir daimi azap da vardır.(37:9)

Ancak bir çalıp çarpan müstesna. Ona da hemen bir parça ateş parçası ulaşıverir.(37:10)

İmdi onlara soruver. Onlar mı yaradılışca daha kuvvetli, yoksa Bizim (sair) yaratmış olduklarımız mı? Şüphe yok ki, Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.(37:11)

(12-14) Evet. Sen taaccüp ettin. Onlar ise istihzâda bulunurlar. Ve onlara nasihat verildiği zaman, düşünüp nasihat kabul etmezler. Ve bir mûcize gördükleri vakit de onunla istihzâ eder dururlar.(37:12)

(15-17) Ve dediler ki: «Bu, bir apaçık büyüden başka bir şey değildir. Ya bizler öldüğümüz ve bir toprak ve kemikler olduğumuz vakit mi, bizler mi muhakkak yeniden diriltilmiş olacağız? Yoksa bizim evvelki babalarımız da mı (öyle) diriltilecekler?(37:15)

(18-21) De ki: «Evet. Ve sizler zeliller olarak haşrolunacaksınızdır.» Çünkü o bir sayhadan ibarettir, onlar o zaman hemen bakar dururlar. Ve derler ki: «Eyvah bizlere! İşte bu, ceza günü.» İşte bu, sizin o yalan sandığınız ayırmak günüdür.(37:18)

(22-24) Toplayınız mahşere o zulmetmiş kimseleri ve onların eşlerini ve kendilerine taptıkları şeyleri. Allah'ın gayrı. Artık onlara cehennem yolunu bildiriniz. Ve onları tevkif ediniz. Şüphe yok ki, onlar sorguya çekilecek kimselerdir.(37:22)

(Ve onlara denilecektir ki) «Sizin için ne oldu ki birbirinize yardım edemiyorsunuz?»(37:25)

(26-27) Hayır. Bugün onlar (zelilâne bir halde) teslimiyette bulunmuş kimselerdir. Ve onların bazıları bazılarına yönelerek muhasemede bulunurlar.(37:26)

(Tâbi olanlar) Derler ki: «Şüphe yok, siz bize sağdan gelir olmuştunuz.»(37:28)

Metbû bulunanlar da derler ki: «Hayır. Siz mü'min kimse olmuş değildiniz.»(37:29)

«Bizim için sizin üzerinizde bir saltanat bulunmuş değildik. Belki siz sapıtmışlar olan bir kavim olmuş idiniz.»(37:30)

«Artık hepimizin üzerine Rabbimizin sözü tahakkuk etti. Şüphe yok ki bizler, elbette (azabı) tadıcı kimseleriz.»(37:31)

«Evet. Biz sizi sapıttırdık, muhakkak ki, biz de sapıklığa düşmüş kimseler idik.»(37:32)

Şüphesiz ki onlar o gün azapta ortak kimselerdir.(37:33)

(34-35) Biz muhakkak ki, günahkârlara böyle yaparız. Şüphe yok ki onlara, «Allah'tan başka ilâh yoktur,» denildiği vakit tekebbürde bulunurlar.(37:34)

Ve derler ki: «Mecnun bir şair için kendi ilâhlarımızı biz mi terkedeceğiz?»(37:36)

Hayır. O hak ile geldi ve peygamberleri tasdik etti.(37:37)

(38-39) Şüphe yok ki, siz elbette o pek acıklı azabı tadıcılarsınız. Ve siz, başka şeyle değil, ancak yapar olduğunuz şeyler ile (cezalandırılacaksınız).(37:38)

(40-42) Allah'ın ihlâsa erdirilmiş olan kulları müstesna. Onlar var ya, onlar için malûm rızk vardır. (Her nevi) Meyveler (vardır) ve onlar ikrâm olunmuşlardır.(37:40)

(43-46) Naîm cennetlerde. Birbirleriyle karşı karşıya tahtlar üzerinde. Onların üzerlerine ırmaktan bir bardak ile dolaşılır. Bembeyaz, içenler için lezzetli.(37:43)

(47-49) Kendisinde ne bir gâile vardır ve ne de onlar ondan sarhoş olacaklardır. Ve onların yanlarında irice gözlü, nazarlarını (kendilerine) tahsis etmiş zevceler de vardır. Sanki onlar, kapalı yumurtalardır.(37:47)

(50-51) Onların (o ehl-i cennetin) bazıları bazılarına karşı teveccüh ederek soruşturmaya başlarlar. Onlardan birisi der ki: «Benim (dünyada iken) muhakkak bir arkadaşım var idi.»(37:50)

Derdi ki: «Sen de hakikaten tasdik edenlerden misin?»(37:52)

«Biz öldüğümüz ve biz toprak ve kemikler olduğumuz vakit mi, hakikaten biz mi tekrar hayat bulup cezalandırılanlar (olacağız?)».(37:53)

Dedi ki: Siz (onun halinden) haberdar olmak ister misiniz?(37:54)

Derken kendisi bakar, onu (O arkadaşını) cehennemin ortasında görür.(37:55)

Der ki: «Vallahi sen az kaldı elbette beni helâk edecek idin.»(37:56)

«Ve eğer Rabbimin nîmeti olmasa idi, elbette ki, ben de (bu cehennemde) hazır bulundurulmuşlardan olacak idim.»(37:57)

(O cennetteki zât diyecektir ki) «Değil mi biz (artık) ölüler olmayacağız?»(37:58)

«İlk ölümümüz müstesna ve biz azap görücüler de olmayacağız değil mi?»(37:59)

Şüphe yok ki, bu, elbette en büyük bir kurtuluştur.(37:60)

İşte çalışanlar, bunun misli için çalışıversinler.(37:61)

Nasıl, bu mu bir ziyafet taamı olarak hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?(37:62)

Şüphe yok ki, Biz onu (O ağacı) zalimler için bir mihnet kıldık.(37:63)

Muhakkak o bir ağaçtır ki, cehennemin çukurunda (meydana) çıkar.(37:64)

Onun meyvesi sanki şeytanların başlarıdır.(37:65)

Artık şüphe yok ki onlar, ondan elbette yiyicilerdir ve ondan karınlarını dolduruculardır.(37:66)

Sonra muhakkak ki, onlar için onun üzerine elbette pek kaynamış bir su da vardır.(37:67)

Şüphe yok ki, nihâyet onların olup gidecekleri yer cehennemdir.(37:68)

(69-71) Muhakkak ki, onlar atalarını sapık kimseler buldular. İmdi onlar, atalarının izleri üzerine koşturuluyorlar. Andolsun ki, onlardan evvelkilerin ekserisi de sapıtmış idi.(37:69)

(72-74) Yemin olsun ki, onların içinde korkutucular göndermiş idik. Artık bak, o korkutulmuş olanların akibetleri nasıl oluverdi? Allah'ın ihlâsa erdirilmiş olan kulları müstesna.(37:72)

Celâlim hakkı için Nûh Bize nidâ etmişti. Artık Biz ne güzel icabet edenler (olduk).(37:75)

Ve O'nu ve ehlini o pek büyük gamdan kurtardık.(37:76)

Ve onun zürriyetini (evet onları) payidârlar kıldık.(37:77)
