9:79Tevbe  Suresi 79. Ayet

Kuran Sırası: 9 İniş Sırası: 113
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129

9:79Tevbe  Suresi 79. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. الَّذِينَ (ELZ̃YN) = elleƶīne : kimseler
2. يَلْمِزُونَ (YLMZVN) = yelmizūne : çekiştiren
3. الْمُطَّوِّعِينَ (ELMŦVAYN) = l-muTTavviǐyne : gönülden verenleri
4. مِنَ (MN) = mine : -den
5. الْمُؤْمِنِينَ (ELMÙMNYN) = l-mu'minīne : mü'minler-
6. فِي (FY) = fī : hususunda
7. الصَّدَقَاتِ (ELṦD̃GET) = S-Sadeḳāti : sadakalar
8. وَالَّذِينَ (VELZ̃YN) = velleƶīne : ve kimseleri
9. لَا (LE) = lā :
10. يَجِدُونَ (YCD̃VN) = yecidūne : bulamayan(ları)
11. إِلَّا (ÎLE) = illā : yettiğinden başkasını
12. جُهْدَهُمْ (CHD̃HM) = cuhdehum : güçlerinin
13. فَيَسْخَرُونَ (FYSḢRVN) = feyesḣarūne : alay edenler
14. مِنْهُمْ (MNHM) = minhum : onlarla
15. سَخِرَ (SḢR) = seḣira : alay etmiştir
16. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah
17. مِنْهُمْ (MNHM) = minhum : onlarla
18. وَلَهُمْ (VLHM) = ve lehum : ve Onların
19. عَذَابٌ (AZ̃EB) = ǎƶābun : bir azab
20. أَلِيمٌ (ÊLYM) = elīmun : acıklı
kimseler | çekiştiren | gönülden verenleri | -den | mü'minler- | hususunda | sadakalar | ve kimseleri | | bulamayan(ları) | yettiğinden başkasını | güçlerinin | alay edenler | onlarla | alay etmiştir | Allah | onlarla | ve Onların | bir azab | acıklı |

[] [LMZ] [ŦVA] [] [EMN] [] [ṦD̃G] [] [] [VCD̃] [] [CHD̃] [SḢR] [] [SḢR] [] [] [LHM] [AZ̃B] [ELM]
ELZ̃YN YLMZVN ELMŦVAYN MN ELMÙMNYN FY ELṦD̃GET VELZ̃YN LE YCD̃VN ÎLE CHD̃HM FYSḢRVN MNHM SḢR ELLH MNHM VLHM AZ̃EB ÊLYM

elleƶīne yelmizūne l-muTTavviǐyne mine l-mu'minīne S-Sadeḳāti velleƶīne yecidūne illā cuhdehum feyesḣarūne minhum seḣira llahu minhum ve lehum ǎƶābun elīmun
الذين يلمزون المطوعين من المؤمنين في الصدقات والذين لا يجدون إلا جهدهم فيسخرون منهم سخر الله منهم ولهم عذاب أليم

9:79Tevbe  Suresi 79. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
الذين | ELZ̃YN elleƶīne kimseler Those who
يلمزون ل م ز | LMZ YLMZVN yelmizūne çekiştiren criticize
المطوعين ط و ع | ŦVA ELMŦVAYN l-muTTavviǐyne gönülden verenleri the ones who give willingly
من | MN mine -den of
المؤمنين ا م ن | EMN ELMÙMNYN l-mu'minīne mü'minler- the believers
في | FY hususunda concerning
الصدقات ص د ق | ṦD̃G ELṦD̃GET S-Sadeḳāti sadakalar the charities,
والذين | VELZ̃YN velleƶīne ve kimseleri and those who
لا | LE not
يجدون و ج د | VCD̃ YCD̃VN yecidūne bulamayan(ları) find
إلا | ÎLE illā yettiğinden başkasını except
جهدهم ج ه د | CHD̃ CHD̃HM cuhdehum güçlerinin their effort,
فيسخرون س خ ر | SḢR FYSḢRVN feyesḣarūne alay edenler so they ridicule
منهم | MNHM minhum onlarla them,
سخر س خ ر | SḢR SḢR seḣira alay etmiştir Allah will ridicule
الله | ELLH llahu Allah Allah will ridicule
منهم | MNHM minhum onlarla them,
ولهم ل ه م | LHM VLHM ve lehum ve Onların and for them
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābun bir azab (is) a punishment
أليم ا ل م | ELM ÊLYM elīmun acıklı painful.
9:79 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

kimseler | çekiştiren | gönülden verenleri | -den | mü'minler- | hususunda | sadakalar | ve kimseleri | | bulamayan(ları) | yettiğinden başkasını | güçlerinin | alay edenler | onlarla | alay etmiştir | Allah | onlarla | ve Onların | bir azab | acıklı |

[] [LMZ] [ŦVA] [] [EMN] [] [ṦD̃G] [] [] [VCD̃] [] [CHD̃] [SḢR] [] [SḢR] [] [] [LHM] [AZ̃B] [ELM]
ELZ̃YN YLMZVN ELMŦVAYN MN ELMÙMNYN FY ELṦD̃GET VELZ̃YN LE YCD̃VN ÎLE CHD̃HM FYSḢRVN MNHM SḢR ELLH MNHM VLHM AZ̃EB ÊLYM

elleƶīne yelmizūne l-muTTavviǐyne mine l-mu'minīne S-Sadeḳāti velleƶīne yecidūne illā cuhdehum feyesḣarūne minhum seḣira llahu minhum ve lehum ǎƶābun elīmun
الذين يلمزون المطوعين من المؤمنين في الصدقات والذين لا يجدون إلا جهدهم فيسخرون منهم سخر الله منهم ولهم عذاب أليم

[] [ل م ز] [ط و ع] [] [ا م ن] [] [ص د ق] [] [] [و ج د] [] [ج ه د] [س خ ر] [] [س خ ر] [] [] [ل ه م] [ع ذ ب] [ا ل م]

9:79Tevbe  Suresi 79. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
الذين | ELZ̃YN elleƶīne kimseler Those who
Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
1,30,700,10,50,
REL – masculine plural relative pronoun
اسم موصول
يلمزون ل م ز | LMZ YLMZVN yelmizūne çekiştiren criticize
Ye,Lam,Mim,Ze,Vav,Nun,
10,30,40,7,6,50,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
المطوعين ط و ع | ŦVA ELMŦVAYN l-muTTavviǐyne gönülden verenleri the ones who give willingly
Elif,Lam,Mim,Tı,Vav,Ayn,Ye,Nun,
1,30,40,9,6,70,10,50,
N – accusative masculine plural (form V) active participle
اسم منصوب
من | MN mine -den of
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
المؤمنين ا م ن | EMN ELMÙMNYN l-mu'minīne mü'minler- the believers
Elif,Lam,Mim,,Mim,Nun,Ye,Nun,
1,30,40,,40,50,10,50,
N – genitive masculine plural (form IV) active participle
اسم مجرور
في | FY hususunda concerning
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الصدقات ص د ق | ṦD̃G ELṦD̃GET S-Sadeḳāti sadakalar the charities,
Elif,Lam,Sad,Dal,Gaf,Elif,Te,
1,30,90,4,100,1,400,
N – genitive feminine plural noun
اسم مجرور
والذين | VELZ̃YN velleƶīne ve kimseleri and those who
Vav,Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
6,1,30,700,10,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – masculine plural relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
لا | LE not
Lam,Elif,
30,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
يجدون و ج د | VCD̃ YCD̃VN yecidūne bulamayan(ları) find
Ye,Cim,Dal,Vav,Nun,
10,3,4,6,50,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
إلا | ÎLE illā yettiğinden başkasını except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
جهدهم ج ه د | CHD̃ CHD̃HM cuhdehum güçlerinin their effort,
Cim,He,Dal,He,Mim,
3,5,4,5,40,
N – accusative masculine noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
اسم منصوب و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فيسخرون س خ ر | SḢR FYSḢRVN feyesḣarūne alay edenler so they ridicule
Fe,Ye,Sin,Hı,Re,Vav,Nun,
80,10,60,600,200,6,50,
REM – prefixed resumption particle
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
الفاء استئنافية
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
منهم | MNHM minhum onlarla them,
Mim,Nun,He,Mim,
40,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
سخر س خ ر | SḢR SḢR seḣira alay etmiştir Allah will ridicule
Sin,Hı,Re,
60,600,200,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الله | ELLH llahu Allah Allah will ridicule
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
منهم | MNHM minhum onlarla them,
Mim,Nun,He,Mim,
40,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
ولهم ل ه م | LHM VLHM ve lehum ve Onların and for them
Vav,Lam,He,Mim,
6,30,5,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
الواو عاطفة
جار ومجرور
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābun bir azab (is) a punishment
Ayn,Zel,Elif,Be,
70,700,1,2,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
أليم ا ل م | ELM ÊLYM elīmun acıklı painful.
,Lam,Ye,Mim,
,30,10,40,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
الذين
elleƶīne
|
kimseler
Kombi Müfredat
يلمزون
yelmizūne
LMZ|ل م ز
çekiştiren
Kombi Müfredat
المطوعين
l-muTTavviǐyne
ŦVA|ط و ع
gönülden verenleri
4
من
mine
|
-den
Kombi Müfredat
المؤمنين
l-mu'minīne
EMN|ا م ن
mü'minler-
6
في
|
hususunda
Kombi Müfredat
الصدقات
S-Sadeḳāti
ṦD̃G|ص د ق
sadakalar
8
والذين
velleƶīne
|
ve kimseleri
9
لا
|
10 Kombi Müfredat
يجدون
yecidūne
VCD̃|و ج د
bulamayan(ları)
11
إلا
illā
|
yettiğinden başkasını
12 Kombi Müfredat
جهدهم
cuhdehum
CHD̃|ج ه د
güçlerinin
13 Kombi Müfredat
فيسخرون
feyesḣarūne
SḢR|س خ ر
alay edenler
14
منهم
minhum
|
onlarla
15 Kombi Müfredat
سخر
seḣira
SḢR|س خ ر
alay etmiştir
16
الله
llahu
|
Allah
17
منهم
minhum
|
onlarla
18 Kombi Müfredat
ولهم
ve lehum
LHM|ل ه م
ve Onların
19 Kombi Müfredat
عذاب
ǎƶābun
AZ̃B|ع ذ ب
bir azab
20 Kombi Müfredat
أليم
elīmun
ELM|ا ل م
acıklı
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |الَّذِينَ: kimseler | يَلْمِزُونَ: çekiştiren | الْمُطَّوِّعِينَ: gönülden verenleri | مِنَ: -den | الْمُؤْمِنِينَ: mü'minler- | فِي: hususunda | الصَّدَقَاتِ: sadakalar | وَالَّذِينَ: ve kimseleri | لَا: | يَجِدُونَ: bulamayan(ları) | إِلَّا: yettiğinden başkasını | جُهْدَهُمْ: güçlerinin | فَيَسْخَرُونَ: alay edenler | مِنْهُمْ: onlarla | سَخِرَ: alay etmiştir | اللَّهُ: Allah | مِنْهُمْ: onlarla | وَلَهُمْ: ve Onların | عَذَابٌ: bir azab | أَلِيمٌ: acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |الذين ELZ̃YN kimseler | يلمزون YLMZWN çekiştiren | المطوعين ELMŦWAYN gönülden verenleri | من MN -den | المؤمنين ELMÙMNYN mü'minler- | في FY hususunda | الصدقات ELṦD̃GET sadakalar | والذين WELZ̃YN ve kimseleri | لا LE | يجدون YCD̃WN bulamayan(ları) | إلا ÎLE yettiğinden başkasını | جهدهم CHD̃HM güçlerinin | فيسخرون FYSḢRWN alay edenler | منهم MNHM onlarla | سخر SḢR alay etmiştir | الله ELLH Allah | منهم MNHM onlarla | ولهم WLHM ve Onların | عذاب AZ̃EB bir azab | أليم ÊLYM acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |elleƶīne: kimseler | yelmizūne: çekiştiren | l-muTTavviǐyne: gönülden verenleri | mine: -den | l-mu'minīne: mü'minler- | : hususunda | S-Sadeḳāti: sadakalar | velleƶīne: ve kimseleri | : | yecidūne: bulamayan(ları) | illā: yettiğinden başkasını | cuhdehum: güçlerinin | feyesḣarūne: alay edenler | minhum: onlarla | seḣira: alay etmiştir | llahu: Allah | minhum: onlarla | ve lehum: ve Onların | ǎƶābun: bir azab | elīmun: acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |ELZ̃YN: kimseler | YLMZVN: çekiştiren | ELMŦVAYN: gönülden verenleri | MN: -den | ELMÙMNYN: mü'minler- | FY: hususunda | ELṦD̃GET: sadakalar | VELZ̃YN: ve kimseleri | LE: | YCD̃VN: bulamayan(ları) | ÎLE: yettiğinden başkasını | CHD̃HM: güçlerinin | FYSḢRVN: alay edenler | MNHM: onlarla | SḢR: alay etmiştir | ELLH: Allah | MNHM: onlarla | VLHM: ve Onların | AZ̃EB: bir azab | ÊLYM: acıklı | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : İnananlardan, istekleriyle ve farz edilenden fazla tasadduk edenlerle ve güçleri neye yetiyorsa ancak o kadar verenlerle alay edip onları ayıplayanları Allah, bu hareketlerinin karşılığı olarak cezâlandırır ve onlar için elemli bir azap var. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır. Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Sadakalar konusunda mükellef olduğundan fazlasını gönüllü veren iman etmişlere dil uzatanlar ile (fakirlikleri dolayısıyla imkânlarından) fazlasını bulamayanları alaya alan kimselere gelince, Allâh onları maskaraya çevirmiştir. . . Onlar için acı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Gönülleriyle, imanda sadâkatin ve kemalin ifadesi olan sadaka ve vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran berekete vesile olan zekât nisabından fazlasını veren mü’minleri kınayanları; ancak güçlerinin yettiğini bulup verenlerle alay edenleri Allah maskaraya çevirmiştir. Onlara can yakıp inleten müthiş bir ceza vardır. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Mü'minlerden gönülden bolca sadaka verenlere ve imkanının elverdiğinden başkasını bulamayanlara dil uzatarak onlarla alay edenler var ya, Allah onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acıklı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır. Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Sadakalar hakkında, zekâttan başka gönül rızası ile bağışlarda bulunanlara bir türlü, ancak güclerinin yettiğini bulup verenlere de bir türlü lâf atıp eğlenenler var ya, Allah onları maskaraya çevirecektir ve bir de onlar için acıklı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Sadaka vermekte gonulden davranan muminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldigi kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranislarinin cezasini Allah verir; onlara can yakici azap vardir. Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Mü'minlerden, sadakalar hususunda, zekâttan başka bir de arzu ve istekle bağışta bulunanlara dil uzatanları ve ancak o didinerek ele geçirdiklerini tasadduk edenleri alaya alanları, Allah alaya alıp rezîl eder ve onlar için elem verici bir azâb vardır. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır. Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır. Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Gönüllü olarak yardımda bulunan inananların cömertliklerini eleştirenler ve aynı zamanda fazla veremiyen yoksullarla da alay edenler yok mu, ALLAH onları küçük düşürür. Onlar için acıklı bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sadakalarda farz olan zekattan başka mü'minlerden gönüllü olarak teberruda bulunanlara bir türlü ve güçlerinin yettiğinden fazlasını bulmayanlara da başka türlü laf atanlara, laf atarak onlarla eğlenenler var ya, Allah, onları maskaraya çevirecektir; ayrıca onlara acı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Sadakatta bulunanlara bir türlü, ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamıyanlara diğer türlü lâf atarak bunlarla eğlenenler, Allah onları maskaraya çevirdikten başka bir de kendileri için elîm bir azab varDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır. Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Sadakalar konusunda, inançlılardan ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Tanrı (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır. Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : (78,79) "Şüphesiz onlar; mü’minlerden, sadakalardan kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara ve güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara dil uzatan, sonra da onlarla alay eden kimseler, Allah'ın, onların sırlarını ve fısıltılarını bilip durduğunu ve şüphesiz Allah'ın bütün bilinmeyenlerin çok iyi bilicisi olduğunu bilmediler mi? Allah, onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için çok acıklı bir azap vardır. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Sadakalarda (farz olan zekâtdan fazla olarak ve gönüllerinden koparak) bağışlarda bulunan mü'minlerle (bir türlü), güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayan (fakîr) lerle (diğer türlü lâf atarak ve kaş göz oynatarak) eğlenenler (yok mu?) Allah onları maskaraya çevirmişdir. Onlar için pek acıklı bir azab vardır. Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Sadakalar husûsunda, (onu, imkânları olup) gönülden (gelerek çokça) veren mü’minleri de (zengin olmadıklarından) güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları da ayıplayarak, bu yüzden onları alaya alan (o münâfık)lar yok mu, (asıl) Allah onlarla alay etmiştir ve onlar için (pek) elemli bir azab vardır! Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla eğlenenleri Allah maskaraya çevirir. Ve onlar için elim bir azab vardır. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Onlar (o kimseler), mü'minlerden zengin olanları (zekâttan fazla olarak gönüllü teberruda bulunan kişileri) ve cehdlerinden (emek ve çabalarından) başka bir şey bulamayanları, sadaka konusunda ayıplıyorlar. Böylece onlarla alay ediyorlar. Allah da onlarla alay etti. Ve onlar için elîm azap vardır. Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : (Bu münafıklar) Allah yolunda hem vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren müminlere, hem de (mevcut) güçlerinin elverdiği (mütevazi şeylerin) dışında verecek şey bulamayan müminlere dil uzatan ve onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve küçümsemelerini onlara geri çevirecektir; nitekim pek çetin bir azap beklemektedir onları.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : O kimseler ki, mü'minlerden sadakaları gönül hoşluğu ile ziyâdece verenleri ve kendi takatlerinden fazlasını bulamayanları ayıplarlar, onlar ile alayda bulunurlar. Allah Teâlâ da o kimseleri maskaraya çevirir ve onlar için acıklı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Sadaka vermek hususunda gönülden davranan müminleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acıklı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Sadaka vermekle gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Müminlerden gâh farz zekât dışında gönlünden koparak bağışta bulunanları, gâh ancak çalışıp didinerek ele geçirdikleri malları bağışlayanları dillerine dolayıp alaya alanlar var ya, işte Allah onları alay konusu yapıp maskara etmiştir ve onlara gayet acı bir azap vardır. Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Sadakalar hususunda gönülden veren mü'minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allâh onlarla alay etmiştir. Onlar için acı bir azâb vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için de acıklı bir azab vardır. Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Mü'minlerden gönül hoşluğuyla bağışta bulunanlarla ve elinin emeğinden başka verecek birşey bulamayanlarla alay edenleri Allah maskaraya çevirmiştir. Onlar için acı bir azap da vardır. Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Sadakalar hususunda içten bir cömertlik göstermiş müminlere laf atanlarla, öz gayretlerinden başkasını bulamayanları alay konusu edenlere gelince, Allah onları maskaraya çevirecektir. Onlar için acıklı bir azap da vardır.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.