Önceki Sonraki

9:42Tevbe Suresi 42. Ayet

Kuran Sırası: 9 İniş Sırası: 113
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129

9:42Tevbe Suresi 42. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
لو
lev
|
eğer
Kombi Müfredat
كان
kāne
KVN|ك و ن
olsaydı
Kombi Müfredat
عرضا
ǎraDan
ARŽ|ع ر ض
bir menfaat
Kombi Müfredat
قريبا
ḳarīben
GRB|ق ر ب
yakın
Kombi Müfredat
وسفرا
ve seferan
SFR|س ف ر
ve bir yolculuk
Kombi Müfredat
قاصدا
ḳāSiden
GṦD̃|ق ص د
orta
Kombi Müfredat
لاتبعوك
lāttebeǔke
TBA|ت ب ع
elbette sana tabi olurlardı
8
ولكن
velākin
|
fakat
Kombi Müfredat
بعدت
beǔdet
BAD̃|ب ع د
uzak geldi
10
عليهم
ǎleyhimu
|
kendilerine
11 Kombi Müfredat
الشقة
ş-şuḳḳatu
ŞGG|ش ق ق
aşılacak mesafe
12 Kombi Müfredat
وسيحلفون
ve seyeHlifūne
ḪLF|ح ل ف
bir de yemin edecekler
13
بالله
billahi
|
Allah'a
14
لو
levi
|
eğer (diye)
15 Kombi Müfredat
استطعنا
steTaǎ'nā
ŦVA|ط و ع
gücümüz yetseydi
16 Kombi Müfredat
لخرجنا
leḣaracnā
ḢRC|خ ر ج
çıkardık
17
معكم
meǎkum
|
sizinle beraber
18 Kombi Müfredat
يهلكون
yuhlikūne
HLK|ه ل ك
mahvediyorlar
19 Kombi Müfredat
أنفسهم
enfusehum
NFS|ن ف س
kendilerini
20
والله
vallahu
|
ve Allah
21 Kombi Müfredat
يعلم
yeǎ'lemu
ALM|ع ل م
biliyor
22
إنهم
innehum
|
onların
23 Kombi Müfredat
لكاذبون
lekāƶibūne
KZ̃B|ك ذ ب
yalancı olduklarını
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |لَوْ: eğer | كَانَ: olsaydı | عَرَضًا: bir menfaat | قَرِيبًا: yakın | وَسَفَرًا: ve bir yolculuk | قَاصِدًا: orta | لَاتَّبَعُوكَ: elbette sana tabi olurlardı | وَلَٰكِنْ: fakat | بَعُدَتْ: uzak geldi | عَلَيْهِمُ: kendilerine | الشُّقَّةُ: aşılacak mesafe | وَسَيَحْلِفُونَ: bir de yemin edecekler | بِاللَّهِ: Allah'a | لَوِ: eğer (diye) | اسْتَطَعْنَا: gücümüz yetseydi | لَخَرَجْنَا: çıkardık | مَعَكُمْ: sizinle beraber | يُهْلِكُونَ: mahvediyorlar | أَنْفُسَهُمْ: kendilerini | وَاللَّهُ: ve Allah | يَعْلَمُ: biliyor | إِنَّهُمْ: onların | لَكَاذِبُونَ: yalancı olduklarını | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |لو LW eğer | كان KEN olsaydı | عرضا ARŽE bir menfaat | قريبا GRYBE yakın | وسفرا WSFRE ve bir yolculuk | قاصدا GEṦD̃E orta | لاتبعوك LETBAWK elbette sana tabi olurlardı | ولكن WLKN fakat | بعدت BAD̃T uzak geldi | عليهم ALYHM kendilerine | الشقة ELŞGT aşılacak mesafe | وسيحلفون WSYḪLFWN bir de yemin edecekler | بالله BELLH Allah'a | لو LW eğer (diye) | استطعنا ESTŦANE gücümüz yetseydi | لخرجنا LḢRCNE çıkardık | معكم MAKM sizinle beraber | يهلكون YHLKWN mahvediyorlar | أنفسهم ÊNFSHM kendilerini | والله WELLH ve Allah | يعلم YALM biliyor | إنهم ÎNHM onların | لكاذبون LKEZ̃BWN yalancı olduklarını | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |lev: eğer | kāne: olsaydı | ǎraDan: bir menfaat | ḳarīben: yakın | ve seferan: ve bir yolculuk | ḳāSiden: orta | lāttebeǔke: elbette sana tabi olurlardı | velākin: fakat | beǔdet: uzak geldi | ǎleyhimu: kendilerine | ş-şuḳḳatu: aşılacak mesafe | ve seyeHlifūne: bir de yemin edecekler | billahi: Allah'a | levi: eğer (diye) | steTaǎ'nā: gücümüz yetseydi | leḣaracnā: çıkardık | meǎkum: sizinle beraber | yuhlikūne: mahvediyorlar | enfusehum: kendilerini | vallahu: ve Allah | yeǎ'lemu: biliyor | innehum: onların | lekāƶibūne: yalancı olduklarını | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |LV: eğer | KEN: olsaydı | ARŽE: bir menfaat | GRYBE: yakın | VSFRE: ve bir yolculuk | GEṦD̃E: orta | LETBAVK: elbette sana tabi olurlardı | VLKN: fakat | BAD̃T: uzak geldi | ALYHM: kendilerine | ELŞGT: aşılacak mesafe | VSYḪLFVN: bir de yemin edecekler | BELLH: Allah'a | LV: eğer (diye) | ESTŦANE: gücümüz yetseydi | LḢRCNE: çıkardık | MAKM: sizinle beraber | YHLKVN: mahvediyorlar | ÊNFSHM: kendilerini | VELLH: ve Allah | YALM: biliyor | ÎNHM: onların | LKEZ̃BVN: yalancı olduklarını | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Onları hazır bir ganîmete, yahut yakın bir yolculuğa çağırsaydın sana uyarlardı, fakat meşakkatle alınacak olan bu yol, onlara uzak geldi. Allah'a and içerek gücümüz yetseydi sizinle berâber çıkardık diyecekler. Onlar, kendilerini helâk ediyorlar ve Allah biliyor ki onlar yalancıdır.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık" diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Eğer yakında bir ganimet veya biraz daha yorucu yoldaki olsaydı, senin peşinden gelirlerdi. Fakat bu iş onlara zorlu geldi. (Bununla beraber onlar) "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber biz de sefere çıkardık" diye Allâh adına yemin edecekler. . . Kendilerini helâk ediyorlar. . . Allâh biliyor ki onlar kesinlikle yalancılardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Eğer o seferle, Tebük seferiyle tezelden ganimet elde edilse, kolay ve normal bir yolculukla iş hallolsaydı, mutlaka münâfıklar da peşine düşer, gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk onlara çok uzun bir sefer gibi geldi. Gene de: 'Bizim de silah, binek ve kumanya teminine gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık' diyerek yalan yere yemin edecekler, yalancılıkla kendilerini helâke sürükleyecekler. Allah onların kesinkes yalancı olduğunu biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Eğer yakında bulunan bir dünyalık ve kolay bir yolculuk olsaydı mutlaka sana uyarlardı. Ama güçlükle aşılabilecek mesafe onlara uzak geldi. 'Eğer gücümüz yetseydi sizinle birlikte çıkardık' diye Allah'a yemin edecekler. Onlar kendi kendilerini helake sürüklüyorlar. Allah onların yalancı olduklarını bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Eğer dâvet olundukları sefer, bir dünya menfaatı ve orta yollu bir sefer olsaydı, mutlaka senin arkana düşerlerdi. Fakat zahmetli ve yorucu mesafe (Tebük seferi) kendilerine (bâzı müminlere) uzak geldi. Bununla beraber; “- Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber sefere çıkardık.” deyip yakında Allah’a yemin edecekler. Böylece nefislerini helâke sürükleyeceklerdir. Allah biliyor ki, gerçekten onlar yalancıdırlar.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Kolay bir kazanc, normal bir yolculuk olsaydi sana uyarlardi, fakat cikilacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, «Gucumuz yetseydi sizinle beraber cikardik» diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onlarin yalanci oldugunu elbette biliyor.*Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Eğer yakın bir yarar, orta (mesafede) bir sefer olsaydı, elbette arkana takılırlardı. Ne var ki o meşakkatli (mesafe) onlara uzun geldi. «Gücümüz yetseydi seninle beraber çıkardık» diyerek Allah ile yemin edecekler de kendilerini (yalanları sebebiyle) mahvedecekler. Allah onların elbette yalancı olduklarını bilir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, 'Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık' diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, «Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık» diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Yakın bir menfaat ve orta uzunlukta bir yolculuk olsaydı seni izleyeceklerdi; ancak zorluk onlara fazla geldi. ALLAH'a yemin edeceklerdir: 'Gücümüz yetseydi sizinle birlikte çıkacaktık.' Böylece kendilerini mahfediyorlar. ALLAH onların yalancı olduklarını bilir.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, «Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık.» diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O, yakın bir ganimet ve orta bir yolculuk olsaydı, kesinlikle arkana düşerlerdi; ne varki, o meşakkatli mesafe kendilerine uzak geldi. Yakında: «Eğer gücümüz olsaydı, sizinle birlikte savaşa çıkardık.» diye yemin edecekler. Kendilerini helake sürükleyecekler. Allah, kesinlikle onların yalancı olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : O, bir yakın ganimet ve orta bir sefer olsa idi mutlaka arkana düşerlerdi, lâkin o meşakkatli mesafe kendilerine uzak geldi. Bununla beraber eğer istitaatimiz olsa idi elbette çıkarırdık diye yakında yemin edecekler, nefislerini helâke sürükliyecekler, Allah biliyor ki zira onlar kat'ıyyen yalancılardırDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Eğer yakın vadeli bir kazanç ve kısa bir yolculuk sözkonusu olsaydı, mutlaka peşinden gelirlerdi. Fakat bu sıkıntılı yolculuk onlara uzun geldi. Allah adına yemin ederek, «Eğer gücümüz yetseydi, kesinlikle sizinle birlikte sefere çıkardık» diyerek kendilerini mahvedecekler. Oysa Allah biliyor ki, onlar yalan söylüyorlar.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diye sana Tanrı adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Tanrı onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Eğer sefer, yakın bir kazanç ve sıradan bir sefer olsaydı, onlar kesinlikle seni izlerlerdi. Fakat o yapılması zor olan iş kendilerine uzak geldi. Bununla beraber, “Bizim de gücümüz yetseydi, kesinlikle sizinle beraber elbette çıkardık” diye Allah'a yemin edecekler –kendilerini yıkıma uğratıyorlar– ve Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancı kimselerdir. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Eğer (davet olundukları şey) yakın (ve dünyevî) bir menfeat, orta bir sefer olsaydı elbette senin arkana düşerlerdi. Fakat meşakkatle kat edilecek olan mesafe) onlara uzak geldi. (Bununla beraber) onlar (sen «Tebük» den dönünce): «Eğer gücümüz yetseydi her halde biz de sizinle beraber çıkardık» (diye) Allaha yemîn edeceklerdir. Bunlar (bu suretle) kendilerini helake sürüklerler. Allah biliyor ki onlar hiç şübhesiz ve muhakkak yalancıdırlar. Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Eğer yakın bir (dünya) menfaat(i) ve orta (mesâfede) bir yolculuk olsaydı (o geride kalan münâfıklar) elbette sana tâbi' olurlardı; fakat meşakkatli mesâfe(deki Tebük Seferi) onlara uzak geldi. Bununla berâber: 'Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle berâber çıkardık!' diye Allah’a yemîn edeceklerdir. (Bu yalan yeminleriyle) kendilerini helâk ediyorlar. Allah ise, hiç şübhesiz onların yalancı kimseler olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Eğer kolay bir kazanç ve orta bir sefer olsaydı; elbette senin arkana düşerlerdi. Fakat zorluk onlara uzak geldi. Gücümüz yetseydi; herhalde biz de sizinle beraber çıkardık, diye yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ederler. Allah biliyor ki; onlar muhakkak yalancılardır.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Eğer yakın olan bir dünya malı (ganimet) ve rahat bir sefer olsaydı, elbette sana tâbî olurlardı ve lâkin meşakkatli (sefer) onlara uzak geldi. “Şâyet gücümüz yetseydi elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah'a yemin edeceklerdir. Kendilerini (nefslerini) helâk ediyorlar. Ve Allah, onların gerçekten yalancılar olduğunu bilir.Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ortada umulmadık türden bir kazanç ve kolay bir sefer (umudu) olsaydı, (ey Peygamber) kuşkusuz, arkadan gelirlerdi; fakat çıkılacak yol onlara çok uzun geldi. (Bu yetmiyormuş gibi), bir de (ey inananlar, sizin dönüşünüzden sonra) o (sefere katılmayan) kimseler, Allaha yemin edip (bu yalan yeminle) kendilerini tehlikeye sokarak: "Gücümüz olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık" diyecekler: Oysa Allah, onların düpedüz yalan söylediklerini elbette biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Eğer o, yakın bir ganîmet ve orta bir sefer olsa idi elbette sana tâbi olurlardı. Fakat o meşakkatli mesafe onlara uzak geldi ve az sonra Allah Teâlâ'ya yemin edeceklerdir ki, eğer iktidarımız olsa idi elbette seninle beraber sefere çıkardık. Bunlar nefislerini helâl diyorlar. Allah Teâlâ ise onların mutlaka yalancı kimseler olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Eğer o sefer, yakın bir kazanç (ganimet) ve orta yollu bir sefer olsaydı, onlar mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat zahmetle gidilecek yol onlara uzak geldi. Bununla beraber: “Gücümüz yetseydi sizinle beraber elbette biz de sefere çıkardık. ” diyerek Allah adına yemin edeceklerdir. Bunlar kendi nefislerini helâka sürüklüyorlar. Allah biliyor ki onlar muhakkak yalancıdırlar.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat, meşakkat onlara uzak geldi. ‘Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık.’ diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gerçekten onların yalancı olduğunu biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Eğer dâvet olundukları seferde peşin bir ganimet bulunsa ve orta yollu bir mesafe olsaydı, mutlaka senin peşinden gelirlerdi; fakat meşakkatli yol onlara pek uzak geldi. Bununla beraber "Eğer gücümüz yetseydi muhakkak sizinle beraber sefere çıkardık." diye yemin edeceklerdir. Onlar bu yalanlarıyla kendilerini mahvediyorlar. Çünkü Allah onların yalancı olduklarını kesinlikle bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Yakın bir dünyâ menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı (savaşa katılmayan o münafıklar), elbette sana tâbi olurlardı. Fakat güç aşılacak mesafe, kendilerine uzak geldi. Bir de "Gücümüz yetseydi, sizinle beraber çıkardık!"diye Allah'a yemin edecekler. Boşuna kendilerini mahvediyorlar. Allâh, onların yalancı olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. «Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık» diye sana Allah adına yemin de edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylemekte olduklarını bilmektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Eğer peşin bir menfaat ve orta uzaklıkta bir yol olsaydı sana uyarlardı. Fakat o meşakkatli sefer onlara pek uzak geldi. 'Gücümüz yetseydi sizinle çıkardık' diye Allah'a yemin edecekler. Onlar kendilerini helâk ediyorlar. Allah ise onların yalancı olduklarını biliyor.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Eğer o, yakın bir dünya menfaati yahut orta bir yolculuk olsa idi, elbette seni izleyeceklerdi. Ama o zorluklarla dolu yolculuk kendilerine uzak geldi. "Gücümüz yetseydi sizinle çıkacaktık" diye Allah'a yemin de ederler. Kendilerini mahvediyorlar. Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.