Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Belletti ona o güzel beyânı(55:4)

Bak şu güzel semaya verdi ona irtifa' vazeyledip mizânı(55:7)

Ve doğru tutun adaletle tartıyı da aksatmayın mizanı(55:9)

Arza da bir tavazu' verdi berayı enam(55:10)

Onda bir meyva, ve ekmamiyle duran nahli benam(55:11)

Ve o çimli dâneler ve o hoşbu' reyhan(55:12)

Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?(55:13)

Fağfur gibi bir salsâlden insanı yarattı(55:14)

Bir maric ateşten de o cannı yarattı(55:15)

Hem iki Meşrikın rabbi hem iki Mağribin rabbi(55:17)

Salmış iki deryayı demâdem çatışırlar(55:19)

Beyinlerinde bir berzah bagyeylemezler bir ân(55:20)

Çıkar onlardan inci ile mercan(55:22)

Hem onun denizde akıp giden o münşeâti alemnişan(55:24)

Bakî o Rabbının yüzü o zülcelâli vel'ikram(55:27)

Ondan dilenir göklerde hem yerde olan «kulle yevmin huve fi şe'n»(55:29)

Yarın size kalacağız ey sekalân!(55:31)

Ey cinn-ü insin ma'şeri! Gücünüz yeterse geçin gidin aktarı Arz-u Semadan, geçemezsiniz olmazsa ferman(55:33)

Salınır üstünüze ateşten bir yalın, bir zehir duman, kurtulamazsınız deseniz de el'aman(55:35)

Gök bir yarılıp oluverdi mi bir gül, yağ gibi eriyen, kızaran yanan(55:37)

O gün sorulmaz cürmünden artık ne bir insan ne de bir cânn(55:39)

Tanınır da mücrimler simalarından tutulur perçemlerile ayaklarından(55:41)

İşte bu, mücrimlerin yalan dedikleri Cehennem(55:43)

Olacaklar bununla bir kızgın hamîmin arasında pûyan(55:44)

Rabbının makamından korkan kimseye iki Cennet raygân(55:46)

Var her birinde envaı bostan, envaı eğsan(55:48)

Onlarda iki kaynak olur revan(55:50)

Onlarda her meyvadan çifte çifte hân(55:52)

Dayanmışlar öyle mefruşata kim astarları istebraktan. Her iki Cennetin derimi de yakından.(55:54)

O Cennetlerde öyle kasıratü't-tarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn.(55:56)

Sanırsın onları yâkut-ü mercan(55:58)

İhsânın cezâsı elbette ihsân(55:60)

Ötelerinden de diğer Cennetan(55:62)

Bunlarda püsküren çifte şadravan(55:66)

Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka rumman(55:68)

İçlerinde dilber, hayırlı hûbân(55:70)

Cibinliklerde mestur, mahsus hûriyan(55:72)

Dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cann(55:74)

Kurulmuşlar yeşil refref ve güzel abkarîler üzere şadan(55:76)

Yüce, çok yüce rabbının adı onun o celâl, onun o ikram.(55:78)
