Abdulbaki Gölpınarlı Meali
ona dilleri, konuşmayı belletti.(55:4)

Güneş ve ay, hesapla hareket eyler.(55:5)

Ve gövdesiz bitki ve gövdeli ağaç secde eder.(55:6)

Ve göğü yüceltti ve ölçüyü koydu.(55:7)

Ölçüde, tartıda insafsızlık etmeyin.(55:8)

Terâziyi doğru tutun, adâletle tartın ve eksik tartmayın.(55:9)

Orada meyveler ve lifli, kabuklu hurmalar var.(55:11)

Yapraklı tâneler var ve güzel kokulu otlar.(55:12)

Artık Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?(55:13)

İyice pişmiş gibi kupkuru balçıktan, insanı halketti.(55:14)

Ve cinleri, coşup kaynayan ateşten yarattı.(55:15)

Rabbidir iki doğunun ve Rabbidir iki batının.(55:17)

İki denizi salmıştır, nerdeyse karışacaklar.(55:19)

Fakat aralarında bir berzah var, birbirlerine karışmazlar.(55:20)

Her ikisinden de inci ve mercan çıkar.(55:22)

Ve onundur denizde akıp giden dağlar gibi gemiler.(55:24)

Yerin üstünde ne varsa fânîdir.(55:26)

Ve ancak ululuk ve kerem ıssı Rabbinin zâtıdır kalan.(55:27)

Ondan ister kim varsa göklerde ve yeryüzünde; o, her gün bir iştedir.(55:29)

Ey iki ağır topluluk, insanlar ve cinler, yakında hesâbınıza bakacağız.(55:31)

Ey cin ve insan topluluğu, ölümden kurtulmak için, göklerin ve yeryüzünün bucaklarından geçip kaçmaya gücünüz yeterse geçin, kaçın fakat geçemezsiniz bir kudret olmadıkça.(55:33)

Üstünüze bir ateş yalımı ve erimiş bakır gönderilir de kaçamazsınız.(55:35)

Derken gök yarılıp kırmızı bir gül rengine gelerek yağ gibi eriyince...(55:37)

Ne insan, ne cin, artık o gün suçlu mudur, sorulmaz.(55:39)

Suçlular, yüzlerindeki alâmetten tanınırlar da perçemlerinden ve ayaklarından tutulurlar.(55:41)

İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennem.(55:43)

Cehennemle içecekleri kaynar suyun arasında dolanıp dururlar.(55:44)

Rabbinin tapısına varmaktan korkana iki cennet var.(55:46)

İkisinde de türlü türlü nîmetler var, çeşit çeşit ağaçlar.(55:48)

İkisinde de iki ırmak var, akar.(55:50)

İkisinde de her çeşit meyve, çifter çifter var.(55:52)

Öylesine döşemelere yaslanacaklar ki astarları kalın ipekten, her iki cennetin, devşirilip toplanacak meyveleri de ellerinin altında, pek yakın.(55:54)

O cennetlerde, gözlerini, eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce ne bir insan tarafından dokunulmuş, ne bir cin tarafından dokunulmuş eşler var.(55:56)

O eşler, sanki yakut ve mercan.(55:58)

İyiliğin karşılığı, iyilikten başka bir şey olabilir mi?(55:60)

Bu iki cennetten başka iki cennet daha var.(55:62)

İkisinde de iki pınar var, fışkırıp çıkar da akar.(55:66)

Her ikisinde de meyveler ve hurma ve nar var.(55:68)

O cennetlerde güzel huylu güzeller var.(55:70)

Beyaz tenli, kara gözlü, otağlarda hûriler.(55:72)

Eşlerinden önce ne bir insan dokunmuş onlara, ne bir cin.(55:74)

Yeşil ipeklilerle düşenmiş sedirlere ve güzelim döşemelere yaslanırlar.(55:76)

Ululuk ve kerem ıssı Rabbinin adının şanı, pek yücedir.(55:78)
