| KTEB: (Bu), Kitaptır
| ÊNZLNEH: indirdiğimiz
| ÎLYK: sana
| LTḢRC: çıkarman için
| ELNES: insanları
| MN: -dan
| ELƵLMET: karanlıklar-
| ÎL:
| ELNVR: aydınlığa
| BÎZ̃N: izniyle
| RBHM: Rablerinin
| ÎL:
| ṦREŦ: yoluna
| ELAZYZ: Aziz
| ELḪMYD̃: ve övgüye layık olanın
| (14:1)
| ELZ̃Y: ki
| LH: O'nundur
| ME: ne varsa
| FY:
| ELSMEVET: göklerde
| VME: ve ne varsa
| FY:
| ELÊRŽ: yerde
| VVYL: vay haline
| LLKEFRYN: şu kafirlerin
| MN: dolayı
| AZ̃EB: azabdan
| ŞD̃YD̃: çetin
| (14:2)
| YSTḪBVN: tercih ederler
| ELḪYET: hayatını
| ELD̃NYE: dünya
| AL: karşılık
| EL ËḢRT: ahirete
| VYṦD̃VN: ve engel olurlar
| AN: -ndan
| SBYL: yolu-
| ELLH: Allah'ın
| VYBĞVNHE: ve onu isterler
| AVCE: eğrilmesini
| ÊVLÙK: işte onlar
| FY: içindedirler
| ŽLEL: bir sapıklık
| BAYD̃: derin
| (14:3)
| ÊRSLNE: biz göndermedik
| MN: her
| RSVL: elçiyi
| ÎLE: başka
| BLSEN: dilinden
| GVMH: kendi kavminin
| LYBYN: açıklasın diye
| LHM: olara
| FYŽL: şaşırtır
| ELLH: Allah
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediğin
| VYHD̃Y: ve yola iletir
| MN: kimseyi
| YŞEÙ: dilediği
| VHV: ve O
| ELAZYZ: azizdir
| ELḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir
| (14:4)
| ÊRSLNE: göndermiştik
| MVS: Musa'yı
| B ËYETNE: ayetlerimizle birlikte
| ÊN: için
| ÊḢRC: çıkarması
| GVMK: kavmini
| MN: -dan
| ELƵLMET: karanlıklar-
| ÎL:
| ELNVR: aydınlığa
| VZ̃KRHM: ve onlara hatırlatması için
| BÊYEM: günlerini
| ELLH: Allah'ın
| ÎN: şüphesiz
| FY:
| Z̃LK: bunda
| L ËYET: ayetler vardır
| LKL: herkes için
| ṦBER: sabreden
| ŞKVR: şükreden
| (14:5)
| GEL: demişti ki
| MVS: Musa
| LGVMH: kavmine
| EZ̃KRVE: hatırlayın
| NAMT: ni'metini
| ELLH: Allah'ın
| ALYKM: üzerinizdeki
| ÎZ̃: zaman
| ÊNCEKM: sizi kurtardı
| MN:
| ËL: soyundan
| FRAVN: Fir'avn
| YSVMVNKM: onlar sizi sürüyorlardı
| SVÙ: en kötüsüne
| ELAZ̃EB: işkencenin
| VYZ̃BḪVN: ve kesiyorlardı
| ÊBNEÙKM: oğullarınızı
| VYSTḪYVN: ve sağ bırakıyorlardı
| NSEÙKM: kadınlarınızı
| VFY: ve vardı
| Z̃LKM: bunda size
| BLEÙ: bir imtihan
| MN: -den
| RBKM: Rabbiniz-
| AƵYM: büyük
| (14:6)
| TÊZ̃N: size bildirmişti
| RBKM: Rabbiniz
| LÙN: eğer
| ŞKRTM: şükrederseniz
| LÊZYD̃NKM: elbette size daha fazla veririm
| VLÙN: ve eğer
| KFRTM: nankörlük ederseniz
| ÎN: şüphesiz
| AZ̃EBY: azabım
| LŞD̃YD̃: pek çetindir
| (14:7)
| MVS: Musa
| ÎN: eğer
| TKFRVE: nankörlük etseniz
| ÊNTM: siz
| VMN: ve kimseler
| FY:
| ELÊRŽ: yeryüzündeki
| CMYAE: hepiniz
| FÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| LĞNY: zengindir
| ḪMYD̃: övülmüştür
| (14:8)
| YÊTKM: size gelmedi mi?
| NBÊ: haberi
| ELZ̃YN: kimselerin
| MN:
| GBLKM: sizden öncekilerin
| GVM: kavimlerinin
| NVḪ: Nuh
| VAED̃: ve Ad
| VS̃MVD̃: ve Semud
| VELZ̃YN: ve kimselerin
| MN:
| BAD̃HM: onlardan sonra gelen
| LE:
| YALMHM: onları kimse bilmez
| ÎLE: başka
| ELLH: Allah'tan
| CEÙTHM: onlara getirdi
| RSLHM: elçileri
| BELBYNET: kanıtlar
| FRD̃VE: fakat koydular
| ÊYD̃YHM: onlar ellerini
| FY:
| ÊFVEHHM: ağızlarına
| VGELVE: ve dediler ki
| ÎNE: muhakkak biz
| KFRNE: tanımayız
| BME: şeyi
| ÊRSLTM: sizinle gönderilen
| BH: onunla
| VÎNE: ve biz
| LFY: içindeyiz
| ŞK: bir kuşku
| MME: şeye karşı
| TD̃AVNNE: bizi çağırdığınız
| ÎLYH: ona
| MRYB: derin
| (14:9)
| RSLHM: elçileri
| ÊFY: hakkında (edilir) mi?
| ELLH: Allah
| ŞK: şüphe
| FEŦR: yaratan
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| YD̃AVKM: (O) sizi davet ediyor
| LYĞFR: bağışlamak için
| LKM: sizin
| MN: bir kısmını
| Z̃NVBKM: günahlarınızdan
| VYÙḢRKM: ve sizi ertelemek için
| ÎL: kadar
| ÊCL: bir süreye
| MSM: belirtilmiş
| GELVE: onlar dediler
| ÎN:
| ÊNTM: siz de
| ÎLE: başka değilsiniz
| BŞR: bir insandan
| MS̃LNE: bizim gibi
| TRYD̃VN: istiyorsunuz
| ÊN:
| TṦD̃VNE: bizi çevirmek
| AME: -ndan
| KEN: olduğu-
| YABD̃: tapıyor
| ËBEÙNE: atalarımızın
| FÊTVNE: o halde bize getirin
| BSLŦEN: bir delil
| MBYN: açık
| (14:10)
| LHM: onlara
| RSLHM: elçileri
| ÎN: değiliz
| NḪN: biz (de)
| ÎLE: başka bir şey
| BŞR: insandan
| MS̃LKM: sizin gibi
| VLKN: fakat
| ELLH: Allah
| YMN: lutfeder
| AL:
| MN: kimseye
| YŞEÙ: dilediği
| MN: -ndan
| ABED̃H: kulları-
| VME: yoktur
| KEN: imkanımız
| LNE: bizim
| ÊN:
| NÊTYKM: size getiremeye
| BSLŦEN: bir delil
| ÎLE: olmadan
| BÎZ̃N: izni
| ELLH: Allah'ın
| VAL: ve
| ELLH: Allah'a
| FLYTVKL: dayansınlar
| ELMÙMNVN: inananlar
| (14:11)
| LNE: biz
| ÊLE:
| NTVKL: dayanmayalım
| AL:
| ELLH: Allah'a
| VGD̃: elbette
| HD̃ENE: bize göstermişken
| SBLNE: yollarımızı
| VLNṦBRN: ve katlanırız
| AL:
| ME:
| ËZ̃YTMVNE: bize yaptığınız eziyetlere
| VAL: ve
| ELLH: Allah'a
| FLYTVKL: dayansınlar
| ELMTVKLVN: tevekkül edenler
| (14:12)
| ELZ̃YN: kimseler
| KFRVE: inkar eden(ler)
| LRSLHM: elçilerine
| LNḢRCNKM: ya sizi mutlaka çıkarırız
| MN: -dan
| ÊRŽNE: yurdumuz-
| ÊV: ya da
| LTAVD̃N: dönersiniz
| FY:
| MLTNE: bizim dinimize
| FÊVḪ: şöyle vahyetti
| ÎLYHM: onlara
| RBHM: Rableri
| LNHLKN: mutlaka helak edeceğiz
| ELƵELMYN: zalimleri
| (14:13)
| ELÊRŽ: o yere
| MN:
| BAD̃HM: onların ardından
| Z̃LK: bu
| LMN: içindir
| ḢEF: korkan
| MGEMY: makamımdan
| VḢEF: ve korkan içindir
| VAYD̃: tehdidimden
| (14:14)
| VḢEB: ve perişan oldu
| KL: her
| CBER: zorba
| ANYD̃: inatçı
| (14:15)
| VREÙH: ardından da
| CHNM: cehennem
| VYSG: kendisine içirilir
| MN:
| MEÙ: bir suy
| ṦD̃YD̃: irin (gibi)
| (14:16)
| VLE: fakat
| YKED̃: geçiremez
| YSYĞH: boğazından
| VYÊTYH: ve ona geldiği halde
| ELMVT: ölüm
| MN:
| KL: her
| MKEN: yandan
| VME: ve yine
| HV: o
| BMYT: ölemez
| VMN:
| VREÙH: bunun ardından
| AZ̃EB: bir azab
| ĞLYƵ: kaba
| (14:17)
| ELZ̃YN: kimselerin
| KFRVE: inkar eden(lerin)
| BRBHM: Rablerini
| ÊAMELHM: işleri
| KRMED̃: küle benzer
| EŞTD̃T: savurduğu
| BH: onu
| ELRYḪ: rüzgarın
| FY:
| YVM: bir günde
| AEṦF: fırtınalı
| LE:
| YGD̃RVN: ele geçiremezler
| MME: şeylerden
| KSBVE: kazandıkları
| AL:
| ŞYÙ: hiçbir şeyi
| Z̃LK: işte
| HV: o
| ELŽLEL: sapıklıktır
| ELBAYD̃: derin
| (14:18)
| TR: görmedin mi?
| ÊN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| ḢLG: yarattı
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| BELḪG: hak ile
| ÎN: eğer
| YŞÊ: dilerse
| YZ̃HBKM: sizi götürür
| VYÊT: ve getirir
| BḢLG: bir halk
| CD̃YD̃: yepyeni
| (14:19)
| LLH: Allah'ın huzurunda
| CMYAE: hepsi
| FGEL: dediler ki
| ELŽAFEÙ: zayıflar
| LLZ̃YN: kimselere
| ESTKBRVE: büyüklük taslayan(lara)
| ÎNE: şüphesiz biz
| KNE: idik
| LKM: size
| TBAE: tabi
| FHL: misiniz?
| ÊNTM: siz
| MĞNVN: savabilir
| ANE: bizden
| MN: -ndan
| AZ̃EB: azabı-
| ELLH: Allah'ın
| MN: (en ufak)
| ŞYÙ: bir şey
| GELVE: dediler ki
| LV: eğer
| HD̃ENE: bize yol gösterseydi
| ELLH: Allah
| LHD̃YNEKM: biz de size yol gösterirdik
| SVEÙ: artık birdir
| ALYNE: bize
| ÊCZANE: sızlansak da
| ÊM: ya da
| ṦBRNE: sabretsek de
| ME: yoktur
| LNE: bize
| MN: hiç
| MḪYṦ: kaçıp sığınacak bir yer
| (14:21)
| ELŞYŦEN: şeytan
| LME: ne zaman ki
| GŽY: bitirildi
| ELÊMR: iş
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| VAD̃KM: size va'detti
| VAD̃: va'di
| ELḪG: gerçek
| VVAD̃TKM: ve ben de size va'dettim
| FÊḢLFTKM: ama ben sözümden caydım
| VME: ve yoktur
| KEN:
| LY: benim
| ALYKM: size karşı
| MN: hiç
| SLŦEN: bir güc(üm)
| ÎLE: başka
| ÊN:
| D̃AVTKM: sizi davet etmekten
| FESTCBTM: siz de da'vetime koştunuz
| LY: benim
| FLE: o halde
| TLVMVNY: beni kınamayın
| VLVMVE: fakat kınayın
| ÊNFSKM: kendi kendinizi
| ME: ne
| ÊNE: ben
| BMṦRḢKM: sizi kurtarabilirim
| VME: ne de
| ÊNTM: siz
| BMṦRḢY: beni kurtarabilirsiniz
| ÎNY: şüphesiz ben
| KFRT: reddetmiştim
| BME:
| ÊŞRKTMVN: beni ortak koşmanızı
| MN:
| GBL: önceden
| ÎN: doğrusu
| ELƵELMYN: zalimler
| LHM: (onlar) için vardır
| AZ̃EB: bir azab
| ÊLYM: acıklı
| (14:22)
| ELZ̃YN: kimseler
| ËMNVE: inanan(lar)
| VAMLVE: ve yapanlar
| ELṦELḪET: iyi işyer
| CNET: cennetlere
| TCRY: akan
| MN:
| TḪTHE: altlarından
| ELÊNHER: ırmaklar
| ḢELD̃YN: sürekli kalacakları
| FYHE: orada
| BÎZ̃N: izniyle
| RBHM: Rablerinin
| TḪYTHM: onların dirlik temennileri
| FYHE: orada
| SLEM: selamdır
| (14:23)
| TR: görmedin mi
| KYF: nasıl
| ŽRB: bir benzetme yaptı
| ELLH: Allah
| MS̃LE: benzeri
| KLMT: sözün
| ŦYBT: güzel
| KŞCRT: bir ağaç gibidir
| ŦYBT: güzel
| ÊṦLHE: kökü
| S̃EBT: sabit
| VFRAHE: ve dalları
| FY: olan
| ELSMEÙ: gökte
| (14:24)
| ÊKLHE: meyvesini
| KL: her
| ḪYN: zaman
| BÎZ̃N: izniyle
| RBHE: Rabbinin
| VYŽRB: benzetmeler yapar
| ELLH: Allah
| ELÊMS̃EL: misallerle
| LLNES: insanlara
| LALHM: umulur ki
| YTZ̃KRVN: öğüt alırlar (diye)
| (14:25)
| KLMT: sözün
| ḢBYS̃T: kötü
| KŞCRT: bir ağaca benzer
| ḢBYS̃T: kötü
| ECTS̃T: gövdesi koparılmış
| MN:
| FVG: üstünden
| ELÊRŽ: yerin
| ME: olmayan
| LHE: onun
| MN: hiç
| GRER: kararı (kökü)
| (14:26)
| ELLH: Allah
| ELZ̃YN: kimseleri
| ËMNVE: inanan(ları)
| BELGVL: söz ile
| ELS̃EBT: sağlam
| FY:
| ELḪYET: hayatında
| ELD̃NYE: dünya
| VFY: ve
| EL ËḢRT: ahirette
| VYŽL: ve şaşırtır
| ELLH: Allah
| ELƵELMYN: zalimleri
| VYFAL: ve yapar
| ELLH: Allah
| ME: ne
| YŞEÙ: diliyorsa
| (14:27)
| TR: görmedin mi?
| ÎL:
| ELZ̃YN: kimseleri
| BD̃LVE: çeviren(leri)
| NAMT: ni'metini
| ELLH: Allah'ın
| KFRE: nankörlüğe
| VÊḪLVE: ve konduranları
| GVMHM: kavimlerini
| D̃ER: yurduna
| ELBVER: helak
| (14:28)
| LLH: Allah'a
| ÊND̃ED̃E: eşler
| LYŽLVE: saptırmak için
| AN: -ndan
| SBYLH: O'nun yolu-
| GL: de ki
| TMTAVE: eğlenin
| FÎN: şüphesiz
| MṦYRKM: gideceğiniz yer
| ÎL:
| ELNER: ateştir
| (14:30)
| LABED̃Y: kullarıma
| ELZ̃YN: -kimseler
| ËMNVE: doğrulayan/emin
| YGYMVE: -doğrulurlar
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe(MESAJ)-
| VYNFGVE: ve harcarlar
| MME: -şeyden
| RZGNEHM: rızıklandırıldıkları-
| SRE: gizli
| VALENYT: ve açık
| MN:
| GBL: önce
| ÊN:
| YÊTY: gelmeden
| YVM: bir gün
| LE: ki yoktur
| BYA: bir alışveriş
| FYH: onda
| VLE: ne yoktur
| ḢLEL: bir dostluk
| (14:31)
| ELZ̃Y: O'dur ki
| ḢLG: yarattı
| ELSMEVET: gökleri
| VELÊRŽ: ve yeri
| VÊNZL: ve indirdi
| MN:
| ELSMEÙ: gökten
| MEÙ: su
| FÊḢRC: ve çıkardı
| BH: onunla
| MN: (çeşitli)
| ELS̃MRET: meyvalar
| RZGE: rızık olarak
| LKM: size
| VSḢR: ve emrinize verdi
| LKM: sizin
| ELFLK: gemileri
| LTCRY: akıp gitmesi için
| FY:
| ELBḪR: denizde
| BÊMRH: buyruğuyla
| VSḢR: ve emrinize verdi
| LKM: sizin
| ELÊNHER: ırmakları
| (14:32)
| LKM: sizin
| ELŞMS: güneşi
| VELGMR: ve ay'ı
| D̃EÙBYN: düzenli seyreden
| VSḢR: ve emrinize verdi
| LKM: sizin
| ELLYL: geceyi
| VELNHER: ve gündüzü
| (14:33)
| MN: -den
| KL: herşey-
| ME: ne varsa
| SÊLTMVH: kendisinden istediğiniz
| VÎN: ve eğer
| TAD̃VE: saymak isteseniz
| NAMT: ni'metini
| ELLH: Allah'ın
| LE:
| TḪṦVHE: sayamazsınız
| ÎN: doğrusu
| ELÎNSEN: insan
| LƵLVM: çok haksızlık edendir
| KFER: çok nankördür
| (14:34)
| GEL: şöyle demişti
| ÎBREHYM: İbrahim
| RB: Rabbim
| ECAL: kıl
| HZ̃E: bu
| ELBLD̃: şehri
| ËMNE: güvenli
| VECNBNY: beni uzak tut
| VBNY: ve oğullarımı
| ÊN:
| NABD̃: tapmaktan
| ELÊṦNEM: putlara
| (14:35)
| ÎNHN: şüphesiz onlar
| ÊŽLLN: şaşırttılar
| KS̃YRE: birçoğunu
| MN: -dan
| ELNES: insanlar-
| FMN: artık kim
| TBANY: bana uyarsa
| FÎNH: şüphsiz o
| MNY: bendendir
| VMN: ve kim
| AṦENY: bana karşı gelirse
| FÎNK: şüphesiz sen
| ĞFVR: bağışlayansın
| RḪYM: esirgeyensin
| (14:36)
| ÎNY: ben
| ÊSKNT: yerleştirdim
| MN: (bazısını)
| Z̃RYTY: çocuklarımdan
| BVED̃: bir vadiye
| ĞYR: olmayan
| Z̃Y: sahibi
| ZRA: ekin
| AND̃: katında
| BYTK: Yapı'n(-senin)
| ELMḪRM: Yasaklılaştırılmış
| RBNE: Rabbimiz
| LYGYMVE: doğrulsunlar diye
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe
| FECAL: artık kıl
| ÊFÙD̃T: gönüllerini
| MN: birtakım
| ELNES: insanların
| THVY: meylettir
| ÎLYHM: onlara
| VERZGHM: ve onları rızıklandır
| MN: (çeşitli)
| ELS̃MRET: meyvalarla
| LALHM: umulur ki
| YŞKRVN: şükrederler
| (14:37)
| ÎNK: şüphesiz sen
| TALM: bilirsin
| ME: şeyi
| NḢFY: bizim gizlediğimiz
| VME: ve şeyi
| NALN: açığa vurduğumuz
| VME: ve
| YḢF: gizli kalmaz
| AL:
| ELLH: Allah'a
| MN: hiçbir
| ŞYÙ: şey
| FY:
| ELÊRŽ: yerde
| VLE: ve ne de
| FY:
| ELSMEÙ: gökte
| (14:38)
| LLH: Allah'a
| ELZ̃Y:
| VHB: lutfeden
| LY: bana
| AL:
| ELKBR: ihtiyarlık çağımda
| ÎSMEAYL: İsma'il'i
| VÎSḪEG: ve İshak'ı
| ÎN: şüphesiz
| RBY: Rabbim
| LSMYA: işitendir
| ELD̃AEÙ: du'ayı
| (14:39)
| ECALNY: beni kıl
| MGYM: -doğrulmuş
| ELṦLET: SaLâTe/Desteğe-
| VMN: ve
| Z̃RYTY: zürriyetimi
| RBNE: Rabbimiz
| VTGBL: kabul buyur
| D̃AEÙ: du'amı
| (14:40)
| EĞFR: bağışla
| LY: beni
| VLVELD̃Y: anamı-babamı
| VLLMÙMNYN: ve mü'minleri
| YVM: gün
| YGVM: görüleceği
| ELḪSEB: hesabın
| (14:41)
| TḪSBN: sanma
| ELLH: Allah'ı
| ĞEFLE: gafil
| AME: şeylerden
| YAML: yaptığı
| ELƵELMVN: zalimlerin
| ÎNME: muhakkak O
| YÙḢRHM: ertelemektedir
| LYVM: bir güne
| TŞḢṦ: (dehşetten) donup kalacağı
| FYH: onda
| ELÊBṦER: gözlerin
| (14:42)
| MGNAY: dikerek
| RÙVSHM: başlarını
| LE:
| YRTD̃: dönmez
| ÎLYHM: kendilerine
| ŦRFHM: bakışları
| VÊFÙD̃THM: ve yüreklerinin içi de
| HVEÙ: bomboştur
| (14:43)
| ELNES: insanları
| YVM: güne (karşı)
| YÊTYHM: kendilerine geleceği
| ELAZ̃EB: azabın
| FYGVL: ve diyecekleri
| ELZ̃YN:
| ƵLMVE: zalimlerin
| RBNE: Rabbimiz
| ÊḢRNE: bizi ertele
| ÎL: -ye kadar
| ÊCL: bir süre-
| GRYB: yakın
| NCB: gelelim
| D̃AVTK: senin çağrına
| VNTBA: ve uyalım
| ELRSL: elçilere
| ÊVLM:
| TKVNVE: etmemiş miydiniz?
| ÊGSMTM: yemininizi
| MN:
| GBL: önceden
| ME: olmadığına
| LKM: sizin için
| MN: hiçbir
| ZVEL: zeval
| (14:44)
| FY:
| MSEKN: yerlerinde
| ELZ̃YN: kimselerin
| ƵLMVE: zulmeden(lerin)
| ÊNFSHM: kendilerine
| VTBYN: ve belli olmuştu
| LKM: size
| KYF: nasıl
| FALNE: yaptığımız
| BHM: onlara
| VŽRBNE: ve anlatmıştık
| LKM: size
| ELÊMS̃EL: misallerle
| (14:45)
| MKRVE: onlar kurdular
| MKRHM: tuzaklarını
| VAND̃: oysa yanındadır
| ELLH: Allah'ın
| MKRHM: onların tuzakları
| VÎN: eğer
| KEN: olsa bile
| MKRHM: tuzakları
| LTZVL: yerinden kaldıracak
| MNH:
| ELCBEL: dağları
| (14:46)
| TḪSBN: sanma
| ELLH: Allah'ı
| MḢLF: cayar
| VAD̃H: verdiği sözden
| RSLH: elçilerine
| ÎN: çünkü
| ELLH: Allah
| AZYZ: daima üstündür
| Z̃V: sahibidir
| ENTGEM: intikam
| (14:47)
| TBD̃L: değiştirilir
| ELÊRŽ: yer
| ĞYR: başka
| ELÊRŽ: yere
| VELSMEVET: ve gökler de
| VBRZVE: ve gelirler
| LLH: Allah'ın huzuruna
| ELVEḪD̃: tek (olan)
| ELGHER: kahredici (olan)
| (14:48)
| ELMCRMYN: suçluları
| YVMÙZ̃: o gün
| MGRNYN: birbirine yaklaştırılmış
| FY: içinde
| ELÊṦFED̃: zincirler
| (14:49)
| MN: -dandır
| GŦREN: katran-
| VTĞŞ: ve kaplamaktadır
| VCVHHM: yüzlerini
| ELNER: ateş
| (14:50)
| ELLH: Allah
| KL: her
| NFS: nefsin
| ME: ne varsa
| KSBT: kazandığı
| ÎN: şüphesiz
| ELLH: Allah
| SRYA: çabuk görendir
| ELḪSEB: hesabı
| (14:51)
| BLEĞ: bir tebliğdir
| LLNES: insanlara
| VLYNZ̃RVE: uyarılsınlar diye
| BH: bununla
| VLYALMVE: ve bilsinler diye
| ÊNME: yalnızca
| HV: O
| ÎLH: tanrıdır
| VEḪD̃: birtek
| VLYZ̃KR: ve öğüt alsınlar diye
| ÊVLV: sahipleri
| ELÊLBEB: sağduyu
| (14:52)