Önceki Sonraki

14:22Ibrahim Suresi 22. Ayet

Kuran Sırası: 14 İniş Sırası: 72
12345678910111213141516171819202122232425262728293031323334353637383940414243444546474849505152

14:22Ibrahim Suresi 22. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
وقال
ve ḳāle
GVL|ق و ل
şöyle dedi
Kombi Müfredat
الشيطان
ş-şeyTānu
ŞŦN|ش ط ن
şeytan
3
لما
lemmā
|
ne zaman ki
Kombi Müfredat
قضي
ḳuDiye
GŽY|ق ض ي
bitirildi
Kombi Müfredat
الأمر
l-emru
EMR|ا م ر
6
إن
inne
|
şüphesiz
7
الله
llahe
|
Allah
Kombi Müfredat
وعدكم
veǎdekum
VAD̃|و ع د
size va'detti
Kombi Müfredat
وعد
veǎ'de
VAD̃|و ع د
va'di
10 Kombi Müfredat
الحق
l-Haḳḳi
ḪGG|ح ق ق
gerçek
11 Kombi Müfredat
ووعدتكم
ve veǎdtukum
VAD̃|و ع د
ve ben de size va'dettim
12 Kombi Müfredat
فأخلفتكم
feeḣleftukum
ḢLF|خ ل ف
ama ben sözümden caydım
13
وما
vemā
|
ve yoktur
14 Kombi Müfredat
كان
kāne
KVN|ك و ن
15
لي
liye
|
benim
16
عليكم
ǎleykum
|
size karşı
17
من
min
|
hiç
18 Kombi Müfredat
سلطان
sulTānin
SLŦ|س ل ط
bir güc(üm)
19
إلا
illā
|
başka
20
أن
en
|
21 Kombi Müfredat
دعوتكم
deǎvtukum
D̃AV|د ع و
sizi davet etmekten
22 Kombi Müfredat
فاستجبتم
festecebtum
CVB|ج و ب
siz de da'vetime koştunuz
23
لي
|
benim
24
فلا
felā
|
o halde
25 Kombi Müfredat
تلوموني
telūmūnī
LVM|ل و م
beni kınamayın
26 Kombi Müfredat
ولوموا
velūmū
LVM|ل و م
fakat kınayın
27 Kombi Müfredat
أنفسكم
enfusekum
NFS|ن ف س
kendi kendinizi
28
ما
|
ne
29
أنا
enā
|
ben
30 Kombi Müfredat
بمصرخكم
bimuSriḣikum
ṦRḢ|ص ر خ
sizi kurtarabilirim
31
وما
ve mā
|
ne de
32
أنتم
entum
|
siz
33 Kombi Müfredat
بمصرخي
bimuSriḣiyye
ṦRḢ|ص ر خ
beni kurtarabilirsiniz
34
إني
innī
|
şüphesiz ben
35 Kombi Müfredat
كفرت
kefertu
KFR|ك ف ر
reddetmiştim
36
بما
bimā
|
37 Kombi Müfredat
أشركتمون
eşraktumūni
ŞRK|ش ر ك
beni ortak koşmanızı
38
من
min
|
39 Kombi Müfredat
قبل
ḳablu
GBL|ق ب ل
önceden
40
إن
inne
|
doğrusu
41 Kombi Müfredat
الظالمين
Z-Zālimīne
ƵLM|ظ ل م
zalimler
42
لهم
lehum
|
(onlar) için vardır
43 Kombi Müfredat
عذاب
ǎƶābun
AZ̃B|ع ذ ب
bir azab
44 Kombi Müfredat
أليم
elīmun
ELM|ا ل م
acıklı
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَقَالَ: şöyle dedi | الشَّيْطَانُ: şeytan | لَمَّا: ne zaman ki | قُضِيَ: bitirildi | الْأَمْرُ: | إِنَّ: şüphesiz | اللَّهَ: Allah | وَعَدَكُمْ: size va'detti | وَعْدَ: va'di | الْحَقِّ: gerçek | وَوَعَدْتُكُمْ: ve ben de size va'dettim | فَأَخْلَفْتُكُمْ: ama ben sözümden caydım | وَمَا: ve yoktur | كَانَ: | لِيَ: benim | عَلَيْكُمْ: size karşı | مِنْ: hiç | سُلْطَانٍ: bir güc(üm) | إِلَّا: başka | أَنْ: | دَعَوْتُكُمْ: sizi davet etmekten | فَاسْتَجَبْتُمْ: siz de da'vetime koştunuz | لِي: benim | فَلَا: o halde | تَلُومُونِي: beni kınamayın | وَلُومُوا: fakat kınayın | أَنْفُسَكُمْ: kendi kendinizi | مَا: ne | أَنَا: ben | بِمُصْرِخِكُمْ: sizi kurtarabilirim | وَمَا: ne de | أَنْتُمْ: siz | بِمُصْرِخِيَّ: beni kurtarabilirsiniz | إِنِّي: şüphesiz ben | كَفَرْتُ: reddetmiştim | بِمَا: | أَشْرَكْتُمُونِ: beni ortak koşmanızı | مِنْ: | قَبْلُ: önceden | إِنَّ: doğrusu | الظَّالِمِينَ: zalimler | لَهُمْ: (onlar) için vardır | عَذَابٌ: bir azab | أَلِيمٌ: acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وقال WGEL şöyle dedi | الشيطان ELŞYŦEN şeytan | لما LME ne zaman ki | قضي GŽY bitirildi | الأمر ELÊMR | إن ÎN şüphesiz | الله ELLH Allah | وعدكم WAD̃KM size va'detti | وعد WAD̃ va'di | الحق ELḪG gerçek | ووعدتكم WWAD̃TKM ve ben de size va'dettim | فأخلفتكم FÊḢLFTKM ama ben sözümden caydım | وما WME ve yoktur | كان KEN | لي LY benim | عليكم ALYKM size karşı | من MN hiç | سلطان SLŦEN bir güc(üm) | إلا ÎLE başka | أن ÊN | دعوتكم D̃AWTKM sizi davet etmekten | فاستجبتم FESTCBTM siz de da'vetime koştunuz | لي LY benim | فلا FLE o halde | تلوموني TLWMWNY beni kınamayın | ولوموا WLWMWE fakat kınayın | أنفسكم ÊNFSKM kendi kendinizi | ما ME ne | أنا ÊNE ben | بمصرخكم BMṦRḢKM sizi kurtarabilirim | وما WME ne de | أنتم ÊNTM siz | بمصرخي BMṦRḢY beni kurtarabilirsiniz | إني ÎNY şüphesiz ben | كفرت KFRT reddetmiştim | بما BME | أشركتمون ÊŞRKTMWN beni ortak koşmanızı | من MN | قبل GBL önceden | إن ÎN doğrusu | الظالمين ELƵELMYN zalimler | لهم LHM (onlar) için vardır | عذاب AZ̃EB bir azab | أليم ÊLYM acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve ḳāle: şöyle dedi | ş-şeyTānu: şeytan | lemmā: ne zaman ki | ḳuDiye: bitirildi | l-emru: | inne: şüphesiz | llahe: Allah | veǎdekum: size va'detti | veǎ'de: va'di | l-Haḳḳi: gerçek | ve veǎdtukum: ve ben de size va'dettim | feeḣleftukum: ama ben sözümden caydım | vemā: ve yoktur | kāne: | liye: benim | ǎleykum: size karşı | min: hiç | sulTānin: bir güc(üm) | illā: başka | en: | deǎvtukum: sizi davet etmekten | festecebtum: siz de da'vetime koştunuz | : benim | felā: o halde | telūmūnī: beni kınamayın | velūmū: fakat kınayın | enfusekum: kendi kendinizi | : ne | enā: ben | bimuSriḣikum: sizi kurtarabilirim | ve mā: ne de | entum: siz | bimuSriḣiyye: beni kurtarabilirsiniz | innī: şüphesiz ben | kefertu: reddetmiştim | bimā: | eşraktumūni: beni ortak koşmanızı | min: | ḳablu: önceden | inne: doğrusu | Z-Zālimīne: zalimler | lehum: (onlar) için vardır | ǎƶābun: bir azab | elīmun: acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VGEL: şöyle dedi | ELŞYŦEN: şeytan | LME: ne zaman ki | GŽY: bitirildi | ELÊMR: | ÎN: şüphesiz | ELLH: Allah | VAD̃KM: size va'detti | VAD̃: va'di | ELḪG: gerçek | VVAD̃TKM: ve ben de size va'dettim | FÊḢLFTKM: ama ben sözümden caydım | VME: ve yoktur | KEN: | LY: benim | ALYKM: size karşı | MN: hiç | SLŦEN: bir güc(üm) | ÎLE: başka | ÊN: | D̃AVTKM: sizi davet etmekten | FESTCBTM: siz de da'vetime koştunuz | LY: benim | FLE: o halde | TLVMVNY: beni kınamayın | VLVMVE: fakat kınayın | ÊNFSKM: kendi kendinizi | ME: ne | ÊNE: ben | BMṦRḢKM: sizi kurtarabilirim | VME: ne de | ÊNTM: siz | BMṦRḢY: beni kurtarabilirsiniz | ÎNY: şüphesiz ben | KFRT: reddetmiştim | BME: | ÊŞRKTMVN: beni ortak koşmanızı | MN: | GBL: önceden | ÎN: doğrusu | ELƵELMYN: zalimler | LHM: (onlar) için vardır | AZ̃EB: bir azab | ÊLYM: acıklı | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : İş olup bitince Şeytan der ki: Şüphe yok ki Allah, gerçek olarak vaitte bulundu size. Ben de size vaat ettim ama vaadimde durmadım ve zâten de size karşı bir gücüm, kuvvetim yoktu, ancak sizi dâvet ettim, siz de icâbet ettiniz bana; beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ne benim size bir yardımım dokunabilir, ne sizin bana bir yardımınız dokunabilir. Zâten daha önceden de beni ona eş tutmanızı tanımamıştım ben. Şüphe yok ki zulmedenlere elemli bir azap var.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim." Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : İş bitirildiğinde (hakikat ortaya çıktığında), şeytan der ki: "Muhakkak ki Allâh size Hak vaadi bildirdi. . . Ben de size vaatte bulundum, fakat hemen sonra vaadimden döndüm. . . Ben (zaten) sizin üzerinizde bir sultaya (zorlayıcı güce) sahip olmadım. . . Sadece size fikir ilham ettim, siz de benim verdiğim fikre (nefsinize hoş geldiği için) uydunuz! O hâlde beni suçlamayın, nefslerinizi suçlayın! Ne ben sizin imdadınıza koşarım, ne de siz benim imdadıma koşup kurtarabilirsiniz. Daha önce beni ortak tutmanızı da ben kesinlikle kabul etmemiştim! Muhakkak ki zâlimler için acı bir azap vardır. "Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Hesap görülüp, ilâhî plan, hüküm icra edilirken şeytan: 'Allah size gerçek olanı va’detti. Ben de size vaatlerde bulundum. Size yalancı çıktım. Zaten sizin üzerinizde kullanabileceğim bir gücüm, bir yetkim yoktu. Ben sadece sizi inkâra çağırdım. Siz de benim davetimi kabul edip yerine getirdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi, birbirinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim. Ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Daha önce, beni, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim. İnkârda, isyanda, şirkte ısrar eden zâlimlere can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : İş olup bitince şeytan der ki: 'Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad etti. Ben de vaad ettim. Ama ben vaadimden döndüm. Zaten ben sizin üstünüzde bir nüfuza sahip değildim. Sadece ben sizi çağırdım siz de çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın kendi kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Daha önce beni (Allah'a) ortak koşmanızı da tanımamıştım zaten. Gerçekten zalimler için pek acıklı bir azap vardır.'Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : İş hükme bağlanıp bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : İş bitince (Cennetlik cennete ve cehennemlikler cehenneme girince), Şeytan ateşte olanlara der ki: “- Doğrusu Allah size gerçeği vaad etti. Ben de size vaad ettim ama size yalancı çıktım. Aslında benim sizin üzerinizde bir hâkimiyetim yoktu; ancak sizi (bâtıla) çağırdım, siz de hemen bana uydunuz. Artık beni kötülemeyiniz, nefislerinizi kötüleyin. Ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Doğrusu ben, bundan önce, sizin beni Allah’a ortak koşmanıza inanmamıştım.” Muhakkak ki, zalimlere acıklı bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Is olup bitince, seytan: «Dogrusu Allah size gercegi soz vermisti. Ben de size soz verdim ama, sonra caydim; esasen sizi zorlayacak bir nufuzum yoktu; sadece cagirdim, siz de geldiniz. O halde, beni degil kendinizi kinayin. Artik ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsiniz. Beni Allah'a ortak kosmanizi daha once kabul etmemistim; dogrusu zalimlere can yakan bir azap vardir» der.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : İş olup bitince, ilâhî hüküm yerine gelince, şeytan der ki: «Doğrusu Allah size gerçek bir va'dde bulunmuştu, ben de size söz vermiştim, ama sözümden döndüm, (döneklik yaptım). Zaten üzerinizde bir sultam ve nüfuzum da yoktu, sadece sizi davet ettim, siz de olumlu karşılayıp bana geldiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ben sizin feryadınıza koşup kurtaramam; siz de benim feryadıma koşup beni kurtaramazsınız. Aslında beni daha önce Allah'a ortak tutmanızı da tanımamıştım.» Şüphesiz ki zâlimlere elem verici azâb vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : İş olup bitince, şeytan: 'Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam,siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah'a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır' der.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: «Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim.» Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Karar yayımlandıktan sonra şeytan onlara şöyle dedi: 'ALLAH size gerçeği söz verdi, ben ise size söz verdim ve sözümden caydım. Benim sizin üzerinize herhangi bir gücüm yoktu; ben sizi çağırdım, siz de bana katıldınız. Bundan dolayı beni kınamayın, yalnızca kendinizi kınayın. Ne siz beni kurtarabilirsiniz ne de ben sizi kurtarabilirim. Beni ortak koşmanızı zaten önce de inkar etmiştim. Zalimler için acı bir azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: «Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim.» Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İş bitince şeytan da der ki: «Allah size gerçek olanı va'detti; ben de bir va'd yaptım, size karşı yalancı çıktım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu; ancak sizi çağırdım, siz de bana uydunuz; o halde beni kınamayınız, kendinizi kınayınız! Ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Bundan önce de ben, sizin beni Allah'a ortak koşmanızı tanımamıştım; muhakkak ki, zalimlerin hakkı acı bir azaptır!»Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : İş bitince Şeytan da der ki: doğrusu Allah size hak va'di va'd buyurdu, ben de bir va'd yaptım size yalan çıktım, maamafih benim size karşı bir sültam yoktu, ancak sizi da'vet ettim siz de bana icabet eylediniz, o halde beni levmetmeyiniz nefislerinizi levmediniz, ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız, ben sizin bundan evvel beni şerik koşmanızı tanımadım, her halde zalimlerin hakkı elîm bir azâbdırDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Herkese ilişkin hüküm verilip iş işten geçtikten sonra şeytan, cehennemliklere der ki; «Hiç kuşkusuz Allah'ın size yönelik vaadi doğru idi, ben ise size verdiğim sözü yerine getirmedim. Benim size yönelik, somut bir yaptırım gücüm yoktu, sadece sizi yoluma çağırdım, siz de çağrıma uyuverdiniz. O halde beni suçlamayınız, kendinizi suçlayınız, şimdi ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında vaktiyle beni Allah'a ortak koşmanızı da onaylamış değildim. Hiç kuşkusuz zalimler, acıklı bir azap çekeceklerdir.Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Buyruk yerine getirilince / tamamlanınca / bitirilince (kaza) şeytan der ki: "Doğrusu, Tanrı size gerçek olan vaadi vaadetti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım (küfr). Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Ve iş bitince şeytan [İblis/düşünce yetisi] onlara, “Şüphesiz ki Allah size gerçek vaadi vaat etti, ben de size vaat ettim, hemen de caydım. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi çağırdım siz de bana karşılık verdiniz. O nedenle beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ben sizi kurtaramam, siz de benim kurtarıcım değilsiniz! Şüphesiz ben, önceden beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim” dedi. –Şüphesiz şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar, kendileri için acı bir azap olanlardır! "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : İş olub bitince şeytan der ki: «Şübhesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size va'd etdim amma, size yalancı çıkdım. Zâten benim, sizin üzerinizde hiç bir hükmüm, nüfuzum da yokdu. Yalınız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet etdiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin. Kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen beni evvelce (Allaha) ortak tutmanızı da muhakkak tanımamışdım ya! Zaalimlerin, (evet) onların hakkı elbette pek acıklı bir azâbdır». Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Nihâyet (hesabları görülüp) iş(leri) bitirilince şeytan (onlara) şöyle der: 'Muhakkak ki Allah, size gerçek bir va'd ile söz verdi; (ben de) size va'd ettim; fakat size sözümde durmadım. Bununla berâber benim için sizin üzerinize (zorlayacak) bir güç yoktu; sizi sâdece çağırdım (siz de) hemen (ve hiç sonunu düşünmeden) bana uydunuz. Öyle ise beni kınamayın; bil'akis kendinizi kınayın! (Bugün artık) ne ben sizin kurtarıcınızım, ne de siz benim kurtarıcımsınız! Daha önce (dünyada iken) beni (Allah’a) ortak koşmanızı doğrusu ben (bu gün) inkâr ettim.' Şübhesiz ki o zâlimler yok mu, onlar için (pek) elemli bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : İş olup bitince; şeytan dedi ki: Gerçekten Allah, size sözün doğrusunu söylemişti. Ben de size söz verdim, ama caydım. Sizi zorlayacak hiç bir gücüm de yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Esasen daha önce, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Doğrusu zalimlere elim bir azab vardır.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ve her şey olup bittikten, hüküm yerine geldikten sonra Şeytan: "Gerçek şu ki, Allah size gerçekleşmesi kaçınılmaz bir söz vermişti! Bense (her fırsatta) size birtakım sözler verdim ama sizi hep yüzüstü bıraktım. Yine de benim sizin üzerinizde gerçekte bir nüfuzum yoktu: Sizi sadece çağırıyordum; siz de (bu çağrıya) icabet ediyordunuz. Bunun içindir ki, beni suçlamayın, yalnızca kendinizi suçlayın. Ne ben sizin imdadınıza yetişecek durumdayım; ne de siz benim imdadıma yetişebilecek kimselersiniz; çünkü, bakın ben, sizin vaktiyle beni (Allah'a) ortak koşmanızda bir doğruluk payı olduğunu her zaman reddetmişimdir". Doğrusu, tüm zalimleri çok can yakıcı bir azap beklemektedir.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve iş hükme iktiran edince şeytan der ki: «Şüphesiz Allah size hak bir vaad ile vaadetmişti. Ben de size vaadetmiştim, sonra size vaadimden caydım. Ve benim için sizin üzerinize bir tahakküm yoktur. Ben sizi ancak dâvet ettim, siz de bana hemen icabet ettiniz. Artık beni kınamayınız, kendi nefislerinizi kınayınız. Ve ben sizi kurtarıcı değilim, siz de beni kurtarıcı değilsiniz. Şüphe yok ki beni evvelce şerik koşmanızı ben inkar etmiş oldum. Muhakkaktır ki, zalimler için pek acı bir azap vardır.»Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : İş olup bitince, ilâhî hüküm yerine gelince şeytan ateşte olanlara der ki: “Gerçekten Allah size sözün doğrusunu söylemiş, gerçek bir vaadde bulunmuştu. Ben de size söz vermiştim amma, sonra sözümden caydım. Esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum da yoktu. Sadece sizi dâvet ettim, siz de bana hemen uydunuz. O halde beni değil kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni! Daha önce beni Allah'a ortak koşmanıza da inanmamıştım zaten. ” Doğrusu zâlimlere can yakıcı azap vardır.Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : İş olup bitince, şeytan: -Allah, size gerçeği vaadetmişti. Ben de size vaadettim, sonra caydım; sizi zorlayacak bir gücüm yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. Öyleyse, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır, der.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Hesaplar görülüp iş tamamlanınca Şeytan onlara şöyle diyecek: "Allah size doğru vaadde bulundu. Ben de size bir şeyler vaad ettim, ama sözümden caydım. Doğrusu, benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm yoktu. Sadece ben sizi dâvet ettim, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben, sizin daha önce beni Allah’a şerik yapmanızı da reddetmiştim." Elbette, böyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır.Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : İş bitirildikten sonra şeytân (onlara) şöyle dedi: "Allâh size gerçek va'detti, ben de size va'dettim ama ben sözümden caydım! Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyâna) davet ettim. Siz de benim da'vetime koştunuz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni (Allah'a) ortak koşmanızı da tanımamıştım zaten. Doğrusu zâlimler için acı bir azâb vardır!"Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : İş hükme bağlanıp bitince, şeytan der ki: «Doğrusu Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acıklı bir azab vardır.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Hüküm verildiğinde Şeytan der ki: 'Allah size gerçek bir vaadde bulundu. Ben de size bir vaadde bulundum ve yalancı çıktım. Ama sizin üzerinizde benim bir gücüm yoktu. Sizi çağırdım, siz de kabul ettiniz. Onun için beni değil, kendinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne siz beni kurtarabilirsiniz. Sizin beni Allah'a ortak koşmanızı ben zaten kabul etmiyordum ki!' Zalimlerin hakkı işte böyle acı bir azaptır.Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : İş bitirilince şeytan onlara şöyle dedi: "Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin üzerinizde bir sultam yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Hepsi bu. Şimdi beni kınamayı bırakın da öz benliklerinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha önceden beni şirk aracı yapmanıza karşı çıkmıştım. Zalimler için acıklı bir azap öngörülmüştür."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.