53 Necm Suresi
Kuran Sırası: 53
İniş Sırası: 23
Abese Suresi (80) Âdiyât Suresi (100) Ahkâf Suresi (46) Ahzâb Suresi (33) Âl-i Imrân Suresi (3) Alak Suresi (96) Ankebût Suresi (29) Asr Suresi (103) A’lâ Suresi (87) A’râf Suresi (7) Bakara Suresi (2) Beled Suresi (90) Beyyine Suresi (98) Bürûc Suresi (85) Câsiye Suresi (45) Cin Suresi (72) Cum’a Suresi (62) Duhân Suresi (44) Duhâ Suresi (93) Enbiyâ Suresi (21) Enfâl Suresi (8) En’âm Suresi (6) Fâtiha Suresi (1) Fâtir Suresi (35) Fecr Suresi (89) Felâk Suresi (113) Fetih Suresi (48) Fil Suresi (105) Furkân Suresi (25) Fussilet Suresi (41) Gâsiye Suresi (88) Hac Suresi (22) Hadîd Suresi (57) Hâkka Suresi (69) Hasr Suresi (59) Hicr Suresi (15) Hucurât Suresi (49) Hûd Suresi (11) Hümeze Suresi (104) Ibrahim Suresi (14) Ihlâs Suresi (112) Infitâr Suresi (82) Insan Suresi (76) Insikâk Suresi (84) Insirâh Suresi (94) Isrâ Suresi (17) Kadr Suresi (97) Kâfirûn Suresi (109) Kâf Suresi (50) Kalem Suresi (68) Kamer Suresi (54) Kâri’a Suresi (101) Kasas Suresi (28) Kehf Suresi (18) Kevser Suresi (108) Kiyâme Suresi (75) Kureys Suresi (106) Leyl Suresi (92) Lokman Suresi (31) Mâide Suresi (5) Mâ’ûn Suresi (107) Meryem Suresi (19) Me’âric Suresi (70) Mücâdele Suresi (58) Müddessir Suresi (74) Muhammed Suresi (47) Mülk Suresi (67) Mümtehine Suresi (60) Münâfikûn Suresi (63) Mürselât Suresi (77) Mutaffifîn Suresi (83) Müzzemmil Suresi (73) Mü’minûn Suresi (23) Mü’min Suresi (40) Nahl Suresi (16) Nasr Suresi (110) Nâs Suresi (114) Nâzi’ât Suresi (79) Nebe’ Suresi (78) Necm Suresi (53) Neml Suresi (27) Nisâ Suresi (4) Nûh Suresi (71) Nûr Suresi (24) Rahmân Suresi (55) Ra’d Suresi (13) Rûm Suresi (30) Sâd Suresi (38) Sâffât Suresi (37) Saff Suresi (61) Sebe’ Suresi (34) Secde Suresi (32) Sems Suresi (91) Sûrâ Suresi (42) Su’arâ Suresi (26) Tâ-Hâ Suresi (20) Tahrîm Suresi (66) Talâk Suresi (65) Târik Suresi (86) Tebbet Suresi (111) Tegâbun Suresi (64) Tekâsür Suresi (102) Tekvîr Suresi (81) Tevbe Suresi (9) Tîn Suresi (95) Tûr Suresi (52) Vâki’a Suresi (56) Yâsîn Suresi (36) Yûnus Suresi (10) Yûsuf Suresi (12) Zâriyât Suresi (51) Zilzâl Suresi (99) Zuhruf Suresi (43) Zümer Suresi (39)
Diğer Mealler
Kırık Meal (Arapça)
Kırık Meal (Harekesiz)
Kırık Meal (Okunuş)
Kırık Meal (Transcript)
Abdulbaki Gölpınarlı
Adem Uğur
Ahmed Hulusi
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bekir Sadak
Celal Yıldırım
Diyanet İşleri
Diyanet İşleri (eski)
Diyanet Vakfi
Edip Yüksel
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elmalılı Hamdi Yazır
Fizilal-il Kuran
Gültekin Onan
Hakkı Yılmaz
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İbni Kesir
İskender Evrenosoğlu
Muhammed Esed
Mustafa İslamoğlu
Nedim Yılmaz
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Öngüt
Şaban Piriş
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Tefhim-ul Kuran
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk
Süleyman Ateş Meali
Aşağı kayan yıldıza andolsun ki: (53:1) Arkadaşınız sapmadı, azmadı. (53:2) O(nun okuduğu Kur'ân) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir. (53:4) Onu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti; (53:5) Üstün akıl sâhibi (melek). Doğruldu; (53:6) Kendisi yüksek ufukta iken. (53:7) Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı. (53:8) (Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı. (53:9) Kuluna, vahyettiğini vahyetti. (53:10) Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü). (53:11) Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz? (53:12) Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü; (53:13) Sidretü'l-Müntehâ (uzak ağaç)ın yanında, (53:14) Ki onun yanında oturulacak bahçe vardır. (53:15) Sidre'yi kaplayan kaplıyordu. (53:16) (Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı. (53:17) Andolsun, Rabbinin büyük âyetlerinden bazılarını gördü. (53:18) Gördünüz mü o Lât ve 'Uzzâ'yı? (53:19) Ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı? (53:20) Demek erkek size, kadın Allah'a mı? (53:21) O halde bu insafsızca bir taksim! (53:22) Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allâh, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. (53:23) Yoksa insan, her arzu ettiğine sâhip mi olacaktır? (53:24) Son da ilk de (âhiret de, dünyâ da) Allâh'ındır. (53:25) Göklerde nice melek var ki onların şefâ'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allâh'ın dilediği ve râzı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefâ'atin faydası olur). (53:26) Âhirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar. (53:27) Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.) (53:28) Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünyâ hayâtından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir. (53:29) İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir. (53:30) Göklerde ve yerde bulunan herşey Allâh'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezâlandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükâfâtlandırsın. (53:31) Onlar, günâhın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatâlar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşâ ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her hâlinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir. (53:32) Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü? (53:33) Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu? (53:34) Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (âlemin esrarını) görüyor? (53:35) Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Mûsâ'nın sahifelerinde bulunan, (53:36) Ve çok vefâlı İbrâhim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler): (53:37) Ki hiçbir günâhkâr, başkasının günâh yükünü yüklenmez. (53:38) İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. (53:39) Ve çalışması da yakında görülecektir. (53:40) Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir. (53:41) Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır. (53:42) Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur. (53:43) Öldüren de O'dur, yaşatan da O'dur. (53:44) O yarattı iki çifti: erkeği ve dişiyi, (53:45) Atıldığı zaman nutfe (sperm)den. (53:46) Şüphesiz tekrar yaratmak da O'nun işidir. (53:47) Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O. (53:48) (Taptıkları) Şi'râ (yıldızı)nın Rabbi O'dur. (53:49) O helâk etti, önce gelen 'Âd'ı, (53:50) Önceden de Nûh kavmini (helâk etmişti). Çünkü onlar daha zâlim ve azgın idiler. (53:52) Altı üstüne getirilen kentleri (Lût kavminin oturduğu bölgeleri) devirip yıktı. (53:53) Onların üstüne neler çöktü, neler! (53:54) O halde Rabbinin hangi ni'metinden kuşku duyuyorsun? (53:55) Bu (Kur'ân veya peygamber) de ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır. (53:56) Onu Allah'tan başka açacak (geldiği zaman kaldıracak, vaktini erteleyecek veya onun ne zaman geleceğini belirleyecek) kimse yoktur. (53:58) Şimdi siz bu söze mi hayret ediyorsunuz? (53:59) Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? (53:60) Haydi Allah'a secde edin ve kulluk edin! (53:62)
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.