Hele kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, hiç kolay geçmeyecek bir gündür.(74:10)
Malsız, evlâtsız olarak yaratıp dünyaya getirdiğim kimseyi, bana bırak.(74:11)
Ona ardı arkası gelmeyen servetler vermiştim.(74:12)
Ona ellerinin değdiği işi başaran, itibarlı ve liderlik kabiliyetleri yüksek, şöhretleri kendisine denk, babalarını yalnız bırakmayan oğullar vermiştim.(74:13)
Biz cehennemde, infaz memurları olarak yalnızca sert ve haşin tabiatlı melekler yerleştirdik. Onların sayısını da, inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin karakterleri ortaya çıksın diye bir imtihan vesilesi haline getirdik. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar, Kur’ân’ın hak kitap, Muhammed’in hak peygamber olduğunu delilleriyle, gerekçeleriyle kavrayıp kesin olarak inansın, iman edenlerin imanını artırsın. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar ve ehl-i tevhid olanlar şüpheye düşmesinler. Kalpleri kararmış, aklından zoru olan hasta ruhlular ve kâfirler de, 'Allah bu misal ile ne demek istedi?' desinler, istedik. İşte Allah, münafıkların, müşriklerin kötü duruma düşmelerine özgürlük tanıdığı gibi, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşıp dalâleti tercihine de özgürlük tanır. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları doğru yola sevketme lütfunda da bulunur. Rabbinin ordularını, askerî erkânını kendisinden başkası bilmez. Bu yalnız insanlık için bir öğüttür.(74:31)
Hayır, öğüt almayacaklar. Parlamakta olan aya andolsun!(74:32)
Ağarmakta olan şafağa, yaklaşmakta olan sabaha andolsun!(74:34)
O Sekar, Cehennem büyük belâlardan, uyarılardan biridir.(74:35)
İnsanlar için sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan büyük bir uyarıcıdır.(74:36)
Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, içinizden imanda, amelde hayır ve hasenatta ileri gitmek isteyenlerle, şirkte ve inkârda ısrar ederek geride kalanlar için uyarıcıdır.(74:37)
Herkes işlediği ameller, hak ettikleri karşılığında kendisini rehin etmiştir.(74:38)
Ancak sağduyulu hareket ederek, Allah’ın kitabına iman edip hayata geçirenler, hayırlı sonuca kavuşanlar keyiflidir.(74:39)
İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların halini soruyorlar.(74:41)
'Sizi Sekar’a, Cehennem’e sokan ne?' diyorlar.(74:42)
Onlar:
'Biz namaz kılanlardan, dua ve niyaz ile Allah’a sığınanlardan, peygamberi salât ü selâm ile ananlardan olmadık.' dediler.(74:43)
'Çevresi, çaresi olmayan yoksulu, doyurmadık.'(74:44)
'Boş işlerle, bâtılla oyalanıp duruyor bilgisizce ileri geri konuşuyorduk.'(74:45)
'Herkesin, vahyedilen dinin, şeriatın, İslâmî sorumluluğun hesabını vereceği yalnız ilâhî mevzuatın yürürlükte olduğu günü yalanlıyorduk.'(74:46)
'Kesin iman edilecek hakikatlerle yüz yüze gelme vaktine kadar yalanlıyorduk.'(74:47)
Bu durumda şefaat edebilecek kimse yok ki, şefaatleri, onlara fayda sağlasın.(74:48)
Onlar nelerine güveniyorlar da, öğütün, Kur’ân’ın tebliğine, yaşanmasına engel tedbirler alıp yüz çeviriyorlar?(74:49)
Arslandan-ok atan avcılardan-sürek avı yapanlardan kaçan eşeklere benziyorlar.(74:51)
Üstelik her biri, kendisine senin peygamberliğini belgeleyen, yayınlanmış resmî belgeler verilmesini istiyor.(74:52)
İstedikleri bu değil, aslında onlar âhiretten, hesaptan, cezadan korkmuyorlar.(74:53)
Nasıl korkmazlar? İşte Kur’ân bütün insanlara hatırlatıyor, öğüt veriyor, uyarıyor.(74:54)
Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, dileyen kendi iradesini ve tercihini kullanarak düşünür, ondan öğüt alır.(74:55)
Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde onlar da öğüt alabilirler. O, takva esaslarını-Kur’ân esaslarını ortaya koymaya, korunmaya-takvaya dayalı düzeni kurdurmaya, kulluk ve sorumluluk şuurlarıyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkararak şahsiyetlerini korumaya, dinî ve sosyal görevleri konusunda insanları bilinçlendirmeye, azabından korunulmaya tekehil olan varlıktır, koruma kalkanına almakta, bağışlamakta da kudret ve hükümranlık sahibidir.(74:56)