Kırık Meal (Arapça) : |فَلَمَّا: ne zaman ki | جَاءَهُمُ: onlara gelince | الْحَقُّ: hak | مِنْ: | عِنْدِنَا: katımızdan | قَالُوا: dediler | لَوْلَا: değil miydi? | أُوتِيَ: verilmeli | مِثْلَ: benzeri | مَا: ne | أُوتِيَ: verildiyse | مُوسَىٰ: Musa'ya | أَوَلَمْ: | يَكْفُرُوا: inkar etmemişler miydi? | بِمَا: şeyi | أُوتِيَ: verilen | مُوسَىٰ: Musa'ya | مِنْ: | قَبْلُ: daha önce | قَالُوا: dediler | سِحْرَانِ: iki büyü! | تَظَاهَرَا: birbirine destek olan | وَقَالُوا: ve dediler | إِنَّا: elbette biz | بِكُلٍّ: hepsini | كَافِرُونَ: inkar ederiz |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فلما FLMEne zaman ki | جاءهم CEÙHMonlara gelince | الحق ELḪGhak | من MN | عندنا AND̃NEkatımızdan | قالوا GELWEdediler | لولا LWLEdeğil miydi? | أوتي ÊWTYverilmeli | مثل MS̃Lbenzeri | ما MEne | أوتي ÊWTYverildiyse | موسى MWSMusa'ya | أولم ÊWLM | يكفروا YKFRWEinkar etmemişler miydi? | بما BMEşeyi | أوتي ÊWTYverilen | موسى MWSMusa'ya | من MN | قبل GBLdaha önce | قالوا GELWEdediler | سحران SḪRENiki büyü! | تظاهرا TƵEHREbirbirine destek olan | وقالوا WGELWEve dediler | إنا ÎNEelbette biz | بكل BKLhepsini | كافرون KEFRWNinkar ederiz |
Kırık Meal (Okunuş) : |felemmā: ne zaman ki | cā'ehumu: onlara gelince | l-Haḳḳu: hak | min: | ǐndinā: katımızdan | ḳālū: dediler | levlā: değil miydi? | ūtiye: verilmeli | miṧle: benzeri | mā: ne | ūtiye: verildiyse | mūsā: Musa'ya | evelem: | yekfurū: inkar etmemişler miydi? | bimā: şeyi | ūtiye: verilen | mūsā: Musa'ya | min: | ḳablu: daha önce | ḳālū: dediler | siHrāni: iki büyü! | teZāherā: birbirine destek olan | ve ḳālū: ve dediler | innā: elbette biz | bikullin: hepsini | kāfirūne: inkar ederiz |
Kırık Meal (Transcript) : |FLME: ne zaman ki | CEÙHM: onlara gelince | ELḪG: hak | MN: | AND̃NE: katımızdan | GELVE: dediler | LVLE: değil miydi? | ÊVTY: verilmeli | MS̃L: benzeri | ME: ne | ÊVTY: verildiyse | MVS: Musa'ya | ÊVLM: | YKFRVE: inkar etmemişler miydi? | BME: şeyi | ÊVTY: verilen | MVS: Musa'ya | MN: | GBL: daha önce | GELVE: dediler | SḪREN: iki büyü! | TƵEHRE: birbirine destek olan | VGELVE: ve dediler | ÎNE: elbette biz | BKL: hepsini | KEFRVN: inkar ederiz |
Abdulbaki Gölpınarlı : Fakat katımızdan o gerçek gelince de Mûsâ'ya verilen mûcizeler gibi mûcizeler verilseydi ona derler; önce Mûsâ'ya verilen mûcizeleri de inkâr edip iki büyü, birbirini desteklemede bunlar demediler mi ve şüphesiz biz, hepsini de inkâr ediyoruz demediler mi?
Adem Uğur : Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir!" demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.
Ahmed Hulusi : Oysa indîmizden kendilerine Hak (Rasûl) geldiğinde dediler ki: "Neden Musa'ya verilmiş olanın (mucizelerin) benzeri (Ona da) verilmedi?" Daha önce Musa'ya verilmiş olanı inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demişlerdi. . . Ayrıca: "Muhakkak ki biz bunların hepsini inkâr ediyoruz" dediler.
Ahmet Tekin : Fakat onlara tarafımızdan o hak peygamber, o hak kitap Kur’ân gelince:
'Mûsâ’ya verilen mûcizelerin, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümlerin benzeri ona da verilmeli değil miydi?' dediler. Peki, daha önce Mûsâ’ya verilen mûcizeleri, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümleri de inkâr etmemişler miydi?
'Birbirini destekleyerek aklı etki altına alan büyüleyici iki kitap, birbirini destekleyen iki sihirbaz!' dediler.
'Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.' dediler.
Ahmet Varol : Fakat onlara bizim katımızdan hak gelince: 'Musa'ya verilenin benzeri ona da verilmeli değil miydi!' dediler. Daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? 'İki büyü birbirine destek oldu!' dediler. Yine: 'Biz hepsini inkar edenleriz' dediler.
Ali Bulaç : Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsini inkar edenleriz" dediler.
Ali Fikri Yavuz : Fakat, şimdi onlara tarafımızdan hak (Kur’an’la peygamber) gelince: “- Mûsa’ya verilenler (mucizeler), aynen ona verilse ya!” dediler. Ya bundan evvel Mûsa’ya verileni (Tevrat’ı ve mucizelerini) inkâr etmediler mi? (Mekke kâfirleri, Tevrat ve Kur’an için): “- İki sihir birbirine destek oldu.” dediler. Bir de: “- Biz hepsini inkâr ediciyiz.” söylediler.
Bekir Sadak : Ama onlara katimizdan gercek gelince: «Musa'ya verildigi gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha once Musa'ya verileni de inkar etmemisler miydi? «Yardimlasan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.
Celal Yıldırım : Ne vakit ki onlara katımızdan HAKK geldi, dediler ki: «Musâ'ya verilenin bir benzeri (mu'cize) buna da verilmeli değil miydi ?» (Oysa) daha önce (bu nankörler) Musâ'ya verileni de inkâr etmemişler miydi ? Birbirlerine arka olan iki sihirbaz, demişlerdi ve «biz elbette hepsini inkâr edenleriz» diye eklemişlerdi.
Diyanet İşleri : Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
Diyanet İşleri (eski) : Ama onlara katımızdan gerçek gelince: 'Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?' dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? 'Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz' dediler.
Diyanet Vakfi : Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: «Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? «Birbirini destekleyen iki sihir!» demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.
Edip Yüksel : Tarafımızdan kendilerine gerçek ulaştığında, 'Keşke Musa'ya verilen (mucizeler) in bir benzeri bize de getirilseydi!' dediler. (Aynı kafa yapısına sahip olanlar) daha önce de Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? 'Birbirini destekleyen iki büyü (kitabı) dır. Biz ikisini de reddediyoruz,' dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Fakat onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince, «Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler. Peki daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? «Birbirini destekleyen iki sihir» demişler ve şunu söylemişlerdi: «Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Fakat şimdi onlara katımızdan gerçek (Kur'an) geldiği zaman: «Musa'ya verilen (mucize) gibisi verilseydi ya!» dediler. Oysa bundan önce Musa'ya verileni de inkar etmediler mi? Onlar: «Birbirini destekleyen iki büyü» dediler ve: «Biz, hiçbirine inanmayız!» dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır : (47-48) Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musîbet gelib de o vakıt «ya rabbenâ bize bir Resûl gönderseydin de âyetlerine uyup mü’minlerden olsakdı ya!» diyecek olmasalardı! Fakat şimdi onlara tarafımızdan hak gelince “Musa’ya verilen gibisi verilse ya!” dediler, ya bundan evvel Mûsâya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezâhür etti dediler ve biz hiçbirisine inanmayız dediler.
Fizilal-il Kuran : Fakat onlara katımızdan gerçek gelince; «Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi? derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihirbaz»; «Hepsini inkâr edenleriz» demişlerdi.
Gültekin Onan : Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenlere küfretmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsine kafir olanlarız" dediler.
Hakkı Yılmaz : "İşte onlara tarafımızdan o hak gelince de, “Mûsâ’ya verilen şeyler; alâmetler; göstergeler gibi ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Daha evvel Mûsâ’ya verileni örtbas edip reddetmemişler miydi? “Birbirine sırt veren; destekleyen iki sihir; etkili bilgi” dediler. Ve “Şüphesiz biz hepsini kabul etmeyeceğiz” dediler. "
Hasan Basri Çantay : (Fakat) şimdi onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince: «Musâya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler! Onlar (ın ataları) daha evvel Musâya verileni (inkâr ile) kâfir olmadılar mı (sanki)? «iki sihir birbirine destek oldu dediler, «Doğrusu biz hepsini (inkâr edici) kâfirleriz» dediler.
Hayrat Neşriyat : Fakat onlara katımızdan hak gelince: 'Mûsâ’ya verilenin benzeri (bir mu'cize, ona da) verilmeli değil miydi?' dediler. (Onlar) daha önce Mûsâ’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? '(Tevrât ve Kur’ân) birbirini destekleyen iki sihirdir' deyip; 'Şübhesiz biz hepsini inkâr eden kimseleriz' demişlerdi.
İbni Kesir : Ama onlara katımızdan gerçek gelince: Musa'ya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi? derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? Birbirine destek olan iki büyücü, demişlerdi ve biz, hepsini inkar edenleriz, demişlerdi.
İskender Evrenosoğlu : Böylece onlara katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenler (mucizeler) gibi ona da verilseydi olmaz mıydı?" dediler. Musa'ya verilenleri daha önce inkâr etmediler mi? "İki büyü birbirini güçlendirdi (destekledi). Ve muhakkak ki biz hepsini inkâr edenleriz." dediler.
Muhammed Esed : Buna rağmen, yine de kendilerine katımızdan hakikat geldiği zaman "Niçin ona da Musa'ya verilenin bir benzeri verilmedi?" derler. Fakat böyleleri, bundan önce, Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? (Nitekim) "Birbirini destekleyen iki aldatmaca örneği!" diyorlar ve ekliyorlar: "Biz topunu birden reddediyoruz!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Vaktâ ki, onlara tarafımızdan hak geldi, dediler ki: «Mûsa'ya verilenin misli (buna da) verilmeli değil mi idi?» Evvelce Mûsa'ya verilmiş olanı da inkâr etmiş olmadılar mı? Dediler ki: «İki sihir, birbirine yardım ettiler» ve dediler ki: «Biz şüphe yok hepsini de münkirleriz.»
Ömer Öngüt : Amma onlara katımızdan gerçek gelince: “Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmeli değil miydi?” derler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? “Birbirlerine destek olan iki sihirbaz!” demişlerdi. “Hepsini inkâr ederiz. ” demişlerdi.
Şaban Piriş : Onlara, katımızdan hak geldiği zaman: -Musa’ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa’ya verileni inkar etmemişler miydi? -Birbirini destekleyen iki sihirbaz, biz, onların hiç birini tanımıyoruz, demediler mi?
Suat Yıldırım : Buna rağmen yine de kendilerine tarafımızdan hakikat, (yani Kur’ân ve Peygamber) gelince: "Mûsa’ya verilen mûcizelerin benzeri ona da verilse ya!" diyorlar. Oysa daha önce Mûsâ’ya verilen vahyi de inkâr etmemişler miydi? Ve hatta: "Bunlar, birbirini destekleyen iki sihir (aldatmaca) biz hepsini reddediyoruz!" demişlerdi.
Süleyman Ateş : Fakat onlara katımızdan hak gelince: "Mûsâ'ya verilenin eşi, buna da verilmeli değil miydi?" dediler. Daha önce Mûsâ'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirine destek olan iki büyü", dediler. "Biz hepsini inkâr ederiz", dediler.
Tefhim-ul Kuran : Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman; «Musa'ya verilenlerin bir benzeri de buna verilmeli değil miydi?» dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkâr etmemişler miydi? «İki büyü birbirine arka çıktı» dediler. Ve: «Gerçekten biz hepsini inkâr edenleriz» dediler.
Ümit Şimşek : Onlara tarafımızdan hak geldiğinde, 'Musa'ya verilenin benzeri verilse ya!' dediler. Bunlar daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? 'İki büyü birbirine arka çıktı' dediler. Yine dediler ki: 'Biz bunların hepsini reddediyoruz.'
Yaşar Nuri Öztürk : Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Mûsa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha önce Mûsa'ya verileni inkâr etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: "Birbirini destekleyen iki büyü/sırt sırta iki büyücü." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz."