28:75Kasas  Suresi 75. Ayet

Kuran Sırası: 28 İniş Sırası: 49
12345678910111213141516171819202122232425262728293031323334353637383940414243444546474849505152535455565758596061626364656667686970717273747576777879808182838485868788

28:75Kasas  Suresi 75. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَنَزَعْنَا (VNZANE) = ve nezeǎ'nā : ve çıkarırız
2. مِنْ (MN) = min : -ten
3. كُلِّ (KL) = kulli : her
4. أُمَّةٍ (ÊMT) = ummetin : ümmet-
5. شَهِيدًا (ŞHYD̃E) = şehīden : bir şahid
6. فَقُلْنَا (FGLNE) = fe ḳulnā : ve deriz
7. هَاتُوا (HETVE) = hātū : getirin
8. بُرْهَانَكُمْ (BRHENKM) = burhānekum : delilinizi
9. فَعَلِمُوا (FALMVE) = feǎlimū : bilirler ki
10. أَنَّ (ÊN) = enne : kesinlikle
11. الْحَقَّ (ELḪG) = l-Haḳḳa : gerçek
12. لِلَّهِ (LLH) = lillahi : Allah'a aittir
13. وَضَلَّ (VŽL) = ve Delle : ve sapıp gider
14. عَنْهُمْ (ANHM) = ǎnhum : kendilerinden
15. مَا (ME) = mā : şeyler
16. كَانُوا (KENVE) = kānū : oldukları
17. يَفْتَرُونَ (YFTRVN) = yefterūne : uyduruyor(lar)
ve çıkarırız | -ten | her | ümmet- | bir şahid | ve deriz | getirin | delilinizi | bilirler ki | kesinlikle | gerçek | Allah'a aittir | ve sapıp gider | kendilerinden | şeyler | oldukları | uyduruyor(lar) |

[NZA] [] [KLL] [EMM] [ŞHD̃] [GVL] [HET] [BRHN] [ALM] [] [ḪGG] [] [ŽLL] [] [] [KVN] [FRY]
VNZANE MN KL ÊMT ŞHYD̃E FGLNE HETVE BRHENKM FALMVE ÊN ELḪG LLH VŽL ANHM ME KENVE YFTRVN

ve nezeǎ'nā min kulli ummetin şehīden fe ḳulnā hātū burhānekum feǎlimū enne l-Haḳḳa lillahi ve Delle ǎnhum kānū yefterūne
ونزعنا من كل أمة شهيدا فقلنا هاتوا برهانكم فعلموا أن الحق لله وضل عنهم ما كانوا يفترون

28:75Kasas  Suresi 75. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ونزعنا ن ز ع | NZA VNZANE ve nezeǎ'nā ve çıkarırız And We will draw forth
من | MN min -ten from
كل ك ل ل | KLL KL kulli her every
أمة ا م م | EMM ÊMT ummetin ümmet- nation
شهيدا ش ه د | ŞHD̃ ŞHYD̃E şehīden bir şahid a witness
فقلنا ق و ل | GVL FGLNE fe ḳulnā ve deriz and We will say,
هاتوا ه ا ت | HET HETVE hātū getirin """Bring"
برهانكم ب ر ه ن | BRHN BRHENKM burhānekum delilinizi "your proof?"""
فعلموا ع ل م | ALM FALMVE feǎlimū bilirler ki Then they will know
أن | ÊN enne kesinlikle that
الحق ح ق ق | ḪGG ELḪG l-Haḳḳa gerçek the truth
لله | LLH lillahi Allah'a aittir (is) for Allah
وضل ض ل ل | ŽLL VŽL ve Delle ve sapıp gider and (will be) lost
عنهم | ANHM ǎnhum kendilerinden from them
ما | ME şeyler what
كانوا ك و ن | KVN KENVE kānū oldukları they used (to)
يفترون ف ر ي | FRY YFTRVN yefterūne uyduruyor(lar) invent.
28:75 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve çıkarırız | -ten | her | ümmet- | bir şahid | ve deriz | getirin | delilinizi | bilirler ki | kesinlikle | gerçek | Allah'a aittir | ve sapıp gider | kendilerinden | şeyler | oldukları | uyduruyor(lar) |

[NZA] [] [KLL] [EMM] [ŞHD̃] [GVL] [HET] [BRHN] [ALM] [] [ḪGG] [] [ŽLL] [] [] [KVN] [FRY]
VNZANE MN KL ÊMT ŞHYD̃E FGLNE HETVE BRHENKM FALMVE ÊN ELḪG LLH VŽL ANHM ME KENVE YFTRVN

ve nezeǎ'nā min kulli ummetin şehīden fe ḳulnā hātū burhānekum feǎlimū enne l-Haḳḳa lillahi ve Delle ǎnhum kānū yefterūne
ونزعنا من كل أمة شهيدا فقلنا هاتوا برهانكم فعلموا أن الحق لله وضل عنهم ما كانوا يفترون

[ن ز ع] [] [ك ل ل] [ا م م] [ش ه د] [ق و ل] [ه ا ت] [ب ر ه ن] [ع ل م] [] [ح ق ق] [] [ض ل ل] [] [] [ك و ن] [ف ر ي]

28:75Kasas  Suresi 75. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ونزعنا ن ز ع | NZA VNZANE ve nezeǎ'nā ve çıkarırız And We will draw forth
Vav,Nun,Ze,Ayn,Nun,Elif,
6,50,7,70,50,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
من | MN min -ten from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
كل ك ل ل | KLL KL kulli her every
Kef,Lam,
20,30,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
أمة ا م م | EMM ÊMT ummetin ümmet- nation
,Mim,Te merbuta,
,40,400,
N – genitive feminine singular indefinite noun
اسم مجرور
شهيدا ش ه د | ŞHD̃ ŞHYD̃E şehīden bir şahid a witness
Şın,He,Ye,Dal,Elif,
300,5,10,4,1,
ADJ – accusative masculine singular indefinite adjective
صفة منصوبة
فقلنا ق و ل | GVL FGLNE fe ḳulnā ve deriz and We will say,
Fe,Gaf,Lam,Nun,Elif,
80,100,30,50,1,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الفاء عاطفة
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
هاتوا ه ا ت | HET HETVE hātū getirin """Bring"
He,Elif,Te,Vav,Elif,
5,1,400,6,1,
V – 2nd person masculine plural imperative verb
PRON – subject pronoun
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
برهانكم ب ر ه ن | BRHN BRHENKM burhānekum delilinizi "your proof?"""
Be,Re,He,Elif,Nun,Kef,Mim,
2,200,5,1,50,20,40,
N – accusative masculine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم منصوب والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فعلموا ع ل م | ALM FALMVE feǎlimū bilirler ki Then they will know
Fe,Ayn,Lam,Mim,Vav,Elif,
80,70,30,40,6,1,
REM – prefixed resumption particle
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الفاء استئنافية
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أن | ÊN enne kesinlikle that
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب من اخوات «ان»
الحق ح ق ق | ḪGG ELḪG l-Haḳḳa gerçek the truth
Elif,Lam,Ha,Gaf,
1,30,8,100,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
لله | LLH lillahi Allah'a aittir (is) for Allah
Lam,Lam,He,
30,30,5,
"P – prefixed preposition lām
PN – genitive proper noun → Allah"
جار ومجرور
وضل ض ل ل | ŽLL VŽL ve Delle ve sapıp gider and (will be) lost
Vav,Dad,Lam,
6,800,30,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
عنهم | ANHM ǎnhum kendilerinden from them
Ayn,Nun,He,Mim,
70,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
ما | ME şeyler what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
كانوا ك و ن | KVN KENVE kānū oldukları they used (to)
Kef,Elif,Nun,Vav,Elif,
20,1,50,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
يفترون ف ر ي | FRY YFTRVN yefterūne uyduruyor(lar) invent.
Ye,Fe,Te,Re,Vav,Nun,
10,80,400,200,6,50,
V – 3rd person masculine plural (form VIII) imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
ونزعنا
ve nezeǎ'nā
NZA|ن ز ع
ve çıkarırız
2
من
min
|
-ten
Kombi Müfredat
كل
kulli
KLL|ك ل ل
her
Kombi Müfredat
أمة
ummetin
EMM|ا م م
ümmet-
Kombi Müfredat
شهيدا
şehīden
ŞHD̃|ش ه د
bir şahid
Kombi Müfredat
فقلنا
fe ḳulnā
GVL|ق و ل
ve deriz
Kombi Müfredat
هاتوا
hātū
HET|ه ا ت
getirin
Kombi Müfredat
برهانكم
burhānekum
BRHN|ب ر ه ن
delilinizi
Kombi Müfredat
فعلموا
feǎlimū
ALM|ع ل م
bilirler ki
10
أن
enne
|
kesinlikle
11 Kombi Müfredat
الحق
l-Haḳḳa
ḪGG|ح ق ق
gerçek
12
لله
lillahi
|
Allah'a aittir
13 Kombi Müfredat
وضل
ve Delle
ŽLL|ض ل ل
ve sapıp gider
14
عنهم
ǎnhum
|
kendilerinden
15
ما
|
şeyler
16 Kombi Müfredat
كانوا
kānū
KVN|ك و ن
oldukları
17 Kombi Müfredat
يفترون
yefterūne
FRY|ف ر ي
uyduruyor(lar)
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَنَزَعْنَا: ve çıkarırız | مِنْ: -ten | كُلِّ: her | أُمَّةٍ: ümmet- | شَهِيدًا: bir şahid | فَقُلْنَا: ve deriz | هَاتُوا: getirin | بُرْهَانَكُمْ: delilinizi | فَعَلِمُوا: bilirler ki | أَنَّ: kesinlikle | الْحَقَّ: gerçek | لِلَّهِ: Allah'a aittir | وَضَلَّ: ve sapıp gider | عَنْهُمْ: kendilerinden | مَا: şeyler | كَانُوا: oldukları | يَفْتَرُونَ: uyduruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |ونزعنا WNZANE ve çıkarırız | من MN -ten | كل KL her | أمة ÊMT ümmet- | شهيدا ŞHYD̃E bir şahid | فقلنا FGLNE ve deriz | هاتوا HETWE getirin | برهانكم BRHENKM delilinizi | فعلموا FALMWE bilirler ki | أن ÊN kesinlikle | الحق ELḪG gerçek | لله LLH Allah'a aittir | وضل WŽL ve sapıp gider | عنهم ANHM kendilerinden | ما ME şeyler | كانوا KENWE oldukları | يفترون YFTRWN uyduruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve nezeǎ'nā: ve çıkarırız | min: -ten | kulli: her | ummetin: ümmet- | şehīden: bir şahid | fe ḳulnā: ve deriz | hātū: getirin | burhānekum: delilinizi | feǎlimū: bilirler ki | enne: kesinlikle | l-Haḳḳa: gerçek | lillahi: Allah'a aittir | ve Delle: ve sapıp gider | ǎnhum: kendilerinden | : şeyler | kānū: oldukları | yefterūne: uyduruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VNZANE: ve çıkarırız | MN: -ten | KL: her | ÊMT: ümmet- | ŞHYD̃E: bir şahid | FGLNE: ve deriz | HETVE: getirin | BRHENKM: delilinizi | FALMVE: bilirler ki | ÊN: kesinlikle | ELḪG: gerçek | LLH: Allah'a aittir | VŽL: ve sapıp gider | ANHM: kendilerinden | ME: şeyler | KENVE: oldukları | YFTRVN: uyduruyor(lar) | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve biz her ümmetten bir tanık getirir de getirin bakalım deriz, delillerinizi. Artık bilirler ki şüphesiz gerçek, Allah'ındır ve uydurdukları şeylerin hepsi de gözlerinden kaybolup gider. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : (O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, (kâfirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır. Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Her ümmetten bir şahit (Rasûl) çıkartıp dedik ki: "Hadi kesin delilinizi getirin!" Bunun üzerine bildiler ki Hak Allâh içindir! Uydurdukları şeyler de, kendilerinde kaybolup gitti! Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : O gün, her milletten kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler çıkarır, kâfirlere: 'Kesin delilinizi getirin' deriz. O zaman, hak ilâh olma vasfının Allah’a ait olduğunu, uydura geldikleri şeylerin, putların da kendilerinden ayrılıp kaybolduğunu anlarlar. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : O gün her ümmetten bir şahit çıkarır ve: 'Delilinizi getirin' deriz. Böylece hakkın Allah'a ait olduğunu bilirler. Uydurageldikleri de onlardan kaybolur. Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Her ümmetten bir şahid ayırıp çıkardık da: "Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin" dedik. Artık öğrenmiş oldular ki, hak, gerçekten Allah'ındır ve düzüp uydurdukları kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır. Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : (O gün) her ümmetten (peygamberlerini) birer şahid çıkaracağız da: “- (Ey peygamberleri yalanlıyan ümmetler, yolunuzun hak olduğuna ve ortaklarım bulunduğuna dair) delilinizi getirin.” diyeceğiz. O vakit (her ümmet), hak Allah’ın olduğunu bilecektir; ve uydurdukları şeyler de kendilerinden ayrılıb kaybolacaktır. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Her ummetten bir sahit cikarir ve «kesin delilinizi ortaya koyun» deriz. O zaman, gercegin Allah'a ait oldugunu, uydurduklarinin kendilerini birakip kactigini anlarlar.* Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : (Kıyamet günü) her bir ümmetten (kendilerine uyarıcı olarak gönderilen peygamberlerini) şahit olarak çekip çıkarırız, «haydi açık-seçik kesin delillerinizi getirin !» deriz. Onlar, artık Hakk'ın (tamamiyle) Allah'a ait olduğunu bilip anlarlar ve uydurdukları (bâtıl tanrılar) da kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Her ümmetten bir şahit çıkarır ve 'kesin delilinizi ortaya koyun' deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar. Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : (O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, (kâfirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır. Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Her bir toplumdan bir tanık seçer ve, 'Delilinizi getirin,' deriz. Böylece, tüm gerçeğin ALLAH'a ait olduğunu öğrenecekler ve uydurmuş oldukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, «Haydin, kesin delilinizi getirin!» deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır. Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bir de her ümmetten bir şahit çıkarıp da: «Haydi, kesin delilinizi getirin!» dediğimizde artık gerçeğin Allah'ın olduğunu bilmiş olacaklar ve o uydurdukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiş olacaktır. Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem her ümmetten birer şâhid çıkardık ta haydin bürhanınızı dedik mi o vakıt hakk Allahın olduğunu bilmişler ve o uydurdukları şeyler kendilerinden gaib olup gitmişlerdirDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Her ümmetten bir şahit çıkarırız. «Delillerinizi getirin» deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve uydurdukları şeylerin kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar. Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Her ümmetten bir şahid ayırıp çıkardık da: "Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin" dedik. Artık öğrenmiş oldular ki, hak gerçekten Tanrı'nındır ve düzüp uydurdukları kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur. Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve Biz her önderli toplumdan bir şâhit çekip çıkardık da, “Haydi, kesin delilinizi getirin!” dedik. Artık bildiler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler kendilerinden ayrılıp kaybolmuştur. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : (O gün) her ümmetden birer şâhid (çekib) çıkarmışızdır da «Burhanınızı getirin» demişizdir. (O vakit) bilmişlerdir ki hak muhakkak Allahındır ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıb gaalib olmuşdur. Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Hem (o gün) her ümmetten (kendi peygamberlerini) bir şâhid (olarak) çıkarırız da(o ümmetlere): '(Sizi emirlerime uymaktan alıkoyan) delîlinizi getirin!' deriz; o zaman şübhesiz hakkın Allah’a âid olduğunu bilmişlerdir ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir. Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Her ümmetten bir şahid çekip çıkarmışızdır. Ve kesin delilinizi getirin, demişizdir. O zaman gerçeğin Allah'tan olduğunu ve uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve bütün ümmetlerden bir şahit çekip çıkardık (seçtik). Sonra da: "Burhanlarınızı (delillerinizi) getirin." dedik. Böylece hakkın Allah'a ait olduğunu bildiler (anladılar). Ve uydurmuş oldukları şeyler onlardan sapıp uzaklaştı. Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ve (bu soru cevapsız kalacak, çünkü) Biz (o sırada) her ümmetten bir şahit çıkarmış olacağız ve (günahkarlara:) "Geçmişteki iddialarınızı doğrulayan bir delil getirin!" diyeceğiz. Ve böylece görecekler ki, gerçek bütünüyle Allah'tan yana ve kendi çarpık muhayyilelerinin ürünü bütün o düzmece tanrılar onları terk etmiş.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve her ümmetten bir şahit çıkarmış, «Artık delillerinizi getiriniz!» demiş olacağız. Binaenaleyh bileceklerdir ki, şüphe yok hak Allah içindir ve onlardan iftira eder oldukları şey gaip olup gitmiş olacaktır. Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Her ümmetten bir şâhit çıkarırız ve (şirk koşanlara): “Kesin delilinizi getirin!” deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a âittir ve uydurdukları şeyler de kendilerini bırakıp kaybolmuşlardır. Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve: -Haydi delillerinizi getirin! deriz. İşte o zaman gerçeğin Allah’a ait olduğunu anlarlar. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider. Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : O gün her ümmetten birer şahit çıkarırız. Resulleri yalancı sayanlara da: "Haydi bakalım, varsa delilinizi ortaya koyun!" deriz. O zaman onlar, hak ve hakikatin Allah’a ait olduğunu kesinlikle anlar ve uydurdukları tanrılar ise ortada görünmez olur. Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Her ümmetten bir şâhid çıkarırız: "Delilinizi getirin!" deriz. Gerçeğin Allah'a âidolduğunu bilirler ve uydurdukları şeyler kendilerinden sapıp gider.Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Her ümmetten bir şahid ayırıp çıkardık da: «Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin» dedik. Artık öğrenmiş oldular ki, hak, gerçekten Allah'ındır ve düzüp uydurdukları kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır. Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : O gün her ümmetten bir şahit çıkarmış, onlara da 'Haydi, getirin delilinizi' buyurmuşuzdur. Ve onlar da hak ve hakikatin tümüyle Allah'a ait olduğunu anlamışlar; uydurdukları şeyler ise onları bırakmış, yok olup gitmiştir. Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Her ümmetten bir tanık çıkarmış da şöyle demişizdir: "Getirin susturucu kanıtınızı!" Bunun üzerine onlar hakkın Allah'a ait olduğunu bilmişlerdir. O iftira aracı yaptıkları şeyler de onları yüzüstü koyup kaybolmuşlardır.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.