» 70 / Me’âric  14:

Kuran Sırası: 70
İniş Sırası: 79
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44

 » 70 / Me’âric  Suresi: 14
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَمَنْ (VMN) = ve men : ve bulunanları
2. فِي (FY) = fī :
3. الْأَرْضِ (ELÊRŽ) = l-erDi : yeryüzünde
4. جَمِيعًا (CMYAE) = cemīǎn : hepsini
5. ثُمَّ (S̃M) = ṧumme : sonra
6. يُنْجِيهِ (YNCYH) = yuncīhi : kendisini kurtarsın
ve bulunanları | | yeryüzünde | hepsini | sonra | kendisini kurtarsın |

[] [] [ERŽ] [CMA] [] [NCV]
VMN FY ELÊRŽ CMYAE S̃M YNCYH

ve men l-erDi cemīǎn ṧumme yuncīhi
ومن في الأرض جميعا ثم ينجيه

 » 70 / Me’âric  Suresi: 14
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ومن | VMN ve men ve bulunanları And whoever
في | FY (is) on
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzünde the earth
جميعا ج م ع | CMA CMYAE cemīǎn hepsini all,
ثم | S̃M ṧumme sonra then
ينجيه ن ج و | NCV YNCYH yuncīhi kendisini kurtarsın it (could) save him.

70:14 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve bulunanları | | yeryüzünde | hepsini | sonra | kendisini kurtarsın |

[] [] [ERŽ] [CMA] [] [NCV]
VMN FY ELÊRŽ CMYAE S̃M YNCYH

ve men l-erDi cemīǎn ṧumme yuncīhi
ومن في الأرض جميعا ثم ينجيه

[] [] [ا ر ض] [ج م ع] [] [ن ج و]

 » 70 / Me’âric  Suresi: 14
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ومن | VMN ve men ve bulunanları And whoever
Vav,Mim,Nun,
6,40,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
في | FY (is) on
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzünde the earth
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
"N – genitive feminine noun → Earth"
اسم مجرور
جميعا ج م ع | CMA CMYAE cemīǎn hepsini all,
Cim,Mim,Ye,Ayn,Elif,
3,40,10,70,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
ثم | S̃M ṧumme sonra then
Se,Mim,
500,40,
CONJ – coordinating conjunction
حرف عطف
ينجيه ن ج و | NCV YNCYH yuncīhi kendisini kurtarsın it (could) save him.
Ye,Nun,Cim,Ye,He,
10,50,3,10,5,
V – 3rd person masculine singular (form IV) imperfect verb
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
فعل مضارع والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
VMN FY ELÊRŽ CMYAE S̃M YNCYH

ومن في الأرض جميعا ثم ينجيه

 » 70 / Me’âric  Suresi: 14

: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَمَنْ: ve bulunanları | فِي: | الْأَرْضِ: yeryüzünde | جَمِيعًا: hepsini | ثُمَّ: sonra | يُنْجِيهِ: kendisini kurtarsın |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ومن WMN ve bulunanları | في FY | الأرض ELÊRŽ yeryüzünde | جميعا CMYAE hepsini | ثم S̃M sonra | ينجيه YNCYH kendisini kurtarsın |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve men: ve bulunanları | : | l-erDi: yeryüzünde | cemīǎn: hepsini | ṧumme: sonra | yuncīhi: kendisini kurtarsın |
Kırık Meal (Transcript) : |VMN: ve bulunanları | FY: | ELÊRŽ: yeryüzünde | CMYAE: hepsini | S̃M: sonra | YNCYH: kendisini kurtarsın |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve kim varsa yeryüzünde hepsini de fedâ etmek ve sonra da kendini kurtarmak ister.
Adem Uğur : Ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.
Ahmed Hulusi : Yeryüzünde yaşamış olanların tümünü (fidye verse) de kendini kurtarsa!
Ahmet Tekin : Yeryüzünde bulunan herkesi fidye olarak vermek isteyecek. Tek kendini kurtarabilsin.
Ahmet Varol : Yeryüzünde olanların hepsini de. Sonra (ister ki) kendini kurtarsın.
Ali Bulaç : Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
Ali Fikri Yavuz : Yeryüzünde bulunanların hepsini de, sonra kendini kurtarsa...
Bekir Sadak : (11-14) Onlar birbirlerine yalniz gosterilirler. Suclu kimse o gunun azabindan kurtulmak icin ogullarini, ailesini, kardesini, kendisini barindirmis olan sulalesini ve yeryuzunde bulunan herkesi feda etmek ve boylece kendisini kurtarmak ister.
Celal Yıldırım : (11-12-13-14) Birbirlerine gösterilirler (ama) suçlu günahkârlar o günün azabına karşılık oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran kabile ve obasını ve yeryüzündeki her şeyi fidye verip kendini kurtarmak ister.
Diyanet İşleri : (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Diyanet İşleri (eski) : (11-14) Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
Diyanet Vakfi : (11-14) Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.
Edip Yüksel : Ve yeryüzünde bulunan herkesi, ki kurtulsun.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : ve yeryüzünde bulunanların hepsini (verip) sonra kendisini kurtarsa.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve Arzda bulunanların hepsini de sonra kendini kurtarsa
Fizilal-il Kuran : Ve yeryüzünde bulunanların hepsini versin de tek kendisini kurtarsın.
Gültekin Onan : Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
Hakkı Yılmaz : (11-14) Birbirlerine gösterilmiş oldukları hâlde suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye/kurtulmalık versin sonra da kendini kurtarabilsin ister.
Hasan Basri Çantay : ve yer (yüzün) de kim varsa hepsini. Ki nihayet (bu fedâkârlığı) kendisini (Allahın azabından) kurtarsın.
Hayrat Neşriyat : Ve (öyle ki) yeryüzünde kim varsa hepsini (fedâ etsin de) sonra (bu diyet) onu (o azabdan) kurtarsın!
İbni Kesir : Ve yeryüzünde bulunan herkesi. Ki nihayet kendisini kurtarsın.
İskender Evrenosoğlu : Ve yeryüzünde kim varsa hepsini (versin de), sonra kendisini kurtarsın.
Muhammed Esed : ve yeryüzünde yaşayan (başka) herkesi, onların tümünü; böylece yalnız kendini kurtarabilsin diye.
Ömer Nasuhi Bilmen : (13-14) Ve kendisini barındıran aşiretini (feda etsin). Ve yeryüzünde kim var ise, cümlesini fidye-i necât olarak versin de (sonra) bu fedakarlığı kendisini kurtarsın.
Ömer Öngüt : Ve yeryüzünde bulunan herkesi fedâ etmek ister. Tâ ki kendisini kurtarsın.
Şaban Piriş : Ve yeryüzünde bulunan herkesi... Sonra kendisini kurtarabilsin..
Suat Yıldırım : (10-14) Birbirlerine gösterildikleri halde hiçbir candan dost, dostunun hâlini sormaz. Her mücrim o günkü azaptan kurtulmak için fidye olarak oğullarını, eşini, kardeşini, kendisine sahip çıkan sülalesini, hatta dünyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister.
Süleyman Ateş : Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.
Tefhim-ul Kuran : Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
Ümit Şimşek : Yeryüzünde kim varsa hepsini feda edip kurtulmak ister.
Yaşar Nuri Öztürk : Ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmayı ister.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}