Kırık Meal (Arapça) : |إِنَّمَا: ancak | كَانَ: | قَوْلَ: sözü | الْمُؤْمِنِينَ: inananların | إِذَا: zaman | دُعُوا: çağırıldıkları | إِلَى: | اللَّهِ: Allah'a | وَرَسُولِهِ: ve Rasulüne | لِيَحْكُمَ: hükmetmesi için | بَيْنَهُمْ: aralarında | أَنْ: | يَقُولُوا: demeleridir | سَمِعْنَا: işittik | وَأَطَعْنَا: ve ita'at ettik | وَأُولَٰئِكَ: işte | هُمُ: onlardır | الْمُفْلِحُونَ: kurtuluşa erenler |
Kırık Meal (Harekesiz) : |إنما ÎNMEancak | كان KEN | قول GWLsözü | المؤمنين ELMÙMNYNinananların | إذا ÎZ̃Ezaman | دعوا D̃AWEçağırıldıkları | إلى ÎL | الله ELLHAllah'a | ورسوله WRSWLHve Rasulüne | ليحكم LYḪKMhükmetmesi için | بينهم BYNHMaralarında | أن ÊN | يقولوا YGWLWEdemeleridir | سمعنا SMANEişittik | وأطعنا WÊŦANEve ita'at ettik | وأولئك WÊWLÙKişte | هم HMonlardır | المفلحون ELMFLḪWNkurtuluşa erenler |
Kırık Meal (Okunuş) : |innemā: ancak | kāne: | ḳavle: sözü | l-mu'minīne: inananların | iƶā: zaman | duǔ: çağırıldıkları | ilā: | llahi: Allah'a | ve rasūlihi: ve Rasulüne | liyeHkume: hükmetmesi için | beynehum: aralarında | en: | yeḳūlū: demeleridir | semiǎ'nā: işittik | ve eTaǎ'nā: ve ita'at ettik | ve ulāike: işte | humu: onlardır | l-mufliHūne: kurtuluşa erenler |
Kırık Meal (Transcript) : |ÎNME: ancak | KEN: | GVL: sözü | ELMÙMNYN: inananların | ÎZ̃E: zaman | D̃AVE: çağırıldıkları | ÎL: | ELLH: Allah'a | VRSVLH: ve Rasulüne | LYḪKM: hükmetmesi için | BYNHM: aralarında | ÊN: | YGVLVE: demeleridir | SMANE: işittik | VÊŦANE: ve ita'at ettik | VÊVLÙK: işte | HM: onlardır | ELMFLḪVN: kurtuluşa erenler |
Abdulbaki Gölpınarlı : Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Peygamberine çağrıldıkları zaman inananların sözü, ancak duyduk ve itâat ettik sözüdür, böyle der onlar ve onlardır kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
Adem Uğur : Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.
Ahmed Hulusi : Aralarında hükmetmesi için Allâh'a ve O'nun Rasûlüne davet edildiklerinde, iman edenlerin sözü ancak: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. . . İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Ahmet Tekin : Aralarında hüküm vermesi, hakem olması, idarî düzen uygulamaları için, Allah’a ve Rasûlüne, Kur’ân ve sünnetin uygulayıcılarının huzuruna davet edildiklerinde mü’minlerin sözü kesinlikle:
'Kararını duyduk. Kur’ân’a, sünnete ve devletin kararlarına itaat ettik.' demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
Ahmet Varol : Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamberine çağrıldıklarında mü'minlerin sözleri: 'Duyduk ve itaat ettik' demeleridir. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.
Ali Bulaç : Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü'min olanların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.
Ali Fikri Yavuz : Müminler, aralarında hüküm vermek için, Allah’ın kitabına ve peygamberine çağrıldıkları vakit, onların sözü ancak: “-Dinledik ve itaat ettik.” demeleridir. İşte bunlar, zafer bulacak olanlardır.
Bekir Sadak : Aralarinda hukum verilmek uzere Allah'a ve peygambere cagirildiklari vakit: «Isittik, itaat ettik» demek, ancak muminlerin sozudur, iste saadete erenler onlardir.
Celal Yıldırım : Aralarında hükmetmek üzere Allah ve Peygamber'ine çağırıldıkları zaman mü'minlerin sözü ancak şu olmuştur: «İşittik, itaat ettik». İşte korktuğundan kurtulup umduğuna kavuşanlar bunlardır.
Diyanet İşleri : Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, “işittik ve iman ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Diyanet İşleri (eski) : Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: 'İşittik, itaat ettik' demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.
Diyanet Vakfi : Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak «İşittik ve itaat ettik» demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.
Edip Yüksel : Aralarında hüküm vermek üzere, ALLAH'a ve elçisine çağrıldıkları zaman inananlar yalnızca şunu söylerler: 'İşittik ve uyduk.' Kazananlar işte bunlardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözü ancak «işittik ve itaat ettik» demeleridir. İşte bunlar asıl kurtuluşa erenlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman mü'minlerin sözü ancak: «İşittik ve itaat ettik.» demeleridir. İşte bunlar, kurtuluş bulacak olanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Aralarında hukmetmesi için Resulü ile Allaha da'vet olundukları zaman mü'minlerin sözü ancak «semi'na ve ata'na» demeleridir, işte bunlar felâh bulacak olanlardır
Fizilal-il Kuran : Aralarındaki davalarda Allah'ın ve Peygamberin vereceği hükme uymaya çağırılan mü'minlerin söyleyebilecekleri tek söz «Duyduk ve uyduk» sözüdür. İşte mutlu sona erenler onlardır.
Gültekin Onan : Aralarında hükmetmesi için Tanrı'ya ve elçisine çağırıldıkları zaman inançlıların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.
Hakkı Yılmaz : Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Elçisi'ne davet edildiklerinde mü’minlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik” demeleri oldu. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Hasan Basri Çantay : Mü'minlerin — aralarında hükmetmek üzere Allahın resulüne da'vet olundukları vakit — sözü ancak: «Dinledik, itaat etdik» demeleridir. İşte asıl muradlarına erenler bunlardır.
Hayrat Neşriyat : Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resûlüne çağırıldıkları zaman, mü’minlerin sözü ancak: 'İşittik ve itâat ettik!' demeleridir. İşte bunlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.
İbni Kesir : Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Rasulüne çağrıldıkları zaman; mü'minlerin sözü, sadece: İşittik ve itaat ettik, demekten ibarettir. Ve işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.
İskender Evrenosoğlu : Onların aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve resûlüne davet edildikleri zaman mü'minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir. Ve işte onlar, onlar felâha erenlerdir.
Muhammed Esed : Aralarında (ilahi kitap) hüküm versin diye Allah'a ve O'nun Elçisi'ne çağırıldıkları zaman müminlerin söyleyeceği tek söz: "İşittik ve itaat ettik!" sözü olmalıdır; kurtuluşa, esenliğe ulaşan kimseler de işte böyleleridir:
Ömer Nasuhi Bilmen : Aralarında hükmetmek için Allah'a ve Peygamberine dâvet olundukları zaman mü'minlerin sözü ancak, «İşittik ve itaat ettik» demeleridir ve işte felâha ermiş olanlar da onlardan ibarettir.
Ömer Öngüt : Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygamber'e çağırıldıkları zaman, müminlerin sözü sadece: “İşittik ve itaat ettik!” demekten ibarettir. İşte saâdete erenler onlardır.
Şaban Piriş : Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve peygamberine çağrılan müminlerin sözü sadece “işittik ve itaat ettik”dir. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.
Suat Yıldırım : Haklarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Resulüne dâvet edilen müminlerin söyledikleri tek söz: "Hay hay! Baş üstüne!" demek olmuştur. İşte felaha erenler onlar olacaklardır.
Süleyman Ateş : Elçinin, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Elçisine çağırıldıkları zaman inananların sözü ancak: "İşittik ve itâ'at ettik" demeleridir. İşte umduklarına erenler bunlardır, bunlar.
Tefhim-ul Kuran : Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman mü'min olanların sözü: «İşittik ve itaat ettik» demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.
Ümit Şimşek : Aralarında hüküm vermek için Allah'a ve Resulüne çağırıldıkları zaman, mü'minlerin sözü, ancak 'İşittik ve itaat ettik' demekten ibarettir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.
Yaşar Nuri Öztürk : Allah'a ve aralarında hüküm vermek üzere O'nun resulüne çağrıldıklarında, müminlerin sözleri sadece şunu söylemeleridir: "İşittik, itaat ettik." İşte bunlardır kurtuluşa erenler.