Yaşar Nuri Öztürk 🔊 Meali
Soran birisi, geleceği kuşkusuz azabı sordu.(70:1)

Küfre sapanlar içindir o. Yoktur onu savacak.(70:2)

Yükselme boyutlarının/derecelerinin sahibi Allah'tandır o.(70:3)

Melekler ve Rûh, miktarı ellibin yıl olan bir günde yükselirler O'na.(70:4)

Artık güzel bir sabırla sabret!(70:5)

Onlar onu çok uzak görüyorlar.(70:6)

Biz ise onu çok yakın görüyoruz.(70:7)

O gün gök, erimiş bir maden gibi olur.(70:8)

Dağlar, atılmış, renkli yün gibi olur.(70:9)

En yakın dostlar birbirlerinin halini sormaz/bir dost bir dostundan bir şey isteyemez.(70:10)

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermeyi bile ister.(70:11)

Kendisini kucaklayıp barındıran ailesini.(70:13)

Ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmayı ister.(70:14)

Hayır, hayır! O, alevlenen bir ateştir.(70:15)

Yakar kavurur deriyi/koparıp götürür kolu bacağı.(70:16)

Çağırır, sırtını dönüp uzaklaşanı,(70:17)

Toplayıp kasada yığanı/depolayanı.(70:18)

İşin gereği şu ki insan; aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır.(70:19)

Kendisine kötülük/hoşnutsuzluk dokununca basar bağırır.(70:20)

Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur.(70:21)

Namaz kılıp dua edenler müstesna.(70:22)

Bunlar, namazlarında süreklidirler.(70:23)

Bunların mallarında belirli bir hak vardır:(70:24)

Bunlar, din gününü içtenlikle doğrularlar.(70:26)

Bunlar, yalnız Rablerinin azabından ürperirler.(70:27)

Gerçekten de Rablerinin azabı emin olunmayacak bir azaptır.(70:28)

Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar.(70:29)

Ancak onlar, eşleriyle, imkânlarının sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar.(70:30)

Kim bunun ötesini isterse, işte böyleleri sınırı aşanların ta kendileridir.(70:31)

Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar.(70:32)

Bunlar, tanıklıklarını tam yaparlar.(70:33)

Ve bunlar, namazlarını/dualarını korurlar.(70:34)

İşte bunlar cennetlerde ikram göreceklerdir.(70:35)

O nankörlere ne oluyor ki, sana doğru, o yandan, bu yandan boyunlarını uzatarak geliyorlar;(70:36)

Sağdan ve soldan parçalar halinde.(70:37)

Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?(70:38)

Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.(70:39)

İş onların sandığı gibi değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki, biz gerçekten gücü yetenleriz;(70:40)

Onları kendilerinden daha üstün olanlarla değiştirmeye... Ve biz önüne geçilebilecekler değiliz.(70:41)

Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.(70:42)

O gün, kabirlerden fırlayarak çıkarlar. Dikilmiş putlara doğru akın akın gider gibidirler.(70:43)

Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları. İşte bu gündür onlara vaat edilmiş olan.(70:44)
