(Yörüngelerinde) yüzüp yüzüp giden (kuvveler; Satürn - Jüpiter),(79:3)
Yarışıp öne geçen (kuvveler; Merkür - Venüs),(79:4)
Hükmü tedbir edenlere (açığa çıkaran kuvveler; AY), (Bu âyetlerin 'yıldızlara işaret ettiği yorumu' Hasan Basri ve İmam Razi'ye ait olup, paylaştığım anlayıştır. A. H. )(79:5)
O süreçte Racife (vefat sarsıntısı; zelzele) sarsar.(79:6)
Onu Radife (bâ's; yeni ruh bedenle yaşama başlayış) izler.(79:7)
"Ben, sizin en âlâ Rabbinizim!" dedi. (Kadim Hakikat bilgisini elde eden Firavun, bunu şuurun sınırsız kuşatıcılığıyla tüm varlıkta müşahedesi yerine; bilincine yükleyerek bedenselliğine vermiş; bilinç varlığına tanrısallık vermiş ve bedenselliğinde dilediğini yapma noktasına yani nefs-i emmâre yaşamına düşmüştü. Bu yüzdendir ki Musa a. s. ona hakikat bilgisini aktarmak yerine, yani Allâh'a iman yerine, Rabb-ül âlemîn'e iman noktasına çekerek uyarı yapmıştı. Yani tüm varlıkta tedbir eden Esmâ mertebesine dikkatini çekerek hayalindeki vahdeti, bilinç - beden boyutunda yaşayarak birimselliğiyle sınırlamak yerine; şuur boyutunda tüm varlığa yaygın Esmâ mânâları çıkışına iman etmesini teklif etmişti. A. H. )(79:24)
Bunun üzerine Allâh, onu sonsuz yaşam boyutunun ve öndekinin (dünyanın) ibret verici azabı ile yakaladı.(79:25)
Muhakkak ki bunda haşyete ermiş kimseler için elbette bir ibret vardır!(79:26)
Sizin yaratılışınız mı zorlu yoksa Semâ mı? (Ki Allâh) onu bina etti!(79:27)
Onun sınırlarını yükseltti de onu tesviye etti (işlevini yerine getireceği özelliklere göre oluşturdu)!(79:28)
Onun gecesini kararttı, onun gündüzünü aydınlattı.(79:29)
Sen ancak O'ndan haşyet duyan kimsenin uyarıcısısın!(79:45)
Onu gördükleri süreçte, sanki onlar (dünyada) hiç kalmamışlardır! Ancak bir Aşiyye (Güneş'in ufukta batma süresi) yahut onun battıktan sonraki kalan aydınlık süresi kadar dünyada yaşamış olduklarını sanırlar.(79:46)