| einnā: biz yine
| lemerdūdūne: döndürülecek (miyiz?)
| fī:
| l-Hāfirati: eski halimize
| (79:10)
| nādāhu: ona seslenmişti
| rabbuhu: Rabbi
| bil-vādi: vadi'de
| l-muḳaddesi: kutsal
| Tuven: Tuva'da
| (79:16)
| llahu: Allah
| nekāle: azabıyle
| l-āḣirati: sonun
| velūlā: ve ilkin
| (79:25)
| fī: vardır
| ƶālike: bunda
| leǐbraten: elbette ibret(ler)
| limen: kimseler için
| yeḣşā: korkacak
| (79:26)
| eşeddu: daha çetinsiniz
| ḣalḳan: yaratılışça
| emi: yoksa
| s-semāu: gök (mü?)
| benāhā: (Allah) onu yaptı
| (79:27)
| leylehā: gecesini
| ve eḣrace: ve açığa çıkardı
| DuHāhā: kuşluğunu
| (79:29)
| l-ceHīmu: cehennem
| limen: kimseler için
| yerā: gören
| (79:36)
| men: kim
| ḣāfe: korkmuşsa
| meḳāme: divanında durmaktan
| rabbihi: Rabbinin
| ve nehā: ve men'etmişse
| n-nefse: nefsi(ni)
| ǎni: -den
| l-hevā: kötü heves(ler)-
| (79:40)
| ǎni: -ten
| s-sāǎti: sa'at-
| eyyāne: ne zaman?
| mursāhā: demir atacak
| (79:42)
| ente: sen
| munƶiru: uyarıcısın
| men: olanları
| yeḣşāhā: ondan korkacak
| (79:45)
| yevme: gün
| yeravnehā: onu gördükleri
| lem:
| yelbeṧū: (dünyada) kalmamışlar
| illā: başka
| ǎşiyyeten: bir akşamdan
| ev: veya
| DuHāhā: onun kuşluk vaktinden
| (79:46)