Kırık Meal (Arapça) : |وَتَفَقَّدَ: ve teftiş etti | الطَّيْرَ: kuşları | فَقَالَ: dedi ki | مَا: neden | لِيَ: ben | لَا: | أَرَى: göremiyorum | الْهُدْهُدَ: hüdhüdü | أَمْ: yoksa | كَانَ: (mı) oldu? | مِنَ: | الْغَائِبِينَ: kayıplardan- |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وتفقد WTFGD̃ve teftiş etti | الطير ELŦYRkuşları | فقال FGELdedi ki | ما MEneden | لي LYben | لا LE | أرى ÊRgöremiyorum | الهدهد ELHD̃HD̃hüdhüdü | أم ÊMyoksa | كان KEN(mı) oldu? | من MN | الغائبين ELĞEÙBYNkayıplardan- |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve tefeḳḳade: ve teftiş etti | T-Tayra: kuşları | fe ḳāle: dedi ki | mā: neden | liye: ben | lā: | erā: göremiyorum | l-hudhude: hüdhüdü | em: yoksa | kāne: (mı) oldu? | mine: | l-ğāibīne: kayıplardan- |
Kırık Meal (Transcript) : |VTFGD̃: ve teftiş etti | ELŦYR: kuşları | FGEL: dedi ki | ME: neden | LY: ben | LE: | ÊR: göremiyorum | ELHD̃HD̃: hüdhüdü | ÊM: yoksa | KEN: (mı) oldu? | MN: | ELĞEÙBYN: kayıplardan- |
Abdulbaki Gölpınarlı : Kuşları araştırdı da ne oldu dedi, hüdhüdü görmüyorum, yoksa bir yere mi gidip gizlendi?
Adem Uğur : (Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?
Ahmed Hulusi : (Süleyman bir gün) kuşları gözden geçirdi ve "Niye Hüdhüd'ü göremiyorum. . . Yoksa kayıp mı oldu?" dedi.
Ahmet Tekin : Süleyman uçar kuvvetleri, kuşları gözden geçirdi, denetledi.
'İbibiği niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?' dedi.
Ahmet Varol : Kuşları denetledi ve dedi ki: 'Neden Hudhud'u göremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu?
Ali Bulaç : Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?"
Ali Fikri Yavuz : Bir de Süleyman kuşları teftiş etti de şöyle dedi: “- Hüdhüd’ü niye (yerinde) göremiyorum, yoksa gaiblerden mi oldu?
Bekir Sadak : (20-21) Suleyman, kuslari arastirarak: «Hudhud'u nicin goremiyorum? Yoksa kayiplarda mi? Bana apacik bir delil getirmelidir; yoksa onu ya siddetli bir azaba ugratirim yahut keserim» dedi.
Celal Yıldırım : Bir de kuşları denetleyip araştırdı, derken, «nerede Hüdhüd'ü (çavuşkuşu) göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı ?
Diyanet İşleri : Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
Diyanet İşleri (eski) : (20-21) Süleyman, kuşları araştırarak: 'Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim' dedi.
Diyanet Vakfi : (Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?
Edip Yüksel : Kuşları denetledi ve, 'Neden hüdhüdü görmüyorum, yoksa kaçak mı?' dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: «Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bir de kuşları denetledi ve: «Bana ne oluyor, Hüdhüd'ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?
Elmalılı Hamdi Yazır : Bir de kuşları teftiş etti de bana dedi: ne oluyor hüdhüdü görmüyorum? Yoksa gaiblere mi karıştı?
Fizilal-il Kuran : Süleyman, ordusunun kuşlardan oluşan birliğini denetleyince dedi ki «Hüdhüd'ü niçin göremiyorum, yoksa burada değil mi?
Gültekin Onan : Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?"
Hakkı Yılmaz : (20,21) Ve Süleymân kuşları gözden geçirdi de sonra, “Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu? Onu kesinlikle çetin bir azap ile azaplandıracağım yahut onu boğazlayacağım/ perişan edeceğim yahut da bana apaçık bir delil/güç getirecek” dedi.
Hasan Basri Çantay : (Süleyman) kuşları araşdırıb dedi ki: «Hüdhüdü neye görmüyorum? Yoksa gaaiblerden mi oldu»?
Hayrat Neşriyat : Ve kuşları teftîş edip, şöyle dedi: 'Bana ne oldu da Hüdhüd’ü göremiyorum, yoksa kayıplardan mı oldu?'