Kırık Meal (Arapça) : |وَنُوحًا: ve Nuh'u da | إِذْ: hani | نَادَىٰ: bize yalvarmıştı | مِنْ: | قَبْلُ: bunlardan önce | فَاسْتَجَبْنَا: biz de kabul etmiştik | لَهُ: onun (du'asını) | فَنَجَّيْنَاهُ: kendisini kurtarmıştık | وَأَهْلَهُ: ve ailesini | مِنَ: -dan | الْكَرْبِ: sıkıntı- | الْعَظِيمِ: büyük |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ونوحا WNWḪEve Nuh'u da | إذ ÎZ̃hani | نادى NED̃bize yalvarmıştı | من MN | قبل GBLbunlardan önce | فاستجبنا FESTCBNEbiz de kabul etmiştik | له LHonun (du'asını) | فنجيناه FNCYNEHkendisini kurtarmıştık | وأهله WÊHLHve ailesini | من MN-dan | الكرب ELKRBsıkıntı- | العظيم ELAƵYMbüyük |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve nūHen: ve Nuh'u da | iƶ: hani | nādā: bize yalvarmıştı | min: | ḳablu: bunlardan önce | festecebnā: biz de kabul etmiştik | lehu: onun (du'asını) | fe necceynāhu: kendisini kurtarmıştık | ve ehlehu: ve ailesini | mine: -dan | l-kerbi: sıkıntı- | l-ǎZīmi: büyük |
Kırık Meal (Transcript) : |VNVḪE: ve Nuh'u da | ÎZ̃: hani | NED̃: bize yalvarmıştı | MN: | GBL: bunlardan önce | FESTCBNE: biz de kabul etmiştik | LH: onun (du'asını) | FNCYNEH: kendisini kurtarmıştık | VÊHLH: ve ailesini | MN: -dan | ELKRB: sıkıntı- | ELAƵYM: büyük |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve Nûh da bundan önce hani nidâ etmişti de duâsını kabûl etmiştik, onu ve âilesini, yürekleri bile yakan pek büyük bir dertten kurtarmıştık.
Adem Uğur : Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Ahmed Hulusi : Nuh. . . Hani daha önce bize yönelmişti de, Ona icabet etmiş; (böylece) Onu ve ehlini o aziym sıkıntıdan kurtarmıştık.
Ahmet Tekin : Nûh’u da hatırlayarak insanlara anlat. Hani Nûh, daha önce niyaz etmişti. Onun duasını kabul edip, dileğini yerine getirdik. Kendisini, ailesini, iman edenleri büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ahmet Varol : Nuh da daha önce yakarmıştı. Biz onun duasını kabul etmiş, böylece onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Ali Bulaç : Nuh da; daha önce çağrıda bulunduğu zaman, biz onun çağrısına cevap verdik, onu ve ailesini büyük bir üzüntüden kurtardık.
Ali Fikri Yavuz : Nûh’u da hatırla ki, daha önce o dua etmişti de, biz duasını kabul etmiştik. Böylece kendisini ve ona bağlıları, o büyük âfetten (Tufan’dan) kurtardık.
Bekir Sadak : Nuh da daha onceleri Bize yalvarmisti, onun duasini kabul edip, kendisini ve ailesini buyuk sikintidan kurtardik.
Celal Yıldırım : Nuh'u da hatırla, hani o bir duâ etmişti de duasını kabul edip onu da, ev halkını da büyük bir felâket ve sıkıntıdan kurtardık.
Diyanet İşleri : (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.
Diyanet İşleri (eski) : Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Diyanet Vakfi : Nuh'u da (hatırla). Hani o dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Edip Yüksel : Daha önce Nuh da bizi çağırmıştı. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtararak duasına cevap verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Nuh'u da. Zira daha önce dua etmişti. Biz de onun duasını kabul ettik; kendisini ve ailesini büyük bir sıkıntıdan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır : Nuhu da, zira mukaddemâ nidâ etmişti, biz de duâsını kabul ettik de kendisini ve ehlini büyük bir sıkıntıdan kurtardık
Fizilal-il Kuran : Nuh'a gelince hani O, daha önce bize yalvarmıştı. Biz de O'nun duasını kabul ederek kendisini ve yakınlarını o büyük afetten kurtardık.
Gültekin Onan : Nuh da; daha önce çağrıda bulunduğu zaman, biz onun çağrısına cevap verdik, onu ve ehlini (ailesini) büyük bir üzüntüden kurtardık.
Hakkı Yılmaz : "Ve Nûh'u; hani o daha önce nida etmişti de Biz de o'na cevap vermiştik. Sonra da Biz kendisini ve ailesini, yakınlarını, inananlarını büyük sıkıntıdan kurtardık. "
Hasan Basri Çantay : Nuuhu da (hatırla). Çünkü o, daha evvel düâ etmişdi de biz onu kabul eylemişdik. Nihayet kendisini de, ehlini de o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Hayrat Neşriyat : (Habîbim, yâ Muhammed!) Nûh’u da (an)! Hani daha önce (o da) duâ etmişti de onun duâsını kabûl edip, kendisini ve (îmân eden) ehlini o büyük sıkıntıdan (tûfandan)kurtarmıştık.
İbni Kesir : Nuh'u da. Hani daha önceleri Bize niyaz etmişti. Onun duasını kabul edip kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
İskender Evrenosoğlu : Ve Nuh (A.S), daha önce nida etmişti (seslenmiş, dua etmişti). Bunun üzerine ona icabet ettik (duasını kabul ettik). Böylece onu ve ehlini (ailesini) büyük bir üzüntüden kurtardık.
Muhammed Esed : Ve Nuh(u da hatırla); hani, o (İbrahim ve Lut'tan) çok önce (Bize) yakarmıştı ve Biz de o'nun (bu yakarışına) cevap vermiş, o'nu ve o'nunla beraber olanları büyük bir felaketten kurtarmıştık;
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Nûh'u (da Yâd et)! O vakit ki, o evvelce niyazda bulunmuştu. Biz de O'na icabet etmiş, nihâyet O'nu da, ehlini de pek büyük bir gamdan necâta erdirmiştik.
Ömer Öngüt : Daha önce Nuh duâ etmiş, biz onun duâsını kabul etmiştik. Böylece kendisini ve âilesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Şaban Piriş : Nuh’u da.. Hani o, daha önce dua etmişti de, biz de ona karşılık vermiştik. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Suat Yıldırım : Nuh’u da önderlerden kıldık. O İbrâhim ve Lut’dan çok önce, Bize yakarmıştı. Biz de duasını kabul buyurup onu, yakınlarını, evlatlarını ve halkından iman edenleri büyük bir beladan kurtardık.
Süleyman Ateş : Nûh'u da (an), o da bunlardan önce bize yalvarmıştı. Biz de onun du'âsını kabul edip kendisini ve âilesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Tefhim-ul Kuran : Nuh da; daha önce çağrıda bulunduğu zaman, biz onun çağrısına cevap verdik, onu ve ailesini büyük bir üzüntüden kurtardık.
Ümit Şimşek : Daha önce de Nuh Bize dua ettiğinde onun duasına cevap vermiş, onu ve ailesini o büyük felâketten kurtarmıştık.
Yaşar Nuri Öztürk : Nûh'a gelince, o da daha önce bize yakarmıştı. Yakarışına cevap verdik de onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.