17:90Isrâ  Suresi 90. Ayet

Kuran Sırası: 17 İniş Sırası: 50
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111

17:90Isrâ  Suresi 90. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَقَالُوا (VGELVE) = ve ḳālū : dediler ki
2. لَنْ (LN) = len :
3. نُؤْمِنَ (NÙMN) = nu'mine : inanmayız
4. لَكَ (LK) = leke : sana
5. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : kadar
6. تَفْجُرَ (TFCR) = tefcura : fışkırtıncaya
7. لَنَا (LNE) = lenā : bize
8. مِنَ (MN) = mine : -nden
9. الْأَرْضِ (ELÊRŽ) = l-erDi : yeryüzü-
10. يَنْبُوعًا (YNBVAE) = yenbūǎn : bir göze
dediler ki | | inanmayız | sana | kadar | fışkırtıncaya | bize | -nden | yeryüzü- | bir göze |

[GVL] [] [EMN] [] [] [FCR] [] [] [ERŽ] [NBA]
VGELVE LN NÙMN LK ḪT TFCR LNE MN ELÊRŽ YNBVAE

ve ḳālū len nu'mine leke Hattā tefcura lenā mine l-erDi yenbūǎn
وقالوا لن نؤمن لك حتى تفجر لنا من الأرض ينبوعا

17:90Isrâ  Suresi 90. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وقالوا ق و ل | GVL VGELVE ve ḳālū dediler ki And they say,
لن | LN len """Never"
نؤمن ا م ن | EMN NÙMN nu'mine inanmayız we will believe
لك | LK leke sana in you
حتى | ḪT Hattā kadar until
تفجر ف ج ر | FCR TFCR tefcura fışkırtıncaya you cause to gush forth
لنا | LNE lenā bize for us
من | MN mine -nden from
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzü- the earth
ينبوعا ن ب ع | NBA YNBVAE yenbūǎn bir göze a spring.
17:90 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

dediler ki | | inanmayız | sana | kadar | fışkırtıncaya | bize | -nden | yeryüzü- | bir göze |

[GVL] [] [EMN] [] [] [FCR] [] [] [ERŽ] [NBA]
VGELVE LN NÙMN LK ḪT TFCR LNE MN ELÊRŽ YNBVAE

ve ḳālū len nu'mine leke Hattā tefcura lenā mine l-erDi yenbūǎn
وقالوا لن نؤمن لك حتى تفجر لنا من الأرض ينبوعا

[ق و ل] [] [ا م ن] [] [] [ف ج ر] [] [] [ا ر ض] [ن ب ع]

17:90Isrâ  Suresi 90. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وقالوا ق و ل | GVL VGELVE ve ḳālū dediler ki And they say,
Vav,Gaf,Elif,Lam,Vav,Elif,
6,100,1,30,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
لن | LN len """Never"
Lam,Nun,
30,50,
NEG – negative particle
حرف نفي
نؤمن ا م ن | EMN NÙMN nu'mine inanmayız we will believe
Nun,,Mim,Nun,
50,,40,50,
V – 1st person plural (form IV) imperfect verb, subjunctive mood
فعل مضارع منصوب
لك | LK leke sana in you
Lam,Kef,
30,20,
P – prefixed preposition lām
PRON – 2nd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
حتى | ḪT Hattā kadar until
Ha,Te,,
8,400,,
P – preposition
حرف جر
تفجر ف ج ر | FCR TFCR tefcura fışkırtıncaya you cause to gush forth
Te,Fe,Cim,Re,
400,80,3,200,
V – 2nd person masculine singular imperfect verb, subjunctive mood
فعل مضارع منصوب
لنا | LNE lenā bize for us
Lam,Nun,Elif,
30,50,1,
P – prefixed preposition lām
PRON – 1st person plural personal pronoun
جار ومجرور
من | MN mine -nden from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzü- the earth
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
"N – genitive feminine noun → Earth"
اسم مجرور
ينبوعا ن ب ع | NBA YNBVAE yenbūǎn bir göze a spring.
Ye,Nun,Be,Vav,Ayn,Elif,
10,50,2,6,70,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
وقالوا
ve ḳālū
GVL|ق و ل
dediler ki
2
لن
len
|
Kombi Müfredat
نؤمن
nu'mine
EMN|ا م ن
inanmayız
4
لك
leke
|
sana
5
حتى
Hattā
|
kadar
Kombi Müfredat
تفجر
tefcura
FCR|ف ج ر
fışkırtıncaya
7
لنا
lenā
|
bize
8
من
mine
|
-nden
Kombi Müfredat
الأرض
l-erDi
ERŽ|ا ر ض
yeryüzü-
10 Kombi Müfredat
ينبوعا
yenbūǎn
NBA|ن ب ع
bir göze
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَقَالُوا: dediler ki | لَنْ: | نُؤْمِنَ: inanmayız | لَكَ: sana | حَتَّىٰ: kadar | تَفْجُرَ: fışkırtıncaya | لَنَا: bize | مِنَ: -nden | الْأَرْضِ: yeryüzü- | يَنْبُوعًا: bir göze | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وقالوا WGELWE dediler ki | لن LN | نؤمن NÙMN inanmayız | لك LK sana | حتى ḪT kadar | تفجر TFCR fışkırtıncaya | لنا LNE bize | من MN -nden | الأرض ELÊRŽ yeryüzü- | ينبوعا YNBWAE bir göze | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve ḳālū: dediler ki | len: | nu'mine: inanmayız | leke: sana | Hattā: kadar | tefcura: fışkırtıncaya | lenā: bize | mine: -nden | l-erDi: yeryüzü- | yenbūǎn: bir göze | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VGELVE: dediler ki | LN: | NÙMN: inanmayız | LK: sana | ḪT: kadar | TFCR: fışkırtıncaya | LNE: bize | MN: -nden | ELÊRŽ: yeryüzü- | YNBVAE: bir göze | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Dediler ki: Bize yeryüzünden bir kaynak çıkarıp akıtmadıkça inanmayız sana. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Dediler ki: "Bizim için arzdan bir pınar fışkırtmadıkça sana asla iman etmeyeceğiz. " Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Onlar: 'Sen bizim için, yerden bir kaynak, bir pınar büngüldetmedikçe asla biz sana güvenmeyeceğiz, inanmayacağız' dediler. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Dediler ki: 'Yerden bir kaynak fışkırtmadığın sürece sana inanmayacağız. Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız." Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : (Kur’an’ın belâgat ve azameti karşısında âciz kalan müşrikler şöyle) dediler: “- Biz, sana, asla inanmayız; tâ ki bizim için şu yerden (Mekke’den) bir pınar akıtırsın. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : soyle soylediler: «Bize, yerden kaynaklar fiskirtmadikca sana inanmayacagiz", Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : (Sapık kâfirler) dediler ki: Mümkün değil sana inanmayız, tâ ki bize yerden kaynak (su) çıkarasın. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : (90-93) Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.” Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Şöyle söylediler: 'Bize, yerden kaynaklar fışkırtmadıkça sana inanmayacağız', Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Onlar: «Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.» Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Dediler ki: 'Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız.'Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Kâfirler şöyle dediler: «Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.» Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve dediler: Biz sana asla inanmayız, ta ki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın, Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve biz dediler: sana ıhtimali yok inanmayız, tâ ki bizim için şu yerden bir menba' akıtasın Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Bunlar dediler ki; «Bize yer altından pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız. Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça (tefcürelena) sana kesinlikle / asla inanmayız." Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : (90-93) Ve “Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi göğü parçalar hâlinde üzerimize düşürmelisin yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin. Yahut senin altın süslemeli bir evin olmalı yahut göğe yükselmelisin. Ancak, senin yükselişine, öğrenip öğreteceğimiz bir kitabı bize indirmene kadar asla inanmayız” dediler. Sen de ki: “Rabbim noksanlıklardan arınıktır. Ben, beşer bir elçiden başka bir şey miyim ki!” Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : «Biz, dediler, sana kat'iyyen inanmayız. Tâki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın». Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Ve dediler ki: 'Bize yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana aslâ îmân etmeyiz!' Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Dediler ki: Sen, bize yerden bir kaynak fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve dediler ki: “Sen, bize yerden bir memba (pınar) çıkarmadıkça (fışkırtmadıkça) sana asla inanmayız.” Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Nitekim, "Ey Muhammed, bize yerden gözeler fışkırtmadıkça sana inanmayacağız" diyorlar, Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve dediler ki: «Biz sana imân etmeyiz. Bize yerden suyu çok bir çeşme akıtıncaya kadar.» Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Dediler ki: “Sen bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana aslâ inanmayız. ” Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : -Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız, demişlerdi. Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Ve "Biz" dediler; "Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın. Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Dediler ki: "Yerden bize bir göze fışkırtmadıkça sana inanmayız!" Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Dediler ki: «Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız,» Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Dediler ki: 'Bize yerden bir pınar akıtmadıkça sana inanacak değiliz. Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!"Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.