15 Hicr Suresi
Kuran Sırası: 15
İniş Sırası: 54
Abese Suresi (80) Âdiyât Suresi (100) Ahkâf Suresi (46) Ahzâb Suresi (33) Âl-i Imrân Suresi (3) Alak Suresi (96) Ankebût Suresi (29) Asr Suresi (103) A’lâ Suresi (87) A’râf Suresi (7) Bakara Suresi (2) Beled Suresi (90) Beyyine Suresi (98) Bürûc Suresi (85) Câsiye Suresi (45) Cin Suresi (72) Cum’a Suresi (62) Duhân Suresi (44) Duhâ Suresi (93) Enbiyâ Suresi (21) Enfâl Suresi (8) En’âm Suresi (6) Fâtiha Suresi (1) Fâtir Suresi (35) Fecr Suresi (89) Felâk Suresi (113) Fetih Suresi (48) Fil Suresi (105) Furkân Suresi (25) Fussilet Suresi (41) Gâsiye Suresi (88) Hac Suresi (22) Hadîd Suresi (57) Hâkka Suresi (69) Hasr Suresi (59) Hicr Suresi (15) Hucurât Suresi (49) Hûd Suresi (11) Hümeze Suresi (104) Ibrahim Suresi (14) Ihlâs Suresi (112) Infitâr Suresi (82) Insan Suresi (76) Insikâk Suresi (84) Insirâh Suresi (94) Isrâ Suresi (17) Kadr Suresi (97) Kâfirûn Suresi (109) Kâf Suresi (50) Kalem Suresi (68) Kamer Suresi (54) Kâri’a Suresi (101) Kasas Suresi (28) Kehf Suresi (18) Kevser Suresi (108) Kiyâme Suresi (75) Kureys Suresi (106) Leyl Suresi (92) Lokman Suresi (31) Mâide Suresi (5) Mâ’ûn Suresi (107) Meryem Suresi (19) Me’âric Suresi (70) Mücâdele Suresi (58) Müddessir Suresi (74) Muhammed Suresi (47) Mülk Suresi (67) Mümtehine Suresi (60) Münâfikûn Suresi (63) Mürselât Suresi (77) Mutaffifîn Suresi (83) Müzzemmil Suresi (73) Mü’minûn Suresi (23) Mü’min Suresi (40) Nahl Suresi (16) Nasr Suresi (110) Nâs Suresi (114) Nâzi’ât Suresi (79) Nebe’ Suresi (78) Necm Suresi (53) Neml Suresi (27) Nisâ Suresi (4) Nûh Suresi (71) Nûr Suresi (24) Rahmân Suresi (55) Ra’d Suresi (13) Rûm Suresi (30) Sâd Suresi (38) Sâffât Suresi (37) Saff Suresi (61) Sebe’ Suresi (34) Secde Suresi (32) Sems Suresi (91) Sûrâ Suresi (42) Su’arâ Suresi (26) Tâ-Hâ Suresi (20) Tahrîm Suresi (66) Talâk Suresi (65) Târik Suresi (86) Tebbet Suresi (111) Tegâbun Suresi (64) Tekâsür Suresi (102) Tekvîr Suresi (81) Tevbe Suresi (9) Tîn Suresi (95) Tûr Suresi (52) Vâki’a Suresi (56) Yâsîn Suresi (36) Yûnus Suresi (10) Yûsuf Suresi (12) Zâriyât Suresi (51) Zilzâl Suresi (99) Zuhruf Suresi (43) Zümer Suresi (39)
Diğer Mealler
Kırık Meal (Arapça)
Kırık Meal (Harekesiz)
Kırık Meal (Okunuş)
Kırık Meal (Transcript)
Abdulbaki Gölpınarlı
Adem Uğur
Ahmed Hulusi
Ahmet Tekin
Ahmet Varol
Ali Bulaç
Ali Fikri Yavuz
Bekir Sadak
Celal Yıldırım
Diyanet İşleri 🔊
Diyanet İşleri (eski)
Diyanet Vakfi
Edip Yüksel 🔊
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Elmalılı Hamdi Yazır 🔊
Fizilal-il Kuran
Gültekin Onan
Hakkı Yılmaz 🔊
Hasan Basri Çantay
Hayrat Neşriyat
İbni Kesir
İskender Evrenosoğlu
Muhammed Esed 🔊
Mustafa İslamoğlu
Nedim Yılmaz
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Öngüt
Şaban Piriş
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş 🔊
Tefhim-ul Kuran
Ümit Şimşek
Yaşar Nuri Öztürk 🔊
Edip Yüksel 🔊 Meali
A.L.R. Bu (harfler) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir. (15:1) İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır. (15:2) Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir. (15:3) Biz hiç bir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz. (15:4) Hiç bir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır. (15:5) Dediler ki: 'Ey kendisine zikir (mesaj) indirilmiş olan, sen bir delisin.' (15:6) 'Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene.' (15:7) Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz. (15:8) Kuşkusuz zikri (mesajı) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz. (15:9) Senden önce, geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik. (15:10) Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar. (15:11) İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız. (15:12) Nitekim, ona inanmazlar. Kendilerinden öncekilerin sünneti (adeti) de böyleydi. (15:13) Onlara gökten bir kapı açsak ve onun içinde yükselecek olsalardı, (15:14) 'Gözlerimiz sarhoş edildi, büyülendik,' diyeceklerdi. (15:15) Gökte galaksiler yerleştirdik, ve gözleyenler için onları süsledik. (15:16) Ve onları her kovulmuş şeytandan koruduk. (15:17) Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar (15:18) Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik. (15:19) Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk. (15:20) Hiç bir şey yoktur ki onun hazineleri bizim yanımızda olmasın, ancak biz onu belirlenmiş bir ölçüyle indiririz. (15:21) Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz. (15:22) Biz, elbette biz diriltir ve öldürürüz, sonunda asıl varis olanlar da biziz. (15:23) İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz. (15:24) Onları, senin Rabbin toplayacak. O Bilgedir, Bilendir. (15:25) İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık. (15:26) Cinleri de önceden, içe işleyen parlak ateşten yarattık. (15:27) Rabbin meleklere, 'Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım,' demişti. (15:28) 'Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın,' demişti. (15:29) Tüm melekler topluca secde ettiler; (15:30) Ancak İblis (şeytan) hariç. Secde edenlerle beraber olmayı red etti. (15:31) Dedi ki: 'Seni secde edenlerle beraber olmaktan alıkoyan şey nedir, İblis?' (15:32) Dedi ki: 'Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim.' (15:33) (Tanrı:) 'Öyleyse çık oradan; sen kovuldun!' (15:34) 'Yargı gününe kadar laneti hakkettin,' dedi. (15:35) 'Rabbim, dirilecekleri güne kadar beni ertele,' dedi. (15:36) Dedi ki: 'Tamam, sen ertelendin,' (15:37) 'Bilinen vaktin gününe kadar....' (15:38) Dedi ki: 'Rabbim, beni yoldan çıkarttığın için, onları yeryüzünde ayartıp topluca saptıracağım.' (15:39) 'Kendilerini sadece sana adayanlar hariç.' (15:40) Dedi ki: 'İşte benim değişmez yasam budur.' (15:41) 'Elbette, sadece bana kulluk edenlere karşı bir gücün yoktur. Ancak sana uyan sapıklara gücün yeter.' (15:42) 'Cehennem hepsinin buluşma yeridir.' (15:43) 'Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır.' (15:44) Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir. (15:45) Oraya barış ve güvenlik içinde girin. (15:46) Göğüslerindeki kıskançlığı kaldırırız; kardeşçe karşılıklı yerleştirilmiş koltuklar üzerindedirler. (15:47) Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve oradan da çıkarılacak değillerdir. (15:48) Kullarıma haber ver ki ben Bağışlayıcıyım, Rahimim. (15:49) Ve azabım da çok acı bir azaptır. (15:50) Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver. (15:51) Onun yanına varıp, 'Selam!,' demişlerdi. O da, 'Biz sizden korkuyoruz,' demişti. (15:52) 'Endişelenme, biz sana bilgin bir oğul müjdesini veriyoruz,' demişlerdi. (15:53) 'İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz,' dedi. (15:54) 'Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme,' dediler. (15:55) 'Sapıklardan başka Rabbinin rahmetinden kim umut keser,' dedi. (15:56) 'Ey elçiler, göreviniz nedir,' dedi. (15:57) 'Biz, suçlu bir topluma gönderildik;' (15:58) 'Ancak Lut'un ailesi hariç. Hepsini kurtaracağız.' (15:59) 'Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık,' dediler. (15:60) Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde (15:61) (Lut:) 'Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz,' dedi. (15:62) Dediler ki: ' Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik.' (15:63) 'Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz.' (15:64) 'Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiç biriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin.' (15:65) 'Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik. (15:66) Kent halkı neşe içinde geldiler. (15:67) 'Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın.' (15:68) 'ALLAH 'tan korkun, beni rezil etmeyin,' dedi. (15:69) 'İnsanlarla diyalog kurmaktan seni menetmemiş miydik,' dediler. (15:70) 'İşte benim kızlarım,' dedi, 'İlla da istiyorsanız!' (15:71) Ne yazık ki onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. (15:72) Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı. (15:73) Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik. (15:74) Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır. (15:75) Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır. (15:76) Bunda, inananlar için bir işaret vardır. (15:77) Gerçekten Eyke halkı da zalimlerden idi. (15:78) Onlardan öc aldık. Her ikisi de belgelenmiştir. (15:79) Hicr halkı da elçileri yalanladı. (15:80) Kendilerine ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler. (15:81) Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı. (15:82) Sabahleyin onları da o korkunç gürültü yakaladı. (15:83) Kazandıklarının hiç biri onları kurtaramadı. (15:84) Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O saat (dünyanın sonu) elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. (15:85) Rabbin elbette Yaratandır, Bilendir. (15:86) Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik. (15:87) Onlardan (elçilerden) bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan (inkarcılardan) ötürü de üzülme. İnananlara kanatlarını indir. (15:88) De ki: 'Ben apaçık bir uyarıcıyım.' (15:89) Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz. (15:90) Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar. (15:91) Rabbine and olsun ki, hepsinden soracağız (15:92) Öyleyse sana emredileni açıkça ortaya koy ve müşriklere de aldırma. (15:94) Alay edenlere karşı biz sana yeteriz. (15:95) Onlar ki ALLAH ile beraber başka tanrılar oluşturdular. Yakında bilecekler. (15:96) Söylediklerinden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruz (15:97) Rabbini yüceltip coşkuyla an ve yerlere kapan. (15:98) Rabbine kulluk et ki kesin bir inanca sahip olasın. (15:99)
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.