41:22Fussilet  Suresi 22. Ayet

Kuran Sırası: 41 İniş Sırası: 61
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354

41:22Fussilet  Suresi 22. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَمَا (VME) = ve mā : ve değildiniz
2. كُنْتُمْ (KNTM) = kuntum : siz
3. تَسْتَتِرُونَ (TSTTRVN) = testetirūne : gizleniyor
4. أَنْ (ÊN) = en :
5. يَشْهَدَ (YŞHD̃) = yeşhede : şahidlik etmesinden
6. عَلَيْكُمْ (ALYKM) = ǎleykum : aleyhinize
7. سَمْعُكُمْ (SMAKM) = sem'ǔkum : kulaklarınızın
8. وَلَا (VLE) = ve lā : ve değildiniz
9. أَبْصَارُكُمْ (ÊBṦERKM) = ebSārukum : gözlerinizin
10. وَلَا (VLE) = ve lā : ve değildiniz
11. جُلُودُكُمْ (CLVD̃KM) = culūdukum : derilerinizin
12. وَلَٰكِنْ (VLKN) = velākin : fakat
13. ظَنَنْتُمْ (ƵNNTM) = Zenentum : sanıyordunuz ki
14. أَنَّ (ÊN) = enne : elbette
15. اللَّهَ (ELLH) = llahe : Allah
16. لَا (LE) = lā :
17. يَعْلَمُ (YALM) = yeǎ'lemu : bilmez
18. كَثِيرًا (KS̃YRE) = keṧīran : çoğunu
19. مِمَّا (MME) = mimmā :
20. تَعْمَلُونَ (TAMLVN) = teǎ'melūne : yaptıklarınızın
ve değildiniz | siz | gizleniyor | | şahidlik etmesinden | aleyhinize | kulaklarınızın | ve değildiniz | gözlerinizin | ve değildiniz | derilerinizin | fakat | sanıyordunuz ki | elbette | Allah | | bilmez | çoğunu | | yaptıklarınızın |

[] [KVN] [STR] [] [ŞHD̃] [] [SMA] [] [BṦR] [] [CLD̃] [] [ƵNN] [] [] [] [ALM] [KS̃R] [] [AML]
VME KNTM TSTTRVN ÊN YŞHD̃ ALYKM SMAKM VLE ÊBṦERKM VLE CLVD̃KM VLKN ƵNNTM ÊN ELLH LE YALM KS̃YRE MME TAMLVN

ve mā kuntum testetirūne en yeşhede ǎleykum sem'ǔkum ve lā ebSārukum ve lā culūdukum velākin Zenentum enne llahe yeǎ'lemu keṧīran mimmā teǎ'melūne
وما كنتم تستترون أن يشهد عليكم سمعكم ولا أبصاركم ولا جلودكم ولكن ظننتم أن الله لا يعلم كثيرا مما تعملون

41:22Fussilet  Suresi 22. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وما | VME ve mā ve değildiniz And not
كنتم ك و ن | KVN KNTM kuntum siz you were
تستترون س ت ر | STR TSTTRVN testetirūne gizleniyor covering yourselves
أن | ÊN en lest
يشهد ش ه د | ŞHD̃ YŞHD̃ yeşhede şahidlik etmesinden testify
عليكم | ALYKM ǎleykum aleyhinize against you
سمعكم س م ع | SMA SMAKM sem'ǔkum kulaklarınızın your hearing
ولا | VLE ve lā ve değildiniz and not
أبصاركم ب ص ر | BṦR ÊBṦERKM ebSārukum gözlerinizin your sight
ولا | VLE ve lā ve değildiniz and not
جلودكم ج ل د | CLD̃ CLVD̃KM culūdukum derilerinizin your skins,
ولكن | VLKN velākin fakat but
ظننتم ظ ن ن | ƵNN ƵNNTM Zenentum sanıyordunuz ki you assumed
أن | ÊN enne elbette that
الله | ELLH llahe Allah Allah
لا | LE (does) not
يعلم ع ل م | ALM YALM yeǎ'lemu bilmez know
كثيرا ك ث ر | KS̃R KS̃YRE keṧīran çoğunu much
مما | MME mimmā of what
تعملون ع م ل | AML TAMLVN teǎ'melūne yaptıklarınızın you do.
41:22 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve değildiniz | siz | gizleniyor | | şahidlik etmesinden | aleyhinize | kulaklarınızın | ve değildiniz | gözlerinizin | ve değildiniz | derilerinizin | fakat | sanıyordunuz ki | elbette | Allah | | bilmez | çoğunu | | yaptıklarınızın |

[] [KVN] [STR] [] [ŞHD̃] [] [SMA] [] [BṦR] [] [CLD̃] [] [ƵNN] [] [] [] [ALM] [KS̃R] [] [AML]
VME KNTM TSTTRVN ÊN YŞHD̃ ALYKM SMAKM VLE ÊBṦERKM VLE CLVD̃KM VLKN ƵNNTM ÊN ELLH LE YALM KS̃YRE MME TAMLVN

ve mā kuntum testetirūne en yeşhede ǎleykum sem'ǔkum ve lā ebSārukum ve lā culūdukum velākin Zenentum enne llahe yeǎ'lemu keṧīran mimmā teǎ'melūne
وما كنتم تستترون أن يشهد عليكم سمعكم ولا أبصاركم ولا جلودكم ولكن ظننتم أن الله لا يعلم كثيرا مما تعملون

[] [ك و ن] [س ت ر] [] [ش ه د] [] [س م ع] [] [ب ص ر] [] [ج ل د] [] [ظ ن ن] [] [] [] [ع ل م] [ك ث ر] [] [ع م ل]

41:22Fussilet  Suresi 22. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وما | VME ve mā ve değildiniz And not
Vav,Mim,Elif,
6,40,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
كنتم ك و ن | KVN KNTM kuntum siz you were
Kef,Nun,Te,Mim,
20,50,400,40,
V – 2nd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
تستترون س ت ر | STR TSTTRVN testetirūne gizleniyor covering yourselves
Te,Sin,Te,Te,Re,Vav,Nun,
400,60,400,400,200,6,50,
V – 2nd person masculine plural (form VIII) imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أن | ÊN en lest
,Nun,
,50,
SUB – subordinating conjunction
حرف مصدري
يشهد ش ه د | ŞHD̃ YŞHD̃ yeşhede şahidlik etmesinden testify
Ye,Şın,He,Dal,
10,300,5,4,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb, subjunctive mood
فعل مضارع منصوب
عليكم | ALYKM ǎleykum aleyhinize against you
Ayn,Lam,Ye,Kef,Mim,
70,30,10,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
سمعكم س م ع | SMA SMAKM sem'ǔkum kulaklarınızın your hearing
Sin,Mim,Ayn,Kef,Mim,
60,40,70,20,40,
N – nominative masculine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ولا | VLE ve lā ve değildiniz and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
أبصاركم ب ص ر | BṦR ÊBṦERKM ebSārukum gözlerinizin your sight
,Be,Sad,Elif,Re,Kef,Mim,
,2,90,1,200,20,40,
N – nominative masculine plural noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ولا | VLE ve lā ve değildiniz and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
جلودكم ج ل د | CLD̃ CLVD̃KM culūdukum derilerinizin your skins,
Cim,Lam,Vav,Dal,Kef,Mim,
3,30,6,4,20,40,
N – nominative masculine plural noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ولكن | VLKN velākin fakat but
Vav,Lam,Kef,Nun,
6,30,20,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
AMD – amendment particle
الواو عاطفة
حرف استدراك
ظننتم ظ ن ن | ƵNN ƵNNTM Zenentum sanıyordunuz ki you assumed
Zı,Nun,Nun,Te,Mim,
900,50,50,400,40,
V – 2nd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل
أن | ÊN enne elbette that
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب من اخوات «ان»
الله | ELLH llahe Allah Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – accusative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة منصوب
لا | LE (does) not
Lam,Elif,
30,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
يعلم ع ل م | ALM YALM yeǎ'lemu bilmez know
Ye,Ayn,Lam,Mim,
10,70,30,40,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
كثيرا ك ث ر | KS̃R KS̃YRE keṧīran çoğunu much
Kef,Se,Ye,Re,Elif,
20,500,10,200,1,
N – accusative masculine singular indefinite noun
اسم منصوب
مما | MME mimmā of what
Mim,Mim,Elif,
40,40,1,
P – preposition
REL – relative pronoun
حرف جر
اسم موصول
تعملون ع م ل | AML TAMLVN teǎ'melūne yaptıklarınızın you do.
Te,Ayn,Mim,Lam,Vav,Nun,
400,70,40,30,6,50,
V – 2nd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وما
ve mā
|
ve değildiniz
Kombi Müfredat
كنتم
kuntum
KVN|ك و ن
siz
Kombi Müfredat
تستترون
testetirūne
STR|س ت ر
gizleniyor
4
أن
en
|
Kombi Müfredat
يشهد
yeşhede
ŞHD̃|ش ه د
şahidlik etmesinden
6
عليكم
ǎleykum
|
aleyhinize
Kombi Müfredat
سمعكم
sem'ǔkum
SMA|س م ع
kulaklarınızın
8
ولا
ve lā
|
ve değildiniz
Kombi Müfredat
أبصاركم
ebSārukum
BṦR|ب ص ر
gözlerinizin
10
ولا
ve lā
|
ve değildiniz
11 Kombi Müfredat
جلودكم
culūdukum
CLD̃|ج ل د
derilerinizin
12
ولكن
velākin
|
fakat
13 Kombi Müfredat
ظننتم
Zenentum
ƵNN|ظ ن ن
sanıyordunuz ki
14
أن
enne
|
elbette
15
الله
llahe
|
Allah
16
لا
|
17 Kombi Müfredat
يعلم
yeǎ'lemu
ALM|ع ل م
bilmez
18 Kombi Müfredat
كثيرا
keṧīran
KS̃R|ك ث ر
çoğunu
19
مما
mimmā
|
20 Kombi Müfredat
تعملون
teǎ'melūne
AML|ع م ل
yaptıklarınızın
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَمَا: ve değildiniz | كُنْتُمْ: siz | تَسْتَتِرُونَ: gizleniyor | أَنْ: | يَشْهَدَ: şahidlik etmesinden | عَلَيْكُمْ: aleyhinize | سَمْعُكُمْ: kulaklarınızın | وَلَا: ve değildiniz | أَبْصَارُكُمْ: gözlerinizin | وَلَا: ve değildiniz | جُلُودُكُمْ: derilerinizin | وَلَٰكِنْ: fakat | ظَنَنْتُمْ: sanıyordunuz ki | أَنَّ: elbette | اللَّهَ: Allah | لَا: | يَعْلَمُ: bilmez | كَثِيرًا: çoğunu | مِمَّا: | تَعْمَلُونَ: yaptıklarınızın | Dinle
Kırık Meal (Harekesiz) : |وما WME ve değildiniz | كنتم KNTM siz | تستترون TSTTRWN gizleniyor | أن ÊN | يشهد YŞHD̃ şahidlik etmesinden | عليكم ALYKM aleyhinize | سمعكم SMAKM kulaklarınızın | ولا WLE ve değildiniz | أبصاركم ÊBṦERKM gözlerinizin | ولا WLE ve değildiniz | جلودكم CLWD̃KM derilerinizin | ولكن WLKN fakat | ظننتم ƵNNTM sanıyordunuz ki | أن ÊN elbette | الله ELLH Allah | لا LE | يعلم YALM bilmez | كثيرا KS̃YRE çoğunu | مما MME | تعملون TAMLWN yaptıklarınızın | Dinle
Kırık Meal (Okunuş) : |ve mā: ve değildiniz | kuntum: siz | testetirūne: gizleniyor | en: | yeşhede: şahidlik etmesinden | ǎleykum: aleyhinize | sem'ǔkum: kulaklarınızın | ve lā: ve değildiniz | ebSārukum: gözlerinizin | ve lā: ve değildiniz | culūdukum: derilerinizin | velākin: fakat | Zenentum: sanıyordunuz ki | enne: elbette | llahe: Allah | : | yeǎ'lemu: bilmez | keṧīran: çoğunu | mimmā: | teǎ'melūne: yaptıklarınızın | Dinle
Kırık Meal (Transcript) : |VME: ve değildiniz | KNTM: siz | TSTTRVN: gizleniyor | ÊN: | YŞHD̃: şahidlik etmesinden | ALYKM: aleyhinize | SMAKM: kulaklarınızın | VLE: ve değildiniz | ÊBṦERKM: gözlerinizin | VLE: ve değildiniz | CLVD̃KM: derilerinizin | VLKN: fakat | ƵNNTM: sanıyordunuz ki | ÊN: elbette | ELLH: Allah | LE: | YALM: bilmez | KS̃YRE: çoğunu | MME: | TAMLVN: yaptıklarınızın | Dinle
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde tanıklık edeceklerini ummuyor, onlardan hiçbir şeyinizi gizlemiyordunuz ve hattâ sanıyordunuz ki yaptıklarınızın çoğunu Allah bile, şüphe yok ki bilmez.Dinle
Adem Uğur : Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.Dinle
Ahmed Hulusi : Sem'inizin (işitme azanızın), basarlarınızın (görme azalarınızın) ve bedenlerinizin aleyhinize şahitlik yapmasını ummadığınızdan (keyfinize göre yaşadınız). . . Yaptıklarınızın birçoğunu Allâh'ın bilmediğini zannediyordunuz!Dinle
Ahmet Tekin : 'Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, tenlerinizin, tenasül organlarınızın, aleyhinize şâhitlik edeceğini hesaba katarak gizlenme ihtiyacı duymadınız. Sorumluluğunuzu gerektirecek birçok amelinizi de Allah’ın bilmeyeceğini zannettiniz.'Dinle
Ahmet Varol : Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğini (düşünüp onlardan) sakınmıyordunuz. Aksine yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.Dinle
Ali Bulaç : "Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."Dinle
Ali Fikri Yavuz : Kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmamıştınız ve muhakkak zannetmiştiniz ki, Allah, yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez.Dinle
Bekir Sadak : Siz, gozleriniz, kulaklariniz ve derilerinizin aleyhinize sahidlik edeceginden korkarak kotu is islemekten cekinmiyordunuz. Hayir; Allah'in, yaptiklarinizin cogunu bilmedigini saniyordunuz.Dinle
Celal Yıldırım : Siz, kulağınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şâhidlik ederler diye hiç de sakınıp gizlenmiyordunuz. Bilâkis yaptıklarınızın çoğunu Allah bilmez sanıyordunuz.Dinle
Diyanet İşleri : “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”Dinle
Diyanet İşleri (eski) : Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.Dinle
Diyanet Vakfi : Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.Dinle
Edip Yüksel : Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemiyeceğini sanıyordunuz.Dinle
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan bir çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini zannediyordunuz.Dinle
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İlkin kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğinden sakınmazdınız, fakat Allah 'ın yaptıklarınızdan birçoğunu bilmeyeceğini zannetmiştiniz.Dinle
Elmalılı Hamdi Yazır : Evvel kulaklarınız ve gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahadet eder diye sakınmaz idiniz ve lâkin zannetmiş idiniz ki Allah yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmezDinle
Fizilal-il Kuran : Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.Dinle
Gültekin Onan : "Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Tanrı'nın bilmeyeceğini sanıyordunuz."Dinle
Hakkı Yılmaz : (21-23) "Ve onlar kendi derilerine, “Niye aleyhimize şâhitlik ettiniz?” dediler. Onlar dediler ki. “Her şeyi konuşturan Allah, bizi konuşturdu ve sizi ilk defa O oluşturdu ve O'na döndürülmektesiniz. Siz, işitme, görme duyularınız ve derileriniz aleyhinize şâhitlik eder diye gizlenmiyordunuz. Velâkin yapmakta olduklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğine inandınız. İşte sizin bu inancınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz inancınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle zarara, kayba uğrayıp acı çekenlerden oldunuz.” "Dinle
Hasan Basri Çantay : «Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize şâhidlik eder diye (düşünüb) sakınmadınız. Bil'akis Allah yapmakda olduklarınızın bir çoğunu bilmez sandınız». Dinle
Hayrat Neşriyat : (Hâlbuki siz, günah işlerken) ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şâhidlik etmesinden sakınıyordunuz; fakat zannetmiştiniz ki, gerçekten Allah yapmakta olduklarınızın birçoğunu bilmiyor!Dinle
İbni Kesir : Gözleriniz, kulaklarınız ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmadınız. Aksine yapmakta olduklarınızın bir çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.Dinle
İskender Evrenosoğlu : Kulaklarınızın, gözlerinizin ve cildinizin (uzuvlarınızın) sizin aleyhinize şahitlik etmesinden (edeceğinden) sakınmıyordunuz. Ve lâkin yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz.Dinle
Muhammed Esed : Ve kulaklarınız, gözleriniz yahut deriniz size karşı tanıklık yapmasın diye (günahlarınızı) gizlemeye çalışanlardan olmadınız, üstelik, Allah'ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediğini sandınız.Dinle
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve sizin aleyhinize ne kulaklarınızın ve ne gözlerinizin ve ne de derilerinizin şehâdet etmesinden saklanır olmadınız. Velâkin zannetmiş idiniz ki, şüphe yok Allah, sizin yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez.Dinle
Ömer Öngüt : Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır! Allah'ın yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.Dinle
Şaban Piriş : -Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptığınız şeylerin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz.Dinle
Suat Yıldırım : Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin, aleyhinizde şahitlik edecekleri bir günün geleceğine inanmıyor ve ondan sakınmıyordunuz, ayrıca siz, yaptıklarınızın çoğunu, Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.Dinle
Süleyman Ateş : "Siz (günâh işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın çoğunu Allâh'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."Dinle
Tefhim-ul Kuran : «Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinizde şahitlik eder diye sakınıp korunmuyordunuz. Aksine, yapmakta olduklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.»Dinle
Ümit Şimşek : Oysa siz daha önce ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin tanıklığından çekinmiyor, Allah'ı ise yaptıklarınızdan birçoğunu bilmez sanıyordunuz.Dinle
Yaşar Nuri Öztürk : Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz. Tam aksine siz, yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.Dinle
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.