| تلك TLK bunlar
| آيات ËYET ayetleridir
| الكتاب ELKTEB Kitab'ın
| الحكيم ELḪKYM hikmetli
| (10:1)
| للناس LLNES insanlara
| عجبا ACBE tuhaf
| أن ÊN
| أوحينا ÊWḪYNE vahyetmemiz
| إلى ÎL
| رجل RCL bir adama
| منهم MNHM içlerinden
| أن ÊN diye
| أنذر ÊNZ̃R uyarsın
| الناس ELNES insanları
| وبشر WBŞR ve müjdelesin
| الذين ELZ̃YN kimselere
| آمنوا ËMNWE iman edenlere
| أن ÊN (ki) şüphesiz
| لهم LHM onlar için vardır
| قدم GD̃M makamı
| صدق ṦD̃G doğruluk
| عند AND̃ katında
| ربهم RBHM Rableri
| قال GEL dediler ki
| الكافرون ELKEFRWN kâfirler
| إن ÎN şüphesiz
| هذا HZ̃E bu
| لساحر LSEḪR bir büyücüdür
| مبين MBYN apaçık
| (10:2)
| ربكم RBKM sizin Rabbiniz
| الله ELLH Allah'tır
| الذي ELZ̃Y ki
| خلق ḢLG yarattı
| السماوات ELSMEWET gökleri
| والأرض WELÊRŽ ve yeri
| في FY
| ستة STT altı
| أيام ÊYEM günde
| ثم S̃M sonra
| استوى ESTW kuşattı
| على AL
| العرش ELARŞ Arş'ı
| يدبر YD̃BR düzene koydu
| الأمر ELÊMR işleri
| ما ME yoktur
| من MN kimse
| شفيع ŞFYA şefaat edecek
| إلا ÎLE dışında
| من MN
| بعد BAD̃
| إذنه ÎZ̃NH O'nun izni
| ذلكم Z̃LKM işte budur
| الله ELLH Allah
| ربكم RBKM Rabbiniz olan
| فاعبدوه FEABD̃WH O'na kulluk edin
| أفلا ÊFLE
| تذكرون TZ̃KRWN Düşünüp öğüt almaz mısınız?
| (10:3)
| مرجعكم MRCAKM dönüşü
| جميعا CMYAE hepinizin
| وعد WAD̃ vaadi
| الله ELLH Allah'ın
| حقا ḪGE gerçektir
| إنه ÎNH O'dur
| يبدأ YBD̃Ê ilk kez başlatan
| الخلق ELḢLG yaratmayı
| ثم S̃M sonra
| يعيده YAYD̃H onu tekrarlayan
| ليجزي LYCZY karşılıklarını vermek üzere
| الذين ELZ̃YN kimselere
| آمنوا ËMNWE iman eden(lere)
| وعملوا WAMLWE ve ameller işleyen(lere)
| الصالحات ELṦELḪET salih
| بالقسط BELGSŦ adaletli bir şekilde
| والذين WELZ̃YN ve kiimselere
| كفروا KFRWE inkâr eden(lere)
| لهم LHM vardır
| شراب ŞREB bir içecek
| من MN -dan
| حميم ḪMYM kaynar su-
| وعذاب WAZ̃EB ve bir azap
| أليم ÊLYM acıklı
| بما BME dolayı
| كانوا KENWE olmalarından
| يكفرون YKFRWN inkâr ediyor(lar)
| (10:4)
| الذي ELZ̃Y
| جعل CAL yapan
| الشمس ELŞMS güneşi
| ضياء ŽYEÙ bir ışık
| والقمر WELGMR ve ayı
| نورا NWRE bir nur
| وقدره WGD̃RH ve düzenleyen
| منازل MNEZL belli menzillere göre
| لتعلموا LTALMWE bilmeniz için
| عدد AD̃D̃ sayısını
| السنين ELSNYN yılların
| والحساب WELḪSEB ve hesabını
| ما ME
| خلق ḢLG yaratmamıştır
| الله ELLH Allah
| ذلك Z̃LK bütün bunları
| إلا ÎLE dışında
| بالحق BELḪG hak olmak
| يفصل YFṦL etraflıca açıklıyor
| الآيات EL ËYET ayetlerini
| لقوم LGWM bir topluluk için
| يعلمون YALMWN bilen
| (10:5)
| في FY
| اختلاف EḢTLEF ardarda gelmesinde
| الليل ELLYL gece
| والنهار WELNHER ve gündüzün
| وما WME
| خلق ḢLG yarattıklarında
| الله ELLH Allah'ın
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| والأرض WELÊRŽ ve yerde
| لآيات L ËYET ayetler vardır
| لقوم LGWM bir topluluk için
| يتقون YTGWN sakınan
| (10:6)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| لا LE
| يرجون YRCWN ummayan(lar)
| لقاءنا LGEÙNE bize kavuşmayı
| ورضوا WRŽWE ve razı olan(lar)
| بالحياة BELḪYET hayatına
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| واطمأنوا WEŦMÊNWE ve gönüllerini kaptıran(lar)
| بها BHE ona
| والذين WELZ̃YN ve olanlar
| هم HM onlar
| عن AN -den
| آياتنا ËYETNE bizim ayetlerimiz-
| غافلون ĞEFLWN gafil(ler)
| (10:7)
| مأواهم MÊWEHM varacakları yer
| النار ELNER cehennemdir
| بما BME karşılık
| كانوا KENWE olduklarına
| يكسبون YKSBWN kazanıyor(lar)
| (10:8)
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| آمنوا ËMNWE iman eden(leri)
| وعملوا WAMLWE ve ameller işleyen(leri)
| الصالحات ELṦELḪET salih
| يهديهم YHD̃YHM doğru yola iletir
| ربهم RBHM Rableri
| بإيمانهم BÎYMENHM imanları dolayısıyla
| تجري TCRY akar
| من MN
| تحتهم TḪTHM onların altlarından
| الأنهار ELÊNHER ırmaklar
| في FY
| جنات CNET cennetlerinde
| النعيم ELNAYM naim
| (10:9)
| فيها FYHE orada
| سبحانك SBḪENK senin şanın pek yücedir
| اللهم ELLHM Ey Allah'ım
| وتحيتهم WTḪYTHM ve dilekleri (de)
| فيها FYHE aralarındaki
| سلام SLEM Selâm'dır
| وآخر W ËḢR ve sonu (ise)
| دعواهم D̃AWEHM dualarının
| أن ÊN
| الحمد ELḪMD̃ hamdolsun'dur
| لله LLH Allah'a
| رب RB Rabbi
| العالمين ELAELMYN alemlerin
| (10:10)
| يعجل YACL acele verseydi
| الله ELLH Allah
| للناس LLNES insanlara
| الشر ELŞR kötülüğü
| استعجالهم ESTACELHM acele istemeleri gibi
| بالخير BELḢYR iyiliği
| لقضي LGŽY hemen bitmiş olurdu
| إليهم ÎLYHM onların
| أجلهم ÊCLHM süreleri
| فنذر FNZ̃R böyle bırakırız
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| لا LE
| يرجون YRCWN ummayanları
| لقاءنا LGEÙNE bize kavuşmayı
| في FY
| طغيانهم ŦĞYENHM taşkınlıkları içinde
| يعمهون YAMHWN bocalar bir halde
| (10:11)
| مس MS dokunduğunda
| الإنسان ELÎNSEN insana
| الضر ELŽR bir darlık
| دعانا D̃AENE bize dua eder
| لجنبه LCNBH yan yatarken
| أو ÊW veya
| قاعدا GEAD̃E otururken
| أو ÊW yahut
| قائما GEÙME ayakta
| فلما FLME ancak
| كشفنا KŞFNE giderdiğimizde
| عنه ANH ondan
| ضره ŽRH darlığını
| مر MR hareket eder
| كأن KÊN gibi
| لم LM
| يدعنا YD̃ANE bize dua etmemiş
| إلى ÎL
| ضر ŽR darlıktan dolayı
| مسه MSH kendisine dokunmuş olan
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| زين ZYN süslü gösterilmiştir
| للمسرفين LLMSRFYN aşırıya gidenlere
| ما ME şeyler
| كانوا KENWE oldukları
| يعملون YAMLWN yapıyor(lar)
| (10:12)
| أهلكنا ÊHLKNE helak ettik
| القرون ELGRWN nice nesilleri
| من MN
| قبلكم GBLKM sizden önce
| لما LME
| ظلموا ƵLMWE haksızlık ettiklerinden
| وجاءتهم WCEÙTHM kendilerine geldiği halde
| رسلهم RSLHM peygamberleri
| بالبينات BELBYNET apaçık delillerle
| وما WME
| كانوا KENWE
| ليؤمنوا LYÙMNWE ve iman etmeyecekleri için
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| نجزي NCZY cezalandırırız
| القوم ELGWM topluluğunu
| المجرمين ELMCRMYN suçlular
| (10:13)
| جعلناكم CALNEKM sizi kıldık
| خلائف ḢLEÙF halifeler
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzüne
| من MN
| بعدهم BAD̃HM onların ardından
| لننظر LNNƵR görmek için
| كيف KYF neler
| تعملون TAMLWN yapacağınızı
| (10:14)
| تتلى TTL okunduğunda
| عليهم ALYHM onlara
| آياتنا ËYETNE ayetlerimiz
| بينات BYNET apaçık bir şekilde
| قال GEL derler
| الذين ELZ̃YN kimseler
| لا LE
| يرجون YRCWN ummayanlar
| لقاءنا LGEÙNE bize kavuşmayı
| ائت EÙT getir
| بقرآن BGR ËN bir Kur'an
| غير ĞYR başka
| هذا HZ̃E bundan
| أو ÊW veya
| بدله BD̃LH bunu değiştir
| قل GL de ki
| ما ME
| يكون YKWN (sözkonusu) olamaz
| لي LY benim
| أن ÊN
| أبدله ÊBD̃LH onu değiştirmem
| من MN
| تلقاء TLGEÙ tarafımdan
| نفسي NFSY kendi
| إن ÎN
| أتبع ÊTBA ben uyuyorum
| إلا ÎLE ancak
| ما ME
| يوحى YWḪ vahyedilene
| إلي ÎLY bana
| إني ÎNY şüphesiz ben
| أخاف ÊḢEF korkarım
| إن ÎN
| عصيت AṦYT karşı gelirsem
| ربي RBY Rabbime
| عذاب AZ̃EB azabından
| يوم YWM bir günün
| عظيم AƵYM büyük
| (10:15)
| لو LW şayet
| شاء ŞEÙ dileseydi
| الله ELLH Allah
| ما ME
| تلوته TLWTH bunu okumazdım
| عليكم ALYKM size
| ولا WLE
| أدراكم ÊD̃REKM ve size hiç bildirmezdi
| به BH bunu
| فقد FGD̃ elbette
| لبثت LBS̃T geçirdim
| فيكم FYKM sizin aranızda
| عمرا AMRE belli bir ömür
| من MN
| قبله GBLH daha önce
| أفلا ÊFLE
| تعقلون TAGLWN hiç düşünmüyor musunuz?
| (10:16)
| أظلم ÊƵLM daha zalim
| ممن MMN kimseden
| افترى EFTR uyduran
| على AL karşı
| الله ELLH Allah'a
| كذبا KZ̃BE yalan
| أو ÊW yahut
| كذب KZ̃B yalanlayandan
| بآياته B ËYETH O'nun ayetlerini
| إنه ÎNH şüphesiz
| لا LE
| يفلح YFLḪ kurtuluşa eremezler
| المجرمون ELMCRMWN suçlular
| (10:17)
| من MN
| دون D̃WN bırakıp
| الله ELLH Allah'ı
| ما ME şeylere
| لا LE hiç
| يضرهم YŽRHM bir zararı olmayan
| ولا WLE ve
| ينفعهم YNFAHM yararı olmayan
| ويقولون WYGWLWN ve diyorlar ki
| هؤلاء HÙLEÙ bunlar
| شفعاؤنا ŞFAEÙNE bizim şefaatçilerimizdir
| عند AND̃ katında
| الله ELLH Allah
| قل GL de ki
| أتنبئون ÊTNBÙWN bildiriyor musunuz?
| الله ELLH Allah'a
| بما BME bir şeyi
| لا LE
| يعلم YALM bilmediği
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| ولا WLE ve
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| سبحانه SBḪENH O münezzehtir
| وتعالى WTAEL ve yücedir
| عما AME
| يشركون YŞRKWN ortak koştuklarından
| (10:18)
| كان KEN değildir
| الناس ELNES insanlar
| إلا ÎLE ancak
| أمة ÊMT bir ümmettir
| واحدة WEḪD̃T tek
| فاختلفوا FEḢTLFWE sonradan ayrılığa düştüler
| ولولا WLWLE eğer olmasaydı
| كلمة KLMT bir takdir
| سبقت SBGT önceden belirlenmiş
| من MN
| ربك RBK Rabbin tarafından
| لقضي LGŽY kesin hüküm verilirdi
| بينهم BYNHM aralarında
| فيما FYME şeylerde
| فيه FYH onda
| يختلفون YḢTLFWN ayrılığa düştükleri
| (10:19)
| لولا LWLE keşke
| أنزل ÊNZL indirilse
| عليه ALYH ona
| آية ËYT bir mucize
| من MN
| ربه RBH Rabbinden
| فقل FGL de ki
| إنما ÎNME ancak
| الغيب ELĞYB gayb
| لله LLH Allah'ındır
| فانتظروا FENTƵRWE bekleyin
| إني ÎNY elbette ben de
| معكم MAKM sizinle birlikte
| من MN
| المنتظرين ELMNTƵRYN bekleyenlerdenim
| (10:20)
| أذقنا ÊZ̃GNE tattırdığımız
| الناس ELNES insanlara
| رحمة RḪMT genişlik
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| ضراء ŽREÙ bir darlıktan
| مستهم MSTHM kendilerine dokunan
| إذا ÎZ̃E hemen
| لهم LHM onların vardır
| مكر MKR hileleri
| في FY hakkında
| آياتنا ËYETNE ayetlerimiz
| قل GL de ki
| الله ELLH Allah
| أسرع ÊSRA daha hızlıdır
| مكرا MKRE düzen kurmada
| إن ÎN şüphesiz
| رسلنا RSLNE elçilerimiz
| يكتبون YKTBWN yazmaktadırlar
| ما ME
| تمكرون TMKRWN sizin hilelerinizi
| (10:21)
| الذي ELZ̃Y
| يسيركم YSYRKM sizi gezdiren
| في FY
| البر ELBR karada
| والبحر WELBḪR ve denizde
| حتى ḪT hatta
| إذا ÎZ̃E zaman
| كنتم KNTM olduğunuz
| في FY
| الفلك ELFLK gemide
| وجرين WCRYN ve yürüttüğü (zaman)
| بهم BHM bununla
| بريح BRYḪ bir rüzgârın
| طيبة ŦYBT tatlı
| وفرحوا WFRḪWE ve neşelendikleri sırada
| بها BHE onların bununla
| جاءتها CEÙTHE birden çıkıp
| ريح RYḪ bir fırtına
| عاصف AEṦF sert
| وجاءهم WCEÙHM ve geldiğinde
| الموج ELMWC dalgalar
| من MN
| كل KL her
| مكان MKEN yönden
| وظنوا WƵNWE ve kanaat getirdiklerinde
| أنهم ÊNHM muhakkak onlar
| أحيط ÊḪYŦ kuşatıldıklarına
| بهم BHM kendilerinin
| دعوا D̃AWE dua etmeye başlarlar
| الله ELLH Allah'a
| مخلصين MḢLṦYN has kılarak
| له LH O'na
| الدين ELD̃YN dini
| لئن LÙN eğer
| أنجيتنا ÊNCYTNE bizi kurtarırsan
| من MN
| هذه HZ̃H bundan
| لنكونن LNKWNN elbette olacağız
| من MN -den
| الشاكرين ELŞEKRYN şükredenler-
| (10:22)
| أنجاهم ÊNCEHM kurtarır onları
| إذا ÎZ̃E hemen
| هم HM onlar
| يبغون YBĞWN taşkınlık etmeye başlarlar
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| بغير BĞYR
| الحق ELḪG haksız yere
| يا YE EY/HEY/AH
| أيها ÊYHE SİZ!
| الناس ELNES insanlar
| إنما ÎNME gerçekte
| بغيكم BĞYKM taşkınlığınız
| على AL aleyhinize olan
| أنفسكم ÊNFSKM kendinizin
| متاع MTEA geçici zevkleridir
| الحياة ELḪYET hayatının
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| ثم S̃M sonra
| إلينا ÎLYNE bizedir
| مرجعكم MRCAKM dönüşünüz
| فننبئكم FNNBÙKM ve size bildiririz
| بما BME şeyi
| كنتم KNTM olduğunuz
| تعملون TAMLWN yapıyor
| (10:23)
| مثل MS̃L örneği
| الحياة ELḪYET hayatının
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| كماء KMEÙ suya benzer
| أنزلناه ÊNZLNEH indirdiğimiz
| من MN
| السماء ELSMEÙ gökten
| فاختلط FEḢTLŦ birbirine karıştığı
| به BH onunla
| نبات NBET bitkilerinin
| الأرض ELÊRŽ yeryüzü
| مما MME öyle ki
| يأكل YÊKL yer
| الناس ELNES insanlar
| والأنعام WELÊNAEM ve hayvanlar
| حتى ḪT sonuçta
| إذا ÎZ̃E sırada
| أخذت ÊḢZ̃T alıp
| الأرض ELÊRŽ yeryüzü
| زخرفها ZḢRFHE güzelliğini
| وازينت WEZYNT ve süslendiği
| وظن WƵN ve sandıkları
| أهلها ÊHLHE sahiplerinin
| أنهم ÊNHM gerçekten
| قادرون GED̃RWN kadir olduklarını
| عليها ALYHE bunlara
| أتاها ÊTEHE gelir
| أمرنا ÊMRNE emrimiz
| ليلا LYLE gece
| أو ÊW veya
| نهارا NHERE gündüz
| فجعلناها FCALNEHE böylece onları çeviririz
| حصيدا ḪṦYD̃E biçilmiş hale
| كأن KÊN gibi
| لم LM
| تغن TĞN hiç yokmuş
| بالأمس BELÊMS bir gün önce
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| نفصل NFṦL ayrıntılı olarak açıklıyoruz
| الآيات EL ËYET ayetlerimizi
| لقوم LGWM topluluk için
| يتفكرون YTFKRWN düşünen
| (10:24)
| يدعو YD̃AW çağırır
| إلى ÎL
| دار D̃ER yurduna
| السلام ELSLEM esenlik
| ويهدي WYHD̃Y ve iletir
| من MN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| إلى ÎL
| صراط ṦREŦ yola
| مستقيم MSTGYM doğru
| (10:25)
| أحسنوا ÊḪSNWE iyilik eden(lere)
| الحسنى ELḪSN daha iyisi
| وزيادة WZYED̃T ve fazlası
| ولا WLE
| يرهق YRHG bürümez
| وجوههم WCWHHM onların yüzlerini
| قتر GTR karalık
| ولا WLE
| ذلة Z̃LT ve aşağılık
| أولئك ÊWLÙK işte bunlar
| أصحاب ÊṦḪEB ehlidirler
| الجنة ELCNT cennet
| هم HM onlar
| فيها FYHE orada
| خالدون ḢELD̃WN sürekli kalıcıdırlar
| (10:26)
| كسبوا KSBWE kazanan(lara)
| السيئات ELSYÙET kötülükler
| جزاء CZEÙ ceza verilir
| سيئة SYÙT bir kötülüğe
| بمثلها BMS̃LHE aynıyla
| وترهقهم WTRHGHM ve bürür
| ذلة Z̃LT bir aşağılık
| ما ME yoktur
| لهم LHM onlar için
| من MN -tan
| الله ELLH Allah-
| من MN
| عاصم AEṦM kurtaracak
| كأنما KÊNME gibidir
| أغشيت ÊĞŞYT kaplanmış
| وجوههم WCWHHM yüzleri
| قطعا GŦAE parçalarıyla
| من MN
| الليل ELLYL bir gecenin
| مظلما MƵLME kapkaranlık
| أولئك ÊWLÙK bunlar
| أصحاب ÊṦḪEB ehlidirler
| النار ELNER cehennem
| هم HM onlar
| فيها FYHE orada
| خالدون ḢELD̃WN sürekli kalıcıdırlar
| (10:27)
| نحشرهم NḪŞRHM onları biraraya toplarız
| جميعا CMYAE tümünü
| ثم S̃M sonra
| نقول NGWL deriz
| للذين LLZ̃YN kimselere
| أشركوا ÊŞRKWE ortak koşan(lara)
| مكانكم MKENKM (haydi) yerlerinize!
| أنتم ÊNTM siz
| وشركاؤكم WŞRKEÙKM ve ortak koştuklarınız
| فزيلنا FZYLNE böylece ayırırız
| بينهم BYNHM onları birbirlerinden
| وقال WGEL ve (şöyle) derler
| شركاؤهم ŞRKEÙHM koştukları ortaklar
| ما ME
| كنتم KNTM siz değildiniz
| إيانا ÎYENE bize
| تعبدون TABD̃WN ibadet ediyor
| (10:28)
| بالله BELLH Allah
| شهيدا ŞHYD̃E şahit olarak
| بيننا BYNNE aramızda
| وبينكم WBYNKM ve sizin aranızda
| إن ÎN şüphesiz
| كنا KNE biz idik
| عن AN -dan
| عبادتكم ABED̃TKM sizin tapınmanız-
| لغافلين LĞEFLYN habersiz
| (10:29)
| تبلو TBLW hesabını verir
| كل KL her
| نفس NFS can
| ما ME
| أسلفت ÊSLFT önceden işlemiş olduğunun
| وردوا WRD̃WE ve döndürülmüşlerdir
| إلى ÎL
| الله ELLH Allah'a
| مولاهم MWLEHM mevlaları olan
| الحق ELḪG gerçek
| وضل WŽL ve kaybolmuştur
| عنهم ANHM kendilerinden
| ما ME şeyler ise
| كانوا KENWE oldukları
| يفترون YFTRWN uyduruyor(lar)
| (10:30)
| من MN kimdir?
| يرزقكم YRZGKM sizi rızıklandıran
| من MN
| السماء ELSMEÙ gökten
| والأرض WELÊRŽ ve yerden
| أمن ÊMN yahut kimdir?
| يملك YMLK sahip olan
| السمع ELSMA kulaklara
| والأبصار WELÊBṦER ve gözlere
| ومن WMN ve kimdir?
| يخرج YḢRC çıkaran
| الحي ELḪY diriyi
| من MN -den
| الميت ELMYT ölü-
| ويخرج WYḢRC ve çıkaran
| الميت ELMYT ölüyü
| من MN -den
| الحي ELḪY diri-
| ومن WMN ve kimdir?
| يدبر YD̃BR düzene koyan
| الأمر ELÊMR işleri
| فسيقولون FSYGWLWN diyecekler
| الله ELLH Allah
| فقل FGL de ki
| أفلا ÊFLE öyleyse
| تتقون TTGWN sakınmıyor musunuz?
| (10:31)
| الله ELLH Allah
| ربكم RBKM sizin Rabbiniz olan
| الحق ELḪG gerçek
| فماذا FMEZ̃E ne vardır?
| بعد BAD̃ dışında
| الحق ELḪG gerçeğin
| إلا ÎLE başka
| الضلال ELŽLEL sapıklıktan
| فأنى FÊN öyleyse nasıl?
| تصرفون TṦRFWN döndürülüyorsunuz
| (10:32)
| حقت ḪGT gerçekleşmiş oldu
| كلمت KLMT sözü
| ربك RBK Rabbinin
| على AL hakkındaki
| الذين ELZ̃YN kimseler
| فسقوا FSGWE yoldan çıkmış(lar)
| أنهم ÊNHM onlar
| لا LE
| يؤمنون YÙMNWN iman etmezler
| (10:33)
| هل HL var mıdır?
| من MN
| شركائكم ŞRKEÙKM sizin ortak koştuklarınızdan
| من MN bir kimse
| يبدأ YBD̃Ê ilk kez gerçekleştirip
| الخلق ELḢLG yaratma işini
| ثم S̃M sonra
| يعيده YAYD̃H yeniden diriltecek
| قل GL de ki
| الله ELLH Allah
| يبدأ YBD̃Ê ilk kez gerçekleştirip
| الخلق ELḢLG yaratma işini
| ثم S̃M sonra
| يعيده YAYD̃H yeniden diriltir
| فأنى FÊN artık nasıl?
| تؤفكون TÙFKWN çevriliyorsunuz
| (10:34)
| هل HL var mıdır?
| من MN -dan
| شركائكم ŞRKEÙKM sizin ortak koştuklarınız-
| من MN bir kimse
| يهدي YHD̃Y iletecek
| إلى ÎL
| الحق ELḪG hakka
| قل GL de ki
| الله ELLH Allah
| يهدي YHD̃Y iletir
| للحق LLḪG hakka
| أفمن ÊFMN kimse mi?
| يهدي YHD̃Y ileten
| إلى ÎL
| الحق ELḪG hakka
| أحق ÊḪG daha lâyıktır
| أن ÊN
| يتبع YTBA uyulmaya
| أمن ÊMN yoksa kimse mi?
| لا LE
| يهدي YHD̃Y doğru yolu bulamayan
| إلا ÎLE dışında
| أن ÊN
| يهدى YHD̃ kendisi yöneltilmesi
| فما FME ne oluyor
| لكم LKM size
| كيف KYF nasıl
| تحكمون TḪKMWN hüküm veriyorsunuz
| (10:35)
| يتبع YTBA uymamaktadır
| أكثرهم ÊKS̃RHM onların çoğu
| إلا ÎLE başkasına
| ظنا ƵNE zandan
| إن ÎN şüphesiz
| الظن ELƵN zan ise
| لا LE
| يغني YĞNY kazandırmaz
| من MN
| الحق ELḪG gerçek açısından
| شيئا ŞYÙE bir şey
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| عليم ALYM bilmektedir
| بما BME şeyleri
| يفعلون YFALWN onların yaptıkları
| (10:36)
| كان KEN değildir
| هذا HZ̃E bu
| القرآن ELGR ËN Kur'an
| أن ÊN
| يفترى YFTR uydurulmuş
| من MN
| دون D̃WN başkası tarafından
| الله ELLH Allah'tandır
| ولكن WLKN ve ancak
| تصديق TṦD̃YG doğrulayıcıdır
| الذي ELZ̃Y
| بين BYN arasındakini
| يديه YD̃YH iki eli
| وتفصيل WTFṦYL ve açıklayıcıdır
| الكتاب ELKTEB Kitab'ı
| لا LE
| ريب RYB şüphe yoktur
| فيه FYH onda
| من MN
| رب RB Rabbi'ndendir
| العالمين ELAELMYN alemlerin
| (10:37)
| يقولون YGWLWN diyorlar
| افتراه EFTREH O'nu kendisi uydurdu
| قل GL de ki
| فأتوا FÊTWE getirin
| بسورة BSWRT bir sure
| مثله MS̃LH onun benzeri
| وادعوا WED̃AWE ve çağırın
| من MN
| استطعتم ESTŦATM gücünüz yeteni
| من MN
| دون D̃WN başka
| الله ELLH Allah'tan
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| صادقين ṦED̃GYN doğru sözlü
| (10:38)
| كذبوا KZ̃BWE yalanladılar
| بما BME şeyi
| لم LM
| يحيطوا YḪYŦWE kavrayamadıkları
| بعلمه BALMH ilmini
| ولما WLME ve
| يأتهم YÊTHM kendilerine gelmeyen
| تأويله TÊWYLH yorumu
| كذلك KZ̃LK böyle
| كذب KZ̃B yalanlamışlardı
| الذين ELZ̃YN kimseler de
| من MN
| قبلهم GBLHM onlardan önceki(ler)
| فانظر FENƵR bir bak
| كيف KYF nasıl
| كان KEN olduğuna
| عاقبة AEGBT sonlarının
| الظالمين ELƵELMYN zalimlerin
| (10:39)
| من MN kimse
| يؤمن YÙMN iman eden
| به BH ona
| ومنهم WMNHM ve içlerinde vardır
| من MN kimse
| لا LE
| يؤمن YÙMN iman etmeyen de
| به BH ona
| وربك WRBK ve Rabbin
| أعلم ÊALM daha iyi bilir
| بالمفسدين BELMFSD̃YN bozguncuları
| (10:40)
| كذبوك KZ̃BWK seni yalanlarlarsa
| فقل FGL de ki
| لي LY banadır
| عملي AMLY benim yaptığım
| ولكم WLKM ve sizedir
| عملكم AMLKM sizin yaptığınız
| أنتم ÊNTM siz
| بريئون BRYÙWN uzaksınız
| مما MME -dan
| أعمل ÊAML benim yaptığım-
| وأنا WÊNE ve ben de
| بريء BRYÙ uzağım
| مما MME -dan
| تعملون TAMLWN sizin yaptıklarınız-
| (10:41)
| من MN kimseler
| يستمعون YSTMAWN dinleyenler
| إليك ÎLYK seni
| أفأنت ÊFÊNT sen
| تسمع TSMA duyurabilecek misin?
| الصم ELṦM sağırlara
| ولو WLW üstelik
| كانوا KENWE
| لا LE
| يعقلون YAGLWN akıl etmiyorlarsa
| (10:42)
| من MN kimseler
| ينظر YNƵR bakan(lar)
| إليك ÎLYK sana
| أفأنت ÊFÊNT sen
| تهدي THD̃Y doğru yola iletebilecek misin?
| العمي ELAMY körleri
| ولو WLW ve eğer
| كانوا KENWE
| لا LE
| يبصرون YBṦRWN görmüyorlarsa
| (10:43)
| الله ELLH Allah
| لا LE
| يظلم YƵLM haksızlık etmez
| الناس ELNES insanlara
| شيئا ŞYÙE hiçbir
| ولكن WLKN ancak
| الناس ELNES insanlar
| أنفسهم ÊNFSHM kendi kendilerine
| يظلمون YƵLMWN haksızlık ederler
| (10:44)
| يحشرهم YḪŞRHM onları toplayacağımız
| كأن KÊN sanki gibi
| لم LM
| يلبثوا YLBS̃WE kalmamışlar
| إلا ÎLE bile
| ساعة SEAT bir anı kadar
| من MN -den
| النهار ELNHER gündüz-
| يتعارفون YTAERFWN tanışırlar
| بينهم BYNHM kendi aralarında
| قد GD̃ muhakkak
| خسر ḢSR zarara uğramışlardır
| الذين ELZ̃YN kimseler
| كذبوا KZ̃BWE yalanlayan(lar)
| بلقاء BLGEÙ kavuşmayı
| الله ELLH Allah'a
| وما WME ve
| كانوا KENWE
| مهتدين MHTD̃YN doğru yola girmeyenler
| (10:45)
| نرينك NRYNK sana göstersek
| بعض BAŽ bir kısmını
| الذي ELZ̃Y
| نعدهم NAD̃HM onlara vaadettiklerimizin
| أو ÊW ya da
| نتوفينك NTWFYNK seni vefat ettirsek
| فإلينا FÎLYNE sonuçta bizedir
| مرجعهم MRCAHM onların dönüşü
| ثم S̃M sonra
| الله ELLH Allah
| شهيد ŞHYD̃ şahittir
| على AL üzerine
| ما ME şey
| يفعلون YFALWN onların yaptıkları
| (10:46)
| أمة ÊMT ümmetin
| رسول RSWL bir peygamberi
| فإذا FÎZ̃E ne zaman ki
| جاء CEÙ geldiğinde
| رسولهم RSWLHM Peygamberleri
| قضي GŽY hükmedilir
| بينهم BYNHM aralarında
| بالقسط BELGSŦ adaletle
| وهم WHM ve onlar
| لا LE
| يظلمون YƵLMWN haksızlığa uğratılmazlar
| (10:47)
| متى MT ne zamandır?
| هذا HZ̃E bu
| الوعد ELWAD̃ vaad edilen
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| صادقين ṦED̃GYN doğru sözlü
| (10:48)
| لا LE
| أملك ÊMLK ben dokunduramam
| لنفسي LNFSY kendime
| ضرا ŽRE bir zarar
| ولا WLE veya
| نفعا NFAE yarar
| إلا ÎLE başka
| ما ME
| شاء ŞEÙ dilediğinden
| الله ELLH Allah'ın
| لكل LKL hepsi için vardır
| أمة ÊMT ümmetin
| أجل ÊCL bir eceli
| إذا ÎZ̃E zaman
| جاء CEÙ geldiği
| أجلهم ÊCLHM ecelleri
| فلا FLE ne
| يستأخرون YSTÊḢRWN öne alınırlar
| ساعة SEAT bir saat
| ولا WLE ne de
| يستقدمون YSTGD̃MWN geriye bırakılırlar
| (10:49)
| أرأيتم ÊRÊYTM söyleyin bakalım
| إن ÎN eğer
| أتاكم ÊTEKM size gelirse
| عذابه AZ̃EBH O'nun azabı
| بياتا BYETE gece vakti
| أو ÊW veya
| نهارا NHERE gündüz
| ماذا MEZ̃E ne diye
| يستعجل YSTACL acele ediyorlar
| منه MNH bunda
| المجرمون ELMCRMWN suçlular
| (10:50)
| إذا ÎZ̃E zaman ki
| ما ME ne
| وقع WGA gerçekleşti
| آمنتم ËMNTM inanacaksınız
| به BH ona
| آلآن ËL ËN şimdi mi?
| وقد WGD̃ elbette
| كنتم KNTM siz
| به BH onu
| تستعجلون TSTACLWN acele istiyordunuz
| (10:51)
| قيل GYL denilir
| للذين LLZ̃YN kimselere
| ظلموا ƵLMWE zulmeden(lere)
| ذوقوا Z̃WGWE tadın
| عذاب AZ̃EB azabı
| الخلد ELḢLD̃ sonsuz
| هل HL musunuz?
| تجزون TCZWN cezalandırılıyor
| إلا ÎLE başkasıyla
| بما BME
| كنتم KNTM olduklarınızdan
| تكسبون TKSBWN kazanıyor(lar)
| (10:52)
| أحق ÊḪG gerçek mi?
| هو HW O
| قل GL de ki
| إي ÎY evet
| وربي WRBY Rabbime yemin ederim ki
| إنه ÎNH şüphesiz o
| لحق LḪG gerçektir
| وما WME ve değil(siniz)
| أنتم ÊNTM siz
| بمعجزين BMACZYN aciz bırakacak
| (10:53)
| أن ÊN şüphesiz
| لكل LKL her
| نفس NFS nefis
| ظلمت ƵLMT zulmeden
| ما ME ne varsa
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| لافتدت LEFTD̃T fidye olarak verirdi
| به BH onu
| وأسروا WÊSRWE ve açığa vururlar
| الندامة ELND̃EMT pişmanlıklarını
| لما LME zaman
| رأوا RÊWE gördükleri
| العذاب ELAZ̃EB azabı
| وقضي WGŽY ve hüküm verilir
| بينهم BYNHM aralarında
| بالقسط BELGSŦ adaletle
| وهم WHM ve onlar
| لا LE
| يظلمون YƵLMWN haksızlığa uğratılmazlar
| (10:54)
| إن ÎN şüphesiz
| لله LLH Allah'ındır
| ما ME olanların tümü
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| والأرض WELÊRŽ ve yerde
| ألا ÊLE İyi bilin ki
| إن ÎN şüphesiz
| وعد WAD̃ vaadettiği
| الله ELLH Allah'ın
| حق ḪG gerçektir
| ولكن WLKN ancak
| أكثرهم ÊKS̃RHM onların çoğu
| لا LE
| يعلمون YALMWN bilmiyorlar
| (10:55)
| يحيي YḪYY diriltir
| ويميت WYMYT ve öldürür
| وإليه WÎLYH ve O'na
| ترجعون TRCAWN döndürülürsünüz
| (10:56)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الناس ELNES insanlar
| قد GD̃ muhakkak
| جاءتكم CEÙTKM size gelmiştir
| موعظة MWAƵT bir öğüt
| من MN
| ربكم RBKM Rabbinizden
| وشفاء WŞFEÙ ve bir şifa
| لما LME olanlar için
| في FY
| الصدور ELṦD̃WR gönüllerde
| وهدى WHD̃ ve bir hidayet
| ورحمة WRḪMT ve rahmet
| للمؤمنين LLMÙMNYN mü'minler için
| (10:57)
| بفضل BFŽL lütfuyla
| الله ELLH Allah'ın
| وبرحمته WBRḪMTH ve rahmetiyle
| فبذلك FBZ̃LK işte bununla
| فليفرحوا FLYFRḪWE sevinsinler
| هو HW bu
| خير ḢYR hayırlıdır
| مما MME şeylerden
| يجمعون YCMAWN biriktirdikleri
| (10:58)
| أرأيتم ÊRÊYTM görmüyor musunuz?
| ما ME
| أنزل ÊNZL indirdiğini
| الله ELLH Allah'ın
| لكم LKM size
| من MN -tan
| رزق RZG rızık-
| فجعلتم FCALTM ve sizin kıldığınızı
| منه MNH ondan
| حراما ḪREME (bir kısmını) haram
| وحلالا WḪLELE (bir kısmını) helal
| قل GL de ki
| آلله ËLLH Allah mı?
| أذن ÊZ̃N izin verdi
| لكم LKM size
| أم ÊM yoksa
| على AL karşı
| الله ELLH Allah'a
| تفترون TFTRWN iftira (mı) ediyorsunuz
| (10:59)
| ظن ƵN zanları
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| يفترون YFTRWN uyduranların
| على AL karşı
| الله ELLH Allah'a
| الكذب ELKZ̃B yalan
| يوم YWM günü (hakkında)
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| لذو LZ̃W sahibidir
| فضل FŽL lütuf
| على AL karşı
| الناس ELNES insanlara
| ولكن WLKN ve ancak
| أكثرهم ÊKS̃RHM onların çoğu
| لا LE
| يشكرون YŞKRWN şükretmezler
| (10:60)
| تكون TKWN olsanız
| في FY
| شأن ŞÊN durumda
| وما WME ve ne
| تتلو TTLW okusanız
| منه MNH onun hakkında
| من MN -dan
| قرآن GR ËN Kur'an-
| ولا WLE ne ne
| تعملون TAMLWN yapsanız
| من MN -lardan
| عمل AML yapılacak-
| إلا ÎLE ancak
| كنا KNE biz
| عليكم ALYKM sizin üzerinize
| شهودا ŞHWD̃E şahidiz
| إذ ÎZ̃ zaman
| تفيضون TFYŽWN siz daldığınız
| فيه FYH ona
| وما WME değildir
| يعزب YAZB gizli
| عن AN -den
| ربك RBK Rabbin-
| من MN (bir şey)
| مثقال MS̃GEL ağırlığınca
| ذرة Z̃RT zerre
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| ولا WLE ne de
| في FY
| السماء ELSMEÙ gökte
| ولا WLE ne de
| أصغر ÊṦĞR daha küçüğü
| من MN
| ذلك Z̃LK bundan
| ولا WLE ve ne de
| أكبر ÊKBR daha büyüğü
| إلا ÎLE ancak
| في FY
| كتاب KTEB kitaptadır
| مبين MBYN apaçık
| (10:61)
| إن ÎN şüphesiz
| أولياء ÊWLYEÙ dostları için
| الله ELLH Allah'ın
| لا LE yoktur
| خوف ḢWF korku
| عليهم ALYHM onlara
| ولا WLE ve
| هم HM onlar
| يحزنون YḪZNWN üzülmeyeceklerdir
| (10:62)
| آمنوا ËMNWE onlar iman eden
| وكانوا WKENWE ve
| يتقون YTGWN sakınanlar
| (10:63)
| البشرى ELBŞR müjdeler
| في FY
| الحياة ELḪYET hayatında
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| وفي WFY ve
| الآخرة EL ËḢRT ahirette
| لا LE olmaz
| تبديل TBD̃YL değişme
| لكلمات LKLMET sözlerinde
| الله ELLH Allah'ın
| ذلك Z̃LK işte
| هو HW bu
| الفوز ELFWZ kurtuluştur
| العظيم ELAƵYM büyük
| (10:64)
| يحزنك YḪZNK seni üzmesin
| قولهم GWLHM onların sözleri
| إن ÎN şüphesiz
| العزة ELAZT yücelik
| لله LLH Allah'ındır
| جميعا CMYAE tamamen
| هو HW O
| السميع ELSMYA duyandır
| العليم ELALYM bilendir
| (10:65)
| إن ÎN şüphesiz
| لله LLH Allah'ındır
| من MN kim varsa
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| ومن WMN ve kim varsa
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| وما WME ve
| يتبع YTBA uymuyorlar
| الذين ELZ̃YN kimseler
| يدعون YD̃AWN tapınan(lar)
| من MN
| دون D̃WN başkalarına
| الله ELLH Allah'tan
| شركاء ŞRKEÙ ortak koştuklarına
| إن ÎN ancak
| يتبعون YTBAWN onlar uyuyorlar
| إلا ÎLE sadece
| الظن ELƵN zanna
| وإن WÎN ve
| هم HM onlar
| إلا ÎLE sadece
| يخرصون YḢRṦWN saçmalıyorlar
| (10:66)
| الذي ELZ̃Y o ki
| جعل CAL yaratan
| لكم LKM sizin için
| الليل ELLYL geceyi
| لتسكنوا LTSKNWE dinlenmeniz için
| فيه FYH onda
| والنهار WELNHER ve gündüzü
| مبصرا MBṦRE aydınlatıcı olarak
| إن ÎN şüphesiz
| في FY
| ذلك Z̃LK bunda
| لآيات L ËYET ayetler vardır
| لقوم LGWM bir topluluk için
| يسمعون YSMAWN duyan
| (10:67)
| اتخذ ETḢZ̃ edindi
| الله ELLH Allah
| ولدا WLD̃E çocuk
| سبحانه SBḪENH O bundan münezzehtir
| هو HW O
| الغني ELĞNY hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır
| له LH O'nundur
| ما ME ne varsa
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| وما WME ve ne varsa
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| إن ÎN yoktur
| عندكم AND̃KM sizin
| من MN hiçbir
| سلطان SLŦEN deliliniz
| بهذا BHZ̃E bu konuda
| أتقولون ÊTGWLWN söylüyor musunuz?
| على AL hakkında
| الله ELLH Allah
| ما ME şeyi
| لا LE
| تعلمون TALMWN bilmediğiniz
| (10:68)
| إن ÎN şüphesiz
| الذين ELZ̃YN kimseler
| يفترون YFTRWN uyduran(lar)
| على AL hakkında
| الله ELLH Allah
| الكذب ELKZ̃B yalan
| لا LE
| يفلحون YFLḪWN kurtuluşa eremezler
| (10:69)
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünyada
| ثم S̃M sonra
| إلينا ÎLYNE bizedir
| مرجعهم MRCAHM dönüşleri
| ثم S̃M sonra
| نذيقهم NZ̃YGHM tattırırız
| العذاب ELAZ̃EB azabı
| الشديد ELŞD̃YD̃ şiddetli
| بما BME dolayı
| كانوا KENWE olmalarından
| يكفرون YKFRWN inkâr ediyor(lar)
| (10:70)
| عليهم ALYHM onlara
| نبأ NBÊ kıssasını
| نوح NWḪ Nuh'un
| إذ ÎZ̃ hani
| قال GEL şöyle söylemişti
| لقومه LGWMH kavmine
| يا YE EY/HEY/AH
| قوم GWM kavmim
| إن ÎN eğer
| كان KEN ise
| كبر KBR ağır
| عليكم ALYKM size
| مقامي MGEMY aranızda durmam
| وتذكيري WTZ̃KYRY ve size hatırlatmam
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| فعلى FAL bilin ki
| الله ELLH Allah'a
| توكلت TWKLT güvendim
| فأجمعوا FÊCMAWE siz de toplanın
| أمركم ÊMRKM işiniz hakkında
| وشركاءكم WŞRKEÙKM ortaklarınızla
| ثم S̃M sonra
| لا LE
| يكن YKN olmasın
| أمركم ÊMRKM işiniz
| عليكم ALYKM kendi aranızda
| غمة ĞMT bir dert
| ثم S̃M sonra
| اقضوا EGŽWE uygulayın
| إلي ÎLY bana karşı
| ولا WLE ve
| تنظرون TNƵRWN bana mühlet vermeyin
| (10:71)
| توليتم TWLYTM yüz çevirirseniz
| فما FME
| سألتكم SÊLTKM sizden istemiş değilim
| من MN hiç bir
| أجر ÊCR ücret
| إن ÎN
| أجري ÊCRY benim ecrim
| إلا ÎLE ancak
| على AL aittir
| الله ELLH Allah'a
| وأمرت WÊMRT ve ben emrolundum
| أن ÊN
| أكون ÊKWN olmakla
| من MN -dan
| المسلمين ELMSLMYN Müslümanlar-
| (10:72)
| فنجيناه FNCYNEH ancak biz onu kurtardık
| ومن WMN ve olanları
| معه MAH onunla beraber
| في FY
| الفلك ELFLK gemide
| وجعلناهم WCALNEHM ve onları yaptık
| خلائف ḢLEÙF halifeler
| وأغرقنا WÊĞRGNE ve suda boğduk
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| كذبوا KZ̃BWE yalanlayan(ları)
| بآياتنا B ËYETNE ayetlerimizi
| فانظر FENƵR bir bak
| كيف KYF nasıl
| كان KEN olduğuna
| عاقبة AEGBT sonlarının
| المنذرين ELMNZ̃RYN uyarılanların
| (10:73)
| بعثنا BAS̃NE gönderdik
| من MN
| بعده BAD̃H onun ardından
| رسلا RSLE peygamberleri
| إلى ÎL
| قومهم GWMHM kavimlerine
| فجاءوهم FCEÙWHM getirdiler
| بالبينات BELBYNET açık belgeler
| فما FME ancak
| كانوا KENWE onlar
| ليؤمنوا LYÙMNWE inanmadılar
| بما BME şeylere
| كذبوا KZ̃BWE yalanladıkları
| به BH onu
| من MN
| قبل GBL daha önce
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| نطبع NŦBA mühürleriz
| على AL üzerini
| قلوب GLWB kalpleri
| المعتدين ELMATD̃YN aşırı gidenlerin
| (10:74)
| بعثنا BAS̃NE gönderdik
| من MN
| بعدهم BAD̃HM onların ardından
| موسى MWS Musa'yı
| وهارون WHERWN ve Harun'u
| إلى ÎL
| فرعون FRAWN Firavuna
| وملئه WMLÙH ve onun ileri gelenlerine
| بآياتنا B ËYETNE ayetlerimizle
| فاستكبروا FESTKBRWE ancak onlar büyüklendiler
| وكانوا WKENWE ve oldular
| قوما GWME bir topluluk
| مجرمين MCRMYN suçlu
| (10:75)
| جاءهم CEÙHM onlara gelince
| الحق ELḪG gerçek
| من MN
| عندنا AND̃NE katımızdan
| قالوا GELWE dediler
| إن ÎN şüphesiz
| هذا HZ̃E bu
| لسحر LSḪR bir sihirdir
| مبين MBYN apaçık
| (10:76)
| موسى MWS Musa
| أتقولون ÊTGWLWN böyle mi diyorsunuz?
| للحق LLḪG gerçek
| لما LME zaman
| جاءكم CEÙKM size geldiği
| أسحر ÊSḪR sihir midir?
| هذا HZ̃E bu
| ولا WLE ve
| يفلح YFLḪ kurtuluşa ermezler
| الساحرون ELSEḪRWN sihirbazlar
| (10:77)
| أجئتنا ÊCÙTNE mi geldiniz?
| لتلفتنا LTLFTNE bizi çevirmek için
| عما AME (yol)dan
| وجدنا WCD̃NE bulduğumuz
| عليه ALYH üzerinde
| آباءنا ËBEÙNE atalarımızı
| وتكون WTKWN ve olması
| لكما LKME ikiniz için
| الكبرياء ELKBRYEÙ büyüklüğün
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| وما WME (fakat) değiliz
| نحن NḪN biz
| لكما LKME size
| بمؤمنين BMÙMNYN iman edecek
| (10:78)
| فرعون FRAWN Firavun
| ائتوني EÙTWNY bana getirin
| بكل BKL bütün
| ساحر SEḪR sihirbazları
| عليم ALYM bilgin
| (10:79)
| جاء CEÙ gelince
| السحرة ELSḪRT Sihirbazlar
| قال GEL dedi
| لهم LHM onlara
| موسى MWS Musa
| ألقوا ÊLGWE atın
| ما ME şeyleri
| أنتم ÊNTM siz
| ملقون MLGWN atacağınız
| (10:80)
| ألقوا ÊLGWE attıkları
| قال GEL dedi ki
| موسى MWS Musa
| ما ME şeyler
| جئتم CÙTM sizin getirdiğiniz
| به BH (onunla)
| السحر ELSḪR sihirdir
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| سيبطله SYBŦLH onu boşa çıkaracaktır
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| لا LE
| يصلح YṦLḪ düzeltmez
| عمل AML işlerini
| المفسدين ELMFSD̃YN bozguncuların
| (10:81)
| الله ELLH Allah
| الحق ELḪG hakkı
| بكلماته BKLMETH sözleriyle
| ولو WLW şayet
| كره KRH hoşlanmasalar da
| المجرمون ELMCRMWN suçlular
| (10:82)
| آمن ËMN iman eden
| لموسى LMWS Musa'ya
| إلا ÎLE başka
| ذرية Z̃RYT bir genç takımdan
| من MN -nden
| قومه GWMH kavmi-
| على AL
| خوف ḢWF korkusuyla
| من MN -dan
| فرعون FRAWN Firavun-
| وملئهم WMLÙHM ve adamlarının
| أن ÊN
| يفتنهم YFTNHM kötülük etmeleri
| وإن WÎN ve şüphesiz
| فرعون FRAWN Firavun
| لعال LAEL iyice büyüklenmişti
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| وإنه WÎNH ve şüphesiz o
| لمن LMN kimselerdendi
| المسرفين ELMSRFYN çok aşırı giden
| (10:83)
| موسى MWS Musa
| يا YE EY/HEY/AH
| قوم GWM kavmim
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM siz
| آمنتم ËMNTM iman ettiyseniz
| بالله BELLH Allah'a
| فعليه FALYH O'na
| توكلوا TWKLWE güvenin
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM siz
| مسلمين MSLMYN teslim olduysanız
| (10:84)
| على AL
| الله ELLH Allah'a
| توكلنا TWKLNE güvendik
| ربنا RBNE Rabbimiz
| لا LE
| تجعلنا TCALNE bizi kılma
| فتنة FTNT bir fitne
| للقوم LLGWM topluluğu için
| الظالمين ELƵELMYN zalimler
| (10:85)
| برحمتك BRḪMTK rahmetinle
| من MN -ndan
| القوم ELGWM topluluğu-
| الكافرين ELKEFRYN kâfirler
| (10:86)
| إلى ÎL
| موسى MWS Musa'ya
| وأخيه WÊḢYH ve kardeşine
| أن ÊN diye
| تبوآ TBW Ë hazırlayın
| لقومكما LGWMKME kavminiz için
| بمصر BMṦR sırlanmış/pürüssüz
| بيوتا BYWTE yapılar
| واجعلوا WECALWE ve kıldı
| بيوتكم BYWTKM yapılarınızı
| قبلة GBLT kıble
| وأقيموا WÊGYMWE ve doğrulun
| الصلاة ELṦLET SaLâTe/desteğe
| وبشر WBŞR ve müjdele
| المؤمنين ELMÙMNYN Mü'minleri
| (10:87)
| موسى MWS Musa
| ربنا RBNE Rabbimiz
| إنك ÎNK şüphesiz sen
| آتيت ËTYT verdin
| فرعون FRAWN Firavun'a
| وملأه WMLÊH ve adamlarına
| زينة ZYNT süs(ler)
| وأموالا WÊMWELE ve mallar
| في FY
| الحياة ELḪYET hayatında
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| ربنا RBNE Rabbimiz
| ليضلوا LYŽLWE saptırmaları için mi?
| عن AN -dan
| سبيلك SBYLK senin yolun-
| ربنا RBNE Rabbimiz
| اطمس EŦMS yok et
| على AL
| أموالهم ÊMWELHM onların mallarını
| واشدد WEŞD̃D̃ ve bağla
| على AL üzerini
| قلوبهم GLWBHM kalplerinin
| فلا FLE
| يؤمنوا YÙMNWE (ki) iman etmesinler
| حتى ḪT kadar
| يروا YRWE görünceye
| العذاب ELAZ̃EB azabı
| الأليم ELÊLYM acıklı
| (10:88)
| قد GD̃ muhakkak
| أجيبت ÊCYBT kabul edildi
| دعوتكما D̃AWTKME duanız
| فاستقيما FESTGYME doğru yolda devam edin
| ولا WLE ve
| تتبعان TTBAEN uymayın
| سبيل SBYL yollarına
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| لا LE
| يعلمون YALMWN bilmeyen(lerin)
| (10:89)
| ببني BBNY oğullarını
| إسرائيل ÎSREÙYL İsrail
| البحر ELBḪR denizden
| فأتبعهم FÊTBAHM onların peşlerine düştüler
| فرعون FRAWN Firavun
| وجنوده WCNWD̃H ve askerleri de
| بغيا BĞYE taşkınlıkla
| وعدوا WAD̃WE ve düşmanlıkla
| حتى ḪT sonunda
| إذا ÎZ̃E zaman
| أدركه ÊD̃RKH onu yakaladığı
| الغرق ELĞRG boğulma
| قال GEL dedi
| آمنت ËMNT iman ettim
| أنه ÊNH elbette
| لا LE olmadığına
| إله ÎLH ilah
| إلا ÎLE başka
| الذي ELZ̃Y kimseden
| آمنت ËMNT iman ettiği
| به BH kendisine
| بنو BNW oğullarının
| إسرائيل ÎSREÙYL İsrail
| وأنا WÊNE ve ben de
| من MN
| المسلمين ELMSLMYN Müslümanlardanım
| (10:90)
| وقد WGD̃ oysa
| عصيت AṦYT isyan etmiştin
| قبل GBL daha önce
| وكنت WKNT ve olmuştun
| من MN -dan
| المفسدين ELMFSD̃YN bozguncular-
| (10:91)
| ننجيك NNCYK kurtaracağız
| ببدنك BBD̃NK senin bedenini
| لتكون LTKWN olman için
| لمن LMN kimseler için
| خلفك ḢLFK kendinden sonraki
| آية ËYT bir ibret
| وإن WÎN gerçekte ise
| كثيرا KS̃YRE çoğu
| من MN -dan
| الناس ELNES insanlar-
| عن AN -den
| آياتنا ËYETNE ayetlerimiz-
| لغافلون LĞEFLWN habersizdirler
| (10:92)
| بوأنا BWÊNE yerleştirdik
| بني BNY oğullarını
| إسرائيل ÎSREÙYL İsrail
| مبوأ MBWÊ bir yere
| صدق ṦD̃G iyi
| ورزقناهم WRZGNEHM ve onları rızıklandırdık
| من MN
| الطيبات ELŦYBET temiz şeylerle
| فما FME
| اختلفوا EḢTLFWE ayrılığa düşmediler
| حتى ḪT kadar
| جاءهم CEÙHM kendilerine gelinceye
| العلم ELALM ilim
| إن ÎN şüphesiz
| ربك RBK Rabbin
| يقضي YGŽY hükmünü verir
| بينهم BYNHM aralarında
| يوم YWM günü
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| فيما FYME hususlarda
| كانوا KENWE oldukları
| فيه FYH onda
| يختلفون YḢTLFWN ayrılığa düştükleri
| (10:93)
| كنت KNT isen
| في FY içinde
| شك ŞK kuşku
| مما MME şeyden
| أنزلنا ÊNZLNE indirdiğimiz
| إليك ÎLYK sana
| فاسأل FESÊL o halde sor
| الذين ELZ̃YN kimselere
| يقرءون YGRÙWN okuyan(lara)
| الكتاب ELKTEB kitap
| من MN
| قبلك GBLK senden önce
| لقد LGD̃ andolsun ki
| جاءك CEÙK sana geldi
| الحق ELḪG gerçek
| من MN
| ربك RBK Rabbinden
| فلا FLE sakın
| تكونن TKWNN olma
| من MN -den
| الممترين ELMMTRYN şüpheye düşenler-
| (10:94)
| تكونن TKWNN olma
| من MN -den
| الذين ELZ̃YN kimseler-
| كذبوا KZ̃BWE yalanlayan(lar)
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| فتكون FTKWN yoksa olursun
| من MN -dan
| الخاسرين ELḢESRYN hüsrana uğrayanlar-
| (10:95)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| حقت ḪGT kesinleşmiş olan(lar)
| عليهم ALYHM haklarında
| كلمت KLMT sözü
| ربك RBK Rabbinin
| لا LE
| يؤمنون YÙMNWN iman etmezler
| (10:96)
| جاءتهم CEÙTHM gelse
| كل KL bütün
| آية ËYT ayetler
| حتى ḪT kadar
| يروا YRWE görünceye
| العذاب ELAZ̃EB azabı
| الأليم ELÊLYM acıklı
| (10:97)
| كانت KENT
| قرية GRYT bir kasaba
| آمنت ËMNT iman eden
| فنفعها FNFAHE kendine yarar sağlayan
| إيمانها ÎYMENHE imanı
| إلا ÎLE dışında
| قوم GWM kavminin
| يونس YWNS Yunus
| لما LME ne zaman ki
| آمنوا ËMNWE iman ettiler
| كشفنا KŞFNE kaldırdık
| عنهم ANHM üzerlerinden
| عذاب AZ̃EB azabını
| الخزي ELḢZY rezillik
| في FY
| الحياة ELḪYET hayatında
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| ومتعناهم WMTANEHM ve onları yararlandırdık
| إلى ÎL -ye kadar
| حين ḪYN belli bir süre-
| (10:98)
| شاء ŞEÙ dileseydi
| ربك RBK Rabbin
| لآمن L ËMN iman ederdi
| من MN kimseler
| في FY bulunan
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| كلهم KLHM hepsi
| جميعا CMYAE topluca
| أفأنت ÊFÊNT sen mi?
| تكره TKRH zorlayacaksın
| الناس ELNES insanları
| حتى ḪT kadar
| يكونوا YKWNWE oluncaya
| مؤمنين MÙMNYN mü'min
| (10:99)
| كان KEN mümkün
| لنفس LNFS hiç kimsenin
| أن ÊN
| تؤمن TÙMN iman etmesi
| إلا ÎLE dışında
| بإذن BÎZ̃N izni
| الله ELLH Allah'ın
| ويجعل WYCAL O gönderir
| الرجس ELRCS iğrenç azabı
| على AL üzerlerine
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| لا LE
| يعقلون YAGLWN akıl erdiremeyen(ler)
| (10:100)
| انظروا ENƵRWE bir bakın
| ماذا MEZ̃E neler olduğuna
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| والأرض WELÊRŽ ve yerde
| وما WME
| تغني TĞNY bir şey kazandırmaz
| الآيات EL ËYET ayetler
| والنذر WELNZ̃R ve uyarılar
| عن AN
| قوم GWM bir topluluğa
| لا LE
| يؤمنون YÙMNWN iman etmeyen
| (10:101)
| ينتظرون YNTƵRWN bekliyorlar
| إلا ÎLE başkasını
| مثل MS̃L benzerinden
| أيام ÊYEM (başlarına gelen) günlerin
| الذين ELZ̃YN
| خلوا ḢLWE geçmiş olanların
| من MN
| قبلهم GBLHM kendilerinden önce
| قل GL de ki
| فانتظروا FENTƵRWE bekleyin bakalım
| إني ÎNY şüphesiz ben de
| معكم MAKM sizinle birlikte
| من MN
| المنتظرين ELMNTƵRYN bekleyenlerdenim
| (10:102)
| ننجي NNCY kurtarırız
| رسلنا RSLNE peygamberlerimizi
| والذين WELZ̃YN ve kimseleri
| آمنوا ËMNWE iman eden(leri)
| كذلك KZ̃LK işte böyle
| حقا ḪGE bir haktır
| علينا ALYNE üzerimize
| ننج NNC kurtarmak
| المؤمنين ELMÙMNYN Mü'minleri
| (10:103)
| يا YE EY/HEY/AH
| أيها ÊYHE SİZ!
| الناس ELNES insanlar
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| في FY içinde
| شك ŞK bir kuşku
| من MN -den
| ديني D̃YNY benim dinim-
| فلا FLE (bilin ki)
| أعبد ÊABD̃ ben tapmıyorum
| الذين ELZ̃YN şeylere
| تعبدون TABD̃WN sizin taptıklarınız
| من MN
| دون D̃WN başka
| الله ELLH Allah'tan
| ولكن WLKN ancak
| أعبد ÊABD̃ kulluk ederim
| الله ELLH Allah'a
| الذي ELZ̃Y
| يتوفاكم YTWFEKM sizin canınızı alacak olan
| وأمرت WÊMRT ve ben emrolundum
| أن ÊN
| أكون ÊKWN olmakla
| من MN -den
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minler-
| (10:104)
| أقم ÊGM doğrult
| وجهك WCHK benliğini/yüzünü
| للدين LLD̃YN dine
| حنيفا ḪNYFE hanif olan
| ولا WLE ve
| تكونن TKWNN olma
| من MN -dan
| المشركين ELMŞRKYN ortak koşanlar-
| (10:105)
| تدع TD̃A tapma
| من MN
| دون D̃WN bırakıp
| الله ELLH Allah'ı
| ما ME şeylere
| لا LE
| ينفعك YNFAK sana yararı dokunmayan
| ولا WLE ne de
| يضرك YŽRK sana zararı dokunmayan
| فإن FÎN eğer
| فعلت FALT böyle yaparsan
| فإنك FÎNK şüphesiz sen
| إذا ÎZ̃E o zaman
| من MN
| الظالمين ELƵELMYN zalimlerden olursun
| (10:106)
| يمسسك YMSSK sana verirse
| الله ELLH Allah
| بضر BŽR bir sıkıntı
| فلا FLE yoktur
| كاشف KEŞF giderecek
| له LH onu
| إلا ÎLE başka
| هو HW O'ndan
| وإن WÎN ve eğer
| يردك YRD̃K senin için dilerse
| بخير BḢYR bir iyilik
| فلا FLE yoktur
| راد RED̃ geri çevirecek
| لفضله LFŽLH O'nun lütfunu
| يصيب YṦYB verir
| به BH bunu
| من MN kimseye
| يشاء YŞEÙ dilediği
| من MN -ndan
| عباده ABED̃H kulları-
| وهو WHW ve O
| الغفور ELĞFWR bağışlayıcıdır
| الرحيم ELRḪYM merhamet edicidir
| (10:107)
| يا YE EY/HEY/AH
| أيها ÊYHE SİZ!
| الناس ELNES insanlar
| قد GD̃ muhakkak
| جاءكم CEÙKM size gelmiştir
| الحق ELḪG hak
| من MN -den
| ربكم RBKM Rabbiniz-
| فمن FMN kim
| اهتدى EHTD̃ hidayet bulursa
| فإنما FÎNME şüphesiz
| يهتدي YHTD̃Y hidayet bulmuştur
| لنفسه LNFSH kendi yararına
| ومن WMN ve kim de
| ضل ŽL sapıtırsa
| فإنما FÎNME şüphesiz
| يضل YŽL sapıtmıştır
| عليها ALYHE kendi aleyhine
| وما WME değilim
| أنا ÊNE ben
| عليكم ALYKM sizin üzerinize
| بوكيل BWKYL bir vekil
| (10:108)
| ما ME şeye
| يوحى YWḪ vahyedilen
| إليك ÎLYK sana
| واصبر WEṦBR ve sabret
| حتى ḪT kadar
| يحكم YḪKM hükmünü verinceye
| الله ELLH Allah
| وهو WHW ve O
| خير ḢYR en hayırlısıdır
| الحاكمين ELḪEKMYN hüküm verenlerin
| (10:109)