Kırık Meal (Arapça) : |وَلَقَدْ: andolsun | بَوَّأْنَا: yerleştirdik | بَنِي: oğullarını | إِسْرَائِيلَ: İsrail | مُبَوَّأَ: bir yere | صِدْقٍ: iyi | وَرَزَقْنَاهُمْ: ve onları rızıklandırdık | مِنَ: | الطَّيِّبَاتِ: temiz şeylerle | فَمَا: | اخْتَلَفُوا: ayrılığa düşmediler | حَتَّىٰ: kadar | جَاءَهُمُ: kendilerine gelinceye | الْعِلْمُ: ilim | إِنَّ: şüphesiz | رَبَّكَ: Rabbin | يَقْضِي: hükmünü verir | بَيْنَهُمْ: aralarında | يَوْمَ: günü | الْقِيَامَةِ: kıyamet | فِيمَا: hususlarda | كَانُوا: oldukları | فِيهِ: onda | يَخْتَلِفُونَ: ayrılığa düştükleri |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ولقد WLGD̃andolsun | بوأنا BWÊNEyerleştirdik | بني BNYoğullarını | إسرائيل ÎSREÙYLİsrail | مبوأ MBWÊbir yere | صدق ṦD̃Giyi | ورزقناهم WRZGNEHMve onları rızıklandırdık | من MN | الطيبات ELŦYBETtemiz şeylerle | فما FME | اختلفوا EḢTLFWEayrılığa düşmediler | حتى ḪTkadar | جاءهم CEÙHMkendilerine gelinceye | العلم ELALMilim | إن ÎNşüphesiz | ربك RBKRabbin | يقضي YGŽYhükmünü verir | بينهم BYNHMaralarında | يوم YWMgünü | القيامة ELGYEMTkıyamet | فيما FYMEhususlarda | كانوا KENWEoldukları | فيه FYHonda | يختلفون YḢTLFWNayrılığa düştükleri |
Kırık Meal (Okunuş) : |veleḳad: andolsun | bevve'nā: yerleştirdik | benī: oğullarını | isrāīle: İsrail | mubevvee: bir yere | Sidḳin: iyi | ve razeḳnāhum: ve onları rızıklandırdık | mine: | T-Tayyibāti: temiz şeylerle | fe mā: | ḣtelefū: ayrılığa düşmediler | Hattā: kadar | cā'ehumu: kendilerine gelinceye | l-ǐlmu: ilim | inne: şüphesiz | rabbeke: Rabbin | yeḳDī: hükmünü verir | beynehum: aralarında | yevme: günü | l-ḳiyāmeti: kıyamet | fīmā: hususlarda | kānū: oldukları | fīhi: onda | yeḣtelifūne: ayrılığa düştükleri |
Kırık Meal (Transcript) : |VLGD̃: andolsun | BVÊNE: yerleştirdik | BNY: oğullarını | ÎSREÙYL: İsrail | MBVÊ: bir yere | ṦD̃G: iyi | VRZGNEHM: ve onları rızıklandırdık | MN: | ELŦYBET: temiz şeylerle | FME: | EḢTLFVE: ayrılığa düşmediler | ḪT: kadar | CEÙHM: kendilerine gelinceye | ELALM: ilim | ÎN: şüphesiz | RBK: Rabbin | YGŽY: hükmünü verir | BYNHM: aralarında | YVM: günü | ELGYEMT: kıyamet | FYME: hususlarda | KENVE: oldukları | FYH: onda | YḢTLFVN: ayrılığa düştükleri |
Abdulbaki Gölpınarlı : Andolsun ki biz İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları, tertemiz şeylerle rızıklandırdık. Kendilerine bilgi gelinceye dek de ayrılığa düşmediler. Şüphe yok ki Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyâmet günü, aralarında hükmedecek.
Adem Uğur : Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.
Ahmed Hulusi : Andolsun ki biz, İsrailoğullarını seçkin ve emin bir bölgeye yerleştirdik. . . Onları temiz, saf şeylerle rızıklandırdık. . . Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (ilim geldiğinde yorum farkları yüzünden ayrılıklar meydana geldi). . . Muhakkak ki Rabbin, kıyamet sürecinde, ayrılığa düştükleri konularda hükmünü bildirecektir.
Ahmet Tekin : Andolsun, biz İsrailoğulları’nı samimi dindarlara layık bir yurda yerleştirmiş, onlara helâl, temiz ve sağlıklı rızıklar vermiştik. Kendilerine doğru bilgiler gelinceye kadar ayrı baş çekip ihtilâfa düşmediler. Rabbin ihtilâf çıkardıkları konularda, kıyamet günü, aralarında hükmünü icra edecektir.
Ahmet Varol : Andolsun biz İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hükmünü verir.
Ali Bulaç : Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Ali Fikri Yavuz : Gerçekten İsrâiloğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerini hoş nimetlerle rızıklandırdık. Nihayet ayrılığa düşmeleri de kendilerine ilim (Tevrat’daki ahir zaman peygamberine ait vasıflar) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki o ayrılığa düştükleri şeylerde (dinî emirler hakkında), Rabbin, kıyamet günü hükmünü verecektir.
Bekir Sadak : And olsun ki, Israilogullarini iyi bir yere yerlestirdik, onlara temiz riziklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayriliga dusmediler.
Celal Yıldırım : And olsun ki, İsrail oğulları'nı güzelce elverişli ve huzurlu bir yere yerleştirdik ve onları temiz ve nezih şeylerden rızıklandırdık. Kendilerine (Kur'ân) gelinceye kadar görüş ayrılığında bulunmadılar. Şüphesiz ki Rabbin onların ayrılığa düştükleri hususta Kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Diyanet İşleri : Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Diyanet İşleri (eski) : And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.
Diyanet Vakfi : Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.
Edip Yüksel : İsrail oğullarına onurlu bir yer bağışladık ve onlara güzel rızıklar verdik. Fakat, kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düştüler. Rabbin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektir
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Gerçekten İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş nimetlerden rızıklandırdık. Sonunda görüş ayrılığına düşmeleri de kendilerine ilim (Kur'an) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, ayrılığa düştükleri şeylerde, Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Filhakıka Benî İsraili cidden güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş ni'metlerden merzuk kıldık, nihayet ihtilâf etmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu, şüphe yok ki o ıhtilâf edib durdukları şeylerde rabbın kıyâmet günü aralarında hukmünü verecek
Fizilal-il Kuran : Gerçekten biz İsrailoğulları'nı güvenli bir yurda yerleştirdik, onlara temiz rızıklar sunduk. Kendilerine bilgi gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphe yok ki, Rabbin kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri konularda haklarında hüküm verecektir.
Gültekin Onan : Andolsun, biz İsrailoğullarını hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Hakkı Yılmaz : Ve andolsun İsrâîloğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onları hoş nimetlerden rızıklandırdık da kendilerine bilgi gelene kadar ihtilâfa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyâmet günü aralarında gerçekleştirecektir.
Hasan Basri Çantay : Andolsun ki biz, İsrâîl oğullarını çok güzel bir yurda yerleşdirmişizdir. Onlara en temiz (ni'met) lerimizden rızıklar vermişizdir. Fakat kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler (de ondan sonra ihtilâfa başladılar). Şüphesiz Rabbin, aralarında ihtilâf etmekde oldukları şeyler hakkında kıyaamet günü hükmünü verecekdir.
Hayrat Neşriyat : And olsun ki İsrâiloğullarını güzel bir yurda (Mısır’a ve Şam’a) yerleştirdik ve onları temiz şeylerden rızıklandırdık. Kendilerine ilim (Tevrât) gelinceye kadar da ihtilâfta bulunmadılar. Muhakkak ki Rabbin, üzerinde ihtilâfa düşmekte oldukları şeyler hakkında kıyâmet günü aralarında hüküm verecektir.
İbni Kesir : Biz, İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirmiştik. Onlara tertemiz şeylerden rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar hiç ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbın, kıyamet günü aralarındaki ihtilaflar hakkında hükmünü verecektir.
İskender Evrenosoğlu : Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları tayyib (temiz, helâl) rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde, onların aralarında hüküm verir.
Muhammed Esed : Derken, İsrailoğulları'na son derece güzel, emin bir yurt tayin ettik ve kendilerini temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdık. Ama, ne zaman ki (vahiy yoluyla) kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldi, ancak o zaman aralarında çekişmeye, farklı görüşler benimsemeye başladılar: Allah, çekişmeye düştükleri her konuda Kıyamet Günü aralarında elbette hüküm verecektir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve andolsun ki, İsrailoğullarını sâlih (doğru) bir yurda yerleştirdik. Ve onları tertemiz şeylerden merzûk ettik. Sonra kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilâfta bulunmadılar. Şüphe yok ki, Rabbin onların arasında ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında Kıyamet günü hükmedecektir.
Ömer Öngüt : Andolsun ki biz İsrâiloğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin kıyamet günü, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmünü verececektir.
Şaban Piriş : İsrailoğullarını hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Suat Yıldırım : Biz İsrailoğullarını güzel bir yerde yerleştirdik, onlara helâl hoş rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler, fakat ondan sonra ihtilafa başladılar. Elbette Rabbin, aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda kıyamet günü hükmünü verecektir.
Süleyman Ateş : Andolsun biz, İsrâil oğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (de bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler). Şüphesiz Rabbin, kıyâmet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
Tefhim-ul Kuran : Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Ümit Şimşek : Biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik, temiz ve hoş yiyeceklerle rızıklandırdık. Onlar da ancak kendilerine ilim geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler. Fakat Rabbin onların anlaşmazlığa düştüğü şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Yaşar Nuri Öztürk : Yemin olsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.