Önceki Sonraki

10:88Yûnus Suresi 88. Ayet

Kuran Sırası: 10 İniş Sırası: 51
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109

10:88Yûnus Suresi 88. Ayet
Dikkat: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1 Kombi Müfredat
وقال
ve ḳāle
GVL|ق و ل
ve dedi ki
2
موسى
mūsā
|
Musa
3 Kombi Müfredat
ربنا
rabbenā
RBB|ر ب ب
Rabbimiz
4
إنك
inneke
|
şüphesiz sen
5 Kombi Müfredat
آتيت
āteyte
ETY|ا ت ي
verdin
6
فرعون
fir'ǎvne
|
Firavun'a
7 Kombi Müfredat
وملأه
ve meleehu
MLE|م ل ا
ve adamlarına
8 Kombi Müfredat
زينة
zīneten
ZYN|ز ي ن
süs(ler)
9 Kombi Müfredat
وأموالا
ve emvālen
MVL|م و ل
ve mallar
10
في
fī
|
11 Kombi Müfredat
الحياة
l-Hayāti
ḪYY|ح ي ي
hayatında
12 Kombi Müfredat
الدنيا
d-dunyā
D̃NV|د ن و
dünya
13 Kombi Müfredat
ربنا
rabbenā
RBB|ر ب ب
Rabbimiz
14 Kombi Müfredat
ليضلوا
liyuDillū
ŽLL|ض ل ل
saptırmaları için mi?
15
عن
ǎn
|
-dan
16 Kombi Müfredat
سبيلك
sebīlike
SBL|س ب ل
senin yolun-
17 Kombi Müfredat
ربنا
rabbenā
RBB|ر ب ب
Rabbimiz
18 Kombi Müfredat
اطمس
Tmis
ŦMS|ط م س
yok et
19
على
ǎlā
|
20 Kombi Müfredat
أموالهم
emvālihim
MVL|م و ل
onların mallarını
21 Kombi Müfredat
واشدد
veşdud
ŞD̃D̃|ش د د
ve bağla
22
على
ǎlā
|
üzerini
23 Kombi Müfredat
قلوبهم
ḳulūbihim
GLB|ق ل ب
kalplerinin
24
فلا
felā
|
25 Kombi Müfredat
يؤمنوا
yu'minū
EMN|ا م ن
(ki) iman etmesinler
26
حتى
Hattā
|
kadar
27 Kombi Müfredat
يروا
yeravu
REY|ر ا ي
görünceye
28 Kombi Müfredat
العذاب
l-ǎƶābe
AZ̃B|ع ذ ب
azabı
29 Kombi Müfredat
الأليم
l-elīme
ELM|ا ل م
acıklı
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَقَالَ: ve dedi ki | مُوسَىٰ: Musa | رَبَّنَا: Rabbimiz | إِنَّكَ: şüphesiz sen | اتَيْتَ: verdin | فِرْعَوْنَ: Firavun'a | وَمَلَأَهُ: ve adamlarına | زِينَةً: süs(ler) | وَأَمْوَالًا: ve mallar | فِي: | الْحَيَاةِ: hayatında | الدُّنْيَا: dünya | رَبَّنَا: Rabbimiz | لِيُضِلُّوا: saptırmaları için mi? | عَنْ: -dan | سَبِيلِكَ: senin yolun- | رَبَّنَا: Rabbimiz | اطْمِسْ: yok et | عَلَىٰ: | أَمْوَالِهِمْ: onların mallarını | وَاشْدُدْ: ve bağla | عَلَىٰ: üzerini | قُلُوبِهِمْ: kalplerinin | فَلَا: | يُؤْمِنُوا: (ki) iman etmesinler | حَتَّىٰ: kadar | يَرَوُا: görünceye | الْعَذَابَ: azabı | الْأَلِيمَ: acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وقال WGEL ve dedi ki | موسى MWS Musa | ربنا RBNE Rabbimiz | إنك ÎNK şüphesiz sen | آتيت ËTYT verdin | فرعون FRAWN Firavun'a | وملأه WMLÊH ve adamlarına | زينة ZYNT süs(ler) | وأموالا WÊMWELE ve mallar | في FY | الحياة ELḪYET hayatında | الدنيا ELD̃NYE dünya | ربنا RBNE Rabbimiz | ليضلوا LYŽLWE saptırmaları için mi? | عن AN -dan | سبيلك SBYLK senin yolun- | ربنا RBNE Rabbimiz | اطمس EŦMS yok et | على AL | أموالهم ÊMWELHM onların mallarını | واشدد WEŞD̃D̃ ve bağla | على AL üzerini | قلوبهم GLWBHM kalplerinin | فلا FLE | يؤمنوا YÙMNWE (ki) iman etmesinler | حتى ḪT kadar | يروا YRWE görünceye | العذاب ELAZ̃EB azabı | الأليم ELÊLYM acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve ḳāle: ve dedi ki | mūsā: Musa | rabbenā: Rabbimiz | inneke: şüphesiz sen | āteyte: verdin | fir'ǎvne: Firavun'a | ve meleehu: ve adamlarına | zīneten: süs(ler) | ve emvālen: ve mallar | fī: | l-Hayāti: hayatında | d-dunyā: dünya | rabbenā: Rabbimiz | liyuDillū: saptırmaları için mi? | ǎn: -dan | sebīlike: senin yolun- | rabbenā: Rabbimiz | Tmis: yok et | ǎlā: | emvālihim: onların mallarını | veşdud: ve bağla | ǎlā: üzerini | ḳulūbihim: kalplerinin | felā: | yu'minū: (ki) iman etmesinler | Hattā: kadar | yeravu: görünceye | l-ǎƶābe: azabı | l-elīme: acıklı | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VGEL: ve dedi ki | MVS: Musa | RBNE: Rabbimiz | ÎNK: şüphesiz sen | ËTYT: verdin | FRAVN: Firavun'a | VMLÊH: ve adamlarına | ZYNT: süs(ler) | VÊMVELE: ve mallar | FY: | ELḪYET: hayatında | ELD̃NYE: dünya | RBNE: Rabbimiz | LYŽLVE: saptırmaları için mi? | AN: -dan | SBYLK: senin yolun- | RBNE: Rabbimiz | EŦMS: yok et | AL: | ÊMVELHM: onların mallarını | VEŞD̃D̃: ve bağla | AL: üzerini | GLVBHM: kalplerinin | FLE: | YÙMNVE: (ki) iman etmesinler | ḪT: kadar | YRVE: görünceye | ELAZ̃EB: azabı | ELÊLYM: acıklı | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve Mûsâ, Rabbimiz dedi, sen Firavun'a ve ona uyanlardan ileri gelenlere gerçekten de dünyâ yaşayışına âit ziynetler ve mallar verdin. Rabbimiz, onlar bu yüzden halkı doğru yoldan çıkarmada, saptırmadalar. Rabbimiz, mallarını mahvet, yurtlarında kendi sefaletlerini göster onlara da yüreklerini sık, çünkü onlar, o elemli azâbı görünceye dek inanmayacaklar.Dinle Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).Dinle Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Musa dedi ki: "Rabbimiz! Muhakkak ki Firavun ve ileri gelenlerine, dünya hayatının zinet ve mallarını sen verdin. . . Rabbimiz, (halkı) senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz mallarını sil-süpür; içlerini bunalt! Zira onlar acı azabı görmedikçe iman etmezler. "Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Mûsâ: 'Ey Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve büyük servetler verdin. Ey Rabbimiz! Bu kadar serveti, insanları, başlarına buyruk hale getirerek, senin yolundan, İslâm’dan uzaklaştırıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlasınlar diye mi verdin? Ey Rabbimiz onların mallarını yok et. Kalplerini katılaştır, kafalarını kalınlaştır, mühürle. Gene de can yakıp inleten müthiş azâbı görünceye kadar, onlar iman etmeyecekler.' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Musa dedi ki: 'Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında süs ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! İnsanları, senin yolundan saptırmaları için mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini de bağla ki, o acıklı azabı görünceye kadar iman etmesinler!'Dinle Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."Dinle Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Mûsa şöyle dua etti: “-Ey Rabbimiz! Sen Firavun’a ve etrafındakilere dünya hayatında giyecek bir çok süs eşyası ve mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını mahvet ve kalblerini şiddetle sık ki, o acıklı azabı görmedikçe iman etmiyecekler.”Dinle Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Musa: «Rabbimiz! Dogrusu sen Firavun'a ve erkanina ziynetler ve dunya hayatinda mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan sasirmalari icin mi? Rabbimiz! Mallarini yok et, kalblerini sik; cunku onlar can yakici azabi gormedikce inanmazlar» dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Musa, «Ey Rabbimiz.» dedi, «doğrusu sen Fir'avn'a ve ileri gelen cemaatine Dünya hayatında zînet ve mallar verdin. Rabbim! Bunu senin yolundan saptırsınlar diye mi verdin ? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür de belirsiz hale getir; kalblerini sık da sık. O elîm azabı görmedikçe (belli ki) onlar inanmıyacaklardır.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.”Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Musa: 'Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).Dinle Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Musa dedi ki: 'Rabbimiz, sen Firavun ve konseyine dünya hayatında lüks ve mal verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını silip süpür ve acı azabı görünceye kadar inanmasınlar diye kalplerini katılaştır.'Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Musa dedi: «Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.»Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Musa dedi ki: «Ey Rabbimiz,sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında zinet, ihtişam ve nice nice mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını sil, süpür ve sıktıkça sık ki, o acı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.»Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Musâ, ya rab! dedi, sen Fir'avne ve cem'iyyetine, dünya hayatta bir ziynet ve haşmet ve nice nice mallar verdin, yolundan saptırsınlar diye mi ya rab? Ya rab! Mallarını sil süpür ve kalblerini şiddetle sık ki o elîm azâbı görmedikçe iyman etmiyceklerDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).Dinle Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz sen Firavuna ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar inanmayacaklar."Dinle Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Ve Mûsâ: “Rabbimiz! Şüphesiz Sen Firavun'a ve ileri gelenlerine basit dünya hayatında zînet ve mallar verdin. –Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye– Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür ve kalplerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler” dedi. Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Musa: «Ey Rabbimiz, dedi, hakıykaten Sen Fir'avne ve ileri gelenlerine dünyâ hayaatında zînet (-ü haşmet) ve (nice) mallar verdin, Senin yolundan sapdırsınlar diye mi hey Rabbimiz?! Sen onların mallarını yok et Rabbimiz, kalblerini şiddetle sık ki onlar o çetin azabı görecekleri zamana kadar îman etmeyeceklerdir». Dinle Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Mûsâ şöyle dedi: 'Rabbimiz! Şübhe yok ki sen, Fir'avun’a ve ileri gelenlerine dünya hayâtında ziynet (şa'şaa) ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye (mi bunlara mal mülk verdin)? Rabbimiz! (Artık) onların (o azılı kâfirlerin) mallarını yok et ve kalblerini şiddetle sık, öyle ki, elemli azâbı görünceye kadar îmân etmesinler!(Ehl-i îmâna yaptıklarının cezâsını görsünler!)'Dinle Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Musa dedi ki: Rabbımız, doğrusu sen Firavun'a ve erkanına bu dünyada hayatında süsler ve mallar verdin. Rabbımız; Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Rabbımız; mallarını yok et, onların kalblerini sık. Çünkü onlar, elim azabı görmedikçe iman etmezler.Dinle Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve Musa (A.S) şöyle dedi: “Rabbimiz, muhakkak ki Sen, firavun ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet (süs eşyası) ve mallar verdin. Rabbimiz, (o mallar) onları Senin yolundan saptırsın! Rabbimiz, onların mallarını mahvet, onların kalplerini sıkıştır. Artık elîm azabı görünceye kadar onlar, mü'min olmazlar.”Dinle Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ve Musa: "Ey Rabbim!" dedi, "gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin; öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, (başkalarını) Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz, öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve böylece) kalplerini katılaştır; çünkü çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar!"Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Mûsa da dedi ki: «Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, sen Fir'avun'a ve onun cemaatine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan sapıtsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! onların mallarını mahvet ve gönülleri üzerini şiddetle mühürle. Tâ ki onlar acıklı azabı görünceye kadar imân etmesinler.»Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Musa dedi ki: “Ey Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun ve erkânına bu dünya hayatında debdebeler, servetler verdin. Rabbimiz! Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et. Kalplerini sık. Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler. ”Dinle Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Musa: 'Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar' dedi.Dinle Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Mûsâ: "Ey bizim Rabbimiz!" dedi. "Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dünya hayatında muazzam zinet, haşmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! İnsanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkânı verdin? Ey bizim büyük Rabbimiz, mahvet, sil süpür onların servetlerini ve kalplerini şiddetle sık! Belli ki o acı azabı görmedikçe onlar imana gelmeyecekler."Dinle Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Mûsâ: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayâtta süs ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azâbı görünceye kadar inanmasınlar!"Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Musa dedi ki: «Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar, acıklı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler.»Dinle Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Musa 'Ey Rabbimiz,' dedi. 'Firavun'a ve kavmin ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin. Rabbimiz, onlar ise bu verdiklerinle halkı Senin yolundan saptırıyorlar. Onların mallarını mahvet, ey Rabbimiz, ve kalplerine öyle bir katılık ver ki, o acı azabı görmeden iman etmesinler.'Dinle Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Mûsa şöyle dedi: "Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına şu geçici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür, kalplerini şiddetle sık ki, acıklı azabı görünceye kadar inanmasınlar."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE|
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.