Kırık Meal (Arapça) : |يَا : EY/HEY/AH | أَيُّهَا: SİZ! | النَّاسُ: insanlar | قَدْ: muhakkak | جَاءَتْكُمْ: size gelmiştir | مَوْعِظَةٌ: bir öğüt | مِنْ: | رَبِّكُمْ: Rabbinizden | وَشِفَاءٌ: ve bir şifa | لِمَا: olanlar için | فِي: | الصُّدُورِ: gönüllerde | وَهُدًى: ve bir hidayet | وَرَحْمَةٌ: ve rahmet | لِلْمُؤْمِنِينَ: mü'minler için |
Kırık Meal (Harekesiz) : |يا YEEY/HEY/AH | أيها ÊYHESİZ! | الناس ELNESinsanlar | قد GD̃muhakkak | جاءتكم CEÙTKMsize gelmiştir | موعظة MWAƵTbir öğüt | من MN | ربكم RBKMRabbinizden | وشفاء WŞFEÙve bir şifa | لما LMEolanlar için | في FY | الصدور ELṦD̃WRgönüllerde | وهدى WHD̃ve bir hidayet | ورحمة WRḪMTve rahmet | للمؤمنين LLMÙMNYNmü'minler için |
Kırık Meal (Okunuş) : |yā : EY/HEY/AH | eyyuhā: SİZ! | n-nāsu: insanlar | ḳad: muhakkak | cā'etkum: size gelmiştir | mev'ǐZetun: bir öğüt | min: | rabbikum: Rabbinizden | ve şifā'un: ve bir şifa | limā: olanlar için | fī: | S-Sudūri: gönüllerde | ve huden: ve bir hidayet | ve raHmetun: ve rahmet | lilmu'minīne: mü'minler için |
Kırık Meal (Transcript) : |YE: EY/HEY/AH | ÊYHE: SİZ! | ELNES: insanlar | GD̃: muhakkak | CEÙTKM: size gelmiştir | MVAƵT: bir öğüt | MN: | RBKM: Rabbinizden | VŞFEÙ: ve bir şifa | LME: olanlar için | FY: | ELṦD̃VR: gönüllerde | VHD̃: ve bir hidayet | VRḪMT: ve rahmet | LLMÙMNYN: mü'minler için |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerdeki dertlere şifâ, inananlara hidâyet ve rahmet geldi.
Adem Uğur : Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
Ahmed Hulusi : Ey insanlar! Size, Rabbinizden bir öğüt, içinizde olan (şuur) için bir şifa (sağlıklı düşünme ilacı), iman edenler için bir hüda (hakikatlerine erdirici rehber) ve rahmet gelmiştir.
Ahmet Tekin : Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, gönüllere bir uyarı, ruhlara bir şifa, mü’minlere bir hidayet rehberi ve rahmet, Kur’ân gelmiştir.
Ahmet Varol : Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olanlar için bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
Ali Bulaç : Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.
Ali Fikri Yavuz : Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, kalblerdeki şüphelere bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rahmet olan Kur’an geldi.
Bekir Sadak : Ey insanlar! Rabbinizden size bir ogut ve kalblerde olana sifa, inananlara dogruyu gosteren bir rahber ve rahmet gelmistir.
Celal Yıldırım : Ey insanlar! Size gerçekten Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki (manevî hastalıklara) bir şifâ ve mü'minlere doğru yolu gösteren (bir belge) ve rahmet gelmiştir.
Diyanet İşleri : Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.
Diyanet İşleri (eski) : Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.
Diyanet Vakfi : Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
Edip Yüksel : Ey halk, Rabbinizden size bir öğüt, gönülleri sıkan her şeye karşı bir şifa, inananlara bir yol gösterici ve bir rahmet gelmiş bulunuyor.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ey insanlar, işte size Rabbinzden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ey insanlar işte size rabbınızdan bir mev'ıza ve gönüller derdine bir şifa, ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi
Fizilal-il Kuran : Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara yol gösterici ve rahmet gelmiştir.
Gültekin Onan : Ey insanlar, rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve inançlılar için bir hidayet ve rahmet geldi.
Hakkı Yılmaz : Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, göğüslerdekine şifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet gelmiştir.
Hasan Basri Çantay : Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüd, gönüllerde olan (derd) lere bir şifâ, mü'minler için bir hidâyet ve rahmet gelmişdir.
Hayrat Neşriyat : Ey insanlar! Muhakkak ki size Rabbinizden bir nasîhat, gönüllerde olana bir şifâve mü’minler için bir hidâyet ve bir rahmet (olan Kur’ân) gelmiştir.
İbni Kesir : Ey insanlar; size Rabbınızdan bir öğüt, gçğüslerde olana bir şifa, mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
İskender Evrenosoğlu : Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü'minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.
Muhammed Esed : Ey insanlar! İşte Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olabilecek her türlü (darlık ve hastalık) için bir şifa ve (O'na) inanan herkes için hidayet ve rahmet gelmiş bulunuyor.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ey insanlar! Muhakkak ki, size Rabbinizden bir öğüt ve gönüllerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidâyet ve bir rahmet gelmiştir.
Ömer Öngüt : Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, hastalanmış gönüllere bir şifâ ve müminler için hidayet rehberi ve rahmet gelmiştir.
Şaban Piriş : -Ey İnsanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerde olana bir şifa, kılavuz ve müminler için bir rahmet gelmiştir.
Suat Yıldırım : Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi.
Süleyman Ateş : Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, göğüslerde olan(sıkıntılar)a şifa ve inananlara bir yol gösterici ve rahmet gelmiştir.
Tefhim-ul Kuran : Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.
Ümit Şimşek : Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerin derdine devâ, mü'minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk : Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet geldi.