Kırık Meal (Arapça) : |الَّذِينَ: kendilerine | اتَيْنَاهُمُ: verdiklerimiz | الْكِتَابَ: Kitap | يَعْرِفُونَهُ: onu tanırlar | كَمَا: gibi | يَعْرِفُونَ: tanıdıkları | أَبْنَاءَهُمُ: oğullarını | الَّذِينَ: kimseler | خَسِرُوا: ziyana sokan(lar) | أَنْفُسَهُمْ: kendilerini | فَهُمْ: onlar | لَا: | يُؤْمِنُونَ: inanmazlar |
Kırık Meal (Harekesiz) : |الذين ELZ̃YNkendilerine | آتيناهم ËTYNEHMverdiklerimiz | الكتاب ELKTEBKitap | يعرفونه YARFWNHonu tanırlar | كما KMEgibi | يعرفون YARFWNtanıdıkları | أبناءهم ÊBNEÙHMoğullarını | الذين ELZ̃YNkimseler | خسروا ḢSRWEziyana sokan(lar) | أنفسهم ÊNFSHMkendilerini | فهم FHMonlar | لا LE | يؤمنون YÙMNWNinanmazlar |
Kırık Meal (Okunuş) : |elleƶīne: kendilerine | āteynāhumu: verdiklerimiz | l-kitābe: Kitap | yeǎ'rifūnehu: onu tanırlar | kemā: gibi | yeǎ'rifūne: tanıdıkları | ebnā'ehumu: oğullarını | elleƶīne: kimseler | ḣasirū: ziyana sokan(lar) | enfusehum: kendilerini | fehum: onlar | lā: | yu'minūne: inanmazlar |
Kırık Meal (Transcript) : |ELZ̃YN: kendilerine | ËTYNEHM: verdiklerimiz | ELKTEB: Kitap | YARFVNH: onu tanırlar | KME: gibi | YARFVN: tanıdıkları | ÊBNEÙHM: oğullarını | ELZ̃YN: kimseler | ḢSRVE: ziyana sokan(lar) | ÊNFSHM: kendilerini | FHM: onlar | LE: | YÙMNVN: inanmazlar |
Abdulbaki Gölpınarlı : Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, fakat kendilerine zarar verenlerdir inanmayanlar.
Adem Uğur : Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.
Ahmed Hulusi : O kendilerine hakikat bilgisi verdiklerimiz var ya, O'nu (Hz. Rasûlullah'ı), kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. . . Nefslerini hüsrana uğratanlar, işte onlar, iman etmezler.
Ahmet Tekin : Kendilerine kutsal kitaplar verdiğimiz kimseler, peygamberi, Muhammed’i, öz oğullarını bildikleri gibi, kitaplarında zikredilen özellikleri sebebiyle bilirler, tanırlar. Kendilerini, birbirlerini hüsrana uğratanlar, işte onlar iman etmeyecekler.
Ahmet Varol : Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onu (Peygamberi) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanımaktadırlar. Kendilerini zarara sokanlar işte onlar iman etmezler.
Ali Bulaç : Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır.
Ali Fikri Yavuz : Kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin bilginleri, o Peygamberi (Hazreti Muhammed Aleyhisselâmı), oğullarını tanıdıkları gibi bilir ve tanırlar. Küfre varmakla nefislerine ziyan edenler, işte onlar iman etmezler...
Bekir Sadak : Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) cocuklarini tanidiklari gibi tanirlar; fakat kendilerine yazik ettiler, cunku onlar inanmazlar. *
Celal Yıldırım : Kendilerine kitap verdiğimiz (ümmetler), Onu (Peygamber Muhammed'i) öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler (var ya) onlardır ki inanmazlar.
Diyanet İşleri : Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
Diyanet İşleri (eski) : Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; fakat kendilerine yazık ettiler, çünkü onlar inanmazlar.
Diyanet Vakfi : Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.
Edip Yüksel : Kendilerine kitap verdiklerimiz, çocuklarını tanır gibi bunu tanır. Kişiliklerini yitirenler inanmıyanlardır
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, Peygamber'i, kendi oğullarını bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! İşte onlar iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Kendilerine kitap verdiğimiz milletlerin bilginleri, Peygamber'i kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler ancak iman getirmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Kendilerine kitâb verdiğimiz ümmetlerin uleması o Peygamberi kendi oğullarını bilir gibi bilirler, kendilerine yazık edenlerdir ki ancak iyman getirmezler
Fizilal-il Kuran : Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi ve Kur'an'ı tıpkı çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Fakat kendilerine kıyanlar var ya, onlar asla inanmazlar.
Gültekin Onan : Bizim kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır.
Hakkı Yılmaz : Kendilerine Kitap verdiğimiz şu kimseler, Peygamber'i, kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Kendi nefislerini kayba uğratan şu kimseler, işte onlar iman etmezler.
Hasan Basri Çantay : Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu (o hak peygamberi) öz oğullarını nasıl tanıyorlarsa öyle tanırlar. Nefislerini hüsrana uğratanlar (yok mu?) işte onlardır ki (peygambere) inanmazlar.
Hayrat Neşriyat : Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu (kitablarında alâmetlerini gördükleri o âhir zaman peygamberini) kendi oğullarını tanımakta oldukları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrâna uğratan o kimseler yok mu, işte onlar îmân etmezler.
İbni Kesir : Kendilerine kitab verdiklerimiz; onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Nefislerini ziyana uğratanlar, işte onlar inanmazlar.
İskender Evrenosoğlu : Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu kendi oğullarını tanır gibi tanırlar. Artık mü'min olmayanlar, nefslerini hüsrana düşürdüler.
Muhammed Esed : Daha önce vahiy verdiklerimiz, bunu, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; ama (onlar arasından) kendilerine yazık edenler (var ya), işte onlardır inanmayı reddedenler.
Ömer Nasuhi Bilmen : Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, O'nu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanır bilirler. O kimseler ki nefislerini hüsrâna uğratmışlardır, işte onlar imân etmezler.
Ömer Öngüt : Kendilerine kitap verdiklerimiz (Peygamber'i), kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlara gelince, onlar iman etmezler.
Şaban Piriş : Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler Resûlü, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana atanlar, işte onlar iman etmezler.
Suat Yıldırım : Kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin bilginleri o Peygamberi, kendi öz evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama kendilerine acımayıp kendi kendilerini en büyük hüsrana uğratanlardır ki iman etmezler.
Süleyman Ateş : Kendilerine Kitap verdiklerimiz, oğullarını tanıdıkları gibi onu tanırlar (onun Allâh tarafından vahyedildiğini bilirler), ama kendilerini ziyana sokanlar inanmazlar.
Tefhim-ul Kuran : Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar kendilerini hüsrana uğratanlar işte onlar inanmayanlardır.
Ümit Şimşek : Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, oğullarını tanır gibi tanıyorlar. Kendilerini hüsrana sokanlar ise iman etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk : O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler.