7:171A’râf  Suresi 171. Ayet

Kuran Sırası: 7 İniş Sırası: 39
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200201202203204205206

7:171A’râf  Suresi 171. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَإِذْ (VÎZ̃) = ve iƶ : hani
2. نَتَقْنَا (NTGNE) = neteḳnā : kaldırmıştık
3. الْجَبَلَ (ELCBL) = l-cebele : dağı
4. فَوْقَهُمْ (FVGHM) = fevḳahum : üzerlerine
5. كَأَنَّهُ (KÊNH) = keennehu : sanki gibi
6. ظُلَّةٌ (ƵLT) = Zulletun : bir gölge
7. وَظَنُّوا (VƵNVE) = ve Zennū : ve sanmışlardı
8. أَنَّهُ (ÊNH) = ennehu : onlar şüphesiz
9. وَاقِعٌ (VEGA) = vāḳiǔn : üstlerine düşecek
10. بِهِمْ (BHM) = bihim : onların
11. خُذُوا (ḢZ̃VE) = ḣuƶū : tutun
12. مَا (ME) = mā : şeyi (Kitabı)
13. اتَيْنَاكُمْ ( ËTYNEKM) = āteynākum : size verdiğim
14. بِقُوَّةٍ (BGVT) = biḳuvvetin : kuvvetle
15. وَاذْكُرُوا (VEZ̃KRVE) = veƶkurū : ve hatırlayın
16. مَا (ME) = mā : olanı
17. فِيهِ (FYH) = fīhi : içinde
18. لَعَلَّكُمْ (LALKM) = leǎllekum : belki
19. تَتَّقُونَ (TTGVN) = tetteḳūne : korunursunuz
hani | kaldırmıştık | dağı | üzerlerine | sanki gibi | bir gölge | ve sanmışlardı | onlar şüphesiz | üstlerine düşecek | onların | tutun | şeyi (Kitabı) | size verdiğim | kuvvetle | ve hatırlayın | olanı | içinde | belki | korunursunuz |

[] [NTG] [CBL] [FVG] [] [ƵLL] [ƵNN] [] [VGA] [] [EḢZ̃] [] [ETY] [GVY] [Z̃KR] [] [] [] [VGY]
VÎZ̃ NTGNE ELCBL FVGHM KÊNH ƵLT VƵNVE ÊNH VEGA BHM ḢZ̃VE ME ËTYNEKM BGVT VEZ̃KRVE ME FYH LALKM TTGVN

ve iƶ neteḳnā l-cebele fevḳahum keennehu Zulletun ve Zennū ennehu vāḳiǔn bihim ḣuƶū āteynākum biḳuvvetin veƶkurū fīhi leǎllekum tetteḳūne
وإذ نتقنا الجبل فوقهم كأنه ظلة وظنوا أنه واقع بهم خذوا ما آتيناكم بقوة واذكروا ما فيه لعلكم تتقون

7:171A’râf  Suresi 171. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وإذ | VÎZ̃ ve iƶ hani And when
نتقنا ن ت ق | NTG NTGNE neteḳnā kaldırmıştık We raised
الجبل ج ب ل | CBL ELCBL l-cebele dağı the mountain
فوقهم ف و ق | FVG FVGHM fevḳahum üzerlerine above them
كأنه | KÊNH keennehu sanki gibi as if it was
ظلة ظ ل ل | ƵLL ƵLT Zulletun bir gölge a canopy
وظنوا ظ ن ن | ƵNN VƵNVE ve Zennū ve sanmışlardı and they thought
أنه | ÊNH ennehu onlar şüphesiz that it
واقع و ق ع | VGA VEGA vāḳiǔn üstlerine düşecek (would) fall
بهم | BHM bihim onların upon them,
خذوا ا خ ذ | EḢZ̃ ḢZ̃VE ḣuƶū tutun "(We said), ""Take"
ما | ME şeyi (Kitabı) what
آتيناكم ا ت ي | ETY ËTYNEKM āteynākum size verdiğim We have given you
بقوة ق و ي | GVY BGVT biḳuvvetin kuvvetle with strength
واذكروا ذ ك ر | Z̃KR VEZ̃KRVE veƶkurū ve hatırlayın and remember
ما | ME olanı what
فيه | FYH fīhi içinde (is) in it
لعلكم | LALKM leǎllekum belki so that you may
تتقون و ق ي | VGY TTGVN tetteḳūne korunursunuz "fear Allah."""
7:171 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

hani | kaldırmıştık | dağı | üzerlerine | sanki gibi | bir gölge | ve sanmışlardı | onlar şüphesiz | üstlerine düşecek | onların | tutun | şeyi (Kitabı) | size verdiğim | kuvvetle | ve hatırlayın | olanı | içinde | belki | korunursunuz |

[] [NTG] [CBL] [FVG] [] [ƵLL] [ƵNN] [] [VGA] [] [EḢZ̃] [] [ETY] [GVY] [Z̃KR] [] [] [] [VGY]
VÎZ̃ NTGNE ELCBL FVGHM KÊNH ƵLT VƵNVE ÊNH VEGA BHM ḢZ̃VE ME ËTYNEKM BGVT VEZ̃KRVE ME FYH LALKM TTGVN

ve iƶ neteḳnā l-cebele fevḳahum keennehu Zulletun ve Zennū ennehu vāḳiǔn bihim ḣuƶū āteynākum biḳuvvetin veƶkurū fīhi leǎllekum tetteḳūne
وإذ نتقنا الجبل فوقهم كأنه ظلة وظنوا أنه واقع بهم خذوا ما آتيناكم بقوة واذكروا ما فيه لعلكم تتقون

[] [ن ت ق] [ج ب ل] [ف و ق] [] [ظ ل ل] [ظ ن ن] [] [و ق ع] [] [ا خ ذ ] [] [ا ت ي] [ق و ي] [ذ ك ر] [] [] [] [و ق ي]

7:171A’râf  Suresi 171. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وإذ | VÎZ̃ ve iƶ hani And when
Vav,,Zel,
6,,700,
REM – prefixed resumption particle
T – time adverb
الواو استئنافية
ظرف زمان
نتقنا ن ت ق | NTG NTGNE neteḳnā kaldırmıştık We raised
Nun,Te,Gaf,Nun,Elif,
50,400,100,50,1,
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
الجبل ج ب ل | CBL ELCBL l-cebele dağı the mountain
Elif,Lam,Cim,Be,Lam,
1,30,3,2,30,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
فوقهم ف و ق | FVG FVGHM fevḳahum üzerlerine above them
Fe,Vav,Gaf,He,Mim,
80,6,100,5,40,
LOC – accusative masculine location adverb
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
ظرف مكان منصوب و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
كأنه | KÊNH keennehu sanki gibi as if it was
Kef,,Nun,He,
20,,50,5,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» والهاء ضمير متصل في محل نصب اسم «كأن»
ظلة ظ ل ل | ƵLL ƵLT Zulletun bir gölge a canopy
Zı,Lam,Te merbuta,
900,30,400,
N – nominative feminine indefinite noun
اسم مرفوع
وظنوا ظ ن ن | ƵNN VƵNVE ve Zennū ve sanmışlardı and they thought
Vav,Zı,Nun,Vav,Elif,
6,900,50,6,1,
REM – prefixed resumption particle
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو استئنافية
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أنه | ÊNH ennehu onlar şüphesiz that it
,Nun,He,
,50,5,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» والهاء ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
واقع و ق ع | VGA VEGA vāḳiǔn üstlerine düşecek (would) fall
Vav,Elif,Gaf,Ayn,
6,1,100,70,
N – nominative masculine indefinite active participle
اسم مرفوع
بهم | BHM bihim onların upon them,
Be,He,Mim,
2,5,40,
P – prefixed preposition bi
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
خذوا ا خ ذ | EḢZ̃ ḢZ̃VE ḣuƶū tutun "(We said), ""Take"
Hı,Zel,Vav,Elif,
600,700,6,1,
V – 2nd person masculine plural imperative verb
PRON – subject pronoun
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
ما | ME şeyi (Kitabı) what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
آتيناكم ا ت ي | ETY ËTYNEKM āteynākum size verdiğim We have given you
,Te,Ye,Nun,Elif,Kef,Mim,
,400,10,50,1,20,40,
V – 1st person plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
بقوة ق و ي | GVY BGVT biḳuvvetin kuvvetle with strength
Be,Gaf,Vav,Te merbuta,
2,100,6,400,
P – prefixed preposition bi
N – genitive feminine indefinite noun
جار ومجرور
واذكروا ذ ك ر | Z̃KR VEZ̃KRVE veƶkurū ve hatırlayın and remember
Vav,Elif,Zel,Kef,Re,Vav,Elif,
6,1,700,20,200,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 2nd person masculine plural imperative verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
ما | ME olanı what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
فيه | FYH fīhi içinde (is) in it
Fe,Ye,He,
80,10,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
لعلكم | LALKM leǎllekum belki so that you may
Lam,Ayn,Lam,Kef,Mim,
30,70,30,20,40,
ACC – accusative particle
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» والكاف ضمير متصل في محل نصب اسم «لعل»
تتقون و ق ي | VGY TTGVN tetteḳūne korunursunuz "fear Allah."""
Te,Te,Gaf,Vav,Nun,
400,400,100,6,50,
V – 2nd person masculine plural (form VIII) imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وإذ
ve iƶ
|
hani
Kombi Müfredat
نتقنا
neteḳnā
NTG|ن ت ق
kaldırmıştık
Kombi Müfredat
الجبل
l-cebele
CBL|ج ب ل
dağı
Kombi Müfredat
فوقهم
fevḳahum
FVG|ف و ق
üzerlerine
5
كأنه
keennehu
|
sanki gibi
Kombi Müfredat
ظلة
Zulletun
ƵLL|ظ ل ل
bir gölge
Kombi Müfredat
وظنوا
ve Zennū
ƵNN|ظ ن ن
ve sanmışlardı
8
أنه
ennehu
|
onlar şüphesiz
Kombi Müfredat
واقع
vāḳiǔn
VGA|و ق ع
üstlerine düşecek
10
بهم
bihim
|
onların
11 Kombi Müfredat
خذوا
ḣuƶū
EḢZ̃|ا خ ذ
tutun
12
ما
|
şeyi (Kitabı)
13 Kombi Müfredat
آتيناكم
āteynākum
ETY|ا ت ي
size verdiğim
14 Kombi Müfredat
بقوة
biḳuvvetin
GVY|ق و ي
kuvvetle
15 Kombi Müfredat
واذكروا
veƶkurū
Z̃KR|ذ ك ر
ve hatırlayın
16
ما
|
olanı
17
فيه
fīhi
|
içinde
18
لعلكم
leǎllekum
|
belki
19 Kombi Müfredat
تتقون
tetteḳūne
VGY|و ق ي
korunursunuz
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَإِذْ: hani | نَتَقْنَا: kaldırmıştık | الْجَبَلَ: dağı | فَوْقَهُمْ: üzerlerine | كَأَنَّهُ: sanki gibi | ظُلَّةٌ: bir gölge | وَظَنُّوا: ve sanmışlardı | أَنَّهُ: onlar şüphesiz | وَاقِعٌ: üstlerine düşecek | بِهِمْ: onların | خُذُوا: tutun | مَا: şeyi (Kitabı) | اتَيْنَاكُمْ: size verdiğim | بِقُوَّةٍ: kuvvetle | وَاذْكُرُوا: ve hatırlayın | مَا: olanı | فِيهِ: içinde | لَعَلَّكُمْ: belki | تَتَّقُونَ: korunursunuz | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وإذ WÎZ̃ hani | نتقنا NTGNE kaldırmıştık | الجبل ELCBL dağı | فوقهم FWGHM üzerlerine | كأنه KÊNH sanki gibi | ظلة ƵLT bir gölge | وظنوا WƵNWE ve sanmışlardı | أنه ÊNH onlar şüphesiz | واقع WEGA üstlerine düşecek | بهم BHM onların | خذوا ḢZ̃WE tutun | ما ME şeyi (Kitabı) | آتيناكم ËTYNEKM size verdiğim | بقوة BGWT kuvvetle | واذكروا WEZ̃KRWE ve hatırlayın | ما ME olanı | فيه FYH içinde | لعلكم LALKM belki | تتقون TTGWN korunursunuz | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve iƶ: hani | neteḳnā: kaldırmıştık | l-cebele: dağı | fevḳahum: üzerlerine | keennehu: sanki gibi | Zulletun: bir gölge | ve Zennū: ve sanmışlardı | ennehu: onlar şüphesiz | vāḳiǔn: üstlerine düşecek | bihim: onların | ḣuƶū: tutun | : şeyi (Kitabı) | āteynākum: size verdiğim | biḳuvvetin: kuvvetle | veƶkurū: ve hatırlayın | : olanı | fīhi: içinde | leǎllekum: belki | tetteḳūne: korunursunuz | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VÎZ̃: hani | NTGNE: kaldırmıştık | ELCBL: dağı | FVGHM: üzerlerine | KÊNH: sanki gibi | ƵLT: bir gölge | VƵNVE: ve sanmışlardı | ÊNH: onlar şüphesiz | VEGA: üstlerine düşecek | BHM: onların | ḢZ̃VE: tutun | ME: şeyi (Kitabı) | ËTYNEKM: size verdiğim | BGVT: kuvvetle | VEZ̃KRVE: ve hatırlayın | ME: olanı | FYH: içinde | LALKM: belki | TTGVN: korunursunuz | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Hani biz, dağı âdetâ bir gölgelik gibi çekmiş, üstlerine doğru yüceltmiştik de nerdeyse üstlerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimiz kitabı kuvvetle, azimle tutun, içinde ne varsa hatırlayıp ona göre hareket edin de sakınanlardan olun demiştik. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Bir zamanlar dağı İsrailoğullarının üzerine gölge gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. "Size verdiğimiz (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız" dedik. Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Hani o dağı sanki bir gölgelik gibi üstlerinde yükseltip kaldırmıştık da, o üzerlerine düşüp, kendilerini helâk edecek diye düşünmüşlerdi. . . "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve onda olanı hatırlayıp düşünün ki korunabilesiniz. " Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Bir zamanlar, o dağı, Tûr’u gölgelik gibi kaldırıp silkeleyerek İsrailoğulları’nın üstüne çekmiştik. Dağı üstlerine düşecek sandılar. 'Size verdiğimiz kitaba sıkı sıkı sarılın, sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın. İçindekileri ezberleyin, iyi düşünüp tahlil edin. Allah’a sığınıp, emirlerine yapışmanıza günahlardan arınıp, azaptan korunmanıza, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmanıza, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmanıza vesile olur' demiştik. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Bir zamanlar dağı, onların üzerlerine doğru adeta bir gölgelik gibi yükseltmiştik de onun başlarına düşeceğini sanmışlardı. 'Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve içinde bulunanları düşünün, olur ki sakınırsınız.' Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) "Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün, ki sakınasınız." Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Biz, bir vakit Tur dağını söküp İsraîloğullarının üzerine, gölgelik imiş gibi kaldırmıştık. Onlar, onu gerçekten üzerlerine düşecek sanmışlardı. Kendilerini bununla korkutup şöyle demiştik: “- Size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindeki emirlerle yasakları hatırlayın, düşünün. Olur ki, Allah’dan korkar, sakınırsınız. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Tur dagini, golgelik gibi onlarin uzerlerine yukseltmistik, onlar tepelerine dusecegini sanmislardi. Onlara: «Size verdigimiz Kitap'a sikica sarilin, icinde olani dusunun ki sakinanlardan olasiniz» demistik. * Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : Ve bir vakit biz (Tür) dağını onların üzerine bir gölgelik gibi kaldırıp tutmuştuk da, üzerlerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimizi bütün gücünüzle tutun ve içindekini düşünüp hatırınızdan çıkarmayın ; olur ki (Allah'tan saygı ile korkup kötülüklerden) sakınırsınız. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Tur dağını, gölgelik gibi onların üzerlerine yükseltmiştik, onlar tepelerine düşeceğini sanmışlardı. Onlara: 'Size verdiğimiz Kitap'a sıkıca sarılın, içinde olanı düşünün ki sakınanlardan olasınız' demiştik. Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Bir zamanlar dağı İsrailoğullarının üzerine gölge gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar. «Size verdiğimi (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız» dedik. Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Dağı bir şemsiye gibi üzerlerinde sarsmıştık. Öyle ki tepelerine düşeceğini sanmışlardı: 'Size verdiğime sımsıkı sarılın. Kurtulabilmeniz için içeriği üzerinde düşünün.'Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Hani bir zamanlar biz o dağı gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannettikleri bir sırada demiştik ki; «size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz.» Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hani bir zamanlar Biz o dağı bir gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannetikleri bir sırada demiştik ki: «Size verdiğimiz Kitabı sıkıca tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz!» Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem bir vakıt biz o dağı bir gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de kendilerine düşüyor zannettikleri bir halde demiştik ki size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın gerektir ki korunursunuz Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Hani o dağı (Tur Dağı'nı) başları üzerine çıkarmıştık, onlar dağın üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. Bu durumda kendilerine «Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılınız ve içindeki mesajları sürekli aklınızda tutunuz. Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik/kaldırmıştık. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) "Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün ki sakınasınız." Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : Hani bir zamanlar, o dağ gölgelik/şemsiye gibi iken, onlar da, dağ üzerlerine yıkılacak diye inanmışlarken Biz, onların Üst'ünü/en seçkinlerini o dağa çekmiştik/ yükseltmiştik: “Allah'ın koruması altında olmanız için size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın!” Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Biz bir zaman dağı, sanki o bir gölgelik imiş gibi, çekib (İsrâîl oğullarının) üstlerine kaldırmışdık. Onlar hakıykaten bu, kendilerine düşecek sanmışlardı. (İşte o vakit): «Size verdiğimiz (kitâb) ı kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tutun. Onda olanı düşünün. Tâki (kötülükden) sakınmış olasınız» (demişdik). Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Bir zaman (Tûr) dağı(nı), bir gölgelikmiş gibi üzerlerine kaldırmıştık da, gerçekten onu (üstlerine düştü düşecek) olan bir şey zannetmişlerdi. (Onlara:) 'Size verdiğimizi(Kitâb’ı) kuvvetle tutun ve içinde olanları hatırlayın, tâ ki (ona muhâlefetten) sakınasınız!'(diye emretmiştik). Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Hani, Biz dağı üzerlerine gölgelik gibi kaldırmıştık da, onlar tepelerine düşecek sanmışlardı. Size verdiğimizi kuvvetle tutun. Ve onda olanı düşünün ki; sakınasınız. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve dağı, bir gölge gibi onların üzerine çekip kaldırdığımız zaman onu, üzerlerine düşecek zannettiler. Size verdiğimiz şeyi, kuvvetle tutun ve onun içinde olanı (emir ve yasakları), hatırlayın (uygulayın). Böylece siz, takva sahibi olursunuz. Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ve Sina Dağını, adeta bir gölge gibi İsrailoğullarının tepesinde salladığımız ve onların da dağın üzerlerine yıkılacağını düşündükleri zaman (onlara dememiş miydik:) "Size bahşettiğimiz kitaba sıkıca sarılın ve onun içindekileri aklınızda iyi tutun, ki Allaha karşı sorumluluk bilincine erişesiniz"? Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve bir vakit, dağı sanki o bir gölgelik imiş gibi onların üstlerine koparıp kaldırmıştı. Ve sandılar ki, o hakikaten üstlerine düşecek. (Onlara dedik ki:) «Size verdiğimizi kuvvetle tutun, ve onda olanı zikrediniz, ihtimal ki, sakınırsınız.» Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Bir zaman da dağı üzerlerine gölge gibi kaldırıp tutmuştuk da, üstlerine düşecek sandılar. “Size verdiğimiz (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın. Umulur ki sakınırsınız. ” dedik. Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Dağı onların üzerine kaldırmıştık. Sanki o gölgelik gibiydi. Öyle ki başlarına düşeceğini zannettiler. Size verdiğimize kuvvetle sarılın. Onun içinde olanları aklınızda tutun ki korunabilesiniz! Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Hem bir vakit biz o dağı bir gölgelik gibi İsrailoğullarının başlarının üstüne kaldırmıştık da onlar, dağın üzerlerine düşeceğini sanmışlardı. O zaman demiştik ki: Size verdiğimiz bu kitab’a ciddiyetle sarılın ve içindeki gerçekleri düşünüp hiç hatırınızdan çıkarmayın ki Allah’ı sayıp kötülüklerden sakınasınız. Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Bir zaman da üzerlerine dağı, bir gölge gibi kaldırmıştık, üstlerine düşecek sanmışlardı: "Size verdiğim(Kitap)ı kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlay(ıp yap)ın ki (azâbımızdan) korunasınız!" (demiştik). Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine geçirmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) «Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün, umulur ki korkup sakınırsınız.» Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Hani Biz dağı onların üzerine gölgelik gibi kaldırmıştık da üzerlerine düşüverecek sanmışlardı. 'Size verdiğimiz kitaba bütün gücünüzle sarılın; onda olanları hatırlayın ki korunmuş olasınız' demiştik. Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Bir zaman, dağı tepelerine bir gölgelik gibi çekmiştik de onu üstlerine düşüyor sanmışlardı. "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın ki korunabilesiniz."Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.