Kırık Meal (Arapça) : |أَوَأَمِنَ: Ya da emin midirler? | أَهْلُ: halkı | الْقُرَىٰ: (o) ülkelerin | أَنْ: | يَأْتِيَهُمْ: onlara gelmeyeceğinden | بَأْسُنَا: azabımızın | ضُحًى: kuşluk vakti | وَهُمْ: ve onlar | يَلْعَبُونَ: eğlenirlerken |
Kırık Meal (Harekesiz) : |أوأمن ÊWÊMNYa da emin midirler? | أهل ÊHLhalkı | القرى ELGR(o) ülkelerin | أن ÊN | يأتيهم YÊTYHMonlara gelmeyeceğinden | بأسنا BÊSNEazabımızın | ضحى ŽḪkuşluk vakti | وهم WHMve onlar | يلعبون YLABWNeğlenirlerken |
Kırık Meal (Okunuş) : |eveemine: Ya da emin midirler? | ehlu: halkı | l-ḳurā: (o) ülkelerin | en: | ye'tiyehum: onlara gelmeyeceğinden | be'sunā: azabımızın | DuHen: kuşluk vakti | vehum: ve onlar | yel'ǎbūne: eğlenirlerken |
Kırık Meal (Transcript) : |ÊVÊMN: Ya da emin midirler? | ÊHL: halkı | ELGR: (o) ülkelerin | ÊN: | YÊTYHM: onlara gelmeyeceğinden | BÊSNE: azabımızın | ŽḪ: kuşluk vakti | VHM: ve onlar | YLABVN: eğlenirlerken |
Diyanet Vakfi : Ya da o ülkelerin halkı kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Edip Yüksel : Ülkelerin halkları, azabımızın gündüzün onlar oynarlarken kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yine o köy, kasaba halkı, kuşluk vakti oynayıp eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelivermeyeceğinden emin miydiler?
Elmalılı Hamdi Yazır : Yine o köy kasaba ahâlisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azâbımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
Fizilal-il Kuran : Acaba o ülkelerin halkları, kuşluk vakti eğlenirlerken, azabımızın gelmeyeceğinden emin midirler?
Gültekin Onan : Ya da o ülkeler ehli, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvencede (emin) miydiler?
Hakkı Yılmaz : (97-99) Acaba o kentlerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmesinden güvende oldular mı? Yoksa o kentlerin halkı, kuşluk vakti anlamsız işlerle uğraşırlarken onlara azabımızın geleceğinden güvende oldular mı? Öyleyse Allah'ın ince plânından güvende oldular mı? Ziyana uğramış topluluktan başkası Allah'ın ince plânından kendini güvende görmez.
Hasan Basri Çantay : Yoksa o memleketlerin ehâlîsi, kendileri güpegündüz oynarlarken, azabımızın onlara gelib çatmasından mı (korkmayıb) emîn oldu (lar)?
Hayrat Neşriyat : Veya o şehirlerin halkı, kendileri eğlenirlerken, azâbımızın kendilerine kuşluk vakti(güpegündüz) gelmesinden mi emîn oldular?
İbni Kesir : Yoksa kasabaların halkı; kendileri, güpegündüz oynarlarken azabımızın onlara gelip çatmasından emin mi oldular?
İskender Evrenosoğlu : Ve o ülkelerin halkı şiddetli azabımızın onlara, onlar oynarlarken (oyalanırlarken) kuşluk vakti gelmesinden (gelmeyeceğinden) emin miydiler?
Muhammed Esed : Yahut artık hangi toplumun insanları, azabımızın, güpegündüz onlar (dünyayla) oyalanıp dururken başlarına kopmayacağından emin olabilirler?
Ömer Nasuhi Bilmen : Ya o beldeler ahalisi, Bizim azabımızın onlara gündüzün oynar dururlarken geleceğinden emin mi bulundular?
Ömer Öngüt : Yahut o memleketlerin halkı kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelemeyeceğinden emin mi oldular?
Şaban Piriş : (97-99) Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah’ın tuzağından emin midirler? Allah’ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
Suat Yıldırım : Yoksa onlar güpegündüz eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular?
Süleyman Ateş : Ya da (o) ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azâbımızın onlara gelmeyeceğinden emin midirler?
Tefhim-ul Kuran : Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
Ümit Şimşek : Veya o beldelerin ahalisi, onlar gündüz vakti oyalanırken azabımızın gelmeyeceğinden de mi emin oldular?
Yaşar Nuri Öztürk : Yoksa o kentler halkının, bir kuşluk vakti oynayıp eğlenirken azabımızın yakalarına yapışmayacağına ilişkin bir garantileri mi vardı?