Kırık Meal (Arapça) : |الَّذِينَ: kimseler | كَذَّبُوا: yalanlayan | شُعَيْبًا: Şu'ayb'i | كَأَنْ: sanki gibi oldular | لَمْ: | يَغْنَوْا: hiç oturmamış | فِيهَا: orada | الَّذِينَ: kimseler | كَذَّبُوا: yalanlayan | شُعَيْبًا: Şu'ayb'i | كَانُوا: oldular | هُمُ: onlar | الْخَاسِرِينَ: ziyana uğrayanlar |
Kırık Meal (Harekesiz) : |الذين ELZ̃YNkimseler | كذبوا KZ̃BWEyalanlayan | شعيبا ŞAYBEŞu'ayb'i | كأن KÊNsanki gibi oldular | لم LM | يغنوا YĞNWEhiç oturmamış | فيها FYHEorada | الذين ELZ̃YNkimseler | كذبوا KZ̃BWEyalanlayan | شعيبا ŞAYBEŞu'ayb'i | كانوا KENWEoldular | هم HMonlar | الخاسرين ELḢESRYNziyana uğrayanlar |
Kırık Meal (Okunuş) : |elleƶīne: kimseler | keƶƶebū: yalanlayan | şuǎyben: Şu'ayb'i | keen: sanki gibi oldular | lem: | yeğnev: hiç oturmamış | fīhā: orada | elleƶīne: kimseler | keƶƶebū: yalanlayan | şuǎyben: Şu'ayb'i | kānū: oldular | humu: onlar | l-ḣāsirīne: ziyana uğrayanlar |
Kırık Meal (Transcript) : |ELZ̃YN: kimseler | KZ̃BVE: yalanlayan | ŞAYBE: Şu'ayb'i | KÊN: sanki gibi oldular | LM: | YĞNVE: hiç oturmamış | FYHE: orada | ELZ̃YN: kimseler | KZ̃BVE: yalanlayan | ŞAYBE: Şu'ayb'i | KENVE: oldular | HM: onlar | ELḢESRYN: ziyana uğrayanlar |
Abdulbaki Gölpınarlı : Şuayb'i yalanlayanlar, sanki oralarda hiç oturmamışlar, hiç yaşamamışlardı, Şuayb'i yalanlayanlar, asıl zarara uğramışlardı.
Adem Uğur : Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'ı yalanlayanların kendileridir.
Ahmed Hulusi : Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi (yok oldular). . . Şuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar oldular.
Ahmet Tekin : Şuayb’i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç yaşamamış, hiç güzel gün görmemiş gibiydiler. Şuayb’i yalanlayanlar, işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Ahmet Varol : Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zarara uğrayanlar Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Ali Bulaç : Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orda 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular: Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.
Ali Fikri Yavuz : Şuayb’ı tekzip edenler, sanki evlerinde bir şenlik tutmamışlardı. Şuayb’ı yalanlıyanlardır ki, onlar ziyan görenler olmuşlardır.
Bekir Sadak : suayb'i yalanlayanlar, yurtlarinda sanki hic yasamamislar gibi oldular, izleri bile kalmadi. Mahvolanlar,suayb'i yalanlayanlar oldu.
Celal Yıldırım : (91-92) Bunun üzerine onları müthiş sarsıntı yakalayıverdi ve (böylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizüstü çöküp kaldılar; Şuâyb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç şen-şatır yaşamamış gibi oldular. Şuâyb'ı yalanlayanlar ziyana uğrayanların tâ kendileri oldular.
Diyanet İşleri : Şu’ayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu’ayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Diyanet İşleri (eski) : Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.
Diyanet Vakfi : Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'ı yalanlayanların kendileridir.
Edip Yüksel : Şuayb'ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç safa sürmemiş gibi oldular. Asıl zarara düşenler, Şuayb'ı yalanlayanlar olmuşlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şuaybı tekzib edenler sanki orada bir şenlik tutmamışlardı, Şuaybı tekzib edenler, husrane düşenler onlar olmuşlardı
Fizilal-il Kuran : Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl hüsrana uğrayanlar, asıl mahvolanlar oldular.
Gültekin Onan : Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç 'refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular (büyük hüsrana uğradılar).
Hakkı Yılmaz : (91,92) Bunun üzerine o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çöke kaldılar. Şu‘ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış/zenginlik sürmemiş gibi oldular. Şu‘ayb'ı yalanlayanlar var ya, işte ziyana uğrayanlar, kendileri oldular.
Hasan Basri Çantay : Şuaybı yalanlayanlar zâten (yurdlarında) oturmuşlar gibi oldular. Şuaybı yalanlayanlardır ki en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Hayrat Neşriyat : Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç oturmamışlardı! (Evet!) Şuayb’ı yalanlayanlar, kendileri hüsrâna uğrayanlar oldular.
İbni Kesir : Şuayb'ı yalanlayanlar, zaten yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlamış olanlar; hüsrana uğrayanlar, işte onlar oldular.
İskender Evrenosoğlu : Şuayb (A.S)'ı tekzib edenler (yalanlayanlar), sanki orada hiç var olmamış gibiydi. Şuayb (A.S)'ı yalanlayanlar, onlar hüsranda oldular (nefslerini hüsrana düşürdüler).
Muhammed Esed : Onlar ki Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi. Kendileri kaybeden kimseler oldular!
Ömer Nasuhi Bilmen : Şuayb'ı tekzîp edenler, sanki orada hiç kalmamışlar gibi oldular. Şuayb'i yalanlayanlardır ki, en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Ömer Öngüt : Şuayb'i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Asıl ziyana uğrayanlar, Şuayb'i yalanlayanlar oldu.
Şaban Piriş : (91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.
Suat Yıldırım : Şuayb’ı yalancı sayanlar... onlar değildi sanki vatanlarında, şen şakrak dolaşanlar!Şuayb’ı yalancı sayıp perişan etmek isteyenler... asıl perişan olanlar, işte onlar oldular.
Süleyman Ateş : Şu'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu'ayb'i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Tefhim-ul Kuran : Şuayb'ı yalanlamakta olanlar, sanki orda 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular; Şuayb'ı yalanlamakta olanlar, asıl büyük hüsrana uğrayanlar oldular.
Ümit Şimşek : Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibiydi. Asıl ziyan edenler, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.
Yaşar Nuri Öztürk : Şuayb'ı yalanlayanlar sanki o yerde hiç şenlik kurmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar hüsrana saplananların ta kendileriydi.