7:30A’râf  Suresi 30. Ayet

Kuran Sırası: 7 İniş Sırası: 39
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200201202203204205206

7:30A’râf  Suresi 30. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَرِيقًا (FRYGE) = ferīḳan : bir topluluğu
2. هَدَىٰ (HD̃) = hedā : doğru yola iletti
3. وَفَرِيقًا (VFRYGE) = ve ferīḳan : ve bir topluluğa da
4. حَقَّ (ḪG) = Haḳḳa : hak oldu
5. عَلَيْهِمُ (ALYHM) = ǎleyhimu : üzerlerine
6. الضَّلَالَةُ (ELŽLELT) = D-Delāletu : sapıklık
7. إِنَّهُمُ (ÎNHM) = innehumu : çünkü onlar
8. اتَّخَذُوا (ETḢZ̃VE) = tteḣaƶū : tuttular
9. الشَّيَاطِينَ (ELŞYEŦYN) = ş-şeyāTīne : şeytanları
10. أَوْلِيَاءَ (ÊVLYEÙ) = evliyā'e : dostlar
11. مِنْ (MN) = min :
12. دُونِ (D̃VN) = dūni : başka
13. اللَّهِ (ELLH) = llahi : Allah'tan
14. وَيَحْسَبُونَ (VYḪSBVN) = veyeHsebūne : ve sanıyorlar
15. أَنَّهُمْ (ÊNHM) = ennehum : kendilerinin de
16. مُهْتَدُونَ (MHTD̃VN) = muhtedūne : doğru yolda olduklarını
bir topluluğu | doğru yola iletti | ve bir topluluğa da | hak oldu | üzerlerine | sapıklık | çünkü onlar | tuttular | şeytanları | dostlar | | başka | Allah'tan | ve sanıyorlar | kendilerinin de | doğru yolda olduklarını |

[FRG] [HD̃Y] [FRG] [ḪGG] [] [ŽLL] [] [EḢZ̃] [ŞŦN] [VLY] [] [D̃VN] [] [ḪSB] [] [HD̃Y]
FRYGE HD̃ VFRYGE ḪG ALYHM ELŽLELT ÎNHM ETḢZ̃VE ELŞYEŦYN ÊVLYEÙ MN D̃VN ELLH VYḪSBVN ÊNHM MHTD̃VN

ferīḳan hedā ve ferīḳan Haḳḳa ǎleyhimu D-Delāletu innehumu tteḣaƶū ş-şeyāTīne evliyā'e min dūni llahi veyeHsebūne ennehum muhtedūne
فريقا هدى وفريقا حق عليهم الضلالة إنهم اتخذوا الشياطين أولياء من دون الله ويحسبون أنهم مهتدون

7:30A’râf  Suresi 30. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فريقا ف ر ق | FRG FRYGE ferīḳan bir topluluğu A group
هدى ه د ي | HD̃Y HD̃ hedā doğru yola iletti He guided
وفريقا ف ر ق | FRG VFRYGE ve ferīḳan ve bir topluluğa da and a group
حق ح ق ق | ḪGG ḪG Haḳḳa hak oldu deserved -
عليهم | ALYHM ǎleyhimu üzerlerine [on] they
الضلالة ض ل ل | ŽLL ELŽLELT D-Delāletu sapıklık the astraying.
إنهم | ÎNHM innehumu çünkü onlar Indeed, they
اتخذوا ا خ ذ | EḢZ̃ ETḢZ̃VE tteḣaƶū tuttular take
الشياطين ش ط ن | ŞŦN ELŞYEŦYN ş-şeyāTīne şeytanları the devils
أولياء و ل ي | VLY ÊVLYEÙ evliyā'e dostlar (as) allies
من | MN min from
دون د و ن | D̃VN D̃VN dūni başka besides
الله | ELLH llahi Allah'tan Allah
ويحسبون ح س ب | ḪSB VYḪSBVN veyeHsebūne ve sanıyorlar while they think
أنهم | ÊNHM ennehum kendilerinin de that they
مهتدون ه د ي | HD̃Y MHTD̃VN muhtedūne doğru yolda olduklarını (are the) guided-ones.
7:30 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

bir topluluğu | doğru yola iletti | ve bir topluluğa da | hak oldu | üzerlerine | sapıklık | çünkü onlar | tuttular | şeytanları | dostlar | | başka | Allah'tan | ve sanıyorlar | kendilerinin de | doğru yolda olduklarını |

[FRG] [HD̃Y] [FRG] [ḪGG] [] [ŽLL] [] [EḢZ̃] [ŞŦN] [VLY] [] [D̃VN] [] [ḪSB] [] [HD̃Y]
FRYGE HD̃ VFRYGE ḪG ALYHM ELŽLELT ÎNHM ETḢZ̃VE ELŞYEŦYN ÊVLYEÙ MN D̃VN ELLH VYḪSBVN ÊNHM MHTD̃VN

ferīḳan hedā ve ferīḳan Haḳḳa ǎleyhimu D-Delāletu innehumu tteḣaƶū ş-şeyāTīne evliyā'e min dūni llahi veyeHsebūne ennehum muhtedūne
فريقا هدى وفريقا حق عليهم الضلالة إنهم اتخذوا الشياطين أولياء من دون الله ويحسبون أنهم مهتدون

[ف ر ق] [ه د ي] [ف ر ق] [ح ق ق] [] [ض ل ل] [] [ا خ ذ ] [ش ط ن] [و ل ي] [] [د و ن] [] [ح س ب] [] [ه د ي]

7:30A’râf  Suresi 30. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فريقا ف ر ق | FRG FRYGE ferīḳan bir topluluğu A group
Fe,Re,Ye,Gaf,Elif,
80,200,10,100,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
هدى ه د ي | HD̃Y HD̃ hedā doğru yola iletti He guided
He,Dal,,
5,4,,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
وفريقا ف ر ق | FRG VFRYGE ve ferīḳan ve bir topluluğa da and a group
Vav,Fe,Re,Ye,Gaf,Elif,
6,80,200,10,100,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – accusative masculine indefinite noun
الواو عاطفة
اسم منصوب
حق ح ق ق | ḪGG ḪG Haḳḳa hak oldu deserved -
Ha,Gaf,
8,100,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
عليهم | ALYHM ǎleyhimu üzerlerine [on] they
Ayn,Lam,Ye,He,Mim,
70,30,10,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
الضلالة ض ل ل | ŽLL ELŽLELT D-Delāletu sapıklık the astraying.
Elif,Lam,Dad,Lam,Elif,Lam,Te merbuta,
1,30,800,30,1,30,400,
N – nominative feminine noun
اسم مرفوع
إنهم | ÎNHM innehumu çünkü onlar Indeed, they
,Nun,He,Mim,
,50,5,40,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
حرف نصب و«هم» ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
اتخذوا ا خ ذ | EḢZ̃ ETḢZ̃VE tteḣaƶū tuttular take
Elif,Te,Hı,Zel,Vav,Elif,
1,400,600,700,6,1,
V – 3rd person masculine plural (form VIII) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
الشياطين ش ط ن | ŞŦN ELŞYEŦYN ş-şeyāTīne şeytanları the devils
Elif,Lam,Şın,Ye,Elif,Tı,Ye,Nun,
1,30,300,10,1,9,10,50,
"PN – accusative masculine plural proper noun → Satan"
اسم علم منصوب
أولياء و ل ي | VLY ÊVLYEÙ evliyā'e dostlar (as) allies
,Vav,Lam,Ye,Elif,,
,6,30,10,1,,
N – accusative masculine plural noun
اسم منصوب
من | MN min from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
دون د و ن | D̃VN D̃VN dūni başka besides
Dal,Vav,Nun,
4,6,50,
N – genitive noun
اسم مجرور
الله | ELLH llahi Allah'tan Allah
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – genitive proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مجرور
ويحسبون ح س ب | ḪSB VYḪSBVN veyeHsebūne ve sanıyorlar while they think
Vav,Ye,Ha,Sin,Be,Vav,Nun,
6,10,8,60,2,6,50,
CIRC – prefixed circumstantial particle
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
الواو حالية
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أنهم | ÊNHM ennehum kendilerinin de that they
,Nun,He,Mim,
,50,5,40,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» و«هم» ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
مهتدون ه د ي | HD̃Y MHTD̃VN muhtedūne doğru yolda olduklarını (are the) guided-ones.
Mim,He,Te,Dal,Vav,Nun,
40,5,400,4,6,50,
N – nominative masculine plural (form VIII) active participle
اسم مرفوع
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
فريقا
ferīḳan
FRG|ف ر ق
bir topluluğu
Kombi Müfredat
هدى
hedā
HD̃Y|ه د ي
doğru yola iletti
Kombi Müfredat
وفريقا
ve ferīḳan
FRG|ف ر ق
ve bir topluluğa da
Kombi Müfredat
حق
Haḳḳa
ḪGG|ح ق ق
hak oldu
5
عليهم
ǎleyhimu
|
üzerlerine
Kombi Müfredat
الضلالة
D-Delāletu
ŽLL|ض ل ل
sapıklık
7
إنهم
innehumu
|
çünkü onlar
Kombi Müfredat
اتخذوا
tteḣaƶū
EḢZ̃|ا خ ذ
tuttular
Kombi Müfredat
الشياطين
ş-şeyāTīne
ŞŦN|ش ط ن
şeytanları
10 Kombi Müfredat
أولياء
evliyā'e
VLY|و ل ي
dostlar
11
من
min
|
12 Kombi Müfredat
دون
dūni
D̃VN|د و ن
başka
13
الله
llahi
|
Allah'tan
14 Kombi Müfredat
ويحسبون
veyeHsebūne
ḪSB|ح س ب
ve sanıyorlar
15
أنهم
ennehum
|
kendilerinin de
16 Kombi Müfredat
مهتدون
muhtedūne
HD̃Y|ه د ي
doğru yolda olduklarını
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |فَرِيقًا: bir topluluğu | هَدَىٰ: doğru yola iletti | وَفَرِيقًا: ve bir topluluğa da | حَقَّ: hak oldu | عَلَيْهِمُ: üzerlerine | الضَّلَالَةُ: sapıklık | إِنَّهُمُ: çünkü onlar | اتَّخَذُوا: tuttular | الشَّيَاطِينَ: şeytanları | أَوْلِيَاءَ: dostlar | مِنْ: | دُونِ: başka | اللَّهِ: Allah'tan | وَيَحْسَبُونَ: ve sanıyorlar | أَنَّهُمْ: kendilerinin de | مُهْتَدُونَ: doğru yolda olduklarını | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |فريقا FRYGE bir topluluğu | هدى HD̃ doğru yola iletti | وفريقا WFRYGE ve bir topluluğa da | حق ḪG hak oldu | عليهم ALYHM üzerlerine | الضلالة ELŽLELT sapıklık | إنهم ÎNHM çünkü onlar | اتخذوا ETḢZ̃WE tuttular | الشياطين ELŞYEŦYN şeytanları | أولياء ÊWLYEÙ dostlar | من MN | دون D̃WN başka | الله ELLH Allah'tan | ويحسبون WYḪSBWN ve sanıyorlar | أنهم ÊNHM kendilerinin de | مهتدون MHTD̃WN doğru yolda olduklarını | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ferīḳan: bir topluluğu | hedā: doğru yola iletti | ve ferīḳan: ve bir topluluğa da | Haḳḳa: hak oldu | ǎleyhimu: üzerlerine | D-Delāletu: sapıklık | innehumu: çünkü onlar | tteḣaƶū: tuttular | ş-şeyāTīne: şeytanları | evliyā'e: dostlar | min: | dūni: başka | llahi: Allah'tan | veyeHsebūne: ve sanıyorlar | ennehum: kendilerinin de | muhtedūne: doğru yolda olduklarını | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |FRYGE: bir topluluğu | HD̃: doğru yola iletti | VFRYGE: ve bir topluluğa da | ḪG: hak oldu | ALYHM: üzerlerine | ELŽLELT: sapıklık | ÎNHM: çünkü onlar | ETḢZ̃VE: tuttular | ELŞYEŦYN: şeytanları | ÊVLYEÙ: dostlar | MN: | D̃VN: başka | ELLH: Allah'tan | VYḪSBVN: ve sanıyorlar | ÊNHM: kendilerinin de | MHTD̃VN: doğru yolda olduklarını | Dinle Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Halkın bir bölüğünü doğru yola sevketmiştir, bir bölüğüyse sapıklığı haketti. Zanneder misiniz Allah'ı bırakıp da Şeytanları dost edinenler doğru yolu bulmuşlardır?Dinle Paylaş
Adem Uğur : O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.Dinle Paylaş
Ahmed Hulusi : Bir kısmınıza hidâyet etti, bir kısmınız üzerine de dalâlet hak oldu! Muhakkak ki onlar (dalâlet hak olanlar), Allâh'ı bırakıp şeytanları (saptıranları) dostlar edindiler. . . Sanıyorlar ki kendileri hidâyet üzeredirler!Dinle Paylaş
Ahmet Tekin : Allah bir kısmına hak yolu aydınlatıcı bilgiler verip doğruyu buldurarak, huzuruna getirecek. Bir kısmı da, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için, hak ederek, hak yoldan uzak bir hayat içinde, helâke maruz durumda, huzura gelecekler. Bunlar Allah’ın dışında, kulları durumundaki şeytanları, şeytanî güçleri dost, velî, otorite edinmişlerdi. Bir de, doğru yolu bulduklarını zannediyorlardı.Dinle Paylaş
Ahmet Varol : (Allah) bir grubu doğru yola yöneltti, bir grup için de sapıklık hak oldu. Onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmekte ve kendilerinin doğru yol üzere olduklarını sanmaktadırlar.Dinle Paylaş
Ali Bulaç : Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.Dinle Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Allah bir kısmına hidayet verdi ve bir kısmına da sapıklık inip yerleşti. Çünkü, Allah’ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler. Bir de zannederler ki, kendileri hidayettedirler.Dinle Paylaş
Bekir Sadak : Allah insanlardan bir takimini dogru yola eristirdi, fakat bir takimi da sapikligi haketti, cunku bunlar Allah'i birakip seytanlari dost edinmis ve kendilerini dogru yolda sanmislardi.Dinle Paylaş
Celal Yıldırım : Bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hakkoldu. Çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi de kendilerini doğru yolda sanmışlardı.Dinle Paylaş
Diyanet İşleri : Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.Dinle Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.Dinle Paylaş
Diyanet Vakfi : O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.Dinle Paylaş
Edip Yüksel : Bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapıklığı hakketti. Onlar, şeytanları ALLAH'tan başka dostlar edindiler ama kendilerini doğru yolda sanıyorlar.Dinle Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.Dinle Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O, bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda sanırlar.Dinle Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Bir kısmına hidayet buyurdu, bir kısmına da dalalet hakkoldu, çünkü bunlar, Allahı bırakıb Şeytanları evliya ittihâz ettiler, bir de kendilerini hidâyette zannederlerDinle Paylaş
Fizilal-il Kuran : Allah, insanların bir kesimini doğru yola iletti, bir kesimi de sapıklığı haketti. Çünkü onlar Allah'ı bir yana bırakarak şeytanları dost edindiler ve (buna rağmen) doğru yolda olduklarını sanıyorlar.Dinle Paylaş
Gültekin Onan : Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar Tanrı'yı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.Dinle Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık hak oldu; onlar, şeytânları, Allah'ın astlarından, yol gösteren, yardım eden ve koruyan yakınlar edindiler ve kendilerinin de kesinlikle kılavuzlanan doğru yolda olduklarını sanıyorlar. "Dinle Paylaş
Hasan Basri Çantay : (Allah) bir kısmına hidâyet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allâhı bırakıb şeytanları kendilerine dostlar ve âmirler edindiler, öyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten doğru yolu bulmuşlardır. Dinle Paylaş
Hayrat Neşriyat : (Kullarının) bir kısmına (hikmetine binâen kendi lütfundan) hidâyet verdi, bir kısmına da (küfür ve isyanlarına binâen) dalâlet hak oldu. Çünki onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dostlar edindiler; (böyle iken) bir de gerçekten kendilerinin hidâyete ermiş kimseler olduklarını zannederler.Dinle Paylaş
İbni Kesir : Bir kısmını hidayete erdirdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar; Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dostlar edindiler. Ve onlar; kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.Dinle Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Bir kısmı hidayete erdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki onlar, Allah'tan başka şeytanları dostlar edindiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar.Dinle Paylaş
Muhammed Esed : O, (sizden) bazılarını doğru yola yönelterek onurlandıracak; ama bazıları(nız) için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz olacak: Çünkü, bakın, onlar Allahı bırakıp (kendi) kötü dürtülerini kendilerine dost edinecekler, hem de böylelikle doğru yolu bulmuş olduklarını sanarak!"Dinle Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Bir cemaate hidâyet etti, bir cemaatin üzerlerine de dalâlet hak oldu. Çünkü onlar Allah Teâlâ'yı (O'na ubûdiyeti) bırakıp şeytanları dostlar ittihaz ettiler. Ve zannederler ki, onlar hidâyete ermişlerdir.Dinle Paylaş
Ömer Öngüt : O, bir topluluğu hidayete erdirdi, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Böyle iken onlar kendilerinin doğru yolda bulunduklarını, hidayete erdirilmiş olduklarını zannederler.Dinle Paylaş
Şaban Piriş : O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah’ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayette sanırlar.Dinle Paylaş
Suat Yıldırım : Bir kısmına hidâyet buyurdu, bir kısmına da dalâlet müstehak oldu; çünkü bunlar Allah’tan başka şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda zannediyorlar!Dinle Paylaş
Süleyman Ateş : (O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytânları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.Dinle Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Bir kısmına hidayet verdi, bir kısmı da sapıklığı haketi. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.Dinle Paylaş
Ümit Şimşek : O sizin bir kısmınıza hidayet nasip etti; bir kısmınız ise sapıklığı kendileri hak etti. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdir; hâlâ da kendilerini doğru yolda sanırlar.Dinle Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Bir kısmını iyiye ve güzele kılavuzladı, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.Dinle Paylaş
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.