Kırık Meal (Harekesiz) Meali

|
إنا ÎNE elbette biz 
|
فتحنا FTḪNE açtık (fetih verdik) 
|
لك LK sana 
|
فتحا FTḪE bir fetih 
|
مبينا MBYNE apaçık 
|
(48:1)

|
ليغفر LYĞFR ki bağışlasın (diye) 
|
لك LK senin 
|
الله ELLH Allah 
|
ما ME ne varsa 
|
تقدم TGD̃M geçmiş 
|
من MN -dan 
|
ذنبك Z̃NBK günahların- 
|
وما WME ve ne varsa 
|
تأخر TÊḢR gelecek (günahlarından) 
|
ويتم WYTM ve tamamlasın (diye) 
|
نعمته NAMTH ni'metini 
|
عليك ALYK sana olan 
|
ويهديك WYHD̃YK ve seni iletsin (diye) 
|
صراطا ṦREŦE bir yola 
|
مستقيما MSTGYME doğru 
|
(48:2)

|
وينصرك WYNṦRK ve sana yardım etsin (diye) 
|
الله ELLH Allah 
|
نصرا NṦRE bir yardımla (zaferle) 
|
عزيزا AZYZE şanlı 
|
(48:3)

|
هو HW O 
|
الذي ELZ̃Y ki 
|
أنزل ÊNZL indirendir 
|
السكينة ELSKYNT huzur 
|
في FY 
|
قلوب GLWB kalblerine 
|
المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlerin 
|
ليزدادوا LYZD̃ED̃WE artırmak için 
|
إيمانا ÎYMENE imanlarını 
|
مع MA beraber 
|
إيمانهم ÎYMENHM imanlarıyla 
|
ولله WLLH Allah'ındır 
|
جنود CNWD̃ askerleri 
|
السماوات ELSMEWET göklerin 
|
والأرض WELÊRŽ ve yerin 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
عليما ALYME bilendir 
|
حكيما ḪKYME hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(48:4)

|
ليدخل LYD̃ḢL soksun diye 
|
المؤمنين ELMÙMNYN inanan erkekleri 
|
والمؤمنات WELMÙMNET ve inanan kadınları 
|
جنات CNET cennetlere 
|
تجري TCRY akan 
|
من MN 
|
تحتها TḪTHE altlarından 
|
الأنهار ELÊNHER ırmaklar 
|
خالدين ḢELD̃YN ebedi kalacakları 
|
فيها FYHE içinde 
|
ويكفر WYKFR ve örtsün diye 
|
عنهم ANHM onların 
|
سيئاتهم SYÙETHM kötülüklerini 
|
وكان WKEN ve (gerçekten) 
|
ذلك Z̃LK bu 
|
عند AND̃ katında 
|
الله ELLH Allah 
|
فوزا FWZE bir başarıdır 
|
عظيما AƵYME büyük 
|
(48:5)

|
ويعذب WYAZ̃B ve azabetsin diye 
|
المنافقين ELMNEFGYN münafık erkeklere 
|
والمنافقات WELMNEFGET ve münafık kadınlara 
|
والمشركين WELMŞRKYN ve ortak koşan erkeklere 
|
والمشركات WELMŞRKET ve ortak koşan kadınlara 
|
الظانين ELƵENYN zanda bulunan 
|
بالله BELLH Allah hakkında 
|
ظن ƵN zan ile 
|
السوء ELSWÙ kötü 
|
عليهم ALYHM başlarına gelsin! 
|
دائرة D̃EÙRT çemberi (olaylar) 
|
السوء ELSWÙ kötülük 
|
وغضب WĞŽB gazab etmiştir 
|
الله ELLH Allah 
|
عليهم ALYHM onlara 
|
ولعنهم WLANHM ve onları la'netlemiştir 
|
وأعد WÊAD̃ ve hazırlamıştır 
|
لهم LHM onlara 
|
جهنم CHNM cehennemi 
|
وساءت WSEÙT ve orası ne kötü 
|
مصيرا MṦYRE bir varılacak yerdir 
|
(48:6)

|
ولله WLLH Allah'ındır 
|
جنود CNWD̃ askerleri 
|
السماوات ELSMEWET göklerin 
|
والأرض WELÊRŽ ve yerin 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
عزيزا AZYZE azizdir 
|
حكيما ḪKYME hakimdir 
|
(48:7)

|
إنا ÎNE elbette biz 
|
أرسلناك ÊRSLNEK seni gönderdik 
|
شاهدا ŞEHD̃E şahid 
|
ومبشرا WMBŞRE ve müjdeleyici 
|
ونذيرا WNZ̃YRE ve uyarıcı 
|
(48:8)

|
لتؤمنوا LTÙMNWE ki inanasınız 
|
بالله BELLH Allah'a 
|
ورسوله WRSWLH ve Resulüne 
|
وتعزروه WTAZRWH O'nu destekleyesiniz 
|
وتوقروه WTWGRWH Ona saygı gösteresiniz 
|
وتسبحوه WTSBḪWH ve O'nu tesbih edesiniz 
|
بكرة BKRT sabah 
|
وأصيلا WÊṦYLE ve akşam 
|
(48:9)

|
إن ÎN şüphesiz 
|
الذين ELZ̃YN kimseler 
|
يبايعونك YBEYAWNK sana bi'at eden(ler) 
|
إنما ÎNME gerçekte 
|
يبايعون YBEYAWN bi'at etmektedirler 
|
الله ELLH Allah'a 
|
يد YD̃ eli 
|
الله ELLH Allah'ın 
|
فوق FWG üzerindedir 
|
أيديهم ÊYD̃YHM onların ellerinin 
|
فمن FMN o halde kim 
|
نكث NKS̃ ahdini bozarsa 
|
فإنما FÎNME şüphesiz 
|
ينكث YNKS̃ bozmuş olur 
|
على AL aleyhine 
|
نفسه NFSH kendi 
|
ومن WMN ve kim 
|
أوفى ÊWF tutarsa 
|
بما BME 
|
عاهد AEHD̃ verdiği sözü 
|
عليه ALYH O'na 
|
الله ELLH Allah 
|
فسيؤتيه FSYÙTYH ona verecektir 
|
أجرا ÊCRE bir mükafat 
|
عظيما AƵYME büyük 
|
(48:10)

|
سيقول SYGWL diyecekler ki 
|
لك LK sana 
|
المخلفون ELMḢLFWN geri bırakılanlar 
|
من MN -dan 
|
الأعراب ELÊAREB Araplar- 
|
شغلتنا ŞĞLTNE bizi alıkoydu 
|
أموالنا ÊMWELNE mallarımız 
|
وأهلونا WÊHLWNE ve çocuklarımız 
|
فاستغفر FESTĞFR mağfiret dile 
|
لنا LNE bizim için 
|
يقولون YGWLWN onlar söylüyorlar 
|
بألسنتهم BÊLSNTHM dilleriyle 
|
ما ME bir şeyi 
|
ليس LYS olmayan 
|
في FY 
|
قلوبهم GLWBHM kalblerinde 
|
قل GL de ki 
|
فمن FMN kim? 
|
يملك YMLK engel olabilir 
|
لكم LKM sizin için 
|
من MN karşı 
|
الله ELLH Allah'a 
|
شيئا ŞYÙE herhangi bir şeyle 
|
إن ÎN eğer 
|
أراد ÊRED̃ istese 
|
بكم BKM size 
|
ضرا ŽRE bir zarar vermek 
|
أو ÊW yahut 
|
أراد ÊRED̃ istese 
|
بكم BKM size 
|
نفعا NFAE bir yarar vermek 
|
بل BL hayır 
|
كان KEN 
|
الله ELLH Allah 
|
بما BME olduklarınızı 
|
تعملون TAMLWN yapıyor(lar) 
|
خبيرا ḢBYRE haber almaktadır 
|
(48:11)

|
بل BL herhalde 
|
ظننتم ƵNNTM siz sandınız 
|
أن ÊN ki 
|
لن LN 
|
ينقلب YNGLB dönmeyecekler 
|
الرسول ELRSWL elçi 
|
والمؤمنون WELMÙMNWN ve mü'minler 
|
إلى ÎL 
|
أهليهم ÊHLYHM ailelerine 
|
أبدا ÊBD̃E bir daha asla 
|
وزين WZYN ve süslendirildi 
|
ذلك Z̃LK bu 
|
في FY 
|
قلوبكم GLWBKM gönüllerinizde 
|
وظننتم WƵNNTM ve zanda bulundunuz 
|
ظن ƵN bir zan ile 
|
السوء ELSWÙ kötü 
|
وكنتم WKNTM ve oldunuz 
|
قوما GWME bir topluluk 
|
بورا BWRE helaki hak etmiş 
|
(48:12)

|
ومن WMN ve kim 
|
لم LM 
|
يؤمن YÙMN inanmazsa 
|
بالله BELLH Allah'a 
|
ورسوله WRSWLH ve Elçisine 
|
فإنا FÎNE bilsin ki biz 
|
أعتدنا ÊATD̃NE hazırlamışızdır 
|
للكافرين LLKEFRYN kafirler için 
|
سعيرا SAYRE alevli bir ateş 
|
(48:13)

|
ولله WLLH ve Allah'ındır 
|
ملك MLK mülkü 
|
السماوات ELSMEWET göklerin 
|
والأرض WELÊRŽ ve yerin 
|
يغفر YĞFR bağışlar 
|
لمن LMN kimseyi 
|
يشاء YŞEÙ dilediği 
|
ويعذب WYAZ̃B ve azab eder 
|
من MN kimseyi 
|
يشاء YŞEÙ dilediği 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
غفورا ĞFWRE bağışlayandır 
|
رحيما RḪYME esirgeyendir 
|
(48:14)

|
سيقول SYGWL diyecekler 
|
المخلفون ELMḢLFWN geri bırakılanlar 
|
إذا ÎZ̃E zaman 
|
انطلقتم ENŦLGTM gittiğiniz 
|
إلى ÎL 
|
مغانم MĞENM ganimetlere 
|
لتأخذوها LTÊḢZ̃WHE onları almak için 
|
ذرونا Z̃RWNE bizi bırakın 
|
نتبعكم NTBAKM sizinle beraber gelelim 
|
يريدون YRYD̃WN onlar istiyorlar 
|
أن ÊN 
|
يبدلوا YBD̃LWE değiştirmek 
|
كلام KLEM sözünü 
|
الله ELLH Allah'ın 
|
قل GL de ki 
|
لن LN asla 
|
تتبعونا TTBAWNE siz bizimle gelemezsiniz 
|
كذلكم KZ̃LKM böyle 
|
قال GEL buyurdu 
|
الله ELLH Allah 
|
من MN 
|
قبل GBL önceden 
|
فسيقولون FSYGWLWN onlar diyecekler 
|
بل BL hayır 
|
تحسدوننا TḪSD̃WNNE bizi çekemiyorsunuz 
|
بل BL hayır 
|
كانوا KENWE onlar 
|
لا LE 
|
يفقهون YFGHWN anlamazlar 
|
إلا ÎLE dışında 
|
قليلا GLYLE pek azı 
|
(48:15)

|
قل GL de ki 
|
للمخلفين LLMḢLFYN geride kalanlara 
|
من MN dan 
|
الأعراب ELÊAREB Araplar- 
|
ستدعون STD̃AWN siz yakında da'vet edileceksiniz 
|
إلى ÎL karşı 
|
قوم GWM bir kavme 
|
أولي ÊWLY sahibi 
|
بأس BÊS güç 
|
شديد ŞD̃YD̃ çok kuvvetli 
|
تقاتلونهم TGETLWNHM onlarla savaşırsınız 
|
أو ÊW yahut 
|
يسلمون YSLMWN (onlar) müslüman olurlar 
|
فإن FÎN eğer 
|
تطيعوا TŦYAWE ita'at ederseniz 
|
يؤتكم YÙTKM size verir 
|
الله ELLH Allah 
|
أجرا ÊCRE bir mükafat 
|
حسنا ḪSNE güzel 
|
وإن WÎN ve eğer 
|
تتولوا TTWLWE dönerseniz 
|
كما KME gibi 
|
توليتم TWLYTM döndüğünüz 
|
من MN 
|
قبل GBL önceden 
|
يعذبكم YAZ̃BKM size azabeder 
|
عذابا AZ̃EBE bir azapla 
|
أليما ÊLYME acıklı 
|
(48:16)

|
ليس LYS yoktur 
|
على AL 
|
الأعمى ELÊAM köre 
|
حرج ḪRC güçlük 
|
ولا WLE ve yoktur 
|
على AL 
|
الأعرج ELÊARC topala 
|
حرج ḪRC güçlük 
|
ولا WLE ve yoktur 
|
على AL 
|
المريض ELMRYŽ hastaya 
|
حرج ḪRC güçlük 
|
ومن WMN ve kim 
|
يطع YŦA ita'at ederse 
|
الله ELLH Allah'a 
|
ورسوله WRSWLH ve Elçisine 
|
يدخله YD̃ḢLH onu sokar 
|
جنات CNET cennetlere 
|
تجري TCRY akan 
|
من MN 
|
تحتها TḪTHE altından 
|
الأنهار ELÊNHER ırmaklar 
|
ومن WMN ve kim 
|
يتول YTWL yüz çevirirse 
|
يعذبه YAZ̃BH onu azablandırır 
|
عذابا AZ̃EBE bir azaba 
|
أليما ÊLYME acıklı 
|
(48:17)

|
لقد LGD̃ andolsun 
|
رضي RŽY razı olmuştur 
|
الله ELLH Allah 
|
عن AN -den 
|
المؤمنين ELMÙMNYN mü'minler- 
|
إذ ÎZ̃ zaman 
|
يبايعونك YBEYAWNK sana bi'at ettikleri 
|
تحت TḪT altında 
|
الشجرة ELŞCRT ağacın 
|
فعلم FALM bildi 
|
ما ME olanı 
|
في FY 
|
قلوبهم GLWBHM onların kalplerinde 
|
فأنزل FÊNZL ve indirdi 
|
السكينة ELSKYNT huzur ve güven 
|
عليهم ALYHM onların üzerine 
|
وأثابهم WÊS̃EBHM ve onlara verdi 
|
فتحا FTḪE bir fetih 
|
قريبا GRYBE yakın 
|
(48:18)

|
ومغانم WMĞENM ve ganimetler (bahşeyledi) 
|
كثيرة KS̃YRT birçok 
|
يأخذونها YÊḢZ̃WNHE alacakları 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
عزيزا AZYZE üstündür 
|
حكيما ḪKYME hüküm ve hikmet sahibidir 
|
(48:19)

|
وعدكم WAD̃KM size va'detti 
|
الله ELLH Allah 
|
مغانم MĞENM ganimetler 
|
كثيرة KS̃YRT birçok 
|
تأخذونها TÊḢZ̃WNHE elde edeceğiniz 
|
فعجل FACL şimdilik verdi 
|
لكم LKM size 
|
هذه HZ̃H bunu (Hudeybiye Barışı) 
|
وكف WKF ve çekti 
|
أيدي ÊYD̃Y ellerini 
|
الناس ELNES insanların 
|
عنكم ANKM sizden 
|
ولتكون WLTKWN olsun diye 
|
آية ËYT bir ibret 
|
للمؤمنين LLMÙMNYN inananlara 
|
ويهديكم WYHD̃YKM ve sizi iletsin diye 
|
صراطا ṦREŦE yola 
|
مستقيما MSTGYME dosdoğru 
|
(48:20)

|
وأخرى WÊḢR ve başka (şeyler) 
|
لم LM 
|
تقدروا TGD̃RWE henüz ele geçiremediniz 
|
عليها ALYHE onları 
|
قد GD̃ fakat 
|
أحاط ÊḪEŦ kuşatmıştır 
|
الله ELLH Allah 
|
بها BHE onları 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
على AL üzerine 
|
كل KL her 
|
شيء ŞYÙ şey 
|
قديرا GD̃YRE kadirdir 
|
(48:21)

|
ولو WLW ve eğer 
|
قاتلكم GETLKM sizinle savaşsalardı 
|
الذين ELZ̃YN kimseler 
|
كفروا KFRWE inkar eden(ler) 
|
لولوا LWLWE dön(üp kaç)arlardı 
|
الأدبار ELÊD̃BER arkalarına 
|
ثم S̃M sonra 
|
لا LE 
|
يجدون YCD̃WN bulamazlardı 
|
وليا WLYE bir koruyucu 
|
ولا WLE ne de 
|
نصيرا NṦYRE bir yardımcı 
|
(48:22)

|
سنة SNT sünnetidir (yasasadır) 
|
الله ELLH Allah'ın 
|
التي ELTY öyle ki 
|
قد GD̃ 
|
خلت ḢLT süregelir 
|
من MN 
|
قبل GBL ötedenberi 
|
ولن WLN ve asla 
|
تجد TCD̃ bulamazsın 
|
لسنة LSNT yasasında 
|
الله ELLH Allah'ın 
|
تبديلا TBD̃YLE bir değişme 
|
(48:23)

|
وهو WHW ve O'dur 
|
الذي ELZ̃Y 
|
كف KF çeken 
|
أيديهم ÊYD̃YHM onların ellerini 
|
عنكم ANKM sizden 
|
وأيديكم WÊYD̃YKM ve sizin ellerinizi 
|
عنهم ANHM onlardan 
|
ببطن BBŦN göbeğinde 
|
مكة MKT Mekke'nin 
|
من MN 
|
بعد BAD̃ sonra 
|
أن ÊN 
|
أظفركم ÊƵFRKM sizi galip getirdikten 
|
عليهم ALYHM onlara 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
بما BME 
|
تعملون TAMLWN yaptıklarınızı 
|
بصيرا BṦYRE görmektedir 
|
(48:24)

|
هم HM onlar 
|
الذين ELZ̃YN kimselerdir 
|
كفروا KFRWE inkar eden(lerdir) 
|
وصدوكم WṦD̃WKM ve size engel olanlardır 
|
عن AN -dan 
|
المسجد ELMSCD̃ Mescid-i 
|
الحرام ELḪREM Haram- 
|
والهدي WELHD̃Y ve kurbanlardan 
|
معكوفا MAKWFE bekletilen 
|
أن ÊN 
|
يبلغ YBLĞ varmasına 
|
محله MḪLH yerlerine 
|
ولولا WLWLE eğer olmasaydı 
|
رجال RCEL erkekler 
|
مؤمنون MÙMNWN inanmış 
|
ونساء WNSEÙ ve kadınlar 
|
مؤمنات MÙMNET inanmış 
|
لم LM 
|
تعلموهم TALMWHM bilmeyerek 
|
أن ÊN 
|
تطئوهم TŦÙWHM tepelediğiniz 
|
فتصيبكم FTṦYBKM isabet edecek (olmasaydı) 
|
منهم MNHM onlardan 
|
معرة MART bir eziyet 
|
بغير BĞYR olmadan 
|
علم ALM bilginiz 
|
ليدخل LYD̃ḢL ki soksun 
|
الله ELLH Allah 
|
في FY 
|
رحمته RḪMTH rahmetine 
|
من MN kimseyi 
|
يشاء YŞEÙ dilediği 
|
لو LW şayet 
|
تزيلوا TZYLWE ayrılmış olsalardı 
|
لعذبنا LAZ̃BNE elbette azab ederdik 
|
الذين ELZ̃YN kimseleri 
|
كفروا KFRWE inkar eden(leri) 
|
منهم MNHM onlardan 
|
عذابا AZ̃EBE bir azabla 
|
أليما ÊLYME acıklı 
|
(48:25)

|
إذ ÎZ̃ o zaman 
|
جعل CAL koymuşlardı 
|
الذين ELZ̃YN kimseler 
|
كفروا KFRWE inkar eden(ler) 
|
في FY 
|
قلوبهم GLWBHM kalblerine 
|
الحمية ELḪMYT öfke ve gayreti 
|
حمية ḪMYT öfke ve gayretini 
|
الجاهلية ELCEHLYT cahiliyye (çağının) 
|
فأنزل FÊNZL ve indirdi 
|
الله ELLH Allah 
|
سكينته SKYNTH huzur ve güvenini 
|
على AL üzerine 
|
رسوله RSWLH Elçisi 
|
وعلى WAL ve üzerine 
|
المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlere 
|
وألزمهم WÊLZMHM ve onları bağladı 
|
كلمة KLMT kelimesine 
|
التقوى ELTGW takva 
|
وكانوا WKENWE zaten onlar idiler 
|
أحق ÊḪG daha layık 
|
بها BHE buna 
|
وأهلها WÊHLHE ve ehil 
|
وكان WKEN ve 
|
الله ELLH Allah 
|
بكل BKL her 
|
شيء ŞYÙ şeyi 
|
عليما ALYME bilendir 
|
(48:26)

|
لقد LGD̃ andolsun 
|
صدق ṦD̃G doğruladı 
|
الله ELLH Allah 
|
رسوله RSWLH Elçisinin 
|
الرؤيا ELRÙYE rüyasını 
|
بالحق BELḪG hak ile 
|
لتدخلن LTD̃ḢLN gireceksiniz 
|
المسجد ELMSCD̃ Mescid-i 
|
الحرام ELḪREM Haram'a 
|
إن ÎN eğer 
|
شاء ŞEÙ dilerse 
|
الله ELLH Allah 
|
آمنين ËMNYN güven içinde 
|
محلقين MḪLGYN traş ederek 
|
رءوسكم RÙWSKM başlarınızı 
|
ومقصرين WMGṦRYN ve(ya) kısaltarak 
|
لا LE 
|
تخافون TḢEFWN korkmadan 
|
فعلم FALM böylece bildi 
|
ما ME şeyi 
|
لم LM 
|
تعلموا TALMWE sizin bilmediğiniz 
|
فجعل FCAL ve verdi 
|
من MN 
|
دون D̃WN başka 
|
ذلك Z̃LK bundan 
|
فتحا FTḪE bir fetih 
|
قريبا GRYBE yakın 
|
(48:27)

|
هو HW O 
|
الذي ELZ̃Y 
|
أرسل ÊRSL gönderendir 
|
رسوله RSWLH Elçisini 
|
بالهدى BELHD̃ hidayet ile 
|
ودين WD̃YN ve din ile 
|
الحق ELḪG hak 
|
ليظهره LYƵHRH onu üstün kılmak için 
|
على AL 
|
الدين ELD̃YN dinlere 
|
كله KLH bütün 
|
وكفى WKF ve yeter 
|
بالله BELLH Allah 
|
شهيدا ŞHYD̃E şahid olarak 
|
(48:28)

|
محمد MḪMD̃ Muhammed 
|
رسول RSWL elçisidir 
|
الله ELLH Allah'ın 
|
والذين WELZ̃YN ve bulunanlar 
|
معه MAH onun yanında 
|
أشداء ÊŞD̃EÙ katı 
|
على AL karşı 
|
الكفار ELKFER kafirlere 
|
رحماء RḪMEÙ merhametlidirler 
|
بينهم BYNHM birbirlerine karşı 
|
تراهم TREHM onları görürsün 
|
ركعا RKAE rüku' ederek 
|
سجدا SCD̃E secde ederek 
|
يبتغون YBTĞWN aradıklarını 
|
فضلا FŽLE bir lutuf 
|
من MN -dan 
|
الله ELLH Allah- 
|
ورضوانا WRŽWENE ve rızasını 
|
سيماهم SYMEHM nişanları vardır 
|
في FY 
|
وجوههم WCWHHM yüzlerinde 
|
من MN -nden 
|
أثر ÊS̃R izi- 
|
السجود ELSCWD̃ secde 
|
ذلك Z̃LK şöyledir 
|
مثلهم MS̃LHM onların vasıfları 
|
في FY 
|
التوراة ELTWRET Tevrat'taki 
|
ومثلهم WMS̃LHM ve vasıfları 
|
في FY 
|
الإنجيل ELÎNCYL İncildeki 
|
كزرع KZRA bir ekin gibidir 
|
أخرج ÊḢRC çıkaran 
|
شطأه ŞŦÊH filizini 
|
فآزره F ËZRH onu güçlendiren 
|
فاستغلظ FESTĞLƵ sonra kalınlaşan 
|
فاستوى FESTW derken dikilen 
|
على AL üstüne 
|
سوقه SWGH gövdesinin 
|
يعجب YACB hoşuna gider 
|
الزراع ELZREA ekincilerin 
|
ليغيظ LYĞYƵ öfkelendirsin diye 
|
بهم BHM onlara karşı 
|
الكفار ELKFER kafirleri 
|
وعد WAD̃ va'detmiştir 
|
الله ELLH Allah 
|
الذين ELZ̃YN 
|
آمنوا ËMNWE inananlara 
|
وعملوا WAMLWE ve yapanlara 
|
الصالحات ELṦELḪET iyi işler 
|
منهم MNHM onlardan 
|
مغفرة MĞFRT mağfiret 
|
وأجرا WÊCRE ve mükafat 
|
عظيما AƵYME büyük 
|
(48:29)