36:47Yâsîn  Suresi 47. Ayet

Kuran Sırası: 36 İniş Sırası: 41
1234567891011121314151617181920212223242526272829303132333435363738394041424344454647484950515253545556575859606162636465666768697071727374757677787980818283

36:47Yâsîn  Suresi 47. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَإِذَا (VÎZ̃E) = ve iƶā : ve zaman
2. قِيلَ (GYL) = ḳīle : dendiği
3. لَهُمْ (LHM) = lehum : onlara
4. أَنْفِقُوا (ÊNFGVE) = enfiḳū : infak edin
5. مِمَّا (MME) = mimmā :
6. رَزَقَكُمُ (RZGKM) = razeḳakumu : size verdiği rızıktan
7. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah'ın
8. قَالَ (GEL) = ḳāle : derler
9. الَّذِينَ (ELZ̃YN) = elleƶīne :
10. كَفَرُوا (KFRVE) = keferū : nankörler
11. لِلَّذِينَ (LLZ̃YN) = lilleƶīne : kimselere
12. امَنُوا ( ËMNVE) = āmenū : inanan(lara)
13. أَنُطْعِمُ (ÊNŦAM) = enuT'ǐmu : biz mi yedirelim?
14. مَنْ (MN) = men : kimseye
15. لَوْ (LV) = lev :
16. يَشَاءُ (YŞEÙ) = yeşā'u : dilediği takdirde
17. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah'ın
18. أَطْعَمَهُ (ÊŦAMH) = eT'ǎmehu : yedireceği
19. إِنْ (ÎN) = in : hayır
20. أَنْتُمْ (ÊNTM) = entum : siz
21. إِلَّا (ÎLE) = illā : doğrusu
22. فِي (FY) = fī : içindesiniz
23. ضَلَالٍ (ŽLEL) = Delālin : bir sapıklık
24. مُبِينٍ (MBYN) = mubīnin : apaçık
ve zaman | dendiği | onlara | infak edin | | size verdiği rızıktan | Allah'ın | derler | | nankörler | kimselere | inanan(lara) | biz mi yedirelim? | kimseye | | dilediği takdirde | Allah'ın | yedireceği | hayır | siz | doğrusu | içindesiniz | bir sapıklık | apaçık |

[] [GVL] [] [NFG] [] [RZG] [] [GVL] [] [KFR] [] [EMN] [ŦAM] [] [] [ŞYE] [] [ŦAM] [] [] [] [] [ŽLL] [BYN]
VÎZ̃E GYL LHM ÊNFGVE MME RZGKM ELLH GEL ELZ̃YN KFRVE LLZ̃YN ËMNVE ÊNŦAM MN LV YŞEÙ ELLH ÊŦAMH ÎN ÊNTM ÎLE FY ŽLEL MBYN

ve iƶā ḳīle lehum enfiḳū mimmā razeḳakumu llahu ḳāle elleƶīne keferū lilleƶīne āmenū enuT'ǐmu men lev yeşā'u llahu eT'ǎmehu in entum illā Delālin mubīnin
وإذا قيل لهم أنفقوا مما رزقكم الله قال الذين كفروا للذين آمنوا أنطعم من لو يشاء الله أطعمه إن أنتم إلا في ضلال مبين

36:47Yâsîn  Suresi 47. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وإذا | VÎZ̃E ve iƶā ve zaman And when
قيل ق و ل | GVL GYL ḳīle dendiği it is said
لهم | LHM lehum onlara to them,
أنفقوا ن ف ق | NFG ÊNFGVE enfiḳū infak edin """Spend"
مما | MME mimmā from what
رزقكم ر ز ق | RZG RZGKM razeḳakumu size verdiği rızıktan (has) provided you
الله | ELLH llahu Allah'ın "Allah."""
قال ق و ل | GVL GEL ḳāle derler Said
الذين | ELZ̃YN elleƶīne those who
كفروا ك ف ر | KFR KFRVE keferū nankörler disbelieved
للذين | LLZ̃YN lilleƶīne kimselere to those who
آمنوا ا م ن | EMN ËMNVE āmenū inanan(lara) believed,
أنطعم ط ع م | ŦAM ÊNŦAM enuT'ǐmu biz mi yedirelim? """Should we feed"
من | MN men kimseye whom
لو | LV lev if
يشاء ش ي ا | ŞYE YŞEÙ yeşā'u dilediği takdirde Allah willed -
الله | ELLH llahu Allah'ın Allah willed -
أطعمه ط ع م | ŦAM ÊŦAMH eT'ǎmehu yedireceği "He would have fed him?"""
إن | ÎN in hayır Not
أنتم | ÊNTM entum siz (are) you
إلا | ÎLE illā doğrusu except
في | FY içindesiniz in
ضلال ض ل ل | ŽLL ŽLEL Delālin bir sapıklık an error
مبين ب ي ن | BYN MBYN mubīnin apaçık clear.
36:47 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve zaman | dendiği | onlara | infak edin | | size verdiği rızıktan | Allah'ın | derler | | nankörler | kimselere | inanan(lara) | biz mi yedirelim? | kimseye | | dilediği takdirde | Allah'ın | yedireceği | hayır | siz | doğrusu | içindesiniz | bir sapıklık | apaçık |

[] [GVL] [] [NFG] [] [RZG] [] [GVL] [] [KFR] [] [EMN] [ŦAM] [] [] [ŞYE] [] [ŦAM] [] [] [] [] [ŽLL] [BYN]
VÎZ̃E GYL LHM ÊNFGVE MME RZGKM ELLH GEL ELZ̃YN KFRVE LLZ̃YN ËMNVE ÊNŦAM MN LV YŞEÙ ELLH ÊŦAMH ÎN ÊNTM ÎLE FY ŽLEL MBYN

ve iƶā ḳīle lehum enfiḳū mimmā razeḳakumu llahu ḳāle elleƶīne keferū lilleƶīne āmenū enuT'ǐmu men lev yeşā'u llahu eT'ǎmehu in entum illā Delālin mubīnin
وإذا قيل لهم أنفقوا مما رزقكم الله قال الذين كفروا للذين آمنوا أنطعم من لو يشاء الله أطعمه إن أنتم إلا في ضلال مبين

[] [ق و ل] [] [ن ف ق] [] [ر ز ق] [] [ق و ل] [] [ك ف ر] [] [ا م ن] [ط ع م] [] [] [ش ي ا] [] [ط ع م] [] [] [] [] [ض ل ل] [ب ي ن]

36:47Yâsîn  Suresi 47. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وإذا | VÎZ̃E ve iƶā ve zaman And when
Vav,,Zel,Elif,
6,,700,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
T – time adverb
الواو عاطفة
ظرف زمان
قيل ق و ل | GVL GYL ḳīle dendiği it is said
Gaf,Ye,Lam,
100,10,30,
V – 3rd person masculine singular passive perfect verb
فعل ماض مبني للمجهول
لهم | LHM lehum onlara to them,
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
أنفقوا ن ف ق | NFG ÊNFGVE enfiḳū infak edin """Spend"
,Nun,Fe,Gaf,Vav,Elif,
,50,80,100,6,1,
V – 2nd person masculine plural (form IV) imperative verb
PRON – subject pronoun
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
مما | MME mimmā from what
Mim,Mim,Elif,
40,40,1,
P – preposition
REL – relative pronoun
حرف جر
اسم موصول
رزقكم ر ز ق | RZG RZGKM razeḳakumu size verdiği rızıktan (has) provided you
Re,Ze,Gaf,Kef,Mim,
200,7,100,20,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
الله | ELLH llahu Allah'ın "Allah."""
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
قال ق و ل | GVL GEL ḳāle derler Said
Gaf,Elif,Lam,
100,1,30,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
الذين | ELZ̃YN elleƶīne those who
Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
1,30,700,10,50,
REL – masculine plural relative pronoun
اسم موصول
كفروا ك ف ر | KFR KFRVE keferū nankörler disbelieved
Kef,Fe,Re,Vav,Elif,
20,80,200,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
للذين | LLZ̃YN lilleƶīne kimselere to those who
Lam,Lam,Zel,Ye,Nun,
30,30,700,10,50,
P – prefixed preposition lām
REL – masculine plural relative pronoun
جار ومجرور
آمنوا ا م ن | EMN ËMNVE āmenū inanan(lara) believed,
,Mim,Nun,Vav,Elif,
,40,50,6,1,
V – 3rd person masculine plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أنطعم ط ع م | ŦAM ÊNŦAM enuT'ǐmu biz mi yedirelim? """Should we feed"
,Nun,Tı,Ayn,Mim,
,50,9,70,40,
INTG – prefixed interrogative alif
V – 1st person plural (form IV) imperfect verb
الهمزة همزة استفهام
فعل مضارع
من | MN men kimseye whom
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
لو | LV lev if
Lam,Vav,
30,6,
COND – conditional particle
حرف شرط
يشاء ش ي ا | ŞYE YŞEÙ yeşā'u dilediği takdirde Allah willed -
Ye,Şın,Elif,,
10,300,1,,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb
فعل مضارع
الله | ELLH llahu Allah'ın Allah willed -
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
أطعمه ط ع م | ŦAM ÊŦAMH eT'ǎmehu yedireceği "He would have fed him?"""
,Tı,Ayn,Mim,He,
,9,70,40,5,
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
فعل ماض والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
إن | ÎN in hayır Not
,Nun,
,50,
NEG – negative particle
حرف نفي
أنتم | ÊNTM entum siz (are) you
,Nun,Te,Mim,
,50,400,40,
PRON – 2nd person masculine plural personal pronoun
ضمير منفصل
إلا | ÎLE illā doğrusu except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
في | FY içindesiniz in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
ضلال ض ل ل | ŽLL ŽLEL Delālin bir sapıklık an error
Dad,Lam,Elif,Lam,
800,30,1,30,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
مبين ب ي ن | BYN MBYN mubīnin apaçık clear.
Mim,Be,Ye,Nun,
40,2,10,50,
N – genitive masculine indefinite (form IV) active participle
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
1
وإذا
ve iƶā
|
ve zaman
Kombi Müfredat
قيل
ḳīle
GVL|ق و ل
dendiği
3
لهم
lehum
|
onlara
Kombi Müfredat
أنفقوا
enfiḳū
NFG|ن ف ق
infak edin
5
مما
mimmā
|
Kombi Müfredat
رزقكم
razeḳakumu
RZG|ر ز ق
size verdiği rızıktan
7
الله
llahu
|
Allah'ın
Kombi Müfredat
قال
ḳāle
GVL|ق و ل
derler
9
الذين
elleƶīne
|
10 Kombi Müfredat
كفروا
keferū
KFR|ك ف ر
nankörler
11
للذين
lilleƶīne
|
kimselere
12 Kombi Müfredat
آمنوا
āmenū
EMN|ا م ن
inanan(lara)
13 Kombi Müfredat
أنطعم
enuT'ǐmu
ŦAM|ط ع م
biz mi yedirelim?
14
من
men
|
kimseye
15
لو
lev
|
16 Kombi Müfredat
يشاء
yeşā'u
ŞYE|ش ي ا
dilediği takdirde
17
الله
llahu
|
Allah'ın
18 Kombi Müfredat
أطعمه
eT'ǎmehu
ŦAM|ط ع م
yedireceği
19
إن
in
|
hayır
20
أنتم
entum
|
siz
21
إلا
illā
|
doğrusu
22
في
|
içindesiniz
23 Kombi Müfredat
ضلال
Delālin
ŽLL|ض ل ل
bir sapıklık
24 Kombi Müfredat
مبين
mubīnin
BYN|ب ي ن
apaçık
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |وَإِذَا: ve zaman | قِيلَ: dendiği | لَهُمْ: onlara | أَنْفِقُوا: infak edin | مِمَّا: | رَزَقَكُمُ: size verdiği rızıktan | اللَّهُ: Allah'ın | قَالَ: derler | الَّذِينَ: | كَفَرُوا: nankörler | لِلَّذِينَ: kimselere | امَنُوا: inanan(lara) | أَنُطْعِمُ: biz mi yedirelim? | مَنْ: kimseye | لَوْ: | يَشَاءُ: dilediği takdirde | اللَّهُ: Allah'ın | أَطْعَمَهُ: yedireceği | إِنْ: hayır | أَنْتُمْ: siz | إِلَّا: doğrusu | فِي: içindesiniz | ضَلَالٍ: bir sapıklık | مُبِينٍ: apaçık | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |وإذا WÎZ̃E ve zaman | قيل GYL dendiği | لهم LHM onlara | أنفقوا ÊNFGWE infak edin | مما MME | رزقكم RZGKM size verdiği rızıktan | الله ELLH Allah'ın | قال GEL derler | الذين ELZ̃YN | كفروا KFRWE nankörler | للذين LLZ̃YN kimselere | آمنوا ËMNWE inanan(lara) | أنطعم ÊNŦAM biz mi yedirelim? | من MN kimseye | لو LW | يشاء YŞEÙ dilediği takdirde | الله ELLH Allah'ın | أطعمه ÊŦAMH yedireceği | إن ÎN hayır | أنتم ÊNTM siz | إلا ÎLE doğrusu | في FY içindesiniz | ضلال ŽLEL bir sapıklık | مبين MBYN apaçık | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |ve iƶā: ve zaman | ḳīle: dendiği | lehum: onlara | enfiḳū: infak edin | mimmā: | razeḳakumu: size verdiği rızıktan | llahu: Allah'ın | ḳāle: derler | elleƶīne: | keferū: nankörler | lilleƶīne: kimselere | āmenū: inanan(lara) | enuT'ǐmu: biz mi yedirelim? | men: kimseye | lev: | yeşā'u: dilediği takdirde | llahu: Allah'ın | eT'ǎmehu: yedireceği | in: hayır | entum: siz | illā: doğrusu | : içindesiniz | Delālin: bir sapıklık | mubīnin: apaçık | Dinle Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |VÎZ̃E: ve zaman | GYL: dendiği | LHM: onlara | ÊNFGVE: infak edin | MME: | RZGKM: size verdiği rızıktan | ELLH: Allah'ın | GEL: derler | ELZ̃YN: | KFRVE: nankörler | LLZ̃YN: kimselere | ËMNVE: inanan(lara) | ÊNŦAM: biz mi yedirelim? | MN: kimseye | LV: | YŞEÙ: dilediği takdirde | ELLH: Allah'ın | ÊŦAMH: yedireceği | ÎN: hayır | ÊNTM: siz | ÎLE: doğrusu | FY: içindesiniz | ŽLEL: bir sapıklık | MBYN: apaçık | Dinle Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onlara, Allah'ın, sizi rızıklandırdığı şeylerin bir kısmını hayır yoluna harcayın dendi mi kâfir olanlar, inananlara derler ki: Dileseydi Allah doyururdu onu, biz mi doyuralım? Siz, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.Dinle Paylaş
Adem Uğur : Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.Dinle Paylaş
Ahmed Hulusi : Onlara: "Allâh'ın sizi beslediği yaşam gıdalarınızdan Allâh için karşılıksız bağışlayın" denildiğinde hakikat bilgisini inkâr edenler, iman edenlere dedi ki: "Dileseydi Allâh, kendisinin doyuracağı kimseyi mi yedirip doyuralım? Siz ancak apaçık bir dalâlet içindesiniz. "Dinle Paylaş
Ahmet Tekin : Onlara: 'Allah’ın size rızık ve servet olarak verdiklerinden, Allah yolunda, karşılık gözetmeden gönüllü hayra harcayın, insanların ihtiyaçlarını görün' denildiği zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, iman edenlere: 'Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde doyuracağı akıllı ve sorumlu kimseleri, biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir yanılgı içindesiniz.' diyorlar.Dinle Paylaş
Ahmet Varol : Onlara: 'Allah'ın size rızık olarak verdiğinden (hayır yolunda) harcayın' dendiğinde inkâr edenler iman edenlere derler ki: 'Allah'ın dilediği takdirde yedireceği kimseye biz mi yedireceğiz? Doğrusu siz apaçık bir sapıklık içindesiniz.'Dinle Paylaş
Ali Bulaç : Ve onlara: "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere dediler ki: " Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."Dinle Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Onlara: “-Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın.” denildiği zaman, o kâfir olanlar, iman edenlere şöyle dediler: “- O kimseye biz mi yedireceğiz ki, Allah dileseydi ona yiyeceğini verirdi? Siz (Allah’ın iradesine aykırı teklifte bulunmakla) ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.”Dinle Paylaş
Bekir Sadak : Onlara: «Allah'in size verdigi riziktan sarfedin» denince inkar edenler inananlara: «Allah dileseydi doyurabilecegi bir kimseyi biz mi doyuralim? Dogrusu siz apacik bir sapikliktasiniz» derler.Dinle Paylaş
Celal Yıldırım : Yine kendilerine, Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden (Allah için) harcayın, denildiği zaman, o küfredenler, imân edenlere, «Allah'ın dilediği takdirde yedireceği kimseyi biz mi yedirelim ?! Şüphesiz ki siz açık bir sapıklık içinde bulunuyorsunuz,» derler.Dinle Paylaş
Diyanet İşleri : Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.Dinle Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Onlara: 'Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin' denince inkar edenler inananlara: 'Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız' derler.Dinle Paylaş
Diyanet Vakfi : Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.Dinle Paylaş
Edip Yüksel : Kendilerine, 'ALLAH'ın size verdiği rızıklardan verin,' denildiğinde, inkar edenler inananlara, 'ALLAH'ın, dilediği taktirde besleyebileceği kimseleri mi besleyelim? Siz gerçekten iyice sapıtmışsınız,' derler.Dinle Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlara: «Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın» dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: «Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?» dediler.Dinle Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlara: «Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın» denildiği zaman, o kafirler, iman edenler için şöyle dediler: «Allah'ın, dileseydi yiyecek verebileceği kimseyi biz hiç yedirir miyiz, siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?»Dinle Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Allahın size merzuk kıldığı şeylerden hayra sarfedin denildiği zaman da onlara o küfredenler iyman edenler için şöyle dediler, biz hiç yedirir miyiz o kişiye ki Allah dilese ona yiyeceğini verirdi, siz apaçık bir dalâl içinde değil de nesiniz?Dinle Paylaş
Fizilal-il Kuran : Onlara; «Allah'ın size verdiği rızıktan sarf edin» denilince inkâr edenler inananlara; «Allah dileseydi, doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Siz gerçekten sapıtmış kimselersiniz?»Dinle Paylaş
Gültekin Onan : Ve onlara: "Size Tanrı'nın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman, o küfredenler inananlara dediler ki: "Tanrı'nın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."Dinle Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Onlara: “Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden harcamada bulunun; başkalarının da nafakalarını temin edin” denildiği zaman da kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş o kişiler, şu iman etmiş kişiler için: “Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” dediler. "Dinle Paylaş
Hasan Basri Çantay : Onlara : «Allahın sizi rızıklandırdığı şeylerden (hayra) harc edin» denilince o küfredenler, îman edenlere (şöyle) dedi (ler): «Allahın, dileseydi, yedireceği kimseye biz mi yedirecek misiz? Siz apaçık bir sapıklıkda bulunanlardan başkaları değilsiniz». Dinle Paylaş
Hayrat Neşriyat : Kendilerine: 'Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (siz de O’nun yolunda) sarf edin!' denildiğinde ise o inkâr edenler, îmân edenlere dedi(ler) ki: 'Allah dileyecek olsaydı kendisini doyuracağı bir kimseyi, (biz) mi doyuracağız? Doğrusu siz ancak apaçık bir dalâlet içindesiniz.'Dinle Paylaş
İbni Kesir : Onlara; Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin, denildiğinde; o küfredenler iman etmiş olanlara dediler ki: Dilediği takdirde Allah'ın doyuracağı kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz, ancak apaçık bir sapıklık içerisindesiniz.Dinle Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Ve onlara "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden infâk edin (verin)." denildiği zaman kâfirler, âmenû olanlara: "Allah'ın dileseydi, doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir dalâlet içindesiniz." dediler.Dinle Paylaş
Muhammed Esed : Kendilerine, "Allah'ın size verdiği rızıktan başkaları için harcayın!" denildiğinde, hakikati inkara şartlanmış olanlar, inananlara, "Rabb(iniz) dileseydi (Kendisinin) besleyebileceği kimseleri biz mi besleyelim? Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz!" derler;Dinle Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onlara «Allah'ın sizi merzûk ettiği şeylerden infak ediniz» denildiği vakit kâfir olanlar, imân edenlere dediler ki: «Biz mi taam vereceğiz o kimseye ki, eğer Allah dilese idi ona taam verirdi. Siz başka değil, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz?»Dinle Paylaş
Ömer Öngüt : Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfedin!" denildiğinde, kâfirler müminlere: "Allah'ın, dileseydi doyuracağı kimseleri biz mi doyuralım? Siz gerçekten sapıtmış kimselersiniz. " derler.Dinle Paylaş
Şaban Piriş : Kendilerine: -Allah’ın size verdiği rızıklardan infak edin, denildiği zaman; nankörlük edenler, iman edenlere; -Allah istese doyurabileceği kimseleri biz mi doyuracağız? Siz, ancak açık bir sapıklık içindesiniz, derlerDinle Paylaş
Suat Yıldırım : Onlara ne zaman: "Allah’ın size lütfettiğinden, siz de muhtaçlar için harcayın" denilse, kâfirler müminlere şöyle derler: "Size kalsa Allah’ın dilediği takdirde bol bol rızıklandıracağı kimseyi doyurmak bizim mi işimiz? Siz, böyle ne sapık düşünürsünüz!"Dinle Paylaş
Süleyman Ateş : Onlara: "Allâh'ın size verdiği rızıktan (Allâh için) verin!" dendiği zaman, nankörler, inananlara: "Allâh'ın dilediği takdirde yedireceği bir kimseye biz mi yedirelim? Doğrusu siz, apaçık bir sapıklık içindesiniz." derler.Dinle Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Ve onlara: «Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin» denildiği zaman da, o küfre sapanlar iman edenlere dediler ki: «Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz.»Dinle Paylaş
Ümit Şimşek : Kendilerine 'Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden bağışta bulunun' dendiği zaman, inkâr edenler iman edenlere dediler ki: 'Dilediği takdirde Allah'ın doyurabileceği kimseleri biz mi doyuralım? Siz iyice şaşırmışsınız!'Dinle Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Onlara, "Allah'ın size lütfettiği rızıklardan dağıtın!" dendiğinden, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler: "Allah'ın, dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu."Dinle Paylaş
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.