| لا LE yoktur
| إله ÎLH tanrı
| إلا ÎLE başka
| هو HW O'ndan
| الحي ELḪY daima diridir
| القيوم ELGYWM (yaratıklarını) koruyup yöneticidir
| (3:2)
| عليك ALYK sana
| الكتاب ELKTEB Kitabı
| بالحق BELḪG hak ile
| مصدقا MṦD̃GE doğrulayıcı olarak
| لما LME
| بين BYN
| يديه YD̃YH kendinden öncekini
| وأنزل WÊNZL ve indirmişti
| التوراة ELTWRET Tevrat
| والإنجيل WELÎNCYL ve İncil'i de
| (3:3)
| قبل GBL daha önce
| هدى HD̃ yol gösterici olarak
| للناس LLNES insanlara
| وأنزل WÊNZL ve indirdi
| الفرقان ELFRGEN Furkan'ı da
| إن ÎN muhakkak ki
| الذين ELZ̃YN kimselere
| كفروا KFRWE inkar eden
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| لهم LHM onlara vardır
| عذاب AZ̃EB bir azab
| شديد ŞD̃YD̃ çetin
| والله WELLH Allah
| عزيز AZYZ daima üstündür
| ذو Z̃W
| انتقام ENTGEM öc alandır
| (3:4)
| الله ELLH Allah'a
| لا LE
| يخفى YḢF gizli kalmaz
| عليه ALYH ona
| شيء ŞYÙ hiçbir şey
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| ولا WLE
| في FY
| السماء ELSMEÙ ve gökte
| (3:5)
| الذي ELZ̃Y
| يصوركم YṦWRKM sizi şekillendiren
| في FY
| الأرحام ELÊRḪEM rahimlerde
| كيف KYF gibi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| لا LE yoktur
| إله ÎLH tanrı
| إلا ÎLE başka
| هو HW O'ndan
| العزيز ELAZYZ azizdir
| الحكيم ELḪKYM hüküm ve hikmet sahibidir
| (3:6)
| الذي ELZ̃Y
| أنزل ÊNZL indirdi
| عليك ALYK sana
| الكتاب ELKTEB Kitabı
| منه MNH Onun
| آيات ËYET (bazı) ayetleri
| محكمات MḪKMET muhkemdir (ki)
| هن HN onlar
| أم ÊM anasıdır
| الكتاب ELKTEB Kitabın
| وأخر WÊḢR ve diğerleri de
| متشابهات MTŞEBHET müteşabihdir
| فأما FÊME olanlar
| الذين ELZ̃YN
| في FY
| قلوبهم GLWBHM kalblerinde
| زيغ ZYĞ eğrilik
| فيتبعون FYTBAWN ardına düşerler
| ما ME olanlarının
| تشابه TŞEBH müteşabih
| منه MNH onun
| ابتغاء EBTĞEÙ çıkarmak için
| الفتنة ELFTNT fitne
| وابتغاء WEBTĞEÙ ve bulmak için
| تأويله TÊWYLH onun te'vilini
| وما WME oysa
| يعلم YALM bilmez
| تأويله TÊWYLH onun te'vilini
| إلا ÎLE başka kimse
| الله ELLH Allah'tan
| والراسخون WELRESḢWN ileri gidenler
| في FY
| العلم ELALM ilimde
| يقولون YGWLWN derler
| آمنا ËMNE inandık
| به BH Ona
| كل KL hepsi
| من MN
| عند AND̃ katındandır
| ربنا RBNE Rabbimiz
| وما WME
| يذكر YZ̃KR düşünüp öğüt almaz
| إلا ÎLE başkası
| أولو ÊWLW sahiplerinden
| الألباب ELÊLBEB sağduyu
| (3:7)
| لا LE
| تزغ TZĞ eğriltme
| قلوبنا GLWBNE kalblerimizi
| بعد BAD̃ sonra
| إذ ÎZ̃
| هديتنا HD̃YTNE bizi doğru yola ilettikten
| وهب WHB ve ver
| لنا LNE bize
| من MN
| لدنك LD̃NK katından
| رحمة RḪMT bir rahmet
| إنك ÎNK kuşkusuz sen
| أنت ÊNT yalnız sen
| الوهاب ELWHEB çok bağış yapansın
| (3:8)
| إنك ÎNK sen mutlaka
| جامع CEMA toplayacaksın
| الناس ELNES insanları
| ليوم LYWM bir günde
| لا LE
| ريب RYB asla şüphe olmayan
| فيه FYH kendisinde
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| لا LE
| يخلف YḢLF dönmez
| الميعاد ELMYAED̃ sözünden
| (3:9)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| كفروا KFRWE inkar eden(ler)
| لن LN
| تغني TĞNY yarar sağlamaz
| عنهم ANHM onlara
| أموالهم ÊMWELHM malları
| ولا WLE ne de
| أولادهم ÊWLED̃HM çocukları
| من MN karşı
| الله ELLH Allah'a
| شيئا ŞYÙE hiçbir
| وأولئك WÊWLÙK işte
| هم HM onlar
| وقود WGWD̃ yakıtıdırlar
| النار ELNER ateşin
| (3:10)
| آل ËL ailesinin
| فرعون FRAWN Fir'avn
| والذين WELZ̃YN ve kimselerin
| من MN
| قبلهم GBLHM onlardan önceki
| كذبوا KZ̃BWE onlar da yalanladılar
| بآياتنا B ËYETNE ayetlerimizi
| فأخذهم FÊḢZ̃HM onları yakaladı
| الله ELLH Allah
| بذنوبهم BZ̃NWBHM günahlarıyla
| والله WELLH Allah'ın
| شديد ŞD̃YD̃ çetindir
| العقاب ELAGEB cezası
| (3:11)
| للذين LLZ̃YN kimselere
| كفروا KFRWE inkar edenlere
| ستغلبون STĞLBWN yenileceksiniz
| وتحشرون WTḪŞRWN ve sürüleceksiniz
| إلى ÎL
| جهنم CHNM cehenneme
| وبئس WBÙS (orası) ne kötü
| المهاد ELMHED̃ bir döşektir
| (3:12)
| كان KEN
| لكم LKM sizin için vardır
| آية ËYT bir ibret
| في FY
| فئتين FÙTYN şu iki toplulukta
| التقتا ELTGTE karşılaşan
| فئة FÙT bir topluluk
| تقاتل TGETL çarpışıyordu
| في FY
| سبيل SBYL yolunda
| الله ELLH Allah
| وأخرى WÊḢR öteki de
| كافرة KEFRT nankördü
| يرونهم YRWNHM onları görüyorlardı
| مثليهم MS̃LYHM kendilerinin iki katı
| رأي RÊY görüşüyle
| العين ELAYN gözlerinin
| والله WELLH Allah
| يؤيد YÙYD̃ destekler
| بنصره BNṦRH yardımıyle
| من MN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| إن ÎN elbette
| في FY
| ذلك Z̃LK bunda
| لعبرة LABRT bir ibret vardır
| لأولي LÊWLY olanlar için
| الأبصار ELÊBṦER gözleri
| (3:13)
| للناس LLNES insanlara
| حب ḪB aşırı düşkünlük
| الشهوات ELŞHWET zevklere
| من MN
| النساء ELNSEÙ kadınlardan
| والبنين WELBNYN ve oğullardan
| والقناطير WELGNEŦYR ve kantarlarca
| المقنطرة ELMGNŦRT yığılmış
| من MN
| الذهب ELZ̃HB altından
| والفضة WELFŽT ve gümüşten
| والخيل WELḢYL ve atlardan
| المسومة ELMSWMT salma
| والأنعام WELÊNAEM davarlardan
| والحرث WELḪRS̃ ve ekinlerden (gelen)
| ذلك Z̃LK bunlar (sadece)
| متاع MTEA geçimidir
| الحياة ELḪYET hayatının
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| والله WELLH Allah'ın
| عنده AND̃H yanındadır
| حسن ḪSN güzel
| المآب ELM ËB varılacak yer
| (3:14)
| أؤنبئكم ÊÙNBÙKM size söyleyeyim mi?
| بخير BḢYR daha iyisini
| من MN
| ذلكم Z̃LKM bunlardan
| للذين LLZ̃YN
| اتقوا ETGWE korunanlar için vardır
| عند AND̃ katında
| ربهم RBHM Rableri
| جنات CNET cennetler
| تجري TCRY akan
| من MN
| تحتها TḪTHE altlarından
| الأنهار ELÊNHER ırmaklar
| خالدين ḢELD̃YN sürekli kalacakları
| فيها FYHE içinde
| وأزواج WÊZWEC ve eşler
| مطهرة MŦHRT tertemiz
| ورضوان WRŽWEN ve rızası
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| والله WELLH Allah
| بصير BṦYR görür
| بالعباد BELABED̃ kullarını
| (3:15)
| يقولون YGWLWN derler
| ربنا RBNE Rabbimiz
| إننا ÎNNE gerçekten biz
| آمنا ËMNE inandık
| فاغفر FEĞFR bağışla
| لنا LNE bizden
| ذنوبنا Z̃NWBNE günahlarımızı
| وقنا WGNE ve bizi koru
| عذاب AZ̃EB azabından
| النار ELNER ateş
| (3:16)
| والصادقين WELṦED̃GYN ve sadık olanlar
| والقانتين WELGENTYN ve gönülden itaat edenler
| والمنفقين WELMNFGYN ve infak edenler
| والمستغفرين WELMSTĞFRYN ve istiğfar edenler
| بالأسحار BELÊSḪER seherlerde
| (3:17)
| الله ELLH Allah
| أنه ÊNH şüphesiz
| لا LE yoktur
| إله ÎLH tanrı
| إلا ÎLE başka
| هو HW O'ndan
| والملائكة WELMLEÙKT ve melekler
| وأولو WÊWLW ve sahipleri
| العلم ELALM ilim
| قائما GEÙME gözeten
| بالقسط BELGSŦ adaletle
| لا LE yoktur
| إله ÎLH tanrı
| إلا ÎLE başka
| هو HW O'ndan
| العزيز ELAZYZ azizdir
| الحكيم ELḪKYM hakimdir
| (3:18)
| الدين ELD̃YN din
| عند AND̃ katında
| الله ELLH Allah
| الإسلام ELÎSLEM İslamdır
| وما WME
| اختلف EḢTLF ayrılığa düşmediler
| الذين ELZ̃YN kimseler
| أوتوا ÊWTWE verilmiş olan
| الكتاب ELKTEB Kitap
| إلا ÎLE başka (bir sebeple)
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| ما ME
| جاءهم CEÙHM geldikten
| العلم ELALM ilim
| بغيا BĞYE aşırılıkları
| بينهم BYNHM aralarındaki
| ومن WMN ve kim
| يكفر YKFR inkar ederse
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| فإن FÎN (bilsin ki) şüphesiz
| الله ELLH Allah
| سريع SRYA çabuk görendir
| الحساب ELḪSEB hesabı
| (3:19)
| حاجوك ḪECWK seninle tartışmaya girişirlerse
| فقل FGL de ki
| أسلمت ÊSLMT ben teslim ettim
| وجهي WCHY özümü
| لله LLH Allah'a
| ومن WMN ve kimseler
| اتبعن ETBAN bana uyan
| وقل WGL ve de ki
| للذين LLZ̃YN kendilerine
| أوتوا ÊWTWE verilenlere
| الكتاب ELKTEB Kitap
| والأميين WELÊMYYN ve ümmilere
| أأسلمتم ÊÊSLMTM Siz de İslam (teslim) oldunuz mu?
| فإن FÎN eğer
| أسلموا ÊSLMWE İslam olurlarsa
| فقد FGD̃ muhakkak
| اهتدوا EHTD̃WE doğru yolu bulmuşlardır
| وإن WÎN yok eğer
| تولوا TWLWE dönerlerse
| فإنما FÎNME artık
| عليك ALYK sana düşen
| البلاغ ELBLEĞ sadece duyurmaktır
| والله WELLH Allah
| بصير BṦYR görmektedir
| بالعباد BELABED̃ kulları(nın yaptıkları)nı
| (3:20)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| يكفرون YKFRWN inkar eden(ler)
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| ويقتلون WYGTLWN ve öldürenler
| النبيين ELNBYYN peygamberleri
| بغير BĞYR olmaksızın
| حق ḪG hak
| ويقتلون WYGTLWN ve öldürenler (var ya)
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| يأمرون YÊMRWN emreden
| بالقسط BELGSŦ adaletle
| من MN arasında
| الناس ELNES insanlar
| فبشرهم FBŞRHM onlara müjdele
| بعذاب BAZ̃EB bir azabı
| أليم ÊLYM acı
| (3:21)
| الذين ELZ̃YN
| حبطت ḪBŦT boşa çıkmıştır
| أعمالهم ÊAMELHM onların yaptıkları
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünyada
| والآخرة WEL ËḢRT ve ahirette
| وما WME ve yoktur
| لهم LHM onların
| من MN hiçbir
| ناصرين NEṦRYN yardımcıları
| (3:22)
| تر TR görmedin mi?
| إلى ÎL
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| أوتوا ÊWTWE verilmiş olan
| نصيبا NṦYBE bir (nasip) pay
| من MN -tan
| الكتاب ELKTEB Kitap-
| يدعون YD̃AWN çağırılıyorlar da
| إلى ÎL
| كتاب KTEB Kitabına
| الله ELLH Allah'ın
| ليحكم LYḪKM hüküm versin diye
| بينهم BYNHM aralarında
| ثم S̃M sonra
| يتولى YTWL dönüyorlar
| فريق FRYG bir topluluk
| منهم MNHM onlardan
| وهم WHM ve onlar
| معرضون MARŽWN yüz çeviriyorlar
| (3:23)
| بأنهم BÊNHM onların
| قالوا GELWE demelerindendir
| لن LN
| تمسنا TMSNE bize dokunmayacak
| النار ELNER ateş
| إلا ÎLE başka
| أياما ÊYEME birkaç günden
| معدودات MAD̃WD̃ET sayılı
| وغرهم WĞRHM ve onları yanıltmıştır
| في FY
| دينهم D̃YNHM dinlerinde
| ما ME şeyler
| كانوا KENWE oldukları
| يفترون YFTRWN uyduruyor
| (3:24)
| إذا ÎZ̃E zaman
| جمعناهم CMANEHM topladığımız
| ليوم LYWM bir gün için
| لا LE
| ريب RYB hiç şüphe olmayan
| فيه FYH kendisinde
| ووفيت WWFYT ve tastamam verilip
| كل KL her
| نفس NFS insanın
| ما ME
| كسبت KSBT kazandığı
| وهم WHM ve onların
| لا LE asla
| يظلمون YƵLMWN zulme uğratılmadığı
| (3:25)
| اللهم ELLHM Allah'ım
| مالك MELK sahibisin
| الملك ELMLK mülkün
| تؤتي TÙTY sen verirsin
| الملك ELMLK mülkü
| من MN kimseye
| تشاء TŞEÙ dilediğin
| وتنزع WTNZA ve alırsın
| الملك ELMLK mülkü
| ممن MMN kimseden
| تشاء TŞEÙ dilediğin
| وتعز WTAZ ve yükseltirsin
| من MN kimseyi
| تشاء TŞEÙ dilediğin
| وتذل WTZ̃L ve alçaltırsın
| من MN kimseyi
| تشاء TŞEÙ dilediğini
| بيدك BYD̃K senin elindedir
| الخير ELḢYR hayır (mal, iyilik)
| إنك ÎNK şüphesiz sen
| على AL
| كل KL her
| شيء ŞYÙ şeye
| قدير GD̃YR kadirsin
| (3:26)
| الليل ELLYL geceyi
| في FY
| النهار ELNHER gündüze
| وتولج WTWLC ve sokarsın
| النهار ELNHER gündüzü
| في FY
| الليل ELLYL geceye
| وتخرج WTḢRC ve çıkarırsın
| الحي ELḪY diriyi
| من MN -den
| الميت ELMYT ölü-
| وتخرج WTḢRC ve çıkarırsın
| الميت ELMYT ölüyü
| من MN -den
| الحي ELḪY diri-
| وترزق WTRZG ve rızıklandırırsın
| من MN kimseyi
| تشاء TŞEÙ dilediğin
| بغير BĞYR olmaksızın
| حساب ḪSEB hesap
| (3:27)
| يتخذ YTḢZ̃ edinmesin
| المؤمنون ELMÙMNWN Mü'minler
| الكافرين ELKEFRYN kafirleri
| أولياء ÊWLYEÙ dost
| من MN
| دون D̃WN bırakıp
| المؤمنين ELMÙMNYN inananları
| ومن WMN ve kim
| يفعل YFAL yaparsa
| ذلك Z̃LK böyle
| فليس FLYS kalmaz (değildir)
| من MN
| الله ELLH Allah ile
| في FY
| شيء ŞYÙ bir şey (dostluğu)
| إلا ÎLE ancak başka
| أن ÊN
| تتقوا TTGWE korunmanız
| منهم MNHM onlardan
| تقاة TGET (gelebilecek) tehlikeden
| ويحذركم WYḪZ̃RKM ve sizi sakındırır
| الله ELLH Allah
| نفسه NFSH kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
| وإلى WÎL
| الله ELLH ve Allah'adır
| المصير ELMṦYR dönüş
| (3:28)
| إن ÎN eğer
| تخفوا TḢFWE gizleseniz
| ما ME olanı
| في FY
| صدوركم ṦD̃WRKM göğüslerinizde
| أو ÊW veya
| تبدوه TBD̃WH açığa vursanız onu
| يعلمه YALMH onu bilir
| الله ELLH Allah
| ويعلم WYALM ve bilir
| ما ME olanı
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| وما WME ve olanı
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| والله WELLH Allah
| على AL
| كل KL her
| شيء ŞYÙ şeye
| قدير GD̃YR kadirdir
| (3:29)
| تجد TCD̃ bulacaktır
| كل KL her
| نفس NFS nefis
| ما ME şeyleri
| عملت AMLT yaptığı
| من MN -dan
| خير ḢYR hayır-
| محضرا MḪŽRE hazır
| وما WME ve şeyleri
| عملت AMLT işlediği
| من MN -ten
| سوء SWÙ kötülük-
| تود TWD̃ ister
| لو LW keşke olsa
| أن ÊN
| بينها BYNHE onunla (kötülükle)
| وبينه WBYNH kendisi arasında
| أمدا ÊMD̃E bir mesafe
| بعيدا BAYD̃E uzak
| ويحذركم WYḪZ̃RKM ve sizi sakındırıyor
| الله ELLH Allah
| نفسه NFSH kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
| والله WELLH Allah
| رءوف RÙWF şefkatlidir
| بالعباد BELABED̃ kulllarına
| (3:30)
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM siz
| تحبون TḪBWN seviyorsanız
| الله ELLH Allah'ı
| فاتبعوني FETBAWNY bana uyun ki
| يحببكم YḪBBKM sizi sevsin
| الله ELLH Allah da
| ويغفر WYĞFR ve bağışlasın
| لكم LKM sizin
| ذنوبكم Z̃NWBKM günahlarınızı
| والله WELLH Allah
| غفور ĞFWR bağışlayandır
| رحيم RḪYM esirgeyendir
| (3:31)
| أطيعوا ÊŦYAWE ita'at edin
| الله ELLH Allah'a
| والرسول WELRSWL ve Elçiye
| فإن FÎN eğer
| تولوا TWLWE dönerlerse
| فإن FÎN muhakkak ki
| الله ELLH Allah
| لا LE
| يحب YḪB sevmez
| الكافرين ELKEFRYN kafirleri
| (3:32)
| الله ELLH Allah
| اصطفى EṦŦF seçip üstün kıldı
| آدم ËD̃M Adem'i
| ونوحا WNWḪE ve Nuh'u
| وآل W ËL ve ailesini
| إبراهيم ÎBREHYM İbrahim
| وآل W ËL ve ailesini
| عمران AMREN İmran
| على AL üzerine
| العالمين ELAELMYN alemler
| (3:33)
| بعضها BAŽHE bazısı (birbirinden)
| من MN -ndan
| بعض BAŽ bazısı
| والله WELLH Allah
| سميع SMYA işitendir
| عليم ALYM bilendir
| (3:34)
| قالت GELT demişti ki
| امرأت EMRÊT karısı
| عمران AMREN İmran'ın
| رب RB Rabbim
| إني ÎNY şüphesiz ben
| نذرت NZ̃RT adadım
| لك LK sana
| ما ME olanı
| في FY
| بطني BŦNY karnımda
| محررا MḪRRE tam hür olarak
| فتقبل FTGBL kabul buyur
| مني MNY benden
| إنك ÎNK şüphesiz
| أنت ÊNT sen
| السميع ELSMYA işitensin
| العليم ELALYM bilensin
| (3:35)
| وضعتها WŽATHE onu doğurunca
| قالت GELT şöyle söyledi
| رب RB Rabbim
| إني ÎNY şüphesiz ben
| وضعتها WŽATHE onu doğurdum
| أنثى ÊNS̃ bir kız
| والله WELLH Allah
| أعلم ÊALM bilirken
| بما BME (onun) ne
| وضعت WŽAT doğurduğunu
| وليس WLYS ve değildir
| الذكر ELZ̃KR erkek
| كالأنثى KELÊNS̃ kız gibi
| وإني WÎNY doğrusu ben
| سميتها SMYTHE ona adını verdim
| مريم MRYM Meryem
| وإني WÎNY şüphesiz ben
| أعيذها ÊAYZ̃HE onu ısmarlıyorum
| بك BK sana
| وذريتها WZ̃RYTHE ve soyunu
| من MN -nden
| الشيطان ELŞYŦEN şeytan(ın şerri)-
| الرجيم ELRCYM kovulmuş
| (3:36)
| ربها RBHE Rabbi
| بقبول BGBWL kabulle (şekilde)
| حسن ḪSN güzel bir
| وأنبتها WÊNBTHE ve onu yetiştirdi
| نباتا NBETE bir bitki (gibi)
| حسنا ḪSNE güzel
| وكفلها WKFLHE ve onun bakımını üstlendi
| زكريا ZKRYE Zekeriyya da
| كلما KLME her
| دخل D̃ḢL girdiğinde
| عليها ALYHE onun yanına
| زكريا ZKRYE Zekeriyya
| المحراب ELMḪREB mihraba
| وجد WCD̃ bulurdu
| عندها AND̃HE yanında
| رزقا RZGE bir rızık
| قال GEL derdi
| يا YE EY/HEY/AH
| مريم MRYM Meryem
| أنى ÊN nereden?
| لك LK sana
| هذا HZ̃E bu
| قالت GELT (O da) derdi
| هو HW Bu
| من MN
| عند AND̃ katından
| الله ELLH Allah
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| يرزق YRZG rızık verir
| من MN kimseye
| يشاء YŞEÙ dilediği
| بغير BĞYR olmaksızın
| حساب ḪSEB hesap
| (3:37)
| دعا D̃AE du'a etti
| زكريا ZKRYE Zekeriyya
| ربه RBH Rabbine
| قال GEL dedi ki
| رب RB Rabbim
| هب HB ver
| لي LY bana
| من MN
| لدنك LD̃NK katından
| ذرية Z̃RYT bir nesil
| طيبة ŦYBT temiz
| إنك ÎNK şüphesiz sen
| سميع SMYA işitensin
| الدعاء ELD̃AEÙ çağrıyı
| (3:38)
| الملائكة ELMLEÙKT melekler
| وهو WHW ve onu
| قائم GEÙM doğrultup
| يصلي YṦLY desteklerler
| في FY -içinde
| المحراب ELMḪREB mihrab/harabiyet-
| أن ÊN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| يبشرك YBŞRK sana müjdeler
| بيحيى BYḪY Yahya'yı
| مصدقا MṦD̃GE doğrulayıcı
| بكلمة BKLMT bir kelimeyi
| من MN -tan
| الله ELLH Allah-
| وسيدا WSYD̃E ve efendi
| وحصورا WḪṦWRE ve nefsine hakim
| ونبيا WNBYE ve bir peygamber olacak
| من MN -den
| الصالحين ELṦELḪYN iyiler-
| (3:39)
| رب RB Rabbim
| أنى ÊN nasıl?
| يكون YKWN olur
| لي LY benim
| غلام ĞLEM oğlum
| وقد WGD̃ halbuki
| بلغني BLĞNY bana gelip çatmış
| الكبر ELKBR ihtiyarlık
| وامرأتي WEMRÊTY ve karım da
| عاقر AEGR kısırken
| قال GEL (Allah) dedi
| كذلك KZ̃LK öyle (ama)
| الله ELLH Allah
| يفعل YFAL yapar
| ما ME şeyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| (3:40)
| رب RB Rabbim
| اجعل ECAL o halde ver
| لي LY bana
| آية ËYT bir alamet
| قال GEL (Allah) dedi ki
| آيتك ËYTK senin alametin
| ألا ÊLE
| تكلم TKLM konuşamamandır
| الناس ELNES insanlarla
| ثلاثة S̃LES̃T üç
| أيام ÊYEM gün
| إلا ÎLE başka
| رمزا RMZE işaretten
| واذكر WEZ̃KR ve an
| ربك RBK Rabbini
| كثيرا KS̃YRE çok
| وسبح WSBḪ ve (O'nu) tesbih et
| بالعشي BELAŞY akşam
| والإبكار WELÎBKER ve sabah
| (3:41)
| قالت GELT demişti ki
| الملائكة ELMLEÙKT Melekler
| يا YE EY/HEY/AH
| مريم MRYM Meryem
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| اصطفاك EṦŦFEK seni seçti
| وطهرك WŦHRK ve temizledi
| واصطفاك WEṦŦFEK ve seni üstün kıldı
| على AL üzerine
| نساء NSEÙ kadınları
| العالمين ELAELMYN dünyaların
| (3:42)
| مريم MRYM Meryem
| اقنتي EGNTY divan dur
| لربك LRBK Rabbine
| واسجدي WESCD̃Y ve secde et
| واركعي WERKAY ve (huzurunda) eğil
| مع MA beraber
| الراكعين ELREKAYN eğilenlerle
| (3:43)
| من MN -ndendir
| أنباء ÊNBEÙ haberleri-
| الغيب ELĞYB görünmez alemin
| نوحيه NWḪYH vahyettiğimiz
| إليك ÎLYK sana
| وما WME
| كنت KNT sen değildin
| لديهم LD̃YHM onların yanında
| إذ ÎZ̃ zaman
| يلقون YLGWN attıkları
| أقلامهم ÊGLEMHM (kur'a) oklarını
| أيهم ÊYHM hangisi
| يكفل YKFL kefil olacak (diye)
| مريم MRYM Meryem'e
| وما WME
| كنت KNT sen değildin
| لديهم LD̃YHM yanlarında
| إذ ÎZ̃ zaman
| يختصمون YḢTṦMWN birbirleriyle çekiştikleri
| (3:44)
| قالت GELT demişti
| الملائكة ELMLEÙKT Melekler
| يا YE EY/HEY/AH
| مريم MRYM Meryem
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| يبشرك YBŞRK seni müjdeliyor
| بكلمة BKLMT bir kelime ile
| منه MNH kendisinden
| اسمه ESMH onun adı
| المسيح ELMSYḪ Mesih'dir
| عيسى AYS Îsa
| ابن EBN oğlu
| مريم MRYM Meryem
| وجيها WCYHE yüzdedir (şereflidir)
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünyada
| والآخرة WEL ËḢRT ve ahirette
| ومن WMN
| المقربين ELMGRBYN ve (Allah'a) yakın olanlardandır
| (3:45)
| الناس ELNES insanlara
| في FY
| المهد ELMHD̃ beşikte
| وكهلا WKHLE ve yetişkinlikte
| ومن WMN
| الصالحين ELṦELḪYN ve iyilerden olacaktır
| (3:46)
| رب RB Rabbim
| أنى ÊN nasıl
| يكون YKWN olur
| لي LY benim
| ولد WLD̃ çocuğum
| ولم WLM
| يمسسني YMSSNY bana dokunmamışken
| بشر BŞR bir beşer
| قال GEL dedi
| كذلك KZ̃LK böyledir
| الله ELLH Allah
| يخلق YḢLG yaratır
| ما ME şeyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| إذا ÎZ̃E zaman
| قضى GŽ istediği
| أمرا ÊMRE bir şey(in olmasını)
| فإنما FÎNME sadece
| يقول YGWL der
| له LH ona
| كن KN 'ol'
| فيكون FYKWN o da oluverir
| (3:47)
| الكتاب ELKTEB Kitabı
| والحكمة WELḪKMT ve Hikmeti
| والتوراة WELTWRET ve Tevrat'ı
| والإنجيل WELÎNCYL ve İncil'i
| (3:48)
| إلى ÎL
| بني BNY oğullarına
| إسرائيل ÎSREÙYL İsrail
| أني ÊNY ben
| قد GD̃ doğrusu
| جئتكم CÙTKM size getirdim
| بآية B ËYT bir mu'cize
| من MN -den
| ربكم RBKM Rabbiniz-
| أني ÊNY ben
| أخلق ÊḢLG yaratırım
| لكم LKM sizin için
| من MN -dan
| الطين ELŦYN çamur-
| كهيئة KHYÙT şeklinde bir şey
| الطير ELŦYR kuş
| فأنفخ FÊNFḢ üflerim
| فيه FYH ona
| فيكون FYKWN hemen oluverir
| طيرا ŦYRE bir kuş
| بإذن BÎZ̃N izniyle
| الله ELLH Allah'ın
| وأبرئ WÊBRÙ ve iyileştiririm
| الأكمه ELÊKMH körü
| والأبرص WELÊBRṦ ve alacalıyı
| وأحيي WÊḪYY ve diriltirim
| الموتى ELMWT ölüleri
| بإذن BÎZ̃N izniyle
| الله ELLH Allah'ın
| وأنبئكم WÊNBÙKM ve size haber veririm
| بما BME ne
| تأكلون TÊKLWN yediğinizi
| وما WME ve ne
| تدخرون TD̃ḢRWN biriktirdiğinizi
| في FY
| بيوتكم BYWTKM evlerinizde
| إن ÎN elbette
| في FY
| ذلك Z̃LK bunda
| لآية L ËYT bir ibret vardır
| لكم LKM sizin için
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| مؤمنين MÙMNYN inanıyor
| (3:49)
| لما LME şeyi
| بين BYN
| يدي YD̃Y benden önce gelen
| من MN
| التوراة ELTWRET Tevrat'ı
| ولأحل WLÊḪL ve helal kılmak için
| لكم LKM size
| بعض BAŽ bazı
| الذي ELZ̃Y şeyleri
| حرم ḪRM haram kılınan
| عليكم ALYKM size
| وجئتكم WCÙTKM ve size getirdim
| بآية B ËYT bir mu'cize
| من MN -den
| ربكم RBKM Rabbiniz-
| فاتقوا FETGWE o halde korkun
| الله ELLH Allah'tan
| وأطيعون WÊŦYAWN ve bana ita'at edin
| (3:50)
| الله ELLH Allah
| ربي RBY benim Rabbimdir
| وربكم WRBKM ve sizin de Rabbinizdir
| فاعبدوه FEABD̃WH O'na kulluk edin
| هذا HZ̃E budur
| صراط ṦREŦ yol
| مستقيم MSTGYM doğru
| (3:51)
| أحس ÊḪS sezdi
| عيسى AYS Îsa
| منهم MNHM onlardan
| الكفر ELKFR inkarı
| قال GEL dedi ki
| من MN kimler
| أنصاري ÊNṦERY bana yardımcı olacak
| إلى ÎL (yolunda)
| الله ELLH Allah
| قال GEL dediler
| الحواريون ELḪWERYWN Havariler
| نحن NḪN Biz
| أنصار ÊNṦER yardımcılarıyız
| الله ELLH Allah(yolun)un
| آمنا ËMNE inandık
| بالله BELLH Allah'a
| واشهد WEŞHD̃ şahid ol
| بأنا BÊNE biz
| مسلمون MSLMWN müslümanlarız
| (3:52)
| آمنا ËMNE inandık
| بما BME şeye
| أنزلت ÊNZLT senin indirdiğin
| واتبعنا WETBANE ve uyduk
| الرسول ELRSWL elçiye
| فاكتبنا FEKTBNE bizi yaz
| مع MA beraber
| الشاهدين ELŞEHD̃YN şahidlerle
| (3:53)
| ومكر WMKR ve tuzak kurdu
| الله ELLH Allah da
| والله WELLH çünkü Allah
| خير ḢYR en iyi
| الماكرين ELMEKRYN tuzak kurandır
| (3:54)
| قال GEL demişti
| الله ELLH Allah
| يا YE EY/HEY/AH
| عيسى AYS Îsa
| إني ÎNY elbette ben
| متوفيك MTWFYK senin canını alacağım
| ورافعك WREFAK ve seni yükselteceğim
| إلي ÎLY bana
| ومطهرك WMŦHRK ve seni temizleyeceğim
| من MN -den
| الذين ELZ̃YN kimseler-
| كفروا KFRWE inkar eden
| وجاعل WCEAL ve tutacağım
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| اتبعوك ETBAWK sana uyan
| فوق FWG üstünde
| الذين ELZ̃YN kimselerim
| كفروا KFRWE inkar eden
| إلى ÎL kadar
| يوم YWM gününe
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| ثم S̃M sonra
| إلي ÎLY bana olacaktır
| مرجعكم MRCAKM dönüşünüz
| فأحكم FÊḪKM ben hükmedeceğim
| بينكم BYNKM aranızda
| فيما FYME şeyler (hakkında)
| كنتم KNTM sizin
| فيه FYH onda
| تختلفون TḢTLFWN ayrılığa düştüğünüz
| (3:55)
| الذين ELZ̃YN kimselere
| كفروا KFRWE inkar eden
| فأعذبهم FÊAZ̃BHM onlara azabedeceğim
| عذابا AZ̃EBE azapla
| شديدا ŞD̃YD̃E şiddetli
| في FY
| الدنيا ELD̃NYE dünyada da
| والآخرة WEL ËḢRT ve ahirette de
| وما WME olmayacaktır
| لهم LHM onların
| من MN hiçbir
| ناصرين NEṦRYN yardımcıları da
| (3:56)
| الذين ELZ̃YN kimselere
| آمنوا ËMNWE inanan
| وعملوا WAMLWE ve yapanlara
| الصالحات ELṦELḪET iyi şeyler
| فيوفيهم FYWFYHM (Allah) tam olarak verecektir
| أجورهم ÊCWRHM mükafatlarını
| والله WELLH Allah
| لا LE
| يحب YḪB sevmez
| الظالمين ELƵELMYN zalimleri
| (3:57)
| نتلوه NTLWH okuduğumuz
| عليك ALYK sana
| من MN -den
| الآيات EL ËYET ayetler-
| والذكر WELZ̃KR ve Zikir(Kitap)dandır
| الحكيم ELḪKYM hikmetli
| (3:58)
| مثل MS̃L durumu
| عيسى AYS Îsa'nın
| عند AND̃ yanında
| الله ELLH Allah'ın
| كمثل KMS̃L durumu gibidir
| آدم ËD̃M Adem'in
| خلقه ḢLGH Onu yarattı
| من MN -tan
| تراب TREB toprak-
| ثم S̃M sonra
| قال GEL dedi ki
| له LH ona
| كن KN Ol!
| فيكون FYKWN ve oldu
| (3:59)
| من MN -den (gelen)
| ربك RBK Rabbin-
| فلا FLE
| تكن TKN öyle ise olma
| من MN -dan
| الممترين ELMMTRYN kuşkulananlar-
| (3:60)
| حاجك ḪECK seninle tartışmaya kalkarsa
| فيه FYH oun hakkında
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| ما ME şeylerden
| جاءك CEÙK sana gelen
| من MN -den
| العلم ELALM ilim-
| فقل FGL de ki
| تعالوا TAELWE gelin
| ندع ND̃A çağıralım
| أبناءنا ÊBNEÙNE oğullarımızı
| وأبناءكم WÊBNEÙKM ve oğullarınızı
| ونساءنا WNSEÙNE ve kadınlarımızı
| ونساءكم WNSEÙKM ve kadınlarınızı
| وأنفسنا WÊNFSNE ve kendimizi
| وأنفسكم WÊNFSKM ve kendinizi
| ثم S̃M sonra
| نبتهل NBTHL gönülden la'netle du'a edelim de
| فنجعل FNCAL atalım (kılalım)
| لعنت LANT la'netini
| الله ELLH Allah'ın
| على AL üstüne
| الكاذبين ELKEZ̃BYN yalancıların
| (3:61)
| هذا HZ̃E budur
| لهو LHW (Îsa hakkındaki) o
| القصص ELGṦṦ kıssa (öykü)
| الحق ELḪG gerçek
| وما WME yoktur
| من MN hiçbir
| إله ÎLH tanrı
| إلا ÎLE başka
| الله ELLH Allah'tan
| وإن WÎN ve elbette
| الله ELLH Allah
| لهو LHW O
| العزيز ELAZYZ azizdir (kesin galib)
| الحكيم ELḪKYM hüküm ve hikmet sahibidir
| (3:62)
| تولوا TWLWE dönerlerse
| فإن FÎN muhakkak ki
| الله ELLH Allah
| عليم ALYM bilir
| بالمفسدين BELMFSD̃YN bozguncuları
| (3:63)
| يا YE EY/HEY/AH
| أهل ÊHL halk
| الكتاب ELKTEB Kitap
| تعالوا TAELWE gelin
| إلى ÎL
| كلمة KLMT bir kelimeye
| سواء SWEÙ eşit olan
| بيننا BYNNE bizim aramızda
| وبينكم WBYNKM ve sizin aranızda
| ألا ÊLE
| نعبد NABD̃ ibadet etmeyelim
| إلا ÎLE başkasına
| الله ELLH Allah'tan
| ولا WLE
| نشرك NŞRK ortak koşmayalım
| به BH O'na
| شيئا ŞYÙE hiçbirşeyi
| ولا WLE
| يتخذ YTḢZ̃ edinmeyelim
| بعضنا BAŽNE bazımız
| بعضا BAŽE bazımızı
| أربابا ÊRBEBE tanrılar
| من MN
| دون D̃WN başka
| الله ELLH Allah'tan
| فإن FÎN eğer
| تولوا TWLWE yüz çevirirlerse
| فقولوا FGWLWE deyin
| اشهدوا EŞHD̃WE şahid olun
| بأنا BÊNE şüphesiz biz
| مسلمون MSLMWN müslümanlarız
| (3:64)
| أهل ÊHL halk
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لم LM neden
| تحاجون TḪECWN tartışıyorsunuz
| في FY hakkında
| إبراهيم ÎBREHYM İbrahim
| وما WME
| أنزلت ÊNZLT oysa indirilmiştir
| التوراة ELTWRET Tevrat
| والإنجيل WELÎNCYL ve İncil
| إلا ÎLE ancak
| من MN
| بعده BAD̃H ondan sonra
| أفلا ÊFLE
| تعقلون TAGLWN düşünmüyor musunuz?
| (3:65)
| أنتم ÊNTM
| هؤلاء HÙLEÙ o kimseler ki
| حاججتم ḪECCTM tartışıyorsunuz
| فيما FYME olan şey
| لكم LKM sizin
| به BH onun (hakkında)
| علم ALM biraz bilginiz
| فلم FLM ama neden?
| تحاجون TḪECWN tartışıyorsunuz
| فيما FYME hakkında
| ليس LYS olmayan
| لكم LKM sizin
| به BH onun (hakkında)
| علم ALM bilginiz
| والله WELLH Allah
| يعلم YALM bilir
| وأنتم WÊNTM ve siz
| لا LE
| تعلمون TALMWN bilmezsiniz
| (3:66)
| كان KEN değildi
| إبراهيم ÎBREHYM İbrahim
| يهوديا YHWD̃YE yahudi
| ولا WLE ne de
| نصرانيا NṦRENYE hıristiyan
| ولكن WLKN fakat
| كان KEN idi
| حنيفا ḪNYFE dosdoğru
| مسلما MSLME bir müslüman
| وما WME
| كان KEN ve değildi
| من MN -den
| المشركين ELMŞRKYN müşrikler-
| (3:67)
| أولى ÊWL en yakın olanı
| الناس ELNES insanların
| بإبراهيم BÎBREHYM İbrahim'e
| للذين LLZ̃YN kimselerdir
| اتبعوه ETBAWH ona uyan(lar)
| وهذا WHZ̃E ve bu
| النبي ELNBY peygamber
| والذين WELZ̃YN ve kimselerdir
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| والله WELLH Allah da
| ولي WLY dostudur
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlerin
| (3:68)
| طائفة ŦEÙFT bir grup
| من MN -nden
| أهل ÊHL ehli-
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لو LW eğer
| يضلونكم YŽLWNKM sizi saptırsınlar
| وما WME oysa
| يضلون YŽLWN saptırıyorlar
| إلا ÎLE sadece
| أنفسهم ÊNFSHM kendilerini
| وما WME
| يشعرون YŞARWN farkında değiller
| (3:69)
| أهل ÊHL halk
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لم LM niçin?
| تكفرون TKFRWN inkar ediyorsunuz
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| وأنتم WÊNTM ve siz
| تشهدون TŞHD̃WN (gerçeği) gördüğünüz halde
| (3:70)
| أهل ÊHL halk
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لم LM niçin
| تلبسون TLBSWN karıştırıyorsunuz
| الحق ELḪG hakkı
| بالباطل BELBEŦL batılla
| وتكتمون WTKTMWN ve gizliyorsunuz
| الحق ELḪG gerçeği
| وأنتم WÊNTM ve siz
| تعلمون TALMWN bildiğiniz halde
| (3:71)
| طائفة ŦEÙFT bir grup
| من MN -nden
| أهل ÊHL ehli-
| الكتاب ELKTEB Kitap
| آمنوا ËMNWE inanın
| بالذي BELZ̃Y olana
| أنزل ÊNZL indirilmiş
| على AL üzerine
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lara)
| وجه WCH önünde
| النهار ELNHER günün
| واكفروا WEKFRWE ve inkar edin
| آخره ËḢRH sonunda
| لعلهم LALHM belki onlar
| يرجعون YRCAWN dönerler
| (3:72)
| تؤمنوا TÙMNWE ve güvenmeyin
| إلا ÎLE başkasına
| لمن LMN kimseden
| تبع TBA uyan
| دينكم D̃YNKM sizin dininize
| قل GL de ki
| إن ÎN şüphesiz
| الهدى ELHD̃ Hidayet
| هدى HD̃ hidayetidir
| الله ELLH Allah'ın
| أن ÊN
| يؤتى YÙT verilmesinden (mi?)
| أحد ÊḪD̃ birine
| مثل MS̃L benzerinin
| ما ME şeyin
| أوتيتم ÊWTYTM size verilen
| أو ÊW veya
| يحاجوكم YḪECWKM (aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)
| عند AND̃ huzurunda
| ربكم RBKM Rabbinizin
| قل GL de ki
| إن ÎN şüphesiz
| الفضل ELFŽL Lutuf
| بيد BYD̃ elindedir
| الله ELLH Allah'ın
| يؤتيه YÙTYH onu verir
| من MN kimseye
| يشاء YŞEÙ dilediği
| والله WELLH Allah'ın
| واسع WESA (lutfu) geniştir
| عليم ALYM (O her şeyi) bilendir
| (3:73)
| برحمته BRḪMTH Rahmetini
| من MN kimseye
| يشاء YŞEÙ dilediği
| والله WELLH Allah
| ذو Z̃W sahibidir
| الفضل ELFŽL lutuf ve ikram
| العظيم ELAƵYM büyük
| (3:74)
| أهل ÊHL ehli-
| الكتاب ELKTEB Kitap
| من MN öylesi (vardır ki)
| إن ÎN eğer
| تأمنه TÊMNH ona emanet bıraksan
| بقنطار BGNŦER yüklerle mal
| يؤده YÙD̃H onu öder
| إليك ÎLYK sana
| ومنهم WMNHM ve onlardan
| من MN öylesi (de vardır ki)
| إن ÎN eğer
| تأمنه TÊMNH ona versen
| بدينار BD̃YNER bir dinar
| لا LE
| يؤده YÙD̃H onu ödemez
| إليك ÎLYK sana
| إلا ÎLE başka türlü
| ما ME
| دمت D̃MT sürekli
| عليه ALYH başına
| قائما GEÙME dikilmeden
| ذلك Z̃LK bu
| بأنهم BÊNHM onların (içindir)
| قالوا GELWE dedikleri
| ليس LYS yoktur
| علينا ALYNE bize
| في FY karşı
| الأميين ELÊMYYN ümmilere
| سبيل SBYL bir yol (sorumluluk)
| ويقولون WYGWLWN ve söylüyorlar
| على AL karşı
| الله ELLH Allah'a
| الكذب ELKZ̃B yalan
| وهم WHM ve onlar
| يعلمون YALMWN bile bile
| (3:75)
| من MN kim
| أوفى ÊWF yerine getirir
| بعهده BAHD̃H sözünü
| واتقى WETG ve (günahtan) korunursa
| فإن FÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah (da)
| يحب YḪB sever
| المتقين ELMTGYN korunanları
| (3:76)
| الذين ELZ̃YN kimseler (var ya)
| يشترون YŞTRWN satanlar
| بعهد BAHD̃ verdikleri sözü
| الله ELLH Allah'a
| وأيمانهم WÊYMENHM ve yeminlerini
| ثمنا S̃MNE paraya
| قليلا GLYLE az bir
| أولئك ÊWLÙK işte
| لا LE yoktur
| خلاق ḢLEG bir payı
| لهم LHM onların
| في FY
| الآخرة EL ËḢRT ahirette
| ولا WLE
| يكلمهم YKLMHM onlara konuşmayacak
| الله ELLH Allah
| ولا WLE
| ينظر YNƵR bakmayacak
| إليهم ÎLYHM onlara
| يوم YWM günü
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| ولا WLE
| يزكيهم YZKYHM ve onları yüceltmeyecektir
| ولهم WLHM ve Onların
| عذاب AZ̃EB bir azab
| أليم ÊLYM acıklı
| (3:77)
| منهم MNHM onlardan
| لفريقا LFRYGE bir grup (var ki)
| يلوون YLWWN eğip bükerler
| ألسنتهم ÊLSNTHM dillerini
| بالكتاب BELKTEB Kitapla
| لتحسبوه LTḪSBWH siz sanasınız diye
| من MN -tan
| الكتاب ELKTEB Kitap-
| وما WME (halbuki) yoktur
| هو HW o
| من MN
| الكتاب ELKTEB Kitapta
| ويقولون WYGWLWN ve derler
| هو HW o
| من MN -ndandır
| عند AND̃ katı-
| الله ELLH Allah
| وما WME oysa değildir
| هو HW o
| من MN -ndan
| عند AND̃ katı-
| الله ELLH Allah
| ويقولون WYGWLWN ve söylerler
| على AL karşı
| الله ELLH Allah'a
| الكذب ELKZ̃B yalan
| وهم WHM ve onlar
| يعلمون YALMWN bile bile
| (3:78)
| كان KEN mümkün değildir
| لبشر LBŞR hiçbir insanın
| أن ÊN
| يؤتيه YÙTYH ona vermesinden (sonra)
| الله ELLH Allah
| الكتاب ELKTEB Kitap
| والحكم WELḪKM hüküm (hikmet)
| والنبوة WELNBWT ve peygamberlik
| ثم S̃M sonra (o kalksın)
| يقول YGWL demesi
| للناس LLNES insanlara
| كونوا KWNWE olun
| عبادا ABED̃E kul(lar)
| لي LY bana
| من MN
| دون D̃WN bırakıp
| الله ELLH Allah'ı
| ولكن WLKN fakat (der ki)
| كونوا KWNWE olun
| ربانيين RBENYYN Rabbe halis kullar
| بما BME şeyler gereğince
| كنتم KNTM olduğunuz
| تعلمون TALMWN okuyor
| الكتاب ELKTEB Kitap
| وبما WBME ve
| كنتم KNTM olduğunuz
| تدرسون TD̃RSWN öğretiyor
| (3:79)
| يأمركم YÊMRKM ve size emretmez
| أن ÊN diye
| تتخذوا TTḢZ̃WE edinin
| الملائكة ELMLEÙKT Melekleri
| والنبيين WELNBYYN ve peygamberleri
| أربابا ÊRBEBE tanrılar
| أيأمركم ÊYÊMRKM size emreder mi?
| بالكفر BELKFR inkar etmeyi
| بعد BAD̃ sonra
| إذ ÎZ̃ olduktan
| أنتم ÊNTM siz
| مسلمون MSLMWN müslümanlar
| (3:80)
| أخذ ÊḢZ̃ almıştı
| الله ELLH Allah
| ميثاق MYS̃EG şöyle söz
| النبيين ELNBYYN peygamberlerden
| لما LME elbette
| آتيتكم ËTYTKM size verdim
| من MN
| كتاب KTEB Kitap
| وحكمة WḪKMT ve hikmet
| ثم S̃M sonra
| جاءكم CEÙKM geldiğinde
| رسول RSWL bir peygamber
| مصدق MṦD̃G doğrulayıcı
| لما LME bulunan(Kitap)ı
| معكم MAKM yanınızda
| لتؤمنن LTÙMNN mutlaka inanacak
| به BH ona
| ولتنصرنه WLTNṦRNH ve ona mutlaka yardım edeceksiniz
| قال GEL demişti
| أأقررتم ÊÊGRRTM bunu kabul ettiniz mi?
| وأخذتم WÊḢZ̃TM ve aldınız mı?
| على AL üzerinize
| ذلكم Z̃LKM bu hususta
| إصري ÎṦRY ağır ahdimi
| قالوا GELWE dediler
| أقررنا ÊGRRNE kabul ettik
| قال GEL dedi
| فاشهدوا FEŞHD̃WE o halde tanık olun
| وأنا WÊNE ben de
| معكم MAKM sizinle beraber
| من MN
| الشاهدين ELŞEHD̃YN tanık olanlardanım
| (3:81)
| تولى TWL dönerse
| بعد BAD̃ sonra
| ذلك Z̃LK bundan
| فأولئك FÊWLÙK işte
| هم HM onlar
| الفاسقون ELFESGWN fasıklardır
| (3:82)
| دين D̃YN dininden
| الله ELLH Allah'ın
| يبغون YBĞWN arıyorlar
| وله WLH ve onlar
| أسلم ÊSLM teslim olmuştur
| من MN olanların hepsi
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| والأرض WELÊRŽ ve yerde
| طوعا ŦWAE isteyerek
| وكرها WKRHE ve(ya) istemeyerek
| وإليه WÎLYH ve O'na
| يرجعون YRCAWN döndürüleceklerdir
| (3:83)
| آمنا ËMNE inandık
| بالله BELLH Allah'a
| وما WME şeye
| أنزل ÊNZL indirilen
| علينا ALYNE bize
| وما WME ve şeye
| أنزل ÊNZL indirilen
| على AL
| إبراهيم ÎBREHYM İbrahim'e
| وإسماعيل WÎSMEAYL ve İsma'il'e
| وإسحاق WÎSḪEG ve İshak'a
| ويعقوب WYAGWB ve Ya'kub'a
| والأسباط WELÊSBEŦ ve sıbtlara
| وما WME ve şeye
| أوتي ÊWTY verilen
| موسى MWS Musa'ya
| وعيسى WAYS ve Îsa'ya
| والنبيون WELNBYWN ve peygamberlere
| من MN tarafından
| ربهم RBHM Rableri
| لا LE
| نفرق NFRG ayırım yapmayız
| بين BYN arasında
| أحد ÊḪD̃ hiçbirinin
| منهم MNHM onlar
| ونحن WNḪN ve biz
| له LH O'na
| مسلمون MSLMWN teslim olanlarız
| (3:84)
| يبتغ YBTĞ ararsa
| غير ĞYR başka
| الإسلام ELÎSLEM İslam'dan
| دينا D̃YNE bir din
| فلن FLN (bilsin ki) asla
| يقبل YGBL (o din) kabul edilmeyecek
| منه MNH ondan
| وهو WHW ve o
| في FY
| الآخرة EL ËḢRT ahirette
| من MN
| الخاسرين ELḢESRYN kaybedenlerden olacaktır
| (3:85)
| يهدي YHD̃Y yol gösterir
| الله ELLH Allah
| قوما GWME bir topluma
| كفروا KFRWE inkar eden
| بعد BAD̃ sonra
| إيمانهم ÎYMENHM İman ettikten
| وشهدوا WŞHD̃WE ve gördükten
| أن ÊN gerçekten
| الرسول ELRSWL Resul'ün
| حق ḪG hak olduğunu
| وجاءهم WCEÙHM ve kendilerine geldikten
| البينات ELBYNET açık deliller
| والله WELLH Allah
| لا LE
| يهدي YHD̃Y doğru yola iletmez
| القوم ELGWM toplumu
| الظالمين ELƵELMYN zalim
| (3:86)
| جزاؤهم CZEÙHM onların cezası
| أن ÊN gerçekten
| عليهم ALYHM onların üzerine olmasıdır
| لعنة LANT la'neti
| الله ELLH Allah'ın
| والملائكة WELMLEÙKT ve meleklerin
| والناس WELNES ve insanların
| أجمعين ÊCMAYN hepsinin
| (3:87)
| فيها FYHE O(la'net)in içinde
| لا LE
| يخفف YḢFF hafifletilmeyecek
| عنهم ANHM onlardan
| العذاب ELAZ̃EB azab
| ولا WLE
| هم HM ve onlara
| ينظرون YNƵRWN fırsat verilmeyecektir
| (3:88)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| تابوا TEBWE tevbe eden
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| ذلك Z̃LK ondan
| وأصلحوا WÊṦLḪWE ve uslananlar
| فإن FÎN çünkü
| الله ELLH Allah
| غفور ĞFWR çok bağışlayan
| رحيم RḪYM çok esirgeyendir
| (3:89)
| الذين ELZ̃YN onlar ki
| كفروا KFRWE inkar ettiler
| بعد BAD̃ sonra
| إيمانهم ÎYMENHM inandıktan
| ثم S̃M sonra
| ازدادوا EZD̃ED̃WE arttı
| كفرا KFRE inkarları
| لن LN
| تقبل TGBL kabul edilmeyecektir
| توبتهم TWBTHM onların tevbeleri
| وأولئك WÊWLÙK ve işte
| هم HM onlar
| الضالون ELŽELWN sapıkların ta kendileridir
| (3:90)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| كفروا KFRWE inkar eden
| وماتوا WMETWE ve ölenler
| وهم WHM ve onlar
| كفار KFER kafir olarak
| فلن FLN
| يقبل YGBL kabul edilmeyecektir
| من MN -nden
| أحدهم ÊḪD̃HM hiçbiri-
| ملء MLÙ dolusu
| الأرض ELÊRŽ dünya
| ذهبا Z̃HBE altın
| ولو WLW ve olsa dahi
| افتدى EFTD̃ fidye vermiş
| به BH onu
| أولئك ÊWLÙK işte
| لهم LHM onlar için vardır
| عذاب AZ̃EB bir azab
| أليم ÊLYM acıklı
| وما WME ve yoktur
| لهم LHM onların
| من MN hiçbir
| ناصرين NEṦRYN yardımcıları
| (3:91)
| تنالوا TNELWE eremezsiniz
| البر ELBR iyiliğe
| حتى ḪT kadar
| تنفقوا TNFGWE (Allah için) harcayıncaya
| مما MME şeylerden
| تحبون TḪBWN sevdiğiniz
| وما WME ve ne ki?
| تنفقوا TNFGWE harcarsanız
| من MN herhangi bir
| شيء ŞYÙ şeyden
| فإن FÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| به BH onu
| عليم ALYM bilir
| (3:92)
| الطعام ELŦAEM yiyecekler
| كان KEN idi
| حلا ḪLE helal
| لبني LBNY oğullarına
| إسرائيل ÎSREÙYL İsrail
| إلا ÎLE dışında
| ما ME şeyler
| حرم ḪRM haram kıldığı
| إسرائيل ÎSREÙYL İsrail'in
| على AL
| نفسه NFSH kendisine
| من MN
| قبل GBL önce
| أن ÊN
| تنزل TNZL indirilmeden
| التوراة ELTWRET Tevrat
| قل GL de ki
| فأتوا FÊTWE getirin
| بالتوراة BELTWRET Tevrat'ı
| فاتلوها FETLWHE ve okuyun
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| صادقين ṦED̃GYN doğru
| (3:93)
| افترى EFTR uydurursa
| على AL hakkında
| الله ELLH Allah
| الكذب ELKZ̃B bir yalan
| من MN
| بعد BAD̃ sonra da
| ذلك Z̃LK bundan
| فأولئك FÊWLÙK işte
| هم HM onlar
| الظالمون ELƵELMWN zalimlerdir
| (3:94)
| صدق ṦD̃G doğru söyledi
| الله ELLH Allah
| فاتبعوا FETBAWE öyle ise uyun
| ملة MLT dinine
| إبراهيم ÎBREHYM İbrahim
| حنيفا ḪNYFE hanif (Allah'ı birleyici) olarak
| وما WME (O) değil
| كان KEN idi
| من MN -dan
| المشركين ELMŞRKYN ortak koşanlar-
| (3:95)
| أول ÊWL önceki / evvelki
| بيت BYT Yapı
| وضع WŽA bırakılan
| للناس LLNES insanlara
| للذي LLZ̃Y -kimselere
| ببكة BBKT Bekkeyle
| مباركا MBERKE bereketlenen
| وهدى WHD̃ ve hediye/hidayet kaynağı
| للعالمين LLAELMYN bilinsin diye
| (3:96)
| آيات ËYET deliller
| بينات BYNET açıklayıcı
| مقام MGEM doğrultan
| إبراهيم ÎBREHYM İbrahimi
| ومن WMN ve -den/dan
| دخله D̃ḢLH girenler / dahil olanlar
| كان KEN olur
| آمنا ËMNE doğrulamış / emin
| ولله WLLH ve Allah için
| على AL -üzerine
| الناس ELNES insanlar
| حج ḪC -haccetmek/tartışmak
| البيت ELBYT Yapıyı
| من MN -den/dan
| استطاع ESTŦEA uyacaklar
| إليه ÎLYH onun
| سبيلا SBYLE yoluna
| ومن WMN ve -den/dan
| كفر KFR yalanlayan
| فإن FÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| غني ĞNY zengindir
| عن AN -den
| العالمين ELAELMYN bütün alemler-
| (3:97)
| يا YE EY/HEY/AH
| أهل ÊHL halk
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لم LM neden?
| تكفرون TKFRWN inkar ediyorsunuz
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| والله WELLH Allah
| شهيد ŞHYD̃ tanık iken
| على AL
| ما ME şeylere
| تعملون TAMLWN yaptığınız
| (3:98)
| يا YE EY/HEY/AH
| أهل ÊHL halk
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لم LM niçin?
| تصدون TṦD̃WN çevirmeğe çalışıyorsunuz
| عن AN -ndan
| سبيل SBYL yolu-
| الله ELLH Allah
| من MN kimseleri
| آمن ËMN inanan
| تبغونها TBĞWNHE göstermeğe yeltenerek
| عوجا AWCE eğri
| وأنتم WÊNTM ve siz
| شهداء ŞHD̃EÙ (gerçeğe) tanık olduğunuz halde
| وما WME değildir
| الله ELLH Allah
| بغافل BĞEFL habersiz
| عما AME -dan
| تعملون TAMLWN yaptıklarınız-
| (3:99)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| إن ÎN şayet
| تطيعوا TŦYAWE uyarsanız
| فريقا FRYGE gruba
| من MN herhangi bir
| الذين ELZ̃YN kimselerden
| أوتوا ÊWTWE verilen(ler)
| الكتاب ELKTEB Kitap
| يردوكم YRD̃WKM sizi döndürürler
| بعد BAD̃ sonra
| إيمانكم ÎYMENKM imanınızdan
| كافرين KEFRYN kafir olarak
| (3:100)
| تكفرون TKFRWN inkar edersiniz
| وأنتم WÊNTM ve üstelik size
| تتلى TTL okunmakta
| عليكم ALYKM size
| آيات ËYET ayetleri
| الله ELLH Allah'ın
| وفيكم WFYKM ve aranızda iken
| رسوله RSWLH O'nun Elçisi
| ومن WMN ve kim
| يعتصم YATṦM sarılırsa
| بالله BELLH Allah'a
| فقد FGD̃ muhakkak ki o
| هدي HD̃Y iletilmiştir
| إلى ÎL
| صراط ṦREŦ yola
| مستقيم MSTGYM doğru
| (3:101)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| اتقوا ETGWE korkun
| الله ELLH Allah'tan
| حق ḪG hakkıyla
| تقاته TGETH O'na yaraşır biçimde
| ولا WLE
| تموتن TMWTN ölmeyin
| إلا ÎLE dışında
| وأنتم WÊNTM siz
| مسلمون MSLMWN müslümanlar olmak
| (3:102)
| بحبل BḪBL ipine
| الله ELLH Allah'ın
| جميعا CMYAE topluca
| ولا WLE
| تفرقوا TFRGWE ayrılmayın
| واذكروا WEZ̃KRWE ve hatırlayın
| نعمت NAMT ni'metini
| الله ELLH Allah'ın
| عليكم ALYKM size olan
| إذ ÎZ̃ hani
| كنتم KNTM siz idiniz
| أعداء ÊAD̃EÙ birbirinize düşman
| فألف FÊLF (Allah) uzlaştırdı
| بين BYN arasını
| قلوبكم GLWBKM kalblerinizin
| فأصبحتم FÊṦBḪTM (haline) geldiniz
| بنعمته BNAMTH O'un ni'metiyle
| إخوانا ÎḢWENE kardeşler
| وكنتم WKNTM siz bulunuyordunuz
| على AL
| شفا ŞFE kenarında
| حفرة ḪFRT bir çukurun
| من MN -ten
| النار ELNER ateş-
| فأنقذكم FÊNGZ̃KM (Allah) sizi kurtardı
| منها MNHE ondan
| كذلك KZ̃LK böyle
| يبين YBYN açıklıyor
| الله ELLH Allah
| لكم LKM size
| آياته ËYETH ayetlerini
| لعلكم LALKM umulur ki
| تهتدون THTD̃WN yola gelirsiniz
| (3:103)
| منكم MNKM içinizden
| أمة ÊMT bir topluluk
| يدعون YD̃AWN çağıran
| إلى ÎL
| الخير ELḢYR hayra
| ويأمرون WYÊMRWN ve emreden
| بالمعروف BELMARWF iyiliği
| وينهون WYNHWN ve men'eden
| عن AN
| المنكر ELMNKR kötülükten
| وأولئك WÊWLÙK işte
| هم HM onlar
| المفلحون ELMFLḪWN kurtuluşa erenlerdir
| (3:104)
| تكونوا TKWNWE olmayın
| كالذين KELZ̃YN gibi
| تفرقوا TFRGWE bölünüp
| واختلفوا WEḢTLFWE ve ihtilaf edenler
| من MN -dan
| بعد BAD̃ sonra
| ما ME
| جاءهم CEÙHM kendilerine geldikten
| البينات ELBYNET açık deliller
| وأولئك WÊWLÙK işte onlar
| لهم LHM (evet) onlar için vardır
| عذاب AZ̃EB bir azab
| عظيم AƵYM büyük
| (3:105)
| تبيض TBYŽ ağarır
| وجوه WCWH (bazı) yüzler
| وتسود WTSWD̃ kararır
| وجوه WCWH (bazı) yüzler
| فأما FÊME o zaman
| الذين ELZ̃YN kimselere
| اسودت ESWD̃T kararan
| وجوههم WCWHHM yüzleri
| أكفرتم ÊKFRTM inkar ettiniz ha? (denilir)
| بعد BAD̃ sonra
| إيمانكم ÎYMENKM inanmanızdan
| فذوقوا FZ̃WGWE öyle ise tadın
| العذاب ELAZ̃EB azabı
| بما BME karşılık
| كنتم KNTM etmenize
| تكفرون TKFRWN inkar
| (3:106)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| ابيضت EBYŽT ağaran
| وجوههم WCWHHM yüzleri
| ففي FFY içindedirler
| رحمة RḪMT rahmeti
| الله ELLH Allah'ın
| هم HM onlar
| فيها FYHE orada
| خالدون ḢELD̃WN sürekli kalacaklardır
| (3:107)
| آيات ËYET ayetleridir
| الله ELLH Allah'ın
| نتلوها NTLWHE onları okuyoruz
| عليك ALYK sana
| بالحق BELḪG gerçek ile
| وما WME
| الله ELLH Allah
| يريد YRYD̃ istemez
| ظلما ƵLME zulmetmek
| للعالمين LLAELMYN alemlere
| (3:108)
| ما ME olanlar
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| وما WME ve olanlar
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| وإلى WÎL
| الله ELLH ve Allah'a
| ترجع TRCA döndürülür
| الأمور ELÊMWR bütün işler
| (3:109)
| خير ḢYR en hayırlı
| أمة ÊMT bir ümmet
| أخرجت ÊḢRCT çıkarılmış
| للناس LLNES insanlar için
| تأمرون TÊMRWN emrediyorsunuz
| بالمعروف BELMARWF iyiliği
| وتنهون WTNHWN men'ediyorsunuz
| عن AN -ten
| المنكر ELMNKR kötülük-
| وتؤمنون WTÙMNWN ve inanıyorsunuz
| بالله BELLH Allah'a
| ولو WLW eğer
| آمن ËMN inanmış olsaydı
| أهل ÊHL ehli
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لكان LKEN elbette olurdu
| خيرا ḢYRE hayırlı
| لهم LHM kendileri için
| منهم MNHM onlardan
| المؤمنون ELMÙMNWN inananlar da var
| وأكثرهم WÊKS̃RHM ama çokları
| الفاسقون ELFESGWN yoldan çıkmışlardır
| (3:110)
| يضروكم YŽRWKM size zarar veremezler
| إلا ÎLE dışında
| أذى ÊZ̃ incitme
| وإن WÎN eğer
| يقاتلوكم YGETLWKM sizinle savaşsalar (bile)
| يولوكم YWLWKM size dönüp kaçarlar
| الأدبار ELÊD̃BER arkalarını
| ثم S̃M sonra
| لا LE
| ينصرون YNṦRWN onlara yardım da edilmez
| (3:111)
| عليهم ALYHM onlara
| الذلة ELZ̃LT alçaklık (damgası)
| أين ÊYN nerede
| ما ME
| ثقفوا S̃GFWE bulunsalar
| إلا ÎLE ancak hariç
| بحبل BḪBL ahdine (ipine)
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| وحبل WḪBL ve ahdine (ipine)
| من MN
| الناس ELNES (inanan) insanların
| وباءوا WBEÙWE ve uğradılar
| بغضب BĞŽB gazabına
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| وضربت WŽRBT ve vuruldu
| عليهم ALYHM üzerlerine
| المسكنة ELMSKNT miskinlik (damgası)
| ذلك Z̃LK böyledir
| بأنهم BÊNHM çünkü onlar
| كانوا KENWE
| يكفرون YKFRWN inkar ediyorlar
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| ويقتلون WYGTLWN öldürüyorlardı
| الأنبياء ELÊNBYEÙ peygamberleri
| بغير BĞYR -sız yere
| حق ḪG hak-
| ذلك Z̃LK böyledir
| بما BME çünkü
| عصوا AṦWE isyan etmişlerdi
| وكانوا WKENWE
| يعتدون YATD̃WN ve haddi aşıyorlardı
| (3:112)
| سواء SWEÙ aynı
| من MN -nden
| أهل ÊHL ehli-
| الكتاب ELKTEB Kitap
| أمة ÊMT bir topluluk vardır
| قائمة GEÙMT ayakta duran
| يتلون YTLWN okuyarak
| آيات ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| آناء ËNEÙ saatlerinde
| الليل ELLYL gece
| وهم WHM ve onlar
| يسجدون YSCD̃WN secdeye kapanırlar
| (3:113)
| بالله BELLH Allah'a
| واليوم WELYWM ve gününe
| الآخر EL ËḢR ahiret
| ويأمرون WYÊMRWN ve emreder
| بالمعروف BELMARWF iyiliği
| وينهون WYNHWN ve men'ederler
| عن AN -ten
| المنكر ELMNKR kötülük-
| ويسارعون WYSERAWN ve koşarlar
| في FY
| الخيرات ELḢYRET hayır işlerine
| وأولئك WÊWLÙK işte onlar
| من MN -dendir
| الصالحين ELṦELḪYN iyiler-
| (3:114)
| يفعلوا YFALWE yapacakları
| من MN -ten
| خير ḢYR iyilik-
| فلن FLN
| يكفروه YKFRWH inkar edilmeyecektir
| والله WELLH Şüphesiz Allah
| عليم ALYM bilmektedir
| بالمتقين BELMTGYN (günahlardan) korunanları
| (3:115)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| كفروا KFRWE inkar eden(ler)
| لن LN
| تغني TĞNY yarar sağlamayacaktır
| عنهم ANHM onlara
| أموالهم ÊMWELHM malları
| ولا WLE ne de
| أولادهم ÊWLED̃HM evladları
| من MN karşı
| الله ELLH Allah'a
| شيئا ŞYÙE hiçbir şey
| وأولئك WÊWLÙK ve onlar
| أصحاب ÊṦḪEB halkıdır
| النار ELNER ateş
| هم HM onlar
| فيها FYHE orada
| خالدون ḢELD̃WN sürekli kalacaklardır
| (3:116)
| ما ME şeylerin (malların)
| ينفقون YNFGWN harcadıkları
| في FY
| هذه HZ̃H bu
| الحياة ELḪYET dünya
| الدنيا ELD̃NYE hayatında
| كمثل KMS̃L benzer
| ريح RYḪ bir rüzgara
| فيها FYHE kendisine
| صر ṦR dondurucu
| أصابت ÊṦEBT vurup
| حرث ḪRS̃ ekinine
| قوم GWM bir topluluğun
| ظلموا ƵLMWE zulmeden
| أنفسهم ÊNFSHM nefislerine
| فأهلكته FÊHLKTH onu mahveden
| وما WME
| ظلمهم ƵLMHM onlara zulmetmedi
| الله ELLH Allah
| ولكن WLKN fakat
| أنفسهم ÊNFSHM onlar kendi kendilerine
| يظلمون YƵLMWN zulmediyorlardı
| (3:117)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN ki onlar
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| لا LE sakın
| تتخذوا TTḢZ̃WE edinmeyin
| بطانة BŦENT kendinize dost
| من MN
| دونكم D̃WNKM kendinizden başkasını
| لا LE
| يألونكم YÊLWNKM onlar sizi geri durmazlar
| خبالا ḢBELE bozmaktan
| ودوا WD̃WE isterler
| ما ME şeyleri
| عنتم ANTM size sıkıntı verecek
| قد GD̃ doğrusu
| بدت BD̃T taşmaktadır
| البغضاء ELBĞŽEÙ öfke
| من MN -ndan
| أفواههم ÊFWEHHM onların ağızları-
| وما WME şeyler (kin) ise
| تخفي TḢFY gizledikleri
| صدورهم ṦD̃WRHM göğüslerinde
| أكبر ÊKBR daha büyüktür
| قد GD̃ elbette
| بينا BYNE açıkladık
| لكم LKM size
| الآيات EL ËYET ayetleri
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| تعقلون TAGLWN düşünüyor
| (3:118)
| أنتم ÊNTM sizin
| أولاء ÊWLEÙ öyle kimselersiniz ki
| تحبونهم TḪBWNHM onları seversiniz
| ولا WLE
| يحبونكم YḪBWNKM halbuki onlar sizi sevmezler
| وتؤمنون WTÙMNWN ve inanırsınız
| بالكتاب BELKTEB Kitabın
| كله KLH hepsine
| وإذا WÎZ̃E zaman
| لقوكم LGWKM sizinle karşılaştıkları
| قالوا GELWE derler
| آمنا ËMNE inandık
| وإذا WÎZ̃E ve zaman
| خلوا ḢLWE yalnız kaldıkları
| عضوا AŽWE ısırırlar
| عليكم ALYKM size karşı
| الأنامل ELÊNEML parmak uçlarını
| من MN -den
| الغيظ ELĞYƵ öfke-
| قل GL de ki
| موتوا MWTWE ölün
| بغيظكم BĞYƵKM öfkenizden
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| عليم ALYM bilir
| بذات BZ̃ET özünü
| الصدور ELṦD̃WR göğüslerin
| (3:119)
| تمسسكم TMSSKM size dokunsa
| حسنة ḪSNT bir iyilik
| تسؤهم TSÙHM onları tasalandırır
| وإن WÎN ve eğer
| تصبكم TṦBKM size dokunsa
| سيئة SYÙT bir kötülük
| يفرحوا YFRḪWE sevinirler
| بها BHE ona
| وإن WÎN eğer
| تصبروا TṦBRWE sabreder
| وتتقوا WTTGWE ve korunursanız
| لا LE
| يضركم YŽRKM size zarar vermez
| كيدهم KYD̃HM onların tuzağı
| شيئا ŞYÙE hiçbir şekilde
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| بما BME şeyleri
| يعملون YAMLWN onların yaptıkları
| محيط MḪYŦ kuşatmıştır
| (3:120)
| غدوت ĞD̃WT sen erkenden
| من MN -den
| أهلك ÊHLK ailen-
| تبوئ TBWÙ ayrılmıştın
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minleri
| مقاعد MGEAD̃ yerleştiriyordun
| للقتال LLGTEL savaş için
| والله WELLH Allah da
| سميع SMYA işitendi
| عليم ALYM bilendi
| (3:121)
| همت HMT yüz tutmuştu
| طائفتان ŦEÙFTEN iki takım
| منكم MNKM sizden
| أن ÊN
| تفشلا TFŞLE korkup bozulmaya
| والله WELLH halbuki Allah
| وليهما WLYHME kendilerinin dostu idi
| وعلى WAL
| الله ELLH Allah'a
| فليتوكل FLYTWKL dayansınlar
| المؤمنون ELMÙMNWN inananlar
| (3:122)
| نصركم NṦRKM size yardım etmişti
| الله ELLH Allah
| ببدر BBD̃R Bedir'de
| وأنتم WÊNTM ve siz
| أذلة ÊZ̃LT zayıf durumdayken
| فاتقوا FETGWE O halde korkun
| الله ELLH Allah'tan
| لعلكم LALKM umulur ki
| تشكرون TŞKRWN şükredersiniz
| (3:123)
| تقول TGWL sen diyordun
| للمؤمنين LLMÙMNYN mü'minlere
| ألن ÊLN
| يكفيكم YKFYKM size yetmez mi?
| أن ÊN
| يمدكم YMD̃KM size yardım etmesi
| ربكم RBKM Rabbinizin
| بثلاثة BS̃LES̃T üç
| آلاف ËLEF bin
| من MN
| الملائكة ELMLEÙKT melek ile
| منزلين MNZLYN indirilmiş
| (3:124)
| إن ÎN eğer
| تصبروا TṦBRWE sabrederseniz
| وتتقوا WTTGWE ve korunursanız
| ويأتوكم WYÊTWKM üzerinize gelseler
| من MN
| فورهم FWRHM onlar ansızın
| هذا HZ̃E şu (anda)
| يمددكم YMD̃D̃KM size yardım eder
| ربكم RBKM Rabbiniz
| بخمسة BḢMST beş
| آلاف ËLEF bin
| من MN
| الملائكة ELMLEÙKT melekle
| مسومين MSWMYN nişanlı
| (3:125)
| جعله CALH onu yapmaz
| الله ELLH Allah
| إلا ÎLE ancak (yapar)
| بشرى BŞR müjde olsun diye
| لكم LKM size
| ولتطمئن WLTŦMÙN ve güven bulsun diye
| قلوبكم GLWBKM kalbleriniz
| به BH bununla
| وما WME ve yoktur
| النصر ELNṦR yardım
| إلا ÎLE ancak( vardır)
| من MN
| عند AND̃ katında
| الله ELLH Allah
| العزيز ELAZYZ daima galib
| الحكيم ELḪKYM hüküm ve hikmet sahibi
| (3:126)
| طرفا ŦRFE bir kısmını
| من MN -den
| الذين ELZ̃YN kimseler-
| كفروا KFRWE inkar eden(ler)
| أو ÊW yahut
| يكبتهم YKBTHM ve perişan etsin de
| فينقلبوا FYNGLBWE dönüp gitsinler diye
| خائبين ḢEÙBYN umutsuz olarak
| (3:127)
| لك LK senin
| من MN
| الأمر ELÊMR o konuda
| شيء ŞYÙ (yapacağın) bir şey
| أو ÊW ya
| يتوب YTWB (Allah) tevbelerini kabul eder
| عليهم ALYHM onların
| أو ÊW ya da
| يعذبهم YAZ̃BHM onlara azab eder
| فإنهم FÎNHM şüphesiz onlar (diye)
| ظالمون ƵELMWN zalimlerdir
| (3:128)
| ما ME olanlar
| في FY
| السماوات ELSMEWET göklerde
| وما WME ve olanlar
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yerde
| يغفر YĞFR (O) bağışlar
| لمن LMN kimseyi
| يشاء YŞEÙ dilediği
| ويعذب WYAZ̃B ve azabeder
| من MN dimseye
| يشاء YŞEÙ dilediği
| والله WELLH Allah
| غفور ĞFWR çok bağışlayan
| رحيم RḪYM çok esirgeyendir
| (3:129)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| لا LE
| تأكلوا TÊKLWE yemeyin
| الربا ELRBE riba
| أضعافا ÊŽAEFE kat kat
| مضاعفة MŽEAFT arttırarak
| واتقوا WETGWE ve korkun
| الله ELLH Allah'tan
| لعلكم LALKM umulur ki
| تفلحون TFLḪWN kurtuluşa erersiniz
| (3:130)
| النار ELNER ateşten
| التي ELTY o ki
| أعدت ÊAD̃T hazırlanmıştır
| للكافرين LLKEFRYN kafirler için
| (3:131)
| الله ELLH Allah'a
| والرسول WELRSWL ve Elçiye
| لعلكم LALKM umulur ki olursunuz
| ترحمون TRḪMWN merhamet edilenlerden
| (3:132)
| إلى ÎL
| مغفرة MĞFRT bir bağışlanmaya
| من MN -den
| ربكم RBKM Rabbiniz-
| وجنة WCNT ve cennete
| عرضها ARŽHE genişliği
| السماوات ELSMEWET göklerle
| والأرض WELÊRŽ ve yer kadar olan
| أعدت ÊAD̃T hazırlanmış
| للمتقين LLMTGYN korunanlar için
| (3:133)
| ينفقون YNFGWN infak ederler
| في FY
| السراء ELSREÙ bollukta
| والضراء WELŽREÙ ve darlıkta
| والكاظمين WELKEƵMYN yutkunurlar
| الغيظ ELĞYƵ öfke(lerin)i
| والعافين WELAEFYN ve affederler
| عن AN
| الناس ELNES insanları
| والله WELLH Allah da
| يحب YḪB sever
| المحسنين ELMḪSNYN güzel davrananları
| (3:134)
| إذا ÎZ̃E zaman
| فعلوا FALWE yaptıkları
| فاحشة FEḪŞT bir kötülük
| أو ÊW ya da
| ظلموا ƵLMWE zulmettikleri
| أنفسهم ÊNFSHM nefislerine
| ذكروا Z̃KRWE hatırlayarak
| الله ELLH Allah'ı
| فاستغفروا FESTĞFRWE bağışlanmasını dilerler
| لذنوبهم LZ̃NWBHM günahlarının
| ومن WMN ve kim
| يغفر YĞFR bağışlayabilir
| الذنوب ELZ̃NWB günahları
| إلا ÎLE başka
| الله ELLH Allah'tan
| ولم WLM
| يصروا YṦRWE ve onlar ısrar etmezler
| على AL
| ما ME şeylerde (hatalarında)
| فعلوا FALWE yaptıkları
| وهم WHM onlar
| يعلمون YALMWN bile bile
| (3:135)
| جزاؤهم CZEÙHM onların mükafatı
| مغفرة MĞFRT bağışlanma
| من MN tarafından
| ربهم RBHM Rableri
| وجنات WCNET ve cennetlerdir
| تجري TCRY akan
| من MN
| تحتها TḪTHE altlarından
| الأنهار ELÊNHER ırmaklar
| خالدين ḢELD̃YN sürekli kalırlar
| فيها FYHE içinde
| ونعم WNAM ve ne güzeldir
| أجر ÊCR ücreti
| العاملين ELAEMLYN çalışanların
| (3:136)
| خلت ḢLT uygulanmıştır
| من MN
| قبلكم GBLKM sizden önce de
| سنن SNN yasalar
| فسيروا FSYRWE dolaşın
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| فانظروا FENƵRWE ve görün
| كيف KYF nasıl
| كان KEN olduğunu
| عاقبة AEGBT sonunun
| المكذبين ELMKZ̃BYN yalanlayıcıların
| (3:137)
| بيان BYEN bir açıklamadır
| للناس LLNES insanlara
| وهدى WHD̃ ve yol göstermedir
| وموعظة WMWAƵT ve öğüttür
| للمتقين LLMTGYN korunanlara
| (3:138)
| تهنوا THNWE gevşemeyin
| ولا WLE
| تحزنوا TḪZNWE üzülmeyin
| وأنتم WÊNTM mutlaka siz
| الأعلون ELÊALWN üstün geleceksiniz
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| مؤمنين MÙMNYN inanıyor
| (3:139)
| يمسسكم YMSSKM size dokunduysa
| قرح GRḪ bir yara
| فقد FGD̃ muhakkak
| مس MS dokunmuştu
| القوم ELGWM o topluluğa da
| قرح GRḪ bir yara
| مثله MS̃LH benzeri
| وتلك WTLK işte o
| الأيام ELÊYEM günler
| نداولها ND̃EWLHE biz onları çeviririz
| بين BYN arasında
| الناس ELNES insanlar
| وليعلم WLYALM (bu) bilmesi içindir
| الله ELLH Allah'ın
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| آمنوا ËMNWE inanan(ları)
| ويتخذ WYTḢZ̃ ve edinmesi içindir
| منكم MNKM sizden
| شهداء ŞHD̃EÙ şehidler (şahidler)
| والله WELLH Allah
| لا LE
| يحب YḪB sevmez
| الظالمين ELƵELMYN zalimleri
| (3:140)
| الله ELLH Allah'ın
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| آمنوا ËMNWE inanan(ları)
| ويمحق WYMḪG ve mahvetmesi için
| الكافرين ELKEFRYN kafirleri
| (3:141)
| حسبتم ḪSBTM siz sandınız
| أن ÊN
| تدخلوا TD̃ḢLWE gireceğinizi
| الجنة ELCNT cennete
| ولما WLME
| يعلم YALM bilmeden
| الله ELLH Allah
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| جاهدوا CEHD̃WE cihad edenleri
| منكم MNKM içinizden
| ويعلم WYALM (sınayıp) bilmeden
| الصابرين ELṦEBRYN sabredenleri
| (3:142)
| كنتم KNTM siz
| تمنون TMNWN arzuluyordunuz
| الموت ELMWT ölümü
| من MN
| قبل GBL önce
| أن ÊN
| تلقوه TLGWH onunla karşılaşmadan
| فقد FGD̃ işte
| رأيتموه RÊYTMWH onu gördünüz
| وأنتم WÊNTM ve siz
| تنظرون TNƵRWN bakıp duruyorsunuz
| (3:143)
| محمد MḪMD̃ Muhammed
| إلا ÎLE başka (bir şey)
| رسول RSWL bir elçi
| قد GD̃ muhakkak
| خلت ḢLT gelip geçmiştir
| من MN
| قبله GBLH ondan önce de
| الرسل ELRSL elçiler
| أفإن ÊFÎN eğer şimdi
| مات MET o ölür
| أو ÊW veya
| قتل GTL öldürülürse
| انقلبتم ENGLBTM geriye mi döneceksiniz?
| على AL üzerinde
| أعقابكم ÊAGEBKM ökçelerinizin
| ومن WMN kim
| ينقلب YNGLB geriye dönerse
| على AL üzerinde
| عقبيه AGBYH ökçesi
| فلن FLN
| يضر YŽR ziyan veremez
| الله ELLH Allah'a
| شيئا ŞYÙE hiçbir
| وسيجزي WSYCZY ve mükafatlandıracaktır
| الله ELLH Allah
| الشاكرين ELŞEKRYN şükredenleri
| (3:144)
| كان KEN
| لنفس LNFS hiçbir kişi için
| أن ÊN
| تموت TMWT ölmek
| إلا ÎLE olmadan
| بإذن BÎZ̃N izni
| الله ELLH Allah'ın
| كتابا KTEBE yazılmıştır
| مؤجلا MÙCLE belirli bir süreye göre
| ومن WMN ve kim
| يرد YRD̃ isterse
| ثواب S̃WEB sevabını (menfaatini)
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| نؤته NÙTH kendisine veririz
| منها MNHE ondan
| ومن WMN ve kim
| يرد YRD̃ isterse
| ثواب S̃WEB sevabını
| الآخرة EL ËḢRT ahiret
| نؤته NÙTH kendisine veririz
| منها MNHE ondan
| وسنجزي WSNCZY ve mükafatlandıracağız
| الشاكرين ELŞEKRYN şükredenleri
| (3:145)
| من MN den
| نبي NBY peygamber-
| قاتل GETL çarpıştılar
| معه MAH kendileriyle beraber
| ربيون RBYWN Rabbani (erenler)
| كثير KS̃YR birçok
| فما FME
| وهنوا WHNWE yılmadılar
| لما LME şeylerden
| أصابهم ÊṦEBHM başlarında gelen
| في FY
| سبيل SBYL yolunda
| الله ELLH Allah
| وما WME
| ضعفوا ŽAFWE zayıflık göstermediler
| وما WME
| استكانوا ESTKENWE boyun eğmediler
| والله WELLH Allah
| يحب YḪB sever
| الصابرين ELṦEBRYN sabredenleri
| (3:146)
| كان KEN
| قولهم GWLHM sözleri
| إلا ÎLE başka
| أن ÊN
| قالوا GELWE demelerinden
| ربنا RBNE Rabbimiz
| اغفر EĞFR bağışla
| لنا LNE bizim
| ذنوبنا Z̃NWBNE günahlarımızı
| وإسرافنا WÎSREFNE ve taşkınlığımızı
| في FY
| أمرنا ÊMRNE işimizde
| وثبت WS̃BT ve sağlam tut
| أقدامنا ÊGD̃EMNE ayaklarımızı
| وانصرنا WENṦRNE bize yardım eyle
| على AL karşı
| القوم ELGWM toplumuna
| الكافرين ELKEFRYN kafirler
| (3:147)
| الله ELLH Allah (da)
| ثواب S̃WEB karşılığını
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| وحسن WḪSN ve en güzelini
| ثواب S̃WEB karşılığının
| الآخرة EL ËḢRT ahiret
| والله WELLH (çünkü) Allah
| يحب YḪB sever
| المحسنين ELMḪSNYN güzel davrananları
| (3:148)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| إن ÎN eğer
| تطيعوا TŦYAWE ita'at ederseniz
| الذين ELZ̃YN kimselere
| كفروا KFRWE inkar eden(lere)
| يردوكم YRD̃WKM sizi çevirirler
| على AL üzere
| أعقابكم ÊAGEBKM arkanız (küfre)
| فتنقلبوا FTNGLBWE o zaman dönersiniz
| خاسرين ḢESRYN kaybedenlere
| (3:149)
| الله ELLH Allah'tır
| مولاكم MWLEKM Mevlanız
| وهو WHW ve O'dur
| خير ḢYR en iyisi
| الناصرين ELNEṦRYN yardımcıların
| (3:150)
| في FY
| قلوب GLWB kalblerine
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| كفروا KFRWE inkar edenlerin
| الرعب ELRAB korku
| بما BME dolayı
| أشركوا ÊŞRKWE ortak koştuklarından
| بالله BELLH Allah'a
| ما ME şeyleri
| لم LM
| ينزل YNZL indirmediği
| به BH kendilerine
| سلطانا SLŦENE hiçbir güç
| ومأواهم WMÊWEHM ve gidecekleri yer de
| النار ELNER cehennemdir
| وبئس WBÙS ne kötüdür
| مثوى MS̃W varacağı yer
| الظالمين ELƵELMYN zalimlerin
| (3:151)
| صدقكم ṦD̃GKM size doğruladı
| الله ELLH Allah
| وعده WAD̃H (yardım) va'dini
| إذ ÎZ̃ sürece
| تحسونهم TḪSWNHM onları öldürdüğünüz
| بإذنه BÎZ̃NH kendi izniyle
| حتى ḪT nihayet
| إذا ÎZ̃E nezaman ki
| فشلتم FŞLTM siz korktunuz
| وتنازعتم WTNEZATM ve (birbirinizle) çekiştiniz
| في FY hakkında
| الأمر ELÊMR (verilen) emir
| وعصيتم WAṦYTM ve isyan ettiniz
| من MN
| بعد BAD̃ sonra
| ما ME
| أراكم ÊREKM size gösterdikten
| ما ME şey(galibiyet)i
| تحبون TḪBWN sevdiğiniz
| منكم MNKM sizden
| من MN kiminiz
| يريد YRYD̃ istiyordu
| الدنيا ELD̃NYE dünyayı
| ومنكم WMNKM ve sizden
| من MN kiminiz
| يريد YRYD̃ istiyordu
| الآخرة EL ËḢRT ahireti
| ثم S̃M sonra
| صرفكم ṦRFKM (Allah) geri çevirdi
| عنهم ANHM onlardan
| ليبتليكم LYBTLYKM sizi denemek için
| ولقد WLGD̃ andolsun ki
| عفا AFE bağışladı
| عنكم ANKM sizi
| والله WELLH Allah
| ذو Z̃W sahibidir
| فضل FŽL lütuf
| على AL karşı
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlere
| (3:152)
| تصعدون TṦAD̃WN boyuna uzaklaşıyordunuz
| ولا WLE
| تلوون TLWWN dönüp bakmıyordunuz
| على AL
| أحد ÊḪD̃ hiç kimseye
| والرسول WELRSWL ve Elçi
| يدعوكم YD̃AWKM sizi çağırırken
| في FY
| أخراكم ÊḢREKM arkanızdan
| فأثابكم FÊS̃EBKM bundan dolayı size verdi
| غما ĞME gam
| بغم BĞM gam üstüne
| لكيلا LKYLE diye
| تحزنوا TḪZNWE üzülmeyesiniz
| على AL
| ما ME şeye
| فاتكم FETKM elinizden giden
| ولا WLE vw
| ما ME şeye
| أصابكم ÊṦEBKM başınıza gelen
| والله WELLH Allah
| خبير ḢBYR haberdardır
| بما BME şeylerden
| تعملون TAMLWN yaptıklarınız(dan)
| (3:153)
| أنزل ÊNZL indirdi
| عليكم ALYKM size
| من MN
| بعد BAD̃ ardından
| الغم ELĞM o üzüntünün
| أمنة ÊMNT bir güven
| نعاسا NAESE bir uyku
| يغشى YĞŞ bürüyen
| طائفة ŦEÙFT bir kısmınızı
| منكم MNKM sizden
| وطائفة WŦEÙFT ve bir kısmınız da
| قد GD̃ doğrusu
| أهمتهم ÊHMTHM kaygısına düşmüştü
| أنفسهم ÊNFSHM kendi canlarının
| يظنون YƵNWN bir zanda bulunuyorlar
| بالله BELLH Allah'a karşı
| غير ĞYR -sız
| الحق ELḪG hak-
| ظن ƵN zannı (gibi)
| الجاهلية ELCEHLYT cahiliyye
| يقولون YGWLWN diyorlardı
| هل HL var mı
| لنا LNE bize
| من MN
| الأمر ELÊMR bu işten
| من MN hiçbir
| شيء ŞYÙ şey
| قل GL de ki
| إن ÎN şüphesiz
| الأمر ELÊMR iş
| كله KLH bütünüyle
| لله LLH Allah'a aittir
| يخفون YḢFWN onlar gizliyorlar
| في FY
| أنفسهم ÊNFSHM içlerinde
| ما ME şeyleri
| لا LE
| يبدون YBD̃WN açıklayamadıkları
| لك LK sana
| يقولون YGWLWN diyorlar ki
| لو LW şayet
| كان KEN olsaydı
| لنا LNE bize
| من MN
| الأمر ELÊMR bu işten
| شيء ŞYÙ bir şey (fayda)
| ما ME
| قتلنا GTLNE öldürülmezdik
| هاهنا HEHNE burada
| قل GL de ki
| لو LW şayet
| كنتم KNTM olsaydınız
| في FY
| بيوتكم BYWTKM evlerinizde dahi
| لبرز LBRZ mutlaka boylardı
| الذين ELZ̃YN olanlar
| كتب KTB yazılmış
| عليهم ALYHM üzerine
| القتل ELGTL öldürülme(si)
| إلى ÎL
| مضاجعهم MŽECAHM yatacakları yeri
| وليبتلي WLYBTLY ve denemesi içindir
| الله ELLH Allah'ın
| ما ME olanı
| في FY içinde
| صدوركم ṦD̃WRKM göğüsleriniz
| وليمحص WLYMḪṦ ve açığa çıkarması içindir
| ما ME olanı
| في FY içinde
| قلوبكم GLWBKM kalbleriniz
| والله WELLH Allah
| عليم ALYM bilir
| بذات BZ̃ET özünü
| الصدور ELṦD̃WR göğüslerin
| (3:154)
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| تولوا TWLWE yüz çevirip giden
| منكم MNKM içinizden
| يوم YWM gün
| التقى ELTG iki topluluğun
| الجمعان ELCMAEN karşılaştığı
| إنما ÎNME şüphesiz
| استزلهم ESTZLHM (yoldan) kaydırmak istemişti
| الشيطان ELŞYŦEN şeytan
| ببعض BBAŽ bazı
| ما ME dolayı
| كسبوا KSBWE yaptıkları işlerden
| ولقد WLGD̃ ama elbette
| عفا AFE affetti
| الله ELLH Allah
| عنهم ANHM onları
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| غفور ĞFWR çok bağışlayandır
| حليم ḪLYM halimdir
| (3:155)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inananlar
| لا LE
| تكونوا TKWNWE olmayın
| كالذين KELZ̃YN kimseler (gibi)
| كفروا KFRWE inkar eden(ler)
| وقالوا WGELWE ve diyenler (gibi)
| لإخوانهم LÎḢWENHM kardeşleri için
| إذا ÎZ̃E zaman
| ضربوا ŽRBWE sefere çıktıkları
| في FY
| الأرض ELÊRŽ yeryüzünde
| أو ÊW ya da
| كانوا KENWE
| غزى ĞZ savaşa çıktıkları
| لو LW eğer
| كانوا KENWE olsalardı
| عندنا AND̃NE bizim yanımızda
| ما ME
| ماتوا METWE ölmezlerdi
| وما WME
| قتلوا GTLWE ve öldürülmezlerdi
| ليجعل LYCAL yapar
| الله ELLH Allah
| ذلك Z̃LK bu (düşünce ve sözlerini)
| حسرة ḪSRT bir dert
| في FY
| قلوبهم GLWBHM kalblerinde
| والله WELLH Allahtır
| يحيي YḪYY yaşatan
| ويميت WYMYT ve öldüren
| والله WELLH Allah
| بما BME şeyleri
| تعملون TAMLWN yaptıklarınız
| بصير BṦYR görmektedir
| (3:156)
| قتلتم GTLTM öldürülür
| في FY
| سبيل SBYL yolunda
| الله ELLH Allah
| أو ÊW ya da
| متم MTM ölürseniz
| لمغفرة LMĞFRT bağışlaması vardır
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| ورحمة WRḪMT ve rahmeti
| خير ḢYR daha hayırlıdır
| مما MME şeylerden
| يجمعون YCMAWN onların topladıkları
| (3:157)
| متم MTM ölür
| أو ÊW veya
| قتلتم GTLTM öldürülürseniz
| لإلى LÎL elbette
| الله ELLH Allah'a
| تحشرون TḪŞRWN götürüleceksiniz
| (3:158)
| رحمة RḪMT rahmeti
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| لنت LNT sen yumuşak davrandın
| لهم LHM onlara
| ولو WLW eğer
| كنت KNT olsaydın
| فظا FƵE kaba
| غليظ ĞLYƵ katı
| القلب ELGLB yürekli
| لانفضوا LENFŽWE dağılır, giderlerdi
| من MN
| حولك ḪWLK çevrenden
| فاعف FEAF öyleyse affet
| عنهم ANHM onları
| واستغفر WESTĞFR ve mağfiret dile
| لهم LHM onlar için
| وشاورهم WŞEWRHM ve onlara danış
| في FY
| الأمر ELÊMR işini
| فإذا FÎZ̃E zaman
| عزمت AZMT karar verdiğin
| فتوكل FTWKL dayan
| على AL
| الله ELLH Allah'a
| إن ÎN elbette
| الله ELLH Allah
| يحب YḪB sever
| المتوكلين ELMTWKLYN kendine dayanıp güvenenleri
| (3:159)
| ينصركم YNṦRKM size yardım ederse
| الله ELLH Allah
| فلا FLE artık yoktur
| غالب ĞELB yenecek
| لكم LKM sizi
| وإن WÎN ve eğer
| يخذلكم YḢZ̃LKM sizi yüz üstü bırakırsa
| فمن FMN kimdir
| ذا Z̃E
| الذي ELZ̃Y kimse
| ينصركم YNṦRKM size yardım edebilecek
| من MN
| بعده BAD̃H O'ndan sonra
| وعلى WAL
| الله ELLH ve Allah'a
| فليتوكل FLYTWKL dayansınlar
| المؤمنون ELMÙMNWN Mü'minler
| (3:160)
| كان KEN olur şey
| لنبي LNBY bir peygamberin
| أن ÊN
| يغل YĞL hiyanet etmesi
| ومن WMN ve kim
| يغلل YĞLL hıyanet ederse
| يأت YÊT getirir
| بما BME şeyi
| غل ĞL hıyanet ettiği
| يوم YWM günü
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| ثم S̃M sonra
| توفى TWF tastamam verilir
| كل KL her
| نفس NFS kişiye
| ما ME ne ki
| كسبت KSBT kazandı
| وهم WHM ve onlar
| لا LE
| يظلمون YƵLMWN hiçbir haksızlığa uğratılmazlar
| (3:161)
| اتبع ETBA uyan
| رضوان RŽWEN rızasına
| الله ELLH Allah'ın
| كمن KMN kimse gibi
| باء BEÙ uğrayan
| بسخط BSḢŦ hışmına
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| ومأواه WMÊWEH ve yeri
| جهنم CHNM cehennem (olan)
| وبئس WBÙS ne kötü
| المصير ELMṦYR sonuçtur orası
| (3:162)
| درجات D̃RCET derece derecedirler
| عند AND̃ katında
| الله ELLH Allah
| والله WELLH Allah
| بصير BṦYR görmektedir
| بما BME şeyleri
| يعملون YAMLWN onların yaptıkları
| (3:163)
| من MN lutufta bulundu
| الله ELLH Allah
| على AL karşı
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlere
| إذ ÎZ̃
| بعث BAS̃ göndermekle
| فيهم FYHM kendilerine
| رسولا RSWLE bir elçi
| من MN
| أنفسهم ÊNFSHM kendi içlerinden
| يتلو YTLW okuyan
| عليهم ALYHM onlara
| آياته ËYETH (Allah'ın) ayetlerini
| ويزكيهم WYZKYHM ve kendilerini yücelten
| ويعلمهم WYALMHM ve kendilerine öğreten
| الكتاب ELKTEB Kitap
| والحكمة WELḪKMT ve hikmeti
| وإن WÎN
| كانوا KENWE bulunuyorlarken
| من MN
| قبل GBL daha önce
| لفي LFY içinde
| ضلال ŽLEL bir sapıklık
| مبين MBYN açık
| (3:164)
| أصابتكم ÊṦEBTKM size geldiği
| مصيبة MṦYBT bir bela
| قد GD̃ doğrusu
| أصبتم ÊṦBTM onların başlarına getirdiğiniz halde
| مثليها MS̃LYHE onun iki katını
| قلتم GLTM dediniz
| أنى ÊN nereden (başımıza geldi)
| هذا HZ̃E bu
| قل GL de ki
| هو HW O (bela)
| من MN
| عند AND̃ -dendir
| أنفسكم ÊNFSKM kendiniz-
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| على AL üzerine
| كل KL her
| شيء ŞYÙ şey
| قدير GD̃YR kadirdir
| (3:165)
| أصابكم ÊṦEBKM sizin başınıza gelen
| يوم YWM gün
| التقى ELTG karşılaştığı
| الجمعان ELCMAEN iki topluluğun
| فبإذن FBÎZ̃N ancak izniyledir
| الله ELLH Allah'ın
| وليعلم WLYALM ve bilmesi içindir
| المؤمنين ELMÙMNYN inananları
| (3:166)
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| نافقوا NEFGWE iki yüzlülük edenleri
| وقيل WGYL dendiği halde
| لهم LHM onlara
| تعالوا TAELWE gelin
| قاتلوا GETLWE savaşın
| في FY
| سبيل SBYL yolunda
| الله ELLH Allah
| أو ÊW ya da
| ادفعوا ED̃FAWE savunun
| قالوا GELWE dediler
| لو LW eğer
| نعلم NALM bilseydik
| قتالا GTELE savaş (olacağını)
| لاتبعناكم LETBANEKM sizinle gelirdik
| هم HM onlar
| للكفر LLKFR küfre
| يومئذ YWMÙZ̃ o gün
| أقرب ÊGRB yakın idiler
| منهم MNHM ondan
| للإيمان LLÎYMEN imandan (çok)
| يقولون YGWLWN söylüyorlar
| بأفواههم BÊFWEHHM ağızlarıyla
| ما ME
| ليس LYS olmayanı
| في FY içinde
| قلوبهم GLWBHM kalblerinin
| والله WELLH halbuki Allah
| أعلم ÊALM çok iyi bilmektedir
| بما BME şeyi
| يكتمون YKTMWN içlerinde sakladıkları
| (3:167)
| قالوا GELWE diyen(lere)
| لإخوانهم LÎḢWENHM kardeşleri için
| وقعدوا WGAD̃WE (Savaştan geri kalıp) oturarak
| لو LW eğer
| أطاعونا ÊŦEAWNE bizim sözümüzü tutsalardı
| ما ME
| قتلوا GTLWE öldürülmezlerdi
| قل GL de ki
| فادرءوا FED̃RÙWE haydi savın
| عن AN
| أنفسكم ÊNFSKM kendinizden
| الموت ELMWT ölümü
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| صادقين ṦED̃GYN doğrulardan
| (3:168)
| تحسبن TḪSBN sanma
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| قتلوا GTLWE öldürülenleri
| في FY
| سبيل SBYL yolunda
| الله ELLH Allah
| أمواتا ÊMWETE ölüler
| بل BL bilakis
| أحياء ÊḪYEÙ (onlar) diridirler
| عند AND̃ katında
| ربهم RBHM Rableri
| يرزقون YRZGWN rızıklanmaktadırlar
| (3:169)
| بما BME şeylerden
| آتاهم ËTEHM kendilerine verdikleri
| الله ELLH Allah'ın
| من MN -ndan
| فضله FŽLH lutfu-
| ويستبشرون WYSTBŞRWN ve müjdelemek isterler
| بالذين BELZ̃YN kimselere
| لم LM
| يلحقوا YLḪGWE henüz yetişemeyen(lere)
| بهم BHM kendilerine
| من MN
| خلفهم ḢLFHM arkalarından
| ألا ÊLE
| خوف ḢWF korku olmadığına
| عليهم ALYHM onlara
| ولا WLE
| هم HM onların
| يحزنون YḪZNWN üzüntüye uğramayacaklarına
| (3:170)
| بنعمة BNAMT ni'metini
| من MN
| الله ELLH Allah'ın
| وفضل WFŽL ve lutfunu
| وأن WÊN ve muhakkak
| الله ELLH Allah'ın
| لا LE
| يضيع YŽYA zayi etmeyeceğini
| أجر ÊCR ecrini
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minlerin
| (3:171)
| استجابوا ESTCEBWE çağrısına uydular
| لله LLH Allah'ın
| والرسول WELRSWL ve Elçinin
| من MN
| بعد BAD̃ sonra bile
| ما ME ne ki
| أصابهم ÊṦEBHM isabet etti
| القرح ELGRḪ bir yara
| للذين LLZ̃YN onlar için vardır
| أحسنوا ÊḪSNWE güzel davrananlar
| منهم MNHM onlardan
| واتقوا WETGWE ve korunanlar için
| أجر ÊCR bir ecir
| عظيم AƵYM pek büyük
| (3:172)
| قال GEL deyince
| لهم LHM kendilerine
| الناس ELNES halk
| إن ÎN elbette
| الناس ELNES (Düşman) İnsanlar
| قد GD̃ muhakkak
| جمعوا CMAWE (ordu) toplamışlar
| لكم LKM size karşı
| فاخشوهم FEḢŞWHM onlardan korkun
| فزادهم FZED̃HM (bu söz) onların artırdı
| إيمانا ÎYMENE imanını
| وقالوا WGELWE ve dediler ki
| حسبنا ḪSBNE bize yeter
| الله ELLH Allah
| ونعم WNAM ve ne güzel
| الوكيل ELWKYL vekildir
| (3:173)
| بنعمة BNAMT bir ni'metle
| من MN -tan
| الله ELLH Allah-
| وفضل WFŽL ve bollukla
| لم LM
| يمسسهم YMSSHM kendilerine dokunmadı
| سوء SWÙ hiçbir kötülük
| واتبعوا WETBAWE ve uydular
| رضوان RŽWEN rızasına
| الله ELLH Allah'ın
| والله WELLH Allah
| ذو Z̃W sahibidir
| فضل FŽL lutuf
| عظيم AƵYM büyük
| (3:174)
| ذلكم Z̃LKM işte o
| الشيطان ELŞYŦEN şeytan
| يخوف YḢWF sizi korkutuyor
| أولياءه ÊWLYEÙH kendi dostlarından
| فلا FLE
| تخافوهم TḢEFWHM onlardan korkmayın
| وخافون WḢEFWN benden korkun
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM iseniz
| مؤمنين MÙMNYN inanmış
| (3:175)
| يحزنك YḪZNK seni üzmesin
| الذين ELZ̃YN kimseler
| يسارعون YSERAWN koşan(lar)
| في FY
| الكفر ELKFR inkara
| إنهم ÎNHM elbette onlar
| لن LN
| يضروا YŽRWE zarar veremezler
| الله ELLH Allah'a
| شيئا ŞYÙE hiçbir
| يريد YRYD̃ istiyor
| الله ELLH Allah
| ألا ÊLE
| يجعل YCAL koymamak
| لهم LHM onlara
| حظا ḪƵE hiçbir nasip
| في FY
| الآخرة EL ËḢRT ahirette
| ولهم WLHM ve Onların
| عذاب AZ̃EB bir azab
| عظيم AƵYM büyük
| (3:176)
| الذين ELZ̃YN kimseler
| اشتروا EŞTRWE satın alan(lar)
| الكفر ELKFR inkarı
| بالإيمان BELÎYMEN iman karşılığında
| لن LN
| يضروا YŽRWE zarar vermezler
| الله ELLH Allah'a
| شيئا ŞYÙE hiçbir
| ولهم WLHM ve Onların
| عذاب AZ̃EB bir azab
| أليم ÊLYM acıklı
| (3:177)
| يحسبن YḪSBN sanmasınlar
| الذين ELZ̃YN kimseler
| كفروا KFRWE inkar edenler
| أنما ÊNME ki
| نملي NMLY süre vermemiz
| لهم LHM kendilerine
| خير ḢYR hayırlıdır
| لأنفسهم LÊNFSHM kendileri için
| إنما ÎNME
| نملي NMLY biz süre veriyoruz
| لهم LHM onlara
| ليزدادوا LYZD̃ED̃WE artırsınlar diye
| إثما ÎS̃ME günahı
| ولهم WLHM ve Onların
| عذاب AZ̃EB bir azab
| مهين MHYN alçaltıcı
| (3:178)
| كان KEN değildir
| الله ELLH Allah
| ليذر LYZ̃R bırakacak
| المؤمنين ELMÙMNYN mü'minleri
| على AL (şu) üzerinde
| ما ME bulunduğunuz
| أنتم ÊNTM sizin
| عليه ALYH (hal) üzere
| حتى ḪT kadar
| يميز YMYZ ayırıncaya
| الخبيث ELḢBYS̃ pis olanı
| من MN -den
| الطيب ELŦYB temiz-
| وما WME
| كان KEN ve değildir
| الله ELLH Allah
| ليطلعكم LYŦLAKM sizi vâkıf kılacak
| على AL üzerine
| الغيب ELĞYB gayb
| ولكن WLKN fakat
| الله ELLH Allah
| يجتبي YCTBY seçer
| من MN -nden
| رسله RSLH elçileri-
| من MN kimi
| يشاء YŞEÙ diliyorsa
| فآمنوا F ËMNWE o halde inanın
| بالله BELLH Allah'a
| ورسله WRSLH ve elçilerine
| وإن WÎN eğer
| تؤمنوا TÙMNWE inanır
| وتتقوا WTTGWE ve korunursanız
| فلكم FLKM sizin için vardır
| أجر ÊCR bir mükafat
| عظيم AƵYM büyük
| (3:179)
| يحسبن YḪSBN sanmasınlar
| الذين ELZ̃YN kimseler
| يبخلون YBḢLWN cimrilik eden(ler)
| بما BME ne ki
| آتاهم ËTEHM kendilerine vermiştir
| الله ELLH Allah
| من MN -ndan
| فضله FŽLH lütfu-
| هو HW o
| خيرا ḢYRE hayırlıdır
| لهم LHM kendileri için
| بل BL (hayır) bilakis
| هو HW o
| شر ŞR şerlidir
| لهم LHM kendileri için
| سيطوقون SYŦWGWN boyunlarına dolandırılacaktır
| ما ME şeyler
| بخلوا BḢLWE cimrilik ettikleri
| به BH onunla
| يوم YWM günü
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| ولله WLLH Allah'ındır
| ميراث MYRES̃ mirası
| السماوات ELSMEWET göklerin
| والأرض WELÊRŽ ve yerin
| والله WELLH Allah
| بما BME ne ki
| تعملون TAMLWN yapıyorsunuz
| خبير ḢBYR haber alandır
| (3:180)
| سمع SMA işitti
| الله ELLH Allah
| قول GWL sözünü
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| قالوا GELWE diyen(lerin)
| إن ÎN muhakkak
| الله ELLH Allah
| فقير FGYR fakirdir
| ونحن WNḪN ve biz
| أغنياء ÊĞNYEÙ zenginiz
| سنكتب SNKTB yazacağız
| ما ME şeyleri
| قالوا GELWE onların dedikleri
| وقتلهم WGTLHM ve öldürmelerini
| الأنبياء ELÊNBYEÙ peygamberleri
| بغير BĞYR
| حق ḪG haksız yere
| ونقول WNGWL ve diyeceğiz
| ذوقوا Z̃WGWE tadın
| عذاب AZ̃EB azabını
| الحريق ELḪRYG yangın
| (3:181)
| بما BME karşılığıdır
| قدمت GD̃MT yapıp öne sürdürdüğünün
| أيديكم ÊYD̃YKM sizin ellerinizin
| وأن WÊN ve şüphesiz
| الله ELLH Allah
| ليس LYS asla değildir
| بظلام BƵLEM zulmedici
| للعبيد LLABYD̃ kullara
| (3:182)
| قالوا GELWE dediler
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| عهد AHD̃ and verdi
| إلينا ÎLYNE bize
| ألا ÊLE
| نؤمن NÙMN inanmayalım
| لرسول LRSWL hiçbir elçiye
| حتى ḪT kadar
| يأتينا YÊTYNE bize getirinceye
| بقربان BGRBEN bir kurban
| تأكله TÊKLH yiyeceği
| النار ELNER ateşin
| قل GL de ki
| قد GD̃ elbette
| جاءكم CEÙKM size gelmişti
| رسل RSL elçiler
| من MN
| قبلي GBLY benden önce
| بالبينات BELBYNET açık delillerle
| وبالذي WBELZ̃Y
| قلتم GLTM ve bu dediğinizle
| فلم FLM niçin
| قتلتموهم GTLTMWHM onları öldürdünüz
| إن ÎN eğer
| كنتم KNTM idiyseniz
| صادقين ṦED̃GYN doğru
| (3:183)
| كذبوك KZ̃BWK seni yalanladılarsa
| فقد FGD̃ doğrusu
| كذب KZ̃B yalanlanmıştı
| رسل RSL peygamberler de
| من MN
| قبلك GBLK senden önce
| جاءوا CEÙWE getiren
| بالبينات BELBYNET açık deliller
| والزبر WELZBR hikmetli sahifeler
| والكتاب WELKTEB ve Kitabı
| المنير ELMNYR aydınlatıcı
| (3:184)
| نفس NFS can
| ذائقة Z̃EÙGT tadacaktır
| الموت ELMWT ölümü
| وإنما WÎNME şüphesiz
| توفون TWFWN size eksiksiz verilecektir
| أجوركم ÊCWRKM ecirleriniz
| يوم YWM günü
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| فمن FMN kim ki hemen
| زحزح ZḪZḪ çekilip kurtarılır
| عن AN
| النار ELNER ateş(in elin)den
| وأدخل WÊD̃ḢL ve sokulursa
| الجنة ELCNT cennete
| فقد FGD̃ işte o
| فاز FEZ kurtuluşa ermiştir
| وما WME ve değildir
| الحياة ELḪYET hayatı
| الدنيا ELD̃NYE dünya
| إلا ÎLE başka bir şey
| متاع MTEA zevkten
| الغرور ELĞRWR aldatıcı
| (3:185)
| في FY hususunda
| أموالكم ÊMWELKM mallarınız
| وأنفسكم WÊNFSKM ve canlarınız
| ولتسمعن WLTSMAN ve (sözler) duyacaksınız
| من MN
| الذين ELZ̃YN kendilerine
| أوتوا ÊWTWE verilenlerden
| الكتاب ELKTEB Kitap
| من MN
| قبلكم GBLKM sizden önce
| ومن WMN
| الذين ELZ̃YN kimselerden
| أشركوا ÊŞRKWE ortak koşan(lar)
| أذى ÊZ̃ incitici
| كثيرا KS̃YRE çok
| وإن WÎN ama
| تصبروا TṦBRWE sabreder
| وتتقوا WTTGWE ve korunursanız
| فإن FÎN şüphesiz
| ذلك Z̃LK işte bunlar
| من MN
| عزم AZM yapmağa değer
| الأمور ELÊMWR işlerdendir
| (3:186)
| أخذ ÊḢZ̃ almıştı
| الله ELLH Allah
| ميثاق MYS̃EG söz
| الذين ELZ̃YN kendilerine
| أوتوا ÊWTWE verilenlerden
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لتبيننه LTBYNNH onu mutlaka açıklayacaksınız
| للناس LLNES insanlara
| ولا WLE
| تكتمونه TKTMWNH gizlemeyeceksiniz
| فنبذوه FNBZ̃WH fakat onlar (verdikleri sözü) attılar
| وراء WREÙ ardına
| ظهورهم ƵHWRHM sırtlarının
| واشتروا WEŞTRWE ve aldılar
| به BH karşılığında
| ثمنا S̃MNE bir para
| قليلا GLYLE azıcık
| فبئس FBÙS ne kötü
| ما ME şey
| يشترون YŞTRWN satın alıyorlar
| (3:187)
| تحسبن TḪSBN sanma
| الذين ELZ̃YN kimseleri
| يفرحون YFRḪWN sevinen
| بما BME
| أتوا ÊTWE o ettiklerine
| ويحبون WYḪBWN ve sevenlerin
| أن ÊN
| يحمدوا YḪMD̃WE övülmeyi
| بما BME şeylerle
| لم LM
| يفعلوا YFALWE yapmadıkları
| فلا FLE
| تحسبنهم TḪSBNHM ve zannetme
| بمفازة BMFEZT kurtulacaklarını
| من MN -dan
| العذاب ELAZ̃EB azab-
| ولهم WLHM ve Onların
| عذاب AZ̃EB bir azab
| أليم ÊLYM acıklı
| (3:188)
| ملك MLK mülkü
| السماوات ELSMEWET göklerin
| والأرض WELÊRŽ ve yerin
| والله WELLH Allah
| على AL
| كل KL he
| شيء ŞYÙ şeye
| قدير GD̃YR kadirdir
| (3:189)
| في FY
| خلق ḢLG yaratılışında
| السماوات ELSMEWET göklerin
| والأرض WELÊRŽ ve yerin
| واختلاف WEḢTLEF ve gidip gelişinde
| الليل ELLYL gecenin
| والنهار WELNHER ve gündüzün
| لآيات L ËYET ibretler vardır
| لأولي LÊWLY sahipleri için
| الألباب ELÊLBEB sağduyu
| (3:190)
| يذكرون YZ̃KRWN anarlar
| الله ELLH Allah'ı
| قياما GYEME ayakta
| وقعودا WGAWD̃E ve oturarak
| وعلى WAL ve üzerine
| جنوبهم CNWBHM yanları
| ويتفكرون WYTFKRWN ve düşünürler
| في FY hakkında
| خلق ḢLG yaratılışı
| السماوات ELSMEWET göklerin
| والأرض WELÊRŽ ve yerin
| ربنا RBNE Rabbimiz (derler)
| ما ME
| خلقت ḢLGT yaratmadın
| هذا HZ̃E bunu
| باطلا BEŦLE boş yere
| سبحانك SBḪENK sen yücesin
| فقنا FGNE bizi koru
| عذاب AZ̃EB azabından
| النار ELNER ateş
| (3:191)
| إنك ÎNK şüphesiz sen
| من MN kimi
| تدخل TD̃ḢL sokarsan
| النار ELNER ateşe
| فقد FGD̃ muhakkak ki
| أخزيته ÊḢZYTH onu perişan etmişsindir
| وما WME yoktur
| للظالمين LLƵELMYN zalimlerin
| من MN hiçbir
| أنصار ÊNṦER yardımcıları
| (3:192)
| إننا ÎNNE şüphesiz biz
| سمعنا SMANE işittik
| مناديا MNED̃YE bir davetçi
| ينادي YNED̃Y çağıran
| للإيمان LLÎYMEN imana
| أن ÊN
| آمنوا ËMNWE inanın (diyerek)
| بربكم BRBKM Rabbinize
| فآمنا F ËMNE hemen inandık
| ربنا RBNE Rabbimiz
| فاغفر FEĞFR bağışla
| لنا LNE bizim
| ذنوبنا Z̃NWBNE günahlarımızı
| وكفر WKFR ve ört
| عنا ANE
| سيئاتنا SYÙETNE kötülüklerimizi
| وتوفنا WTWFNE ve canımızı al
| مع MA beraber
| الأبرار ELÊBRER iyilerle
| (3:193)
| وآتنا W ËTNE ve bize ver
| ما ME şeyi
| وعدتنا WAD̃TNE va'dettiğin
| على AL
| رسلك RSLK elçilerine
| ولا WLE
| تخزنا TḢZNE bizi rezil, perişan etme
| يوم YWM günü
| القيامة ELGYEMT kıyamet
| إنك ÎNK zira sen
| لا LE
| تخلف TḢLF caymazsın
| الميعاد ELMYAED̃ verdiğin sözden
| (3:194)
| لهم LHM onlara
| ربهم RBHM Rableri
| أني ÊNY elbette ben
| لا LE
| أضيع ÊŽYA zayi etmeyeceğim
| عمل AML işini
| عامل AEML (hiçbir) çalışanın
| منكم MNKM sizden
| من MN
| ذكر Z̃KR erkek
| أو ÊW veya
| أنثى ÊNS̃ kadın
| بعضكم BAŽKM hepiniz
| من MN
| بعض BAŽ birbirinizdensiniz
| فالذين FELZ̃YN kimseler
| هاجروا HECRWE göç eden(ler)
| وأخرجوا WÊḢRCWE ve çıkarılanlar
| من MN -ndan
| ديارهم D̃YERHM yurtları-
| وأوذوا WÊWZ̃WE ve işkence edilenler
| في FY
| سبيلي SBYLY benim yolumda
| وقاتلوا WGETLWE ve vuruşanlar
| وقتلوا WGTLWE ve öldürülenler
| لأكفرن LÊKFRN elbette örteceğim
| عنهم ANHM onların
| سيئاتهم SYÙETHM kötülüklerini
| ولأدخلنهم WLÊD̃ḢLNHM ve onları sokacağım
| جنات CNET cennetlere
| تجري TCRY akan
| من MN -ndan
| تحتها TḪTHE altları-
| الأنهار ELÊNHER ırmaklar
| ثوابا S̃WEBE bir karşılık olarak
| من MN
| عند AND̃ katından
| الله ELLH Allah
| والله WELLH Allah
| عنده AND̃H katındadır
| حسن ḪSN en güzeli
| الثواب ELS̃WEB karşılıkların
| (3:195)
| يغرنك YĞRNK seni aldatmasın
| تقلب TGLB gezip dolaşması
| الذين ELZ̃YN kimselerin
| كفروا KFRWE inkar eden(lerin)
| في FY
| البلاد ELBLED̃ şehirlerde
| (3:196)
| قليل GLYL azıcık
| ثم S̃M sonra
| مأواهم MÊWEHM gidecekleri yer
| جهنم CHNM cehennemdir
| وبئس WBÙS ve ne kötü
| المهاد ELMHED̃ yataktır (orası)
| (3:197)
| الذين ELZ̃YN kimselere
| اتقوا ETGWE korkan(lara)
| ربهم RBHM Rablerinden
| لهم LHM vardır
| جنات CNET cennetler
| تجري TCRY akan
| من MN -ndan
| تحتها TḪTHE altları-
| الأنهار ELÊNHER ırmaklar
| خالدين ḢELD̃YN ebedi kalacaklar
| فيها FYHE orada
| نزلا NZLE ağırlanacaklardır
| من MN
| عند AND̃ tarafından
| الله ELLH Allah
| وما WME bulunanlar ise
| عند AND̃ yanında
| الله ELLH Allah
| خير ḢYR daha hayırlıdır
| للأبرار LLÊBRER iyiler için
| (3:198)
| من MN -nden
| أهل ÊHL ehli-
| الكتاب ELKTEB Kitap
| لمن LMN öyleleri var ki
| يؤمن YÙMN inanırlar
| بالله BELLH Allah'a
| وما WME ve şeye
| أنزل ÊNZL indirilene
| إليكم ÎLYKM size
| وما WME ve şeye
| أنزل ÊNZL indirilene
| إليهم ÎLYHM kendilerine
| خاشعين ḢEŞAYN saygılıdırlar
| لله LLH Allah'a karşı
| لا LE
| يشترون YŞTRWN satmazlar
| بآيات B ËYET ayetlerini
| الله ELLH Allah'ın
| ثمنا S̃MNE paraya
| قليلا GLYLE azıcık
| أولئك ÊWLÙK onların
| لهم LHM vardır
| أجرهم ÊCRHM ödülleri
| عند AND̃ katında
| ربهم RBHM Rableri
| إن ÎN şüphesiz
| الله ELLH Allah
| سريع SRYA çabuk görendir
| الحساب ELḪSEB hesabı
| (3:199)
| أيها ÊYHE SİZ!
| الذين ELZ̃YN kimseler
| آمنوا ËMNWE inanan(lar)
| اصبروا EṦBRWE sabredin
| وصابروا WṦEBRWE ve sabırda direnin
| ورابطوا WREBŦWE ve savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun
| واتقوا WETGWE ve korkun
| الله ELLH Allah'tan
| لعلكم LALKM umulur ki
| تفلحون TFLḪWN başarıya eresiniz
| (3:200)