2:36Bakara  Suresi 36. Ayet

Kuran Sırası: 2 İniş Sırası: 87
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200201202203204205206207208209210211212213214215216217218219220221222223224225226227228229230231232233234235236237238239240241242243244245246247248249250251252253254255256257258259260261262263264265266267268269270271272273274275276277278279280281282283284285286

2:36Bakara  Suresi 36. Ayet
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَأَزَلَّهُمَا (FÊZLHME) = feezellehumā : onlar(ın ayağın)ı kaydırdı
2. الشَّيْطَانُ (ELŞYŦEN) = ş-şeyTānu : şeytan
3. عَنْهَا (ANHE) = ǎnhā : oradan
4. فَأَخْرَجَهُمَا (FÊḢRCHME) = fe eḣracehumā : çıkardı
5. مِمَّا (MME) = mimmā : yerden
6. كَانَا (KENE) = kānā : bulundukları
7. فِيهِ (FYH) = fīhi : içinde
8. وَقُلْنَا (VGLNE) = ve ḳulnā : ve dedik ki
9. اهْبِطُوا (EHBŦVE) = hbiTū : inin
10. بَعْضُكُمْ (BAŽKM) = beǎ'Dukum : kiminiz
11. لِبَعْضٍ (LBAŽ) = libeǎ'Din : kiminize
12. عَدُوٌّ (AD̃V) = ǎduvvun : düşman olarak
13. وَلَكُمْ (VLKM) = velekum : sizin için vardır
14. فِي (FY) = fī : -nde
15. الْأَرْضِ (ELÊRŽ) = l-erDi : yeryüzü-
16. مُسْتَقَرٌّ (MSTGR) = musteḳarrun : kalmak
17. وَمَتَاعٌ (VMTEA) = ve metāǔn : ve nimet
18. إِلَىٰ (ÎL) = ilā :
19. حِينٍ (ḪYN) = Hīnin : bir süre
onlar(ın ayağın)ı kaydırdı | şeytan | oradan | çıkardı | yerden | bulundukları | içinde | ve dedik ki | inin | kiminiz | kiminize | düşman olarak | sizin için vardır | -nde | yeryüzü- | kalmak | ve nimet | | bir süre |

[ZLL] [ŞŦN] [] [ḢRC] [] [KVN] [] [GVL] [HBŦ] [BAŽ] [BAŽ] [AD̃V] [] [] [ERŽ] [GRR] [MTA] [] [ḪYN]
FÊZLHME ELŞYŦEN ANHE FÊḢRCHME MME KENE FYH VGLNE EHBŦVE BAŽKM LBAŽ AD̃V VLKM FY ELÊRŽ MSTGR VMTEA ÎL ḪYN

feezellehumā ş-şeyTānu ǎnhā fe eḣracehumā mimmā kānā fīhi ve ḳulnā hbiTū beǎ'Dukum libeǎ'Din ǎduvvun velekum l-erDi musteḳarrun ve metāǔn ilā Hīnin
فأزلهما الشيطان عنها فأخرجهما مما كانا فيه وقلنا اهبطوا بعضكم لبعض عدو ولكم في الأرض مستقر ومتاع إلى حين

2:36Bakara  Suresi 36. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فأزلهما ز ل ل | ZLL FÊZLHME feezellehumā onlar(ın ayağın)ı kaydırdı Then made [both of] them slip
الشيطان ش ط ن | ŞŦN ELŞYŦEN ş-şeyTānu şeytan the Shaitaan
عنها | ANHE ǎnhā oradan from it,
فأخرجهما خ ر ج | ḢRC FÊḢRCHME fe eḣracehumā çıkardı and he got [both of] them out
مما | MME mimmā yerden from what
كانا ك و ن | KVN KENE kānā bulundukları they [both] were
فيه | FYH fīhi içinde in [it].
وقلنا ق و ل | GVL VGLNE ve ḳulnā ve dedik ki And We said,
اهبطوا ه ب ط | HBŦ EHBŦVE hbiTū inin """Go down (all of you),"
بعضكم ب ع ض | BAŽ BAŽKM beǎ'Dukum kiminiz some of you
لبعض ب ع ض | BAŽ LBAŽ libeǎ'Din kiminize to others
عدو ع د و | AD̃V AD̃V ǎduvvun düşman olarak "(as) enemy;"
ولكم | VLKM velekum sizin için vardır and for you
في | FY -nde in
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzü- the earth
مستقر ق ر ر | GRR MSTGR musteḳarrun kalmak (is) a dwelling place
ومتاع م ت ع | MTA VMTEA ve metāǔn ve nimet and a provision
إلى | ÎL ilā for
حين ح ي ن | ḪYN ḪYN Hīnin bir süre "a period."""
2:36 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

onlar(ın ayağın)ı kaydırdı | şeytan | oradan | çıkardı | yerden | bulundukları | içinde | ve dedik ki | inin | kiminiz | kiminize | düşman olarak | sizin için vardır | -nde | yeryüzü- | kalmak | ve nimet | | bir süre |

[ZLL] [ŞŦN] [] [ḢRC] [] [KVN] [] [GVL] [HBŦ] [BAŽ] [BAŽ] [AD̃V] [] [] [ERŽ] [GRR] [MTA] [] [ḪYN]
FÊZLHME ELŞYŦEN ANHE FÊḢRCHME MME KENE FYH VGLNE EHBŦVE BAŽKM LBAŽ AD̃V VLKM FY ELÊRŽ MSTGR VMTEA ÎL ḪYN

feezellehumā ş-şeyTānu ǎnhā fe eḣracehumā mimmā kānā fīhi ve ḳulnā hbiTū beǎ'Dukum libeǎ'Din ǎduvvun velekum l-erDi musteḳarrun ve metāǔn ilā Hīnin
فأزلهما الشيطان عنها فأخرجهما مما كانا فيه وقلنا اهبطوا بعضكم لبعض عدو ولكم في الأرض مستقر ومتاع إلى حين

[ز ل ل] [ش ط ن] [] [خ ر ج] [] [ك و ن] [] [ق و ل] [ه ب ط] [ب ع ض] [ب ع ض] [ع د و] [] [] [ا ر ض] [ق ر ر] [م ت ع] [] [ح ي ن]

2:36Bakara  Suresi 36. Ayet
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فأزلهما ز ل ل | ZLL FÊZLHME feezellehumā onlar(ın ayağın)ı kaydırdı Then made [both of] them slip
Fe,,Ze,Lam,He,Mim,Elif,
80,,7,30,5,40,1,
REM – prefixed resumption particle
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person dual object pronoun
الفاء استئنافية
فعل ماض والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
الشيطان ش ط ن | ŞŦN ELŞYŦEN ş-şeyTānu şeytan the Shaitaan
Elif,Lam,Şın,Ye,Tı,Elif,Nun,
1,30,300,10,9,1,50,
"PN – nominative masculine proper noun → Satan"
اسم علم مرفوع
عنها | ANHE ǎnhā oradan from it,
Ayn,Nun,He,Elif,
70,50,5,1,
P – preposition
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
جار ومجرور
فأخرجهما خ ر ج | ḢRC FÊḢRCHME fe eḣracehumā çıkardı and he got [both of] them out
Fe,,Hı,Re,Cim,He,Mim,Elif,
80,,600,200,3,5,40,1,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person dual object pronoun
الفاء عاطفة
فعل ماض والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
مما | MME mimmā yerden from what
Mim,Mim,Elif,
40,40,1,
P – preposition
REL – relative pronoun
حرف جر
اسم موصول
كانا ك و ن | KVN KENE kānā bulundukları they [both] were
Kef,Elif,Nun,Elif,
20,1,50,1,
V – 3rd person masculine dual perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والألف ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
فيه | FYH fīhi içinde in [it].
Fe,Ye,He,
80,10,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
وقلنا ق و ل | GVL VGLNE ve ḳulnā ve dedik ki And We said,
Vav,Gaf,Lam,Nun,Elif,
6,100,30,50,1,
REM – prefixed resumption particle
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو استئنافية
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
اهبطوا ه ب ط | HBŦ EHBŦVE hbiTū inin """Go down (all of you),"
Elif,He,Be,Tı,Vav,Elif,
1,5,2,9,6,1,
V – 2nd person masculine plural imperative verb
PRON – subject pronoun
فعل أمر والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
بعضكم ب ع ض | BAŽ BAŽKM beǎ'Dukum kiminiz some of you
Be,Ayn,Dad,Kef,Mim,
2,70,800,20,40,
N – nominative masculine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مرفوع والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
لبعض ب ع ض | BAŽ LBAŽ libeǎ'Din kiminize to others
Lam,Be,Ayn,Dad,
30,2,70,800,
P – prefixed preposition lām
N – genitive masculine indefinite noun
جار ومجرور
عدو ع د و | AD̃V AD̃V ǎduvvun düşman olarak "(as) enemy;"
Ayn,Dal,Vav,
70,4,6,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
ولكم | VLKM velekum sizin için vardır and for you
Vav,Lam,Kef,Mim,
6,30,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – prefixed preposition lām
PRON – 2nd person masculine plural personal pronoun
الواو عاطفة
جار ومجرور
في | FY -nde in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzü- the earth
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
"N – genitive feminine noun → Earth"
اسم مجرور
مستقر ق ر ر | GRR MSTGR musteḳarrun kalmak (is) a dwelling place
Mim,Sin,Te,Gaf,Re,
40,60,400,100,200,
N – nominative masculine indefinite (form X) passive participle
اسم مرفوع
ومتاع م ت ع | MTA VMTEA ve metāǔn ve nimet and a provision
Vav,Mim,Te,Elif,Ayn,
6,40,400,1,70,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine indefinite noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
إلى | ÎL ilā for
,Lam,,
,30,,
P – preposition
حرف جر
حين ح ي ن | ḪYN ḪYN Hīnin bir süre "a period."""
Ha,Ye,Nun,
8,10,50,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.
Kombi Müfredat
فأزلهما
feezellehumā
ZLL|ز ل ل
onlar(ın ayağın)ı kaydırdı
Kombi Müfredat
الشيطان
ş-şeyTānu
ŞŦN|ش ط ن
şeytan
3
عنها
ǎnhā
|
oradan
Kombi Müfredat
فأخرجهما
fe eḣracehumā
ḢRC|خ ر ج
çıkardı
5
مما
mimmā
|
yerden
Kombi Müfredat
كانا
kānā
KVN|ك و ن
bulundukları
7
فيه
fīhi
|
içinde
Kombi Müfredat
وقلنا
ve ḳulnā
GVL|ق و ل
ve dedik ki
Kombi Müfredat
اهبطوا
hbiTū
HBŦ|ه ب ط
inin
10 Kombi Müfredat
بعضكم
beǎ'Dukum
BAŽ|ب ع ض
kiminiz
11 Kombi Müfredat
لبعض
libeǎ'Din
BAŽ|ب ع ض
kiminize
12 Kombi Müfredat
عدو
ǎduvvun
AD̃V|ع د و
düşman olarak
13
ولكم
velekum
|
sizin için vardır
14
في
|
-nde
15 Kombi Müfredat
الأرض
l-erDi
ERŽ|ا ر ض
yeryüzü-
16 Kombi Müfredat
مستقر
musteḳarrun
GRR|ق ر ر
kalmak
17 Kombi Müfredat
ومتاع
ve metāǔn
MTA|م ت ع
ve nimet
18
إلى
ilā
|
19 Kombi Müfredat
حين
Hīnin
ḪYN|ح ي ن
bir süre
Konu Başlığı: -
Kırık Meal (Arapça) : |فَأَزَلَّهُمَا: onlar(ın ayağın)ı kaydırdı | الشَّيْطَانُ: şeytan | عَنْهَا: oradan | فَأَخْرَجَهُمَا: çıkardı | مِمَّا: yerden | كَانَا: bulundukları | فِيهِ: içinde | وَقُلْنَا: ve dedik ki | اهْبِطُوا: inin | بَعْضُكُمْ: kiminiz | لِبَعْضٍ: kiminize | عَدُوٌّ: düşman olarak | وَلَكُمْ: sizin için vardır | فِي: -nde | الْأَرْضِ: yeryüzü- | مُسْتَقَرٌّ: kalmak | وَمَتَاعٌ: ve nimet | إِلَىٰ: | حِينٍ: bir süre | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Harekesiz) : |فأزلهما FÊZLHME onlar(ın ayağın)ı kaydırdı | الشيطان ELŞYŦEN şeytan | عنها ANHE oradan | فأخرجهما FÊḢRCHME çıkardı | مما MME yerden | كانا KENE bulundukları | فيه FYH içinde | وقلنا WGLNE ve dedik ki | اهبطوا EHBŦWE inin | بعضكم BAŽKM kiminiz | لبعض LBAŽ kiminize | عدو AD̃W düşman olarak | ولكم WLKM sizin için vardır | في FY -nde | الأرض ELÊRŽ yeryüzü- | مستقر MSTGR kalmak | ومتاع WMTEA ve nimet | إلى ÎL | حين ḪYN bir süre | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Okunuş) : |feezellehumā: onlar(ın ayağın)ı kaydırdı | ş-şeyTānu: şeytan | ǎnhā: oradan | fe eḣracehumā: çıkardı | mimmā: yerden | kānā: bulundukları | fīhi: içinde | ve ḳulnā: ve dedik ki | hbiTū: inin | beǎ'Dukum: kiminiz | libeǎ'Din: kiminize | ǎduvvun: düşman olarak | velekum: sizin için vardır | : -nde | l-erDi: yeryüzü- | musteḳarrun: kalmak | ve metāǔn: ve nimet | ilā: | Hīnin: bir süre | Kopyala Paylaş
Kırık Meal (Transcript) : |FÊZLHME: onlar(ın ayağın)ı kaydırdı | ELŞYŦEN: şeytan | ANHE: oradan | FÊḢRCHME: çıkardı | MME: yerden | KENE: bulundukları | FYH: içinde | VGLNE: ve dedik ki | EHBŦVE: inin | BAŽKM: kiminiz | LBAŽ: kiminize | AD̃V: düşman olarak | VLKM: sizin için vardır | FY: -nde | ELÊRŽ: yeryüzü- | MSTGR: kalmak | VMTEA: ve nimet | ÎL: | ḪYN: bir süre | Kopyala Paylaş
Abdulbaki Gölpınarlı : Şeytansa oradan onların ayaklarını kaydırdı, onları bulundukları makamdan çıkarıverdi. Dedik ki: Bâzınız, bâzınıza düşman olarak inin buradan. Bir zamana kadar yeryüzünde oturmanız, oradan rızıklanmanız mukadder. Kopyala Paylaş
Adem Uğur : Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik. Kopyala Paylaş
Ahmed Hulusi : Bundan sonra şeytan onları içinde yaşadıkları (boyuttan) kaydırttı. Biz de dedik ki: "Bir kısmınız diğerine (ruh ve beden) düşman olarak inin. Sizin (ve nesliniz) için bir süre arzda (beden boyutu şartlarında) yaşam ve belli bir süre oradan yararlanma söz konusudur. " Kopyala Paylaş
Ahmet Tekin : Şeytan, Âdem ile eşini Cennetten uzaklaştırmak için, onları kusur işlemeye sevk etti. Bulundukları konumdan, Cennet nimetleri ve imkânları içinden onları çıkardı. Bunun üzerine: 'Buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin. Birbirinize düşmanlığınız devam edecek. Yeryüzünde bir vakte kadar sizin için bir yaşama yeri, bir barınak ve kısmetiniz, nasibiniz var.' dedik. Kopyala Paylaş
Ahmet Varol : Ancak şeytan her ikisinin de ayağını oradan kaydırdı ve kendilerini içinde bulundukları yerden çıkarttı. Biz de: 'Birbirlerinize düşman olarak oradan inin. Yeryüzünde sizin için bir yerleşme yeri ve belli süreye kadar geçiminizi sağlayacak varlık verilecektir' dedik. Kopyala Paylaş
Ali Bulaç : Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır" dedik. Kopyala Paylaş
Ali Fikri Yavuz : Nihayet onları (Âdem ile Havvâ’yı) Şeytan (bir desise ile) Cennetten kaydırdı ve içinde bulundukları nimetten onları çıkardı. Biz de: “- Biri-birinize düşman olarak buradan (yere) inin. Yeryüzünde sizin için bir vakte (ömrünüzün sonuna) kadar yerleşmek ve menfaatlenmek vardır.” demiştik. Kopyala Paylaş
Bekir Sadak : Seytan oradan ikisinin de ayagini kaydirtti, onlari bulunduklari yerden cikardi, onlara «Biribirinize dusman olarak inin, yeryuzunde bir muddet icin yerlesip gecineceksiniz» dedik. Kopyala Paylaş
Celal Yıldırım : (Ne var ki) Şeytan onları oradan kaydırdı; ikisini de içinde bulundukları şeyden (sonsuz nimetlerden) çıkardı. (Bunun üzerine) Biz de (bundan böyle) kiminiz kiminize düşman olarak (oradan yeryüzüne) inin. Sizin için yeryüzünde (belli) bir süreye kadar bir karargâh ve yararlanacağınız şey (ler) vardır, dedik. Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri : Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik.Dinle Kopyala Paylaş
Diyanet İşleri (eski) : Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara 'Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz' dedik. Kopyala Paylaş
Diyanet Vakfi : Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik. Kopyala Paylaş
Edip Yüksel : Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, 'Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız,' dedik.Dinle Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: «Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır.» dedik. Kopyala Paylaş
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de: «Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız.» dedik. Kopyala Paylaş
Elmalılı Hamdi Yazır : Bunun üzerine Şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları naz-ü naimden çıkardı, biz de haydi dedik bâzınız bâzınıza düşman olarak inin ve size yerde bir zamana kadar bir karar ve bir nasip alma varDinle Kopyala Paylaş
Fizilal-il Kuran : Fakat Şeytan onların ayaklarını oradan kaydırarak, kendilerini içinde bulundukları nimet yurdundan çıkardı. Biz de dedik ki; «Birbirinize düşman olarak oradan aşağı inin. Yeryüzü belirli bir süreye kadar size barınak ve geçim yeri olacaktır.» Kopyala Paylaş
Gültekin Onan : Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız" dedik. Kopyala Paylaş
Hakkı Yılmaz : "Bunun üzerine şeytân; İblis/düşünce yetisi onları oradan kaydırdı, içinde bulundukları ortamdan çıkardı. Ve Biz, “Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir yararlanma vardır” dedik. "Dinle Kopyala Paylaş
Hasan Basri Çantay : Bunun üzerine Şeytan onları (n ayağını) oradan kaydırıp içinde bulunduklarından (onun ni'metlerinden) onları çıkarıvermiş (mahrum edivermiş) di. Biz de: «Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde sizin için bir vakta (ömrünüzün sonuna) kadar durak ve fâidelenecek şey vardır» demişdik. Kopyala Paylaş
Hayrat Neşriyat : Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o ni'metten) onları çıkardı. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: '(Ey Âdem, Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin! Artık sizin için yeryüzünde bir zamâna kadar bir yerleşme ve bir faydalanma vardır.' Kopyala Paylaş
İbni Kesir : Nihayet şeytan onları cennetten kaydırdı. Onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de: Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde sizin için bir zamana kadar yerleşim ve faydalanma vardır, dedik. Kopyala Paylaş
İskender Evrenosoğlu : Fakat şeytan, ikisinin (ayağını) oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden (ni'metten) çıkardı. Ve: “Birbirinize düşman olarak (dünyaya) inin. Sizin için (belli) bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma (geçimini temin etme) vardır.” dedik. Kopyala Paylaş
Muhammed Esed : Ama Şeytan orada ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden Biz: "İnin, (bundan böyle) kiminiz kiminize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın!" dedik.Dinle Kopyala Paylaş
Ömer Nasuhi Bilmen : İmdi, Şeytan Âdem ile Havva'yı cennetten kaydırdı. Oradaki nîmetlerden çıkarıp uzaklaştırdı. Biz de dedik ki: «Bâzınız bâzınıza düşman olmak üzere yeryüzüne ininiz, sizin için yer yüzünde bir vakte kadar bir karar ve bir nasip vardır.» Kopyala Paylaş
Ömer Öngüt : Ne var ki şeytan ayaklarını kaydırıp onları oradan uzaklaştırmış, içinde bulundukları yerden çıkarmıştı. Bunun üzerine biz de: “Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir müddet yerleşmek ve geçinmek vardır. ” dedik. Kopyala Paylaş
Şaban Piriş : Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: -Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz, dedik. Kopyala Paylaş
Suat Yıldırım : Derken Şeytan onların ayaklarını kaydırarak içinde bulundukları nimet yurdundan çıkardı. Biz de: "Haydi, dedik, birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin! Siz orada belirli bir süre ikamet edip yararlanacaksınız." Kopyala Paylaş
Süleyman Ateş : Derken şeytân onlar(ın ayağın)ı oradan kaydırdı, içinde bulundukları (ni'met yurdu)ndan çıkardı. (Biz de) dedik ki: "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin, yeryüzünde kalıp bir süre yaşamanız lâzımdır."Dinle Kopyala Paylaş
Tefhim-ul Kuran : Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: «Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır» dedik. Kopyala Paylaş
Ümit Şimşek : Derken Şeytan, ayaklarını kaydırdı da onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de 'İnin aşağı,' dedik. 'Artık birbirinize düşman olarak yaşayacaksınız. Yeryüzünde sizin için belirli bir vakte kadar bir yerleşim ve bir nasip vardır.' Kopyala Paylaş
Yaşar Nuri Öztürk : Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkânı olacaktır.Dinle Kopyala Paylaş
ANASAYFA|KURAN SIRASI|İNİŞ SIRASI|ALFABETİK SIRA|MEAL LİSTESİ|KONU LİSTESİ|ARAMA SAYFASI|ALFABE
Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını İNDİR
Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır; hatalar, eksikler bulunabilir.